<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Exlibrary &#187; ruh</title>
	<atom:link href="http://www.exlibrary.com/tag/ruh/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.exlibrary.com</link>
	<description>Çokça sanat, evvela edebiyat ve illa ki felsefe...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 06 Oct 2009 12:56:23 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.5</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Neden? Neden Olmasın?</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/neden-neden-olmasin/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/neden-neden-olmasin/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Apr 2009 17:23:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Aydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[ağlamak]]></category>
		<category><![CDATA[anlam]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[boşluk]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[ikilem]]></category>
		<category><![CDATA[kelimeler]]></category>
		<category><![CDATA[konuşmak]]></category>
		<category><![CDATA[koşuşturma]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır Çarşısı]]></category>
		<category><![CDATA[ölmek]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[saklanmak]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[sözcük]]></category>
		<category><![CDATA[suskunluk]]></category>
		<category><![CDATA[yorgunluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=2648</guid>
		<description><![CDATA[Sesi kısıldı sözcüklerin
Mısır Çarşısı&#8217;nda kayıp küçük bir çocuk gibi ağlamaklı çaresizlikleri.
Hem küçük hem kayıp bir çocuk gibi&#8230;
Ya da bir güvercin kadar ürkek ve pervasız bir o kadar.
Bir koşuşturmadır aldı başını gidiyor dilimde.
Hiçbir kelime kendi anlamını beğenmiyor nedense!
İkilem(e)ler istiyor kimisi,
sessiz sessiz otururken ben
kahvehane taburesinde.
Kimisi metafor delisi.
Bazısında bir kişiselleşme telaşı.
Konuşmuyor sözcükler
gelmedikçe keyifleri.
Bir isyan mı desem
yoksa bir grev [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sesi kısıldı sözcüklerin<br />
Mısır Çarşısı&#8217;nda kayıp küçük bir çocuk gibi ağlamaklı çaresizlikleri.<br />
Hem küçük hem kayıp bir çocuk gibi&#8230;<br />
Ya da bir güvercin kadar ürkek ve pervasız bir o kadar.<br />
Bir koşuşturmadır aldı başını gidiyor dilimde.<br />
Hiçbir kelime kendi anlamını beğenmiyor nedense!<br />
İkilem(e)ler istiyor kimisi,<br />
sessiz sessiz otururken ben<br />
kahvehane taburesinde.<br />
Kimisi metafor delisi.<br />
Bazısında bir kişiselleşme telaşı.<br />
Konuşmuyor sözcükler<br />
gelmedikçe keyifleri.<br />
Bir isyan mı desem<br />
yoksa bir grev mi(?)<br />
Ne desem bilemiyorum<br />
bu çetrefil muammanın tam ortasında.<br />
Çözülmüyor düğümler,<br />
hep bir kelime eksik çıkıyor hesaplar.<br />
Virgüllere takılıyor meramım,<br />
anlamım tepe taklak.<br />
Her sözcük başka bir sözcükten alacaklı sanıyor kendini.<br />
Bundan sebep susuyorlar kendilerini avazları yettiğince.<br />
Pis bir sessizliğin tam ortasında<br />
ağlıyorum zırıl zırıl.<br />
Kanımdan geliyor ses.<br />
Bu suskunluk<br />
besbelli<br />
ağrıttı kanımı.<br />
Kelimelerini ver bana<br />
anlamlarıma sarmak için.<br />
Sana gelmek istiyorum bir akşamüstü<br />
tüm sesimle.<br />
Yıkıntına sığınmak istiyorum.<br />
Anlıyor musun?<br />
Bir manzarana asmak istiyorum kendimi<br />
donakalmak için ölesiye.<br />
Öldüresiye bir de tüm yaşanacakları.<br />
Zira, ağır bir suçüstü baskın vermiş<br />
gecenin bir yarısı.<br />
(S)aklanamıyorum ne etsem.<br />
Nafile bir koşuşturmanın en yorgun kıvrımında<br />
takılıyorum bedenime.<br />
Ruhum tepe taklak bu kez.<br />
Her şey birbirine karıştı işte.<br />
Koştum, açtım nefesi sonuna kadar,<br />
biraz çilek yedim,<br />
ve yıkadım bedenimi.<br />
Ölebilirim artık<br />
en kuytu köşesinde ruhumun,<br />
sökerken şafak kendini geceden.<br />
Havalandırmaya çıkardım kendimi bir de.<br />
Bin bir anlam devşirdim evvela bin bir heceden.<br />
Bir boşluk ki tıka basa doldurdu içimdeki başka bir boşluğu.<br />
(H)akladım kendimi kendime sürterek<br />
kimsecikler görmeden.<br />
Şşşşşşşşşşşşşşş<br />
Hadi öldüm ben<br />
kimsecikler duymadan.<br />
Sen sabah ol yine e mi ey güzel şehir(?)<br />
Giderayak bir soru işareti daha taktım iki yakana:<br />
İyi mi(?)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/neden-neden-olmasin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ruhu Okşanmayan İnsan: Ruhsuz Beden</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/edebiyat/denemeler/ruhu-oksanmayan-insan-ruhsuz-beden/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/edebiyat/denemeler/ruhu-oksanmayan-insan-ruhsuz-beden/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Jul 2008 01:13:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uluç Karakaş</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[ruhsuz]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=729</guid>
		<description><![CDATA[
Yine ruhum küstü bu sıralar. Son isyan edişinde mecburen azat ettim onu; çünkü bedenimle ruhum arasındaki köprü yıkılmıştı. Haliyle nereye gidiyorsun bile diyemedim. Öylece izledim. Bir şey demek boşunaydı ya da bir şey diyerek onu yakalayabileceğimi düşünmek boşuna. Bu durumu kabullenmeli miyim? Artık ruhumun okşanmadığını nasıl kendime itiraf edebilirim.
İtiraf? Kendim? Ruh olmadan hangi kendim? Aslında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/07/ex_klimt_death_and_life.jpg" alt="Gustav Klimt - Ölüm ve Yaşam" title="Gustav Klimt - Ölüm ve Yaşam" width="285" height="264" class="picleft" /></p>
<p>Yine ruhum küstü bu sıralar. Son isyan edişinde mecburen azat ettim onu; çünkü bedenimle ruhum arasındaki köprü yıkılmıştı. Haliyle nereye gidiyorsun bile diyemedim. Öylece izledim. Bir şey demek boşunaydı ya da bir şey diyerek onu yakalayabileceğimi düşünmek boşuna. Bu durumu kabullenmeli miyim? Artık ruhumun okşanmadığını nasıl kendime itiraf edebilirim.</p>
<p>İtiraf? Kendim? Ruh olmadan hangi kendim? Aslında sadece bir bedenim; dolayısıyla girişimim sadece ağzımın hareket etmesinden öteye gidemez. Yeni doğmuş bir bebeğin kendi dilinde gak-guk gibi sesler çıkarışına benzeyecektir. Ne kadar da haksızlık ediyorum ruhuma. İlkin benim okşamam gerek ki onu; bedenimi ruhuma bağlayan, hatta yapıştıran koridor yıkılmasın. Bu koridor bir arabanın benzini gibidir. Ruh da araba. Kaptan sürücü koltuğunda oturmaktadır ve benzinden başka yakıt kullanmaması gerektiğini de bilmektedir. Lakin motorin dener; ama araba çalışmaz. LPG dener; ancak araba yine çalışmaz. Kaptana arabanın sürücüsü olabilecek yetki verilmiş; fakat kaptan bunu bilerek kullanmıyor. Bu ne büyük ahmaklık! Hey kaptan, ne zevk alıyorsun arabayı bozacak denemelerden? Ya bir daha hiç çalışmazsa? Kaptan böyle yaparak ne arabayı çalıştırabilir, ne de bir amacı varsa onu gerçekleştirebilir. Ne de diğer arabalar ve yollarla karşılaşır. Herhangi bir yola çıkılamayınca da hep başlangıçta kalınır. Yola çıkılamaz ve yol bitmez. Bütün bunlar kaptanın kendisine dönememesinde yatmakta galiba.</p>
<p>Kaptan; yani beden, araba; yani ruh, benzin; yani koridor. Ruhunun kaptanı olanlar ve onlardan biri ben, ben olmaya yaklaşan ama tam ben olamayan ben, neden bunca zaman böyle davranmışım? Bunca zamandan özür diliyorum. Önce kendimi anlamalı ve bedenimle ruhumu bütünleştiren yakıtla yola çıkmalıymışım. Dolayısıyla pek yol yapmamış pek de bitirmemişim. Hep yeni başlangıçlarla geçirmişim zamanı. Ve ben önce kendi yoluma bile çıkmamışım ki. Her yıl değişen parke taşlarının güzelim çarşıları mahvetmesi gibi. Yoluma hep yeni taşlar döşemiş ve üstünde gidip gelmemişim. Kendi ruhuna hitap etmeyi öğrenmek gerekli; belki de en uzun yolculuk bu olsa gerek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/edebiyat/denemeler/ruhu-oksanmayan-insan-ruhsuz-beden/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
