Exlibrary

Çokça sanat, evvela edebiyat ve illa ki felsefe…

"yol" Etiketli Girdiler

Hızıra Dağ Dayanmaz

Ali Riza Esin • 07 Eylül 2009, Pazartesi • Kategori: Şiir

yüklendi
sarı bemecesi hızırın
kasası hınca hınç dolu
kırmızının bini bir paraya
çekecek o yolu
ula hızır
deli hızır
ismete varınca
haber et bana
şu elli lirayı da veriver
kimin derdi kalmış bende
de ki elli daha
gönderirim servetle
kaputu açık et
suyun ısınmasın
ismetin ordan
haber etmeyi unutma
kasalar çürük
bak domatesler bozulmasın
vur beline köroğlunun
varınca dur başına nefeslen
bak şanzuman kara
salma sakın bayır aşâ
üçü varsa ikile
kampanalar cehennem
ula hızır
ulan hızır
kaç kat olmuş bu lastik
istepneynen [...]

Heykel Adam

Deniz Tan • 02 Ağustos 2009, Pazar • Kategori: Şiir

Sustu hep heykel adam…
Granit bir kadın
ya da
Mermer bir aşk
Bekleyerek hayattan.
Ne de olsa nesnenin doğasına aykırıydı…
Taş taşla toplanır her zaman.
Bir an olsun düşünmedi ki
Nesne bile bazen sıkılır.
Karışır ateşe kum taneleri
Billur olur, değişir.
Durdu hep heykel adam…
Taş gözlerde mavi-sarı renkler…
Sustuğu sözcüklerde gizli kıvılcımlar…
Saklayarak hayattan.
Ne de olsa nesnenin doğasına aykırıydı…
Kalkıp gidemedi oturduğu yerden.
Bir an olsun düşünmedi ki
Nesne bile bazen [...]

Sayım Suyum Yok

Ali Riza Esin • 22 Eylül 2008, Pazartesi • Kategori: Şiir

durduk yolun başına canla başla yürüdük
geriye vurduk çıkmazlarda başka yollara koyulduk
sözler kestirmeydi hep kesildi biletin en uzak mesafeden
ne cennetler sordu bizi ne cehennemler susturduk
durmak ölümdü dur duraksız yürüdük
yalnızlık cepte zaten yedik içtik güzelleştik
hayaller tutuşturduk seraplar kucakladık en gerçeğinden
ne cennetler baktı bize ne cehennemlerle seviştik
durduk durmadık demedik duraklarda kaldık
kızılca kıyametler içtik kana kana hem doymadık
tokatlara çarptık [...]

Keyif Adamı

Başar Tanrıken • 31 Temmuz 2008, Perşembe • Kategori: Öykü

Gözlerini açtı. Hâlâ var olduğuna şükretti. Bu şükrün fazla zamanını almasına izin vermeden ellerini, üstünü yumuşacık bir yaz denizi gibi örten örtünün üzerinde gezdirdi. Ellerinde, dirseklerinde kumaşın yumuşaklığını hissettikten sonra yavaşça doğruldu. Yüzünü yüksek apartmanları aşıp penceresinden sızmayı başaran gün ışığına dönerken gözlerini iyiden iyiye kısmayı da ihmal etmedi.

Günün Sonu

Ali Riza Esin • 19 Kasım 2007, Pazartesi • Kategori: Öykü

Gecenin ilerleyen saatleri sabaha ulaşmış, günün ilk ışıkları şehrin karanlık ufkunda belirdiği halde, binaların sokaklar boyu yükselen gölgeleri aydınlığın yükselmesini engelliyordu.

Doğa çoktan uyanmış, kuşlar bina boşluklarının kuytularından ayrılmış, ağaçlar gece karanlığının ziftinden sıyrılarak tekrar yeşiline bürünmeye başlamıştı.

Yollar bomboş, vitrin ve reklam ışıklarının renkleri arada sırada şehrin derin sessizliğini yırtan bir otomobil sesine eşlik ediyor, o sesin başlangıcından yavaş yavaş kayboluşuna kadar bir süre sonra şehrin ıssız havası tekrar kendini buluyordu.

Mucize

Sertaç Atalay • 27 Ekim 2007, Cumartesi • Kategori: Öykü

Mola yerinden ayrılalı iki saati geçmişti. Otobüs, kıvrılarak uzayan yolda hızla ilerlerken, radyodan yükselen müzik, tatlı bir fısıltı gibi yayılıyordu içeriye. Yolcuların büyük çoğunluğu uykuya dalmıştı. Muavin, zorlu bir gün geçirdiğinden olsa gerek, uykusunda konuşuyordu:
“Acentenin hatası abla, erkek yanı kesmişler. Hep böyle yapıyorlar, bayram arifesi.” Şoför, uykusunda konuşan muavini desteklemekten almadı kendini:
“Sorunlu bir yer orası, [...]