Exlibrary

Çokça sanat, evvela edebiyat ve illa ki felsefe…

"yalnızlık" Etiketli Girdiler

Kara Prens

Deniz Tan • 01 Eylül 2009, Salı • Kategori: Şiir

Cem’e…                                                                                  
Karanlık gecenin kara prensi
Gölgeler dostu
Yalnızlık ailesi
Uyanıverdi bir gece…
Kalktı, soyundu…
Üzerine giydiği hüznü bavula
Dudaklarındaki şarkıyı cebine koydu.
Gözlerindeki gökkuşağı sevgiyi
Sığdıramadı hiçbir yere.
Kapadı gözlerini sımsıkı
İçine akıttı renkleri.
Dışarıda siyah bir meltem esti…
Karanlık gecenin kara prensi
Yürüdü, gitti,
Rüzgara karıştı.
Kara Prens gitti şimdi.
Tüm renkleri kendine kattı,
Kendinde boğdu gitti.
Pembeyi kana
Sarıyı boka
Beyazı pise çevirdi gitti.
Karanlık gecenin kara prensi…
Gündüzü çaldı, gitti.
Karanlık gecenin deli rüzgarı…
Kara Prensi aldı, [...]

Taşsız Mezarlığın Hanımı

Burcu Nehir Halaçoğlu • 05 Ağustos 2009, Çarşamba • Kategori: Öykü

Soğuk, üşütüyor bedenimi. Diz çöküp kaldığım, kök verdiğim toprağın çıplak kucağına dökülmüş, saçlarım… Uzun mu uzun, cansız, gümüş rengi saçlarım. Ancak rüzgârın ziyaret ettiği bu kimsesiz açıklıkta, nefesi olan tek varlığım. Sonsuz uykularını böceklerle paylaşan atalarım, dostlarım, aşklarım ve tanımadıklarım kadar yalnızım.

Otobüs Durakları

Dinç Çoban • 17 Haziran 2009, Çarşamba • Kategori: Şiir

Yapmayın çocuklar, kaçmayın…
Yaklaştığımız kadar çokuz aslında birbirimize…
Yapmayın, zilini çalıp kaçtığınız kapılar kadarız hepimiz
ve
içeridekiler kadar yalnızız…
Yapmayın,
Vurmayın su bidonlarına dan dun
kaçırıp telaşlandırmayın hüzünlerimizi bu yangın akşamında.
Yapmayın çocuklar, yeter…
Sınamayın beni.
Seviyorum başka seçeneğim yok
Karakollar yemin verdirir geceye,
dilencilerin ömürleri yalan,
yolcu yolundadır her sabah,
Hicaz Nihavend kılığında gezer -ki yakalanır en son-
ve
ben seviyorum…
Başka seçeneğim yok…
Yapmayın,
hemen asmayın yüzlerinizi,
karartmayın ellerinizi,
itelemeyin beni..
Değişen ben değilim, [...]

Bir Adam – 3

Emine Sevde Yazıcı • 03 Haziran 2009, Çarşamba • Kategori: Öykü

Büyük bir acı çekerken, etrafta yaralı ve vahşi bir hayvan gibi gezmek isterim ama gururum bunu yapmama asla izin vermedi. Belki de dolaştım ve gururum bunu görmeme asla izin vermedi. Zaten bu itirafı bile nasıl yapabildiğimi bilmiyorum.

Son Mektup

Dinç Çoban • 27 Mayıs 2009, Çarşamba • Kategori: Şiir

Zor günler için gönderiyorum bu mektubu sana
başucunda sakla,
karanlık gecelerde çıkar, dokun yeter.
Yanına geleceğim,
tutup elinden birlikte yürüyeceğiz ışığa.
Ziyansız bir ömür dile ikimize
bir de kıymetli aşklar…
Zor günler için gönderiyorum bu mektubu sana
yastığının altına koy,
hemen elinin ulaşabildiği bir yere.
Sessiz gecelerde çıkar, korktuğun zaman, öp yeter.
Ses olacağım, içine dolacağım
son gecesi olacak öfkelerinin.
Gün dile ikimize,
bir de ışık…
Zor günler için gönderiyorum [...]

İçinden Konuşamayan Adam

Göksel Bekmezci • 23 Mayıs 2009, Cumartesi • Kategori: Şiir

şimdi ve çoğu zaman olduğu gibi saçmalarım ben myra.
sen üstüne alma.
bazı hayatların konu başlığıdır yalnızlık
ve böylesi kalabalık eder insanı.
mars’ta bulunan su, bir astronotun gözyaşı olabilir.
ilk işçi grevini başlatan şeytan
bir gün sözünden dönebilir.
önemli değil.
belki bir gün yalnızlık da sigortalanabilir.
hiç önemli değil.
her şey mümkün myra.
“geceyse..
eksik, kırık bir tırnak içindeyse..
bir uçak aniden
kalbine yenik
düşebilir.
sen çocukluğuma aldırma.
bir doktorun,
ameliyat masasında âşık [...]

Herkes Biliyor

Dinç Çoban • 13 Nisan 2009, Pazartesi • Kategori: Şiir

Herkes biliyor
seni nasıl sevdiğimi
mesela bütün kavanozları kuruyemişçinin
ve aşkları çırağının
çarşı pazar
boğazda sarı kanat
Beykoz’da yeni rakı
hamamda tellak
İzmir’de Pakizer hala
Ankara’da Bayram dayı
çelik çomak çeteleri
İpsiz Recep
Enver Paşa
Fırtına Vadisi
sabahın körü
gecenin ayazı
hepsi biliyor, tanıyor hepsi seni.
Bir sen bilmiyorsun seni nasıl sevdiğimi.
Hepsi vazgeçiyor yalnızlıktan
Hayyam şaraptan
Napolyon paradan
zangoç çandan
Hoca imandan
siyah beyazdan
bayram sabahtan
hepsi vazgeçiyor da
bir sen vazgeçmiyorsun yalnızlıktan.
Herkes konuşuyor benimle,
duyuyor sesimi bağırmadan da.
Orta yerinde bağırıyorum [...]

Ayrılık

Dinç Çoban • 05 Nisan 2009, Pazar • Kategori: Şiir

Bütün camekânlarına ayrılık yazmışlar kentin
Örselemişler ellerini
Hergelelerini uyutup
Bütün erketelerini yuğmuşlar sabaha karşı kanla,
Sonrası malum.
Yalnızlık…
Sana geldiğimde bozmuştum niyetimi
Çocukluğumu da yakacaktım
İlk gençliğimi de
Ateş soldururken yüzümdeki titremeyi
Az kalsın
Seni de öpecektim gözlerinden.
Yazık, bütün camekânlarına ayrılık yazmışlar kentin
Zayıf halkalarımızı bulmuşlar öyleyse
Kimsenin bilmediği sırlarımızı öğrenmişler
İhtimal festivalde görmüşler.
Sonrası malum.
Yalnızlık…
Eyvah,
Bütün camekânlarında ayrılık yazıyor kentin,
Bütün nehirleri sevişirken coğrafyanın
Küresel bir yangındır ayırıyor çocukları.
Aşklar büyüyor
Raylarda ölüyor
Eyvahhh,
Cerrahlar ameliyata [...]

Pandora’nın Kukusu

Göksel Bekmezci • 04 Nisan 2009, Cumartesi • Kategori: Şiir

Gonca Vuslateri için…                                 &
 
bir müddet kaç dakikadır, ne kadar sürer..
iyi tecrübeler, kötü olaylar mı taşır içinde..
insan neden ağlar.. göz yaşı nereye kurur…
sözyaşartıcı bomba var mıdır.. varsa nereye atılır ya da
ihanetler söz vermekle mi başlar ve nerede biter..
kağıt tenim, mürekkep kanınsa içime bastırdığın,
ardımıza serptiğimiz millitakımyıldızlarıyla yolunu bulmaya çalışan
birbirinin uydusu iki gezegen gibi kendi eksenimizde dönüyoruz demektir
tek odalı [...]

İkinci Şahsın Rüyası

Ali Riza Esin • 04 Nisan 2009, Cumartesi • Kategori: Şiir

aşk iki kişilik teşekkül
ikisi de benden müteşekkil
penceremden bakıyorum
dışarda senle karışık kar yağıyor
cama kısaltıyorum bakışlarımı
bir yüzümü orda bırakıyorum
dışarı koşuyorum
merdivenlerden çağlayarak
bir azmış iki yokmuş
kar topluyorum ağlayarak
kardan adam yapıyorum
içine soğuk işlemiş sözcüklerden
hayallerinin tüm haklarını
süpürgesine saklıyorum
çığlıktan bir düğüm atıyorum boynuna
ağzı kömür dili yok
boyuna düşürüyor yüzünü
burnunu tersten takıyorum
kuru kardan adam olmaz
yere yağıyor çığ gibi
yerde kara basanlardan izler
üstünden geçmeye değmez
hırçın kışa [...]

Ve Yastıkaltı Hâlâ Oyunlarım…

Genco Demirer • 19 Kasım 2008, Çarşamba • Kategori: Şiir

Sensizlik çığlıksız kayıp bir çocukluk
duyarsız ve kontrolsüz rüya bu arzu
gözden kaçmış gelgitlere gebe
kurumuş fısıltılar arasında sessizlik…
Her gün batımı başka bağlanış
ve gecenin varanı karanlık
duygular ufalarken duvarları
dalgalar arasında boğulmuş yalnızlık…
Huzursuz yerlerde eş değer sıcaklık
zarara sebep durmayan zaman
feda edilmiş hapsedilen aklın özgürlüğü
ve yastıkaltı hâlâ oyunlarım…

Aklıma Düşüyorsun

Dinç Çoban • 19 Kasım 2008, Çarşamba • Kategori: Şiir

Aklıma sen düşüyorsun
doğrulup kalkıyorum
ıslık çalıyorum durduğum yerde.
Düşünüyorum
hatta telaşlanıyorum
kim kabul eder bizi aşk defosuyla
kime anlatırız derdimizi ?
Aklıma sen düşüyorsun
eğlenerek dönüyorum tapınak bahçesinde
kimseler ses etmiyor
eski bir tanıdıkla karşılaşıyorum
geldik diyorum
duymuyor.
Avludan geçip çeşmeye varıyorum
yanıyorum
niyetim gözlerimi sulamak
olmuyor.
Aklıma sen düşüyorsun
terliyorum
bütün melekler uyuyor
bense çay demliyorum
geride kalanlara.
Sonra yine sen düşüyorsun aklıma
ne olduğunu anlamıyorum
çıkıyorum bahçesinden tanrının
düşüyorum peşine emeğin
erkek bir gözyaşı damlıyor yalnızlığımın rahmine
çoğalıyorum sanıyorum
oysa [...]

Sayım Suyum Yok

Ali Riza Esin • 22 Eylül 2008, Pazartesi • Kategori: Şiir

durduk yolun başına canla başla yürüdük
geriye vurduk çıkmazlarda başka yollara koyulduk
sözler kestirmeydi hep kesildi biletin en uzak mesafeden
ne cennetler sordu bizi ne cehennemler susturduk
durmak ölümdü dur duraksız yürüdük
yalnızlık cepte zaten yedik içtik güzelleştik
hayaller tutuşturduk seraplar kucakladık en gerçeğinden
ne cennetler baktı bize ne cehennemlerle seviştik
durduk durmadık demedik duraklarda kaldık
kızılca kıyametler içtik kana kana hem doymadık
tokatlara çarptık [...]

Uçurtma

Ali Riza Esin • 18 Eylül 2008, Perşembe • Kategori: Şiir

hadi yine yalnız kalalım
uçurtmanın kuyruğundaki şerit
ipini sardıkları çomak
ne kadar yalnızsa
çıtaları birleştiren ip
yere saldıkları yumak
çimenleri bulutlara değdiren rüzgâr
ne kadar yalnızsa uçurtma uçuran
tam o kadar yalnız olalım
havayla bulutla
rüzgârla bir olup
dinleyelim kendimizi
dinlenelim yine kendi yerimize
ayaklarımız yere değsin
yeryüzüyle bir olalım
gökyüzüne salalım yalnızlığımızı
başımız göğe ersin

Yalnızlık kapısı

Mehmet Sözer • 31 Mayıs 2008, Cumartesi • Kategori: Şiir

Evet yalnızlık
Oysa kendin açtın kapıyı
Ve uçup gittiğinde
Aralık kalması canını yaktı
Evet, yalnızlıktı adı
Ve sen söyledin kulağına gecenin
Hatırlasana ardından bakışını
Son yalancının
Ne olursa olsun
Böylesinden iyiydi…
di mi?
Yalnız bırak beni!

Günlükler 4

Barış Kahraman • 14 Mayıs 2008, Çarşamba • Kategori: Öykü

Bugünlerde sanki insanlar daha sık intihar ediyor ya da bana öyle geliyor. Gazeteyi açıyorum ve bir haber benim için iliştirilmiş bir not gibi gözüme takılıveriyor. “Bilmem neredeki bir felsefeci kendini uçurumdan aşağı atarak intihar etti.” Bu haberi okuyunca düşüncelere garkoluyorum. Bir Felsefeci mi? Ben yaşlarda benim gibi bir felsefeci neden intihar etmişti? Soğukkanlı bir [...]