<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Exlibrary &#187; Resim</title>
	<atom:link href="http://www.exlibrary.com/tag/resim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.exlibrary.com</link>
	<description>Çokça sanat, evvela edebiyat ve illa ki felsefe...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 06 Oct 2009 12:56:23 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.5</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Sicim</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/edebiyat/oykuler/sicim/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/edebiyat/oykuler/sicim/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 Aug 2009 21:35:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emine Sevde Yazıcı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[adam]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[duvar]]></category>
		<category><![CDATA[ezgi]]></category>
		<category><![CDATA[görmek]]></category>
		<category><![CDATA[görüşmek]]></category>
		<category><![CDATA[ışık]]></category>
		<category><![CDATA[kabartma]]></category>
		<category><![CDATA[karanlık]]></category>
		<category><![CDATA[kız]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[nota]]></category>
		<category><![CDATA[oda]]></category>
		<category><![CDATA[pencere]]></category>
		<category><![CDATA[perde]]></category>
		<category><![CDATA[renk]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[sesler]]></category>
		<category><![CDATA[silüet]]></category>
		<category><![CDATA[tablo]]></category>
		<category><![CDATA[taş]]></category>
		<category><![CDATA[tuval]]></category>
		<category><![CDATA[uykusuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[yatak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=2782</guid>
		<description><![CDATA[Ressam arkadaşım Adnan Dönmez’e…

Gözlerini kısmıştı. Mümkün olsa daha da kısmak istiyordu. Belki de sımsıkı kapatmak. Böylece kapalı perdelerden sızan incecik ışık huzmesi gözlerine ulaşamazdı. Yattığı yerde döndü. Bir kez daha, bir kez daha… Her seferinde aynı tarafa döndüğü hissine kapıldı. Sanki o çabaladıkça yatak demirden bir kütleye dönüşüyor, uyku kovalandıkça kaçan bir ceylan gibi sekiyordu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="right"><em>Ressam arkadaşım Adnan Dönmez’e…</em></p>
<p><img src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2009/08/pencereden.jpg" alt="Oda" title="Oda" width="565" height="435" class="alignnone size-full wp-image-2783" /></p>
<p>Gözlerini kısmıştı. Mümkün olsa daha da kısmak istiyordu. Belki de sımsıkı kapatmak. Böylece kapalı perdelerden sızan incecik ışık huzmesi gözlerine ulaşamazdı. Yattığı yerde döndü. Bir kez daha, bir kez daha… Her seferinde aynı tarafa döndüğü hissine kapıldı.<span id="more-2782"></span> Sanki o çabaladıkça yatak demirden bir kütleye dönüşüyor, uyku kovalandıkça kaçan bir ceylan gibi sekiyordu önünde. Tam uzanacağım derken her seferinde kaçırıyordu ellerinden. Her türlü çabasının üzerine yenilgi tarafından dört bir taraftan sarılmışlık; adamın baş ağrısını biraz daha arttırdı. Belki bu kez ağrı dayanılmaz acısıyla birleşecek seviyeye ulaşmıştı. Yaşadığının ne olduğuna tam olarak karar veremiyordu. Uykusuzluk mu, yenilgi mi yoksa baş ağrısı mı daha çok canını sıkıyordu; bilmiyordu.</p>
<p>Bir hışımla yerinden fırladı. Kalktığında yaptığı ilk şey yeşil kadife perdeleri tamamen kapatmak oldu. Böylece karşıdaki sokak kandilinden gelen ışık zerreleri odasına sorgusuz sualsiz girme cüretini gösteremeyecekti. Loş odada oynaşan hiçbir ışık huzmesi kalmayınca adam bir an zaferi içinde hissetti. Sonra ağrısına geri döndü. Ya da ağrısı ona… Ne fark ederdi artık. &#8220;Delirmekle eş değer bir ağrı bu&#8221; diye düşündüğü bir anda, düşünmenin hiçbir şeyi çözemeyeceğine kanaat getirdi. Hazır ayaktayken, düşünmeden hareket etmek daha kolay olur diye yatağa da dönmemeye karar verdi. Yatağın oymalı başı duvara yaslanmış tam önünde duruyordu. Ama yatak karşısında olmasına rağmen ne yatağı ne de yatağın oymalarını gördü. Odanın ortasına yakın bir yerinde çıplak ayağıyla kabartmalarını seçtiği halının kıyısında ayakta dururken aniden arkasını döndü. Arkasındaki duvara hızla ilerledi. Ağrı hareketlerini şiddetlendiriyordu. Kaçarcasına ağrıdan, koşturarak duvarın önüne geldi. Duvardaki farklı uzunluk ve genişlikteki taşlardan birkaçına dokunarak bir ezgi mırıldandı. Duvardan daha önce duvarın bir parçasıymış gibi görünen bir kapak açıldı. Küçük bir dolaba benzeyen bu gizli bölmeden bir kutu aldı. Boynunda asılı duran mavi ve kırık bir taş parçasını kutunun üstündeki girintiye koydu. Girintiden ufak bir çıkırtı duyuldu. Kutunun kabartmalı desenleri değişti. Taş, yerine yerleşmiş ve görevini yerine getirmişti. Kapağı açtı. Oda aydınlıkla doldu. Adam yüzüne çarpan ışığa gözlerini kırpamadan bakakaldı. Bu, ağrısını daha da arttırdı. Başı yalnızca boynuyla kaldıramayacağı bir ağırlığa ulaşmıştı. Sol eliyle başını tutmaya başladı. Git gide ağırlaşan başına, boşta kalan sağ eli bir çözüm sunmak üzereydi. Kutunun içinden sağ eliyle ışıldayan sicimi aldı, başının tepesine doladı. Sicime iki eliyle düğüm attı. Hafif bir uğultuyla adamın tepesinde bir çember çizerek silindi sicim. Gözlerini kapayıp derin bir nefes alma ihtiyacı duydu. Az sonra yapacakları bu ağrıya ve ağırlığa bir çözüm olabilecek miydi, emin değildi. Sicimin kaybolduğu yeri parmağıyla yokladı. Sicim de işini görmüştü demek ki… Sıra sözlerdeydi. “Her neysen içerideki, çık ortaya!” diye bağırdı aynaya bakarken. Başının tepesi çatırdadı. Küçük bir gıcırtıyla açılmaya başladı. Önce aydınlandı ortalık. Sonra; aydınlık azalırken, adam ilk anda görünen aydınlığın yarattığı, gözlerinin karanlıktan aydınlığa geçişteki yanılsaması üzerine bir fikir geliştirmeye çalışıyordu. Tam göz kamaşmasının buna sebep olduğunu bulduğunda, kafatasının içinden saçlar çıkmaya başladı. Saçlar çıkmaya devam ederken, aydınlığa alışan adamın gözleri uzadıkça uzayan saçların sarı rengini ayırt etmeye başladı. Ardından küçük bir kafa yükseldi, onu takiben küçük bir beden göründü. Elleriyle adamın kesik kafatasından yardım alan beden, kendini aşağıya bıraktı. Süzülerek yere ilk inen saçlardı. Sonra da küçük bedenin ayakları yere kavuştu.  </p>
<p>Yaklaşık yirmi santim boyunda saçları ayaklarına kadar uzanan, aydınlık yüzlü bir kız adamın karşısında duruyordu. Adam donuk gözlerle baktı kıza. “Daha içeride kalan var mı?” dedi. “Saçlarımdan göremedim.” dedi kız. Adam oflayarak kafasına küçük bir şaplak indirdi. “Kalanlar, hadi siz de çıkın!” Adamın az önce beyaz ışık saçan tepesinden şimdi de yeşil bir ışık göründü. Kısa, kızıl saçlı küçük oğlan “Ha-ha!” dedi adamla göz göze gelince. O da aşağıya zıpladı ve süzülerek indi. “E başka?” dedi adam tekrar aynaya dönerek. “Acele etme.” dedi kız, yumuşak sesiyle. “Onlar için erken.” dedi çilli suratlı küçük oğlan. </p>
<p>Adam başının tepesini tuttu ve kapattı. Sicimin dolandığı kesiği parmağıyla baştan sona okşadı. Sicim aydınlanmaya ve derinin içinden çıkmaya başladı. Hafif bir uğultuyla tamamen görünür olduğunda, adam sicimi eline aldı. Düğümü çözdü. Sicimi bir kâğıda sardı ve aynanın yanında duran kenarlarında aslan kabartmaları olan büyükçe masanın üzerine bıraktı. </p>
<p>Adam yeşil ışık saçan küçük oğlanı, beyaz ışık saçan kızı aldı eline ve masanın diğer köşesine bıraktı. Bir sandalye çekti ve karşılarına oturdu. Derin bir nefes çekti. Başını ve şakaklarını ovdu bir an. Ağrısı azalmıştı, belki de yok olmuştu. Yalnızca hafif bir sızı vardı; sicimin dolandığı çizgide. </p>
<p>Kız bir şarkı mırıldandı. Küçük oğlan masaya oturdu ve kızı dinlemeye başladı. Kızın söylediği mırıltı bir ninniyi çağrıştırıyordu. Sözlerini seçemiyordu adam. Ama hoşuna gitmişti duyduğu ezgi. Işığı daha da kuvvetlendi kızın. Mırıltısı şiddetlendi. Oğlanın yeşili de daha bir aydınlatıyordu sanki etrafı. Tiz seslerden oluşan nağmenin bu kısmı, nakarat olmalıydı. Arada bir tekrarlanıyor ve şarkıya coşku katıyordu. Adam kâğıdı-kalemi eline aldı. Notalarını yazmaya başladı; kız mırıltısını yinelerken. Oğlan masanın köşesine kıvrıldı mutlulukla. Sırasının gelmesini dinlenerek beklemeyi düşünmüştü. </p>
<p>Adam şiddetle kâğıdı karaladı. Kız mırıltısına yeniden başladı. Adam karalamalarına bir kez daha baktı. “Çok güzel!” diye bağırdı kâğıtların birine bakıp bir şey anladığında. Kızın hüzünlü gözleri aydınlandı. Mırıltısını bu kez de, mutluluğunu paylaşmak için yineledi. Ardından “re-re-la-sol-la-re-re-la-sol-la-si-la-sol-fa-sol-miiiiii” diyerek şarkıyı sesini inceltip kalınlaştırmadan düz bir şekilde okudu adam önce. Sonra tekrarladı notaları… Bu sefer nağmeleri sesinde yerli yerine yerleştirerek; ince sesle “re-do-si-la-si-laaaa, do-si-la-sol-la-sooool” dedi. Adam nakaratı sevmişti. Şarkının bitişini bir kez daha mırıldandı. Kızın bitişte çıkardığı ara sesin hangi notaya tekabül ettiğini bir türlü bulamadı. Kafasını kaşıdı hızlıca. “Sanırım bir kez daha duymalıyım sonunu.” dedi. Kız memnuniyetini belirten bir gülümsemeyle şarkı ile ninni arasında gidip gelen huzurlu parçayı tekrar mırıldanmaya başladı. Bittiğinde adam; “Diyez sanırım. Ama yok, keskin olur, bemol bemol.” dedi. Tam da emin değildi. Yorgunluğu başına vurmuşken, bemoller veya diyezler; hepsi aynıymış gibi geliyordu kulağına… </p>
<p>“Yine de fena olmadı. Ezginin büyük bir kısmı kâğıtta. Çalışırım sonra, olmazsa…” </p>
<p>“Siz bilirsiniz efendim.” dedi kız, başını hafifçe eğip selam vererek.</p>
<p>Oğlan ayağa kalktı, gerindi. Adam kâğıtları masaya bıraktı. İri gözleriyle adama bakan kızın saçlarından bir ışıltı geçti; adam elini kızın saçlarına dokundurduğunda. Saç tellerini incelerken, ışıltı bir kez daha göründü. Kızın saçları sarıdan daha sarı oluveriyordu, bir anlığına da olsa. “Teşekkür ederim.” dedi adam mırıltıyla. Sonra tekrarladı daha yüksek bir sesle, mırıltısının şiddetinden memnun kalmadığından; “Teşekkür ederim.” “Önemli değil, siz memnun kaldıysanız.” dedi kız zarafetle. “Yorulmadınız ya?” dedi adam itinayla. “Sizi mutlu gördükten sonra, geçer gider tüm yorgunluklar.” dedi kız kelimeleri incitmeden vurgulayarak. Adam bir kez daha gülümsedi kıza. Ellerine alıp küçük kızı, saçlarına bir öpücük kondurdu. “Hadi sen olgun çıktın, bu çırpı bacaklı haytayla ne yapacağım ben?” dedi adam alaycı. Küçük oğlan kızdı bir an. Sonra, “Benim suçum değildi bu, bana pek yer kalmamıştı.” dedi sesini sivrilterek. Kızla adam gülüştüler, “Biliyorum, biliyorum&#8230;” dedi adam. “Benim tembelliğim ve inadım yüzünden. Ama uyumak istiyordum. Yorgun bedenime uyku yerine siz gelince, hemen kalkamadım ayağa.” “Bunu biz seçmiyoruz.” dedi oğlan çatlak sesiyle. “Sadece gelmemiz gereken zamanda geliriz biz.” dedi oğlanın yanına adamın bıraktığı yerden yürüyerek gelen kız, “Eğer istersen hemen, istemezsen de sonra çıkarırsın bizleri dışarı.” “Biz çok kaldık içerde. O nedenle arkadaşlarım çirkin ve büzüşmüş halleriyle sana kendilerini göstermek istemediler.” dedi oğlan, yeşilinde küçük bir azalma yaşanırken. </p>
<p>“Benim de suçum değil, yorgundum bu nedenle de inatla uyumaya çalışıyordum” dedi adam üzülerek. “Hadi artık” dedi yeşili solan oğlan. “Tamam” dedi adam. Kâğıdı kalemi tekrar eline aldı. Boş sayfaya bir şeyler çizdi. Yeşilli oğlana gösterdi, “İyi gibi&#8230;” dedi çocuk. “İstersen bir de şurada deneyelim.” dedi adam oğlanı omzuna koyarak. Diğer duvara yaslanmış olan tuvalin önüne geçti.</p>
<p>Kız bir kâğıdı kıvırıp başının altına yastık yaptı. Uzun elbisesinin eteklerini toplayarak adamın çizdiği notaların üzerine yattı. Uykuya dalmadan az önce “İyi geceler… Mutluluklar!  Bir daha görüşemesek de…” dedi. “Teşekkürler” dedi adam, “Tüm güzellikler de seninle olsun.” </p>
<p>Adam tuvale döndü. Omzundaki çocuk kulağına bir şeyler fısıldıyordu. Çocuk fısıldadıkça adam tuvale bir şeyler çiziyor, fırça değiştiriyor, bazen de fırçaları temizliyordu. Bir an durup geriye doğru iki adım attı. Adam elindeki fırçayı tuvale hizalayarak uzaktan bakıp, “acaba bir parça daha aşağıya mı yerleştirsem?” diye omzundaki oğlana sordu. “Bak oraya koyarsan eğer, az aşağıya üçgen gibi gelecek olan adamın bacağı için yer kalmaz, çerçevenin oranları bozulur.” dedi bilmiş bir tavırla. “Sadece hafif bir vurgu için, çok açık bir kahverengiye ne dersin?” “Palette göstermelisin, açıktan kastın, ne kadar açık?” “Tamam” diyerek adam beyaz ve kahverengi boya tüplerinden birer parça boya aldı paletine. Bol beyazın üzerine azıcık kahverengi kattı. Bejden biraz koyuca, kahverengiden hayli açıkça bir renkti paletteki. “Hmm belki olabilir.” dedi oğlan ihtiyatla. </p>
<p>Çocuk ve adam yorgun düşene kadar devam ettiler tuval üzerindeki işlerine. Sonunda çocuk, “diyebileceklerim bu kadar” dedi. Oğlanın yeşil ışığı iyice solmuş, tuvalin önü dışında hiçbir yeri aydınlatamaz olmuştu. Adam, “Ne yapalım, ‘tamam’ demekten başka yapacak bir şey yok!” diye ünledi. Tabloya yakından göz attılar bir kez daha. “Güzel, güzel de bu gece tamamlayamayacağım… Artık… Sonra!” diyebildi adam yarım kalmış resme bakarken… Çocuğu eline alıp az önce karalama yaptığı kâğıtların üzerine bıraktı. “Şimdilik iyi geceler, biz bir kez daha görüşeceğiz sanırım.” dedi çocuk. </p>
<p>Kızın ışığı neredeyse tamamen sönmüş, görüntüsü de iyice silikleşmişti. Bedeni köpük köpük olup kabarcıklarına ayrılıyor, her bir kabarcık patladığında da kızın silüeti bir parçasını daha kaybediyordu. Az ötesinde yatan çocuğun ışığı sönmüşse de görüntüsü hala netti. “Evet, görüşmeliyiz. Tablomu yarım bırakmak istemem.” “Görüşeceğiz, merak etme.” dedi çocuk gözlerini kaparken. Kızın köpük köpük olan bedeni, notaların üzerine yayıldı ve bütün kabarcıklar patlayınca tamamen yok oldu. Gerisinde başının altına koymak için kıvırdığı kâğıt parçası ve notalar kaldı yalnızca. Adam oğlanın az ötesinde duran kâğıda sarılı sicimi alıp kutusuna yerleştirdi ve kutuyu duvardaki yerine koydu. </p>
<p>Adam yatağa dönerken aynadaki aksine bir göz attı ama daha önce küçük bir huzme de olsa, karşıdaki sokak kandilinden gelen ışığı engellemek için perdeleri tamamen kapattığından, içeriye bir ışık zerresi dahi giremiyordu. Bu koyu loşlukta aksini seçemeyince, elini sicimin değdiği yerlere bir kez daha götürdü. Ne sızı ne de bir kabartı hissediliyordu. Başında ağrı ve ağırlık da kalmamıştı. “En azından şimdilik rahatım.” dedi adam esneyerek. Yatağa yatarken gözlerinin çöktüğünü ve kuruduğunu hissetti. Ama yine de mutluydu, gözlerini kapatırken…  </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/edebiyat/oykuler/sicim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nilüfer İnandım Resimleri</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/galeri/resim/nilufer-inandim-resimleri/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/galeri/resim/nilufer-inandim-resimleri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 Nov 2008 13:23:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Exlibrary</dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[acı]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[hayat kadını]]></category>
		<category><![CDATA[kopuk aile]]></category>
		<category><![CDATA[namahrem]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer İnandım]]></category>
		<category><![CDATA[ressam]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[tablo]]></category>
		<category><![CDATA[yağlı boya]]></category>
		<category><![CDATA[yürüyüş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=1781</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<a href='http://www.exlibrary.com/galeri/resim/nilufer-inandim-resimleri/attachment/ex_aci_nilufer_inandim_2008/' title='Acı - Nilüfer İnandım - 2008, Tuval üzerine yağlıboya, 130x100cm'><img width="150" height="150" src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/10/ex_aci_nilufer_inandim_20081-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="Acı - Nilüfer İnandım - 2008, Tuval üzerine yağlıboya, 130x100cm" title="Acı - Nilüfer İnandım - 2008, Tuval üzerine yağlıboya, 130x100cm" /></a>
<a href='http://www.exlibrary.com/galeri/resim/nilufer-inandim-resimleri/attachment/ex_aile_nilufer_inandim_2007/' title='Aile - Nilüfer İnandım - 2007, Tuval üzerine yağlıboya, 100x75cm'><img width="150" height="150" src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/10/ex_aile_nilufer_inandim_20071-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="Aile - Nilüfer İnandım - 2007, Tuval üzerine yağlıboya, 100x75cm" title="Aile - Nilüfer İnandım - 2007, Tuval üzerine yağlıboya, 100x75cm" /></a>
<a href='http://www.exlibrary.com/galeri/resim/nilufer-inandim-resimleri/attachment/ex_benim_nilufer_inandim_2007/' title='Benim - Nilüfer İnandım - 2007, Tuval üzerine yağlıboya, 130x100cm'><img width="150" height="150" src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/10/ex_benim_nilufer_inandim_20071-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="Benim - Nilüfer İnandım - 2007, Tuval üzerine yağlıboya, 130x100cm" title="Benim - Nilüfer İnandım - 2007, Tuval üzerine yağlıboya, 130x100cm" /></a>
<a href='http://www.exlibrary.com/galeri/resim/nilufer-inandim-resimleri/attachment/ex_bolum_nilufer_inandim_2008/' title='Bölüm - Nilüfer İnandım - 2008, Tuval üzerine yağlıboya, 180x160cm'><img width="150" height="150" src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/10/ex_bolum_nilufer_inandim_20081-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="Bölüm - Nilüfer İnandım - 2008, Tuval üzerine yağlıboya, 180x160cm" title="Bölüm - Nilüfer İnandım - 2008, Tuval üzerine yağlıboya, 180x160cm" /></a>
<a href='http://www.exlibrary.com/galeri/resim/nilufer-inandim-resimleri/attachment/ex_dedikodu_nilufer_inandim_2008/' title='Dedikodu - Nilüfer İnandım - 2008, Tuval üzerine yağlıboya, 160x140cm'><img width="150" height="150" src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/10/ex_dedikodu_nilufer_inandim_20081-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="Dedikodu - Nilüfer İnandım - 2008, Tuval üzerine yağlıboya, 160x140cm" title="Dedikodu - Nilüfer İnandım - 2008, Tuval üzerine yağlıboya, 160x140cm" /></a>
<a href='http://www.exlibrary.com/galeri/resim/nilufer-inandim-resimleri/attachment/ex_hayat_kadini_nilufer_inandim_2007/' title='Hayat Kadını - Nilüfer İnandım - 2007, Tuval üzerine yağlıboya, 100x80cm'><img width="150" height="150" src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/10/ex_hayat_kadini_nilufer_inandim_20071-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="Hayat Kadını - Nilüfer İnandım - 2007, Tuval üzerine yağlıboya, 100x80cm" title="Hayat Kadını - Nilüfer İnandım - 2007, Tuval üzerine yağlıboya, 100x80cm" /></a>
<a href='http://www.exlibrary.com/galeri/resim/nilufer-inandim-resimleri/attachment/ex_huzun_nilufer_inandim_2007/' title='Hüzün - Nilüfer İnandım - 2007, Tuval üzerine yağlıboya, 130x100cm'><img width="150" height="150" src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/10/ex_huzun_nilufer_inandim_20071-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="Hüzün - Nilüfer İnandım - 2007, Tuval üzerine yağlıboya, 130x100cm" title="Hüzün - Nilüfer İnandım - 2007, Tuval üzerine yağlıboya, 130x100cm" /></a>
<a href='http://www.exlibrary.com/galeri/resim/nilufer-inandim-resimleri/attachment/ex_iliski_nilufer_inandim_2008/' title='İlişki - Nilüfer İnandım - 2008, Tuval üzerine yağlıboya, 130x100cm'><img width="150" height="150" src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/10/ex_iliski_nilufer_inandim_20081-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="İlişki - Nilüfer İnandım - 2008, Tuval üzerine yağlıboya, 130x100cm" title="İlişki - Nilüfer İnandım - 2008, Tuval üzerine yağlıboya, 130x100cm" /></a>
<a href='http://www.exlibrary.com/galeri/resim/nilufer-inandim-resimleri/attachment/ex_isimsiz1_nilufer_inandim_2008/' title='İsimsiz - Nilüfer İnandım - 2008, Tuval üzerine yağlıboya, 130x100cm'><img width="150" height="150" src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/10/ex_isimsiz1_nilufer_inandim_20081-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="İsimsiz - Nilüfer İnandım - 2008, Tuval üzerine yağlıboya, 130x100cm" title="İsimsiz - Nilüfer İnandım - 2008, Tuval üzerine yağlıboya, 130x100cm" /></a>
<a href='http://www.exlibrary.com/galeri/resim/nilufer-inandim-resimleri/attachment/ex_isimsiz2_nilufer_inandim_2008/' title='İsimsiz - Nilüfer İnandım - 2008, Tuval üzerine yağlıboya, 100x80cm'><img width="150" height="150" src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/10/ex_isimsiz2_nilufer_inandim_20081-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="İsimsiz - Nilüfer İnandım - 2008, Tuval üzerine yağlıboya, 100x80cm" title="İsimsiz - Nilüfer İnandım - 2008, Tuval üzerine yağlıboya, 100x80cm" /></a>
<a href='http://www.exlibrary.com/galeri/resim/nilufer-inandim-resimleri/attachment/ex_karnaval_nilufer_inandim_2008/' title='Karnaval - Nilüfer İnandım - 2008, Tuval üzerine yağlıboya, 130x100cm'><img width="150" height="150" src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/10/ex_karnaval_nilufer_inandim_20081-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="Karnaval - Nilüfer İnandım - 2008, Tuval üzerine yağlıboya, 130x100cm" title="Karnaval - Nilüfer İnandım - 2008, Tuval üzerine yağlıboya, 130x100cm" /></a>
<a href='http://www.exlibrary.com/galeri/resim/nilufer-inandim-resimleri/attachment/ex_kopuk_aile_nilufer_inandim_2008/' title='Kopuk Aile - Nilüfer İnandım - 2008, Tuval üzerine yağlıboya, 180x160cm'><img width="150" height="150" src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/10/ex_kopuk_aile_nilufer_inandim_20081-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="Kopuk Aile - Nilüfer İnandım - 2008, Tuval üzerine yağlıboya, 180x160cm" title="Kopuk Aile - Nilüfer İnandım - 2008, Tuval üzerine yağlıboya, 180x160cm" /></a>
<a href='http://www.exlibrary.com/galeri/resim/nilufer-inandim-resimleri/attachment/ex_na_mahrem_nilufer_inandim_2008/' title='Na-mahrem - Nilüfer İnandım - 2008, Tuval üzerine yağlıboya, 100x75cm'><img width="150" height="150" src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/10/ex_na_mahrem_nilufer_inandim_20081-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="Na-mahrem - Nilüfer İnandım - 2008, Tuval üzerine yağlıboya, 100x75cm" title="Na-mahrem - Nilüfer İnandım - 2008, Tuval üzerine yağlıboya, 100x75cm" /></a>
<a href='http://www.exlibrary.com/galeri/resim/nilufer-inandim-resimleri/attachment/ex_pozisyon_nilufer_inandim_2007/' title='Pozisyon - Nilüfer İnandım - 2007, Tuval üzerine yağlıboya, 100x75cm'><img width="150" height="150" src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/10/ex_pozisyon_nilufer_inandim_20071-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="Pozisyon - Nilüfer İnandım - 2007, Tuval üzerine yağlıboya, 100x75cm" title="Pozisyon - Nilüfer İnandım - 2007, Tuval üzerine yağlıboya, 100x75cm" /></a>
<a href='http://www.exlibrary.com/galeri/resim/nilufer-inandim-resimleri/attachment/ex_ruhuna_fatiha_nilufer_inandim_2008/' title='Ruhuna Fatiha - Nilüfer İnandım - 2008, Tuval üzerine yağlıboya, 100x80cm'><img width="150" height="150" src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/10/ex_ruhuna_fatiha_nilufer_inandim_20081-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="Ruhuna Fatiha - Nilüfer İnandım - 2008, Tuval üzerine yağlıboya, 100x80cm" title="Ruhuna Fatiha - Nilüfer İnandım - 2008, Tuval üzerine yağlıboya, 100x80cm" /></a>
<a href='http://www.exlibrary.com/galeri/resim/nilufer-inandim-resimleri/attachment/ex_sehir_nilufer_inandim_2008/' title='Şehir - Nilüfer İnandım - 2008, Tuval üzerine yağlıboya, 160x140cm'><img width="150" height="150" src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/10/ex_sehir_nilufer_inandim_20081-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="Şehir - Nilüfer İnandım - 2008, Tuval üzerine yağlıboya, 160x140cm" title="Şehir - Nilüfer İnandım - 2008, Tuval üzerine yağlıboya, 160x140cm" /></a>
<a href='http://www.exlibrary.com/galeri/resim/nilufer-inandim-resimleri/attachment/ex_yuruyus_nilufer_inandim_2008/' title='Yürüyüş - Nilüfer İnandım - 2008, Tuval üzerine yağlıboya, 130x100cm'><img width="150" height="150" src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/10/ex_yuruyus_nilufer_inandim_20081-150x150.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="Yürüyüş - Nilüfer İnandım - 2008, Tuval üzerine yağlıboya, 130x100cm" title="Yürüyüş - Nilüfer İnandım - 2008, Tuval üzerine yağlıboya, 130x100cm" /></a>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/galeri/resim/nilufer-inandim-resimleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Saman Sarısı &#8211; Nazım Hikmet</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/exlibrary-kitapligi/ustalardan/saman-sarisi-nazim-hikmet/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/exlibrary-kitapligi/ustalardan/saman-sarisi-nazim-hikmet/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Sep 2008 00:00:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Exlibrary</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ustalardan Seçkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Abidin]]></category>
		<category><![CDATA[Abidin Dino]]></category>
		<category><![CDATA[el]]></category>
		<category><![CDATA[Havana]]></category>
		<category><![CDATA[Hürriyet]]></category>
		<category><![CDATA[kestane]]></category>
		<category><![CDATA[kestane ağacı]]></category>
		<category><![CDATA[kirpikler]]></category>
		<category><![CDATA[Kızıl Meydan]]></category>
		<category><![CDATA[Krakof]]></category>
		<category><![CDATA[mavi]]></category>
		<category><![CDATA[Moskova]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluğun resmi]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[Nazım Hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[özlem]]></category>
		<category><![CDATA[Paris]]></category>
		<category><![CDATA[Prag]]></category>
		<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[saman]]></category>
		<category><![CDATA[sarı]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Varşova]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=1047</guid>
		<description><![CDATA[I.
Seher vaktı habersizce girdi gara ekspres
kar içindeydi
ben paltomun yakasını kaldırmış perondaydım
peronda benden başka da kimseler yoktu
durdu önümde yataklı vagonun pencerelerinden biri
perdesi aralıktı
genç bir kadın uyuyordu alacakaranlıkta alt ranzada
saçları saman sarısı kirpikleri mavi
kırmızı dolgun duduklarıysa şımarık ve somurtkandı
üst ranzada uyuyanı göremedim
habersizce usulcacık çıktı gardan ekspres
bilmiyorum nerden gelip nereye gittiğini
baktım arkasından
üst ranzada ben uyuyorum
Varşova&#8217;da Biristol Oteli&#8217;nde
yıllardır böyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>I.</p>
<p>Seher vaktı habersizce girdi gara ekspres<br />
kar içindeydi<br />
ben paltomun yakasını kaldırmış perondaydım<br />
peronda benden başka da kimseler yoktu<br />
durdu önümde yataklı vagonun pencerelerinden biri<br />
perdesi aralıktı<br />
genç bir kadın uyuyordu alacakaranlıkta alt ranzada<br />
saçları saman sarısı kirpikleri mavi<br />
kırmızı dolgun duduklarıysa şımarık ve somurtkandı<br />
üst ranzada uyuyanı göremedim<br />
habersizce usulcacık çıktı gardan ekspres<br />
bilmiyorum nerden gelip nereye gittiğini<br />
baktım arkasından<br />
üst ranzada ben uyuyorum<br />
Varşova&#8217;da Biristol Oteli&#8217;nde<br />
yıllardır böyle derin uykulara dalmışlığım yoktu<br />
oysa karyolam tahtaydı dardı<br />
genç bir kadın uyuyor başka bir karyolada<br />
saçları saman sarısı kirpikleri mavi<br />
ak boynu uzundu yuvarlaktı<br />
yıllardır böyle derin uykulara dalmışlığı yoktu<br />
oysa karyolası tahtaydı dardı<br />
vakıt hızla ilerliyordu yaklaşıyorduk gece yarılarına<br />
yıllardır böyle derin uykulara dalmışlığımız yoktu<br />
oysa karyolalar tahtaydı dardı<br />
iniyorum merdivenleri dördüncü kattan<br />
asansör bozulmuş yine<br />
aynaların içinde iniyorum merdivenleri<br />
belki yirmi yaşımdayım belki yüz yaşımdayım<br />
vakıt hızla ilerliyordu yaklaşıyorduk gece yarılarına<br />
üçüncü katta bir kapının ötesinde bir kadın gülüyor sağ elimde<br />
kederli bir gül açıldı ağır ağır<br />
Kübalı bir balerinle karşılaştım ikinci katta karlı pencerelerde<br />
taze esmer bir yalaza gibi geçti alnımın üzerinden<br />
şair Nikolas Gilyen Havana&#8217;ya döndü çoktan<br />
yıllarca Avrupa ve Asya otellerinin hollerinde oturup içtikti<br />
yudum yudum şehirlerimizin hasretini<br />
iki şey var ancak ölümle unutulur<br />
anamızın yüzüyle şehrimizin yüzü<br />
kapıcı uğurladı beni gocuğu geceye batık<br />
yürüdüm buz gibi esen yelin ve neonların içinde yürüdüm<br />
vakıt hızla ilerliyordu yaklaşıyordum gece yarılarına<br />
çıktılar önüme ansızın<br />
oraları gündüz gibi aydınlıktı ama onları benden başka gören olmadı<br />
bir mangaydılar<br />
kısa konçlu çizmeleri pantolonları ceketleri<br />
kolları kollarında gamalı haç işaretleri<br />
elleri ellerinde otomatikleri vardı<br />
omuzları miğferleri vardı ama başları yoktu<br />
omuzlarıyla miğferlerinin arası boşluktu<br />
hatta yakaları boyunları vardı ama başları yoktu<br />
ölümlerine ağlanmayan askerlerdendiler<br />
yürüdük<br />
korktukları hem de hayvanca korktukları belli<br />
gözlerinden belli diyemem<br />
başları yok ki gözleri olsun<br />
korktukları hem de hayvanca korktukları belli<br />
belli çizmelerinden<br />
korku belli olur mu çizmelerden<br />
oluyordu onlarınki<br />
korkularından ateş etmeğe de başladılar artsız arasız<br />
bütün yapılara bütün taşıt araçlarına bütün canlılara<br />
her sese her kıvıltıya ateş ediyorlar<br />
hatta Şopen Sokağı&#8217;nda mavi balıklı bir afişe ateş ettiler<br />
ama ne bir sıva parçası düşüyor ne bir cam kırılıyor<br />
ve kurşun seslerini benden başka duyan yok<br />
ölüler bir SS mangası da olsa ölüler öldüremez<br />
ölüler dirilerek öldürür kurt olup elmanın içine girerek<br />
ama korktukları hem de hayvanca korktukları belli<br />
bu şehir öldürülmemiş miydi kendileri öldürülmeden önce<br />
bu şehrin kemikleri birer birer kırılıp derisi yüzülmemiş miydi<br />
derisinden kitap kabı yapılmamış mıydı yağından sabun<br />
saçlarından sicim<br />
ama işte duruyordu karşılarında gecenin ve buz gibi esen yelin<br />
içinde sıcak bir fırancala gibi<br />
vakıt hızla ilerliyordu yaklaşıyordum gece yarılarına<br />
Belveder yolunda düşündüm Lehlileri<br />
kahraman bir mazurka oynuyorlar tarihleri boyunca<br />
Belveder yolunda düşündüm Lehlileri<br />
bana ilk ve belki de son nişanımı bu sarayda verdiler<br />
tören memuru açtı yaldızlı ak kapıyı<br />
girdim büyük salona genç bir kadınla<br />
saçları saman sarısı kirpikleri mavi<br />
ortalıkta da ikimizden başka kimseler yoktu<br />
bir de akvareller bir de incecik koltuklar kanapeler<br />
bebekevlerindeki gibi<br />
ve sen bundan dolayı<br />
bir resimdin açık maviyle çizilmiş belki de bir taş bebektin<br />
belki bir pırıltıydın düşümden damlamış sol mememin üstüne<br />
uyuyordun alacakaranlıkta alt ranzada<br />
ak boynun uzundu yuvarlaktı<br />
yıllardır böyle derin uykulara dalmışlığın yoktu<br />
ve işte Kırakof şehrinde Kapris Barı<br />
vakıt hızla ilerliyor gece yarılarına yaklaşıyoruz<br />
ayrılık masanın üstündeydi kahve bardağınla limonatamın arasında<br />
onu oraya sen koydun<br />
bir taş kuyunun dibindeki suydu<br />
bakıyorum eğilip<br />
bir koca kişi gülümsüyor bir buluta belli belirsiz<br />
sesleniyorum<br />
seni yitirmiş geri dönüyor sesimin yankıları<br />
ayrılık masanın üstündeydi cıgara paketinde<br />
gözlüklü garson getirdi onu ama sen ısmarladın<br />
kıvrılan bir dumandı gözlerinin içinde senin<br />
cıgaranın ucunda senin<br />
ve hoşça kal demeğe hazır olan avucunda<br />
ayrılık masanın üstünde dirseğini dayadığın yerdeydi<br />
aklından geçenlerdeydi ayrılık<br />
benden gizlediklerinde gizlemediklerinde<br />
ayrılık rahatlığındaydı senin<br />
senin güvenindeydi bana<br />
büyük korkundaydı ayrılık<br />
birdenbire kapın açılır gibi sevdalanmak birilerine ansızın<br />
oysa beni seviyorsun ama bunun farkında değilsin<br />
ayrılık bunu farketmeyişindeydi senin<br />
ayrılık kurtulmuştu yerçekiminden ağırlığı yoktu tüy gibiydi<br />
diyemem tüyün de ağırlığı var ayrılığın ağırlığı yoktu ama<br />
kendisi vardı<br />
vakıt hızla ilerliyor gece yarıları yaklaşıyor bize<br />
yürüdük yıldızlara değen Ortaçağ duvarlarının karanlığında<br />
vakıt hızla akıyordu geriye doğru<br />
ayak seslerimizin yankıları sarı sıska köpekler gibi geliyordu<br />
ardımızdan koşuyordu önümüze<br />
Yegelon Üniversitesi&#8217;nde şeytan taşlara tırnaklarını batıra<br />
batıra dolaşıyor<br />
bozmağa çalışıyor Kopernik&#8217;in Araplardan kalma usturlabını<br />
ve pazar yerinde bezzazlar çarşısının kemerleri altında<br />
rok end rol oynuyor Katolik öğrencilerle<br />
vakıt hızla ilerliyor gece yarılarına yaklaşıyoruz<br />
vuruyor bulutlara kızıltısı Nova Huta&#8217;nın<br />
orda köylerden gelen genç işçiler madenle birlikte<br />
ruhlarını da alev alev döküyor yeni kalıplara<br />
ve ruhların dökümü madenin dökümünden bin kere zordur<br />
Meryem Ana kilisesinde çan kulesinde saat başlarını çalan<br />
borazan gece yarısını çaldı.<br />
Ortaçağdan gelen çığlığı yükseldi<br />
ve sustu gırtlağına saplanan okla ansızın<br />
borazan iç rahatlığıyla öldü<br />
ve ben yaklaşan düşmanı görüp de haber veremeden<br />
öldürülmenin acısını düşündüm<br />
vakıt hızla ilerliyor gece yarıları ışıklarını yeni söndürmüş bir<br />
vapur iskelesi gibi arkada kaldı<br />
seher vakti habersizce girdi gara ekspres<br />
yağmurlar içindeydi Pırağ<br />
Bir gölün dibinde gümüş kakma bir sandıktı<br />
kapağını açtım<br />
içinde genç bir kadın uyuyor camdan kuşların arasında<br />
saçları saman sarısı kirpikleri mavi<br />
yıllardır böyle derin uykulara dalmışlığı yoktu<br />
kapadım kapağı yükledim sandığı yük vagonuna<br />
habersizce usulcacık çıktı gardan ekspres<br />
baktım arkasından kollarım iki yanıma sarkık<br />
yağmurlar içindeydi Pırağ<br />
sen yoksun<br />
uyuyorsun alacakaranlıkta alt ranzada<br />
üst ranza bomboş<br />
sen yoksun<br />
yeryüzünün en güzel şehirlerinden biri boşaldı<br />
içinden elini çektiğin bir eldiven gibi boşaldı<br />
söndü artık seni görmeyen aynalar nasıl sönerse<br />
yitirilmiş akşamlar gibi Vıltava suyu akıyor köprülerin altından<br />
sokaklar bomboş<br />
bütün pencerelerde perdeler inik<br />
tıramvaylar bomboş geçiyor<br />
biletçileri vatmanları bile yok<br />
kahveler bomboş<br />
lokantalar barlar da öyle<br />
vitrinler bomboş<br />
ne kumaş ne kıristal ne et ne şarap<br />
ne bir kitap ne bir şekerleme kutusu<br />
ne bir karanfil<br />
şehri duman gibi saran bu yalnızlığın içinde bir koca kişi yalnızlıkta on kat artan ihtiyarlığın<br />
kederinden silkinmek için<br />
Lejyonerler Köprüsü&#8217;nden martılara ekmek atıyor<br />
gereğinden genç yüreğinin kanına batırıp<br />
her lokmayı<br />
vakıtları yakalamak istiyorum<br />
parmaklarımda kalıyor altın tozları hızlarının<br />
yataklı vagonda bir kadın uyuyor alt ranzada<br />
yıllardır böyle derin uykulara dalmışlığı yoktu<br />
saçları saman sarısı kirpikleri mavi<br />
elleriyse gümüş şamdanlarda mumlardı<br />
üst ranzada uyuyanı göremedim<br />
ben değilim bir uyuyan varsa orda<br />
belki de üst ranza boş<br />
Moskova&#8217;ydı üst ranzadaki belki<br />
duman basmış Leh toprağını<br />
Birest&#8217;i de basmış<br />
iki gündür uçaklar kalkıp inemiyor<br />
ama tirenler gelip gidiyor bebekleri akmış gözlerin içinden<br />
geçiyorlar<br />
Berlin&#8217;den beri kompartımanda bir başımayım<br />
karlı ovaların güneşiyle uyandım ertesi sabah<br />
yemekli vagonda kefir denen bir çeşit ayran içtim<br />
garson kız tanıdı beni<br />
iki piyesimi seyretmiş Moskova&#8217;da<br />
garda genç bir kadın beni karşıladı<br />
beli karınca belinden ince<br />
saçları saman sarısı kirpikleri mavi<br />
tuttum elinden yürüdük<br />
yürüdük güneşin altında karları çıtırdata çıtırdata<br />
o yıl erken gelmişti bahar<br />
o günler Çobanyıldızına haber uçurulan günlerdi<br />
Moskova bahtiyardı bahtiyardım bahtiyardık<br />
yitirdim seni ansızın Mayakovski Alanı&#8217;nda yitirdim ansızın<br />
seni oysa ansızın değil çünkü önce yitirdim avucumda elinin sıcaklığını senin<br />
sonra elinin yumuşak ağırlığını yitirdim avucumda<br />
sonra elini ve ayrılık parmaklarımızın birbirine ilk değişinde başlamıştı çoktan<br />
ama yine de ansızın yitirdim seni<br />
asfalt denizlerinde otomobilleri durdurup baktım içlerine<br />
yoksun<br />
bulvarlar karlı<br />
seninkiler yok ayak izleri arasında<br />
botlu iskarpinli çoraplı çıplak senin ayak izlerini bir de tanırım<br />
milisyonerlere sordum<br />
görmediniz mi<br />
eldivenlerini çıkarmışsa ellerini görmemek olmaz<br />
elleri gümüş şamdanlarda mumlardır<br />
milisyonerler büyük bir nezaketle karşılık veriyorlar<br />
görmedik<br />
İstanbul&#8217;da Sarayburnu akıntısını çıkıyor bir romorkör ardında üç mavna<br />
gak gak ediyor da vak vak ediyor da martı kuşları<br />
seslendim mavnalara Kızıl Meydan&#8217;dan romorkörün kaptanına<br />
seslenemedim çünkü makinası öyle gümbürdüyordu ki sesimi duyamazdı yorgundu da kaptan ceketinin düğmeleri de kopuktu<br />
seslendim mavnalara Kızıl Meydan&#8217;dan<br />
görmedik<br />
girdim giriyorum Moskova&#8217;nın bütün sokaklarında bütün kuyruklara<br />
ve yalnız kadınlara soruyorum<br />
yün başörtülü güler yüzlü sabırlı sessiz kocakarılar<br />
al yanaklı kopça burunlu tazeler şapkaları yeşil kadife<br />
ve genç kızlar tertemiz sımsıkı gayetle de şık<br />
belki korkunç kocakarılar bezgin tazeler şapşal kızlar da var<br />
ama onlardan bana ne<br />
güzeli kadın milleti erkeklerden önce görür ve unutmaz<br />
görmediniz mi<br />
saçları saman sarısı kirpikleri mavi<br />
kara paltosunun yakası ak ve sedef düğmeleri kocaman Pırağ&#8217;da aldı<br />
görmedik<br />
vakıtlarla yarışıyorum bir onlar öne geçiyor bir ben<br />
onlar öne geçince ufalan kırmızı ışıklarını görmez olacağım diye ödüm kopuyor<br />
ben öne geçtim mi ışıldakları gölgemi düşürüyor yola gölgem<br />
koşuyor önümde gölgemi yitireceğim diye de bir telaştır alıyor beni<br />
tiyatrolara konserlere sinemalara giriyorum<br />
Bolşoy&#8217;a girmedim bu gece oynanan operayı sevmezsin<br />
Kalamış&#8217;ta Balıkçının Meyhanesine girdim ve Sait Faik&#8217;le tatlı tatlı konuşuyorduk<br />
ben hapisten çıkalı bir ay olmuştu<br />
onun karaciğeri sancılar içindeydi ve dünya güzeldi<br />
lokantalara giriyorum estırat orkestraları yani cazları ünlülerin<br />
sırmalı kapıcılara bahşiş sever dalgın garsonlara<br />
gardroptakilere ve bizim mahalle bekçisine soruyorum<br />
görmedik<br />
çaldı geceyarısını Stırasnoy Manastırı&#8217;nın saat kulesi<br />
oysa manastır da kule de yıkıldı çoktan<br />
yapılıyor şehrin en büyük sineması oralarda<br />
oralarda on dokuz yaşıma rastladım<br />
birbirimizi birde tanıdık<br />
oysa birbirimizin yüzünü görmüşlüğümüz yoktu<br />
fotoğraflarımızı bile<br />
ama yine de birbirimizi birde tanıdık şaşmadık el sıkışmak istedik<br />
ama ellerimiz birbirine dokunamıyor aramızda kırk yıllık zaman duruyor<br />
uçsuz bucaksız donmuş duruyor bir kuzey denizidir<br />
ve Stırasnoy Alanı&#8217;na şimdi Puşkin Alanı kar yağmaya başladı<br />
üşüyorum hele ellerim ayaklarım<br />
oysa yün çoraplıyım da kunduralarımla eldivenlerim kürklü<br />
çorapsız olan oydu bezle sarmış postallarında ayaklarını elleri çıplak<br />
ağzında ham bir elmanın tadı dünya<br />
on dördünde bir kız memesi sertliği avuçlarındaki<br />
gözünde türkülerin boyu kilometre kilometre ölümün boyu bir karış<br />
ve haberi yok başına geleceklerin hiçbirinden<br />
onun başına gelecekleri bir ben biliyorum<br />
çünkü inandım onun bütün inandıklarına<br />
sevdim seveceği bütün kadınları<br />
yazdım yazacağı bütün şiirleri<br />
yattım yatacağı bütün hapislerde<br />
geçtim geçeceği bütün şehirlerden<br />
hastalandım bütün hastalıklarıyla<br />
bütün uykularını uyudum gördüm göreceği bütün düşleri<br />
bütün yitireceklerini yitirdim<br />
saçları saman sarısı kirpikleri mavi<br />
kara paltosunun yakası ak ve sedef düğmeleri koskocaman<br />
görmedim</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>II</p>
<p>On dokuz yaşım Beyazıt Meydanı&#8217;ndan geçiyor<br />
çıkıyor Kızıl Meydan&#8217;a Konkord&#8217;a iniyor<br />
Abidin&#8217;e rastlıyorum da meydanlardan konuşuyoruz.<br />
evveli gün Gagarin en büyük meydanı dolaşıp döndü Titof daha dolaşıp dönecek<br />
hem de on yedi buçuk kere dolanacak<br />
ama daha bundan haberim yok<br />
meydanlarla yapılardan konuşuyoruz Abidin&#8217;le tavan arasındaki otel odamda<br />
Sen ırmagı da akıyor Notr Dam&#8217;ın iki yanından<br />
ben geceleyin penceremden bir ay dilimiymiş gibi görüyorum<br />
Sen ırmağını rıhtımında yıldızların<br />
bir de genç bir kadın uyuyor tavan arasındaki odamda Paris damlarının bacalarına karışmış<br />
yıllardır böyle derin uykulara dalmışlığı yoktu<br />
saman sarısı saçları bigudili mavi kirpikleriyse yüzünde bulut<br />
çekirdekteki meydanla çekirdekteki yapıdan konuşuyoruz Abidin&#8217;le<br />
meydanda fırdönen Celalettin&#8217;den konuşuyoruz<br />
Abidin uçsuz bucaksız hızın renklerini döktürüyor<br />
ben renkleri yemiş gibi yerim<br />
ve Matis bir manavdır kosmos yemişleri satar<br />
bizim Abidin de öyle Avni de Levni de<br />
mikroskobun ve füze lumbuzlarının gördüğü yapılar meydanlar<br />
renkler ve şairleri ressamları çalgıcıları onların<br />
hamlenin resmini yapıyor Abidin yüz elliye altmışın meydanlığında<br />
suda balıkları nasıl görüp suda balıkları nasıl avlayabilirsem<br />
öyle görüp öyle avlayabilirim kıvıl kıvıl akan vakıtları tuvalinde Abidin&#8217;in<br />
Sen ırmağı da bir ay dilimi gibi<br />
genç bir kadın uyuyor ay diliminin üstünde<br />
onu kaç kere yitirip kaç kere buldum daha kaç kere yitirip kaç kere bulacağım<br />
işte böyle kızım düşürdüm ömrümün bir parçasını<br />
Sen ırmağına Sen Mişel Köprüsü&#8217;nden<br />
ömrümün bir parçası Mösyö Düpon&#8217;un oltasına takılacak bir sabah çiselerken aydınlık<br />
Mösyö Düpon çekip çıkaracak onu sudan Paris&#8217;in mavi suretiyle birlikte<br />
ve hiçbir şeye benzetemiyecek ömrümün bir parçasını ne balığa ne pabuç eskisine atacak onu<br />
Mösyö Düpon gerisin geriye Paris&#8217;in suretiyle birlikte suret eski yerinde kalacak.<br />
Sen ırmağıyla akacak ömrümün bir parçası büyük mezarlığına<br />
ırmakların<br />
damarlarımda akan kanın hışırtısıyla uyandım<br />
parmaklarımın ağırlığı yok<br />
parmaklarım ellerimle ayaklarımdan kopup havalanacaklar<br />
salına salına dönecekler başımın üstünde<br />
sağım yok solum yok yukarım aşağım yok<br />
Abidin&#8217;e söylemeli de resmini yapsın Beyazıt Meydanı&#8217;nda şehit düşenin ve Gagarin Yoldaşın ve daha adını sanını kaşını gözünü bilmediğimiz Titof Yoldaşın ve ondan sonrakilerin ve tavan arasında yatan genç kadının<br />
Küba&#8217;dan döndüm bu sabah<br />
Küba meydanında altı milyon kişi akı karası sarısı melezi ışıklı<br />
bir çekirdek dikiyor çekirdeklerin çekirdeğini güle oynaya<br />
sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin<br />
işin kolayına kaçmadan ama<br />
gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil<br />
ne de ak örtüde elmaların<br />
ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolanan kırmızı balığınkini<br />
sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin<br />
1961 yazı ortalarında Küba&#8217;nın resmini yapabilir misin<br />
çok şükür çok şükür bugünü de gördüm ölsem de gam yemem<br />
gayrının resmini yapabilir misin üstat<br />
yazık yazık Havana&#8217;da bu sabah doğmak varmışın resmini<br />
yapabilir misin<br />
bir el gördüm Havana&#8217;nın 150 kilometre doğusunda deniz<br />
kıyısına yakın bir duvarın üstünde bir el gördüm<br />
ferah bir türküydü duvar<br />
el okşuyordu duvarı<br />
el altı aylıktı okşuyordu boynunu anasının<br />
on yedi yaşındaydı el ve Mariya&#8217;nın memelerini okşuyordu<br />
avucu nasır nasırdı ve Karayip denizi kokuyordu<br />
yirmi yaşındaydı el ve okşuyordu boynunu altı aylık oğlunun<br />
yirmi beş yaşındaydı el ve okşamayı unutmuştu çoktan<br />
otuz yaşındaydı el ve Havana&#8217;nın 150 kilometre doğusunda<br />
deniz kıyısında bir duvarın üstünde gördüm onu<br />
okşuyordu duvarı<br />
sen el yaparsın Abidin bizim ırgatların demircilerin ellerini<br />
Kübalı balıkçı Nikolas&#8217;ın da elini yap karakalem<br />
kooperatiften aldığı pırıl pırıl evinin duvarında okşamaya kavuşan ve okşamayı bir daha yitirmeyecek Kübalı balıkçı<br />
Nikolas&#8217;ın elini<br />
kocaman bir el<br />
deniz kaplumbağası bir el<br />
ferah bir duvarı okşayabildiğine inanamayan bir el<br />
artık bütün sevinçlere inanan bir el<br />
güneşli denizli kutsal bir el<br />
Fidel&#8217;in sözleri gibi bereketli topraklarda şekerkamışı hızıyla<br />
fışkırıp yeşerip ballanan umutların eli<br />
1961&#8242;de Küba&#8217;da çok renkli çok serin ağaçlar gibi evler ve çok<br />
rahat evler gibi ağaçlar diken ellerden biri<br />
çelik dökmeğe hazırlanan ellerden biri<br />
mitralyözü türküleştiren türküleri mitralyözleştiren el<br />
yalansız hürriyetin eli<br />
Fidel&#8217;in sıktığı el<br />
ömrünün ilk kurşunkalemiyle ömrünün ilk kaadına hürriyet<br />
sözcüğünü yazan el<br />
hürriyet sözcüğünü söylerken sulanıyor ağızları Kübalıların<br />
balkutusu bir karpuzu kesiyorlarmış gibi<br />
ve gözleri parlıyor erkeklerinin<br />
ve kızlarının eziliyor içi dokununca dudakları hürriyet sözcüğüne<br />
ve koca kişileri en tatlı anılarını çekip kuyudan yudum yudum içiyor<br />
mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin<br />
hürriyet sözcüğünün resmini ama yalansızının<br />
akşam oluyor Paris&#8217;te<br />
Notr Dam turuncu bir lamba gibi yanıp söndü ve Paris&#8217;in bütün eski yeni taşları turuncu bir lamba gibi yanıp söndü<br />
bizim zanaatları düşünüyorum şiirciliği resimciliği çalgıcılığı filan düşünüyorum ve anlıyorum ki<br />
bir ulu ırmak akıyor insan eli ilk mağarayı ilk bizonu çizdiğinden beri<br />
sonra bütün çaylar yeni balıkları yeni su otları yeni tatlarıyla<br />
dökülüyor onun içine ve kurumayan uçsuz bucaksız akan bir odur.<br />
Paris&#8217;te bir kestane ağacı olacak<br />
Paris&#8217;in ilk kestanesi Paris kestanelerinin atası<br />
İstanbul&#8217;dan gelip yerleşmiş Paris&#8217;e Boğaz sırtlarından<br />
hala sağ mıdır bilmem sağsa iki yüz yaşında filan olmalı<br />
gidip elini öpmek isterdim<br />
varıp gölgesinde yatmak bu kitabın kaadını yapanlar<br />
yazısını dizenler nakışını basanlar bu kitabı dükkanında<br />
satanlar para verip alanlar alıp da seyredenler bir de Abidin<br />
bir de ben bir de bir saman sarısı, belası başımın.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Nazım Hikmet<br />
(Tiren, Varşova-Krakof-Pırağ-Moskova-Paris-Havana-Moskova 1961)</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/exlibrary-kitapligi/ustalardan/saman-sarisi-nazim-hikmet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Genco Demirer Resimleri</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/galeri/resim/genco-demirer-resimleri/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/galeri/resim/genco-demirer-resimleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Aug 2008 23:25:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Genco Demirer</dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Genco Demirer]]></category>
		<category><![CDATA[tablo]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=932</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<a href='http://www.exlibrary.com/galeri/resim/genco-demirer-resimleri/attachment/genco-demirer_1_january_2007/' title='Genco Demirer'><img width="180" height="240" src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/08/genco-demirer_1_january_2007-180x240.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="Genco Demirer" title="Genco Demirer" /></a>
<a href='http://www.exlibrary.com/galeri/resim/genco-demirer-resimleri/attachment/genco-demirer_3_5_7/' title='Genco Demirer'><img width="180" height="240" src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/08/genco-demirer_3_5_7-180x240.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="Genco Demirer" title="Genco Demirer" /></a>
<a href='http://www.exlibrary.com/galeri/resim/genco-demirer-resimleri/attachment/genco-demirer_artwork_for_istanbul_wall/' title='Genco Demirer'><img width="180" height="196" src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/08/genco-demirer_artwork_for_istanbul_wall-180x196.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="Genco Demirer" title="Genco Demirer" /></a>
<a href='http://www.exlibrary.com/galeri/resim/genco-demirer-resimleri/attachment/genco-demirer_cat_eyes/' title='Genco Demirer'><img width="180" height="240" src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/08/genco-demirer_cat_eyes-180x240.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="Genco Demirer" title="Genco Demirer" /></a>
<a href='http://www.exlibrary.com/galeri/resim/genco-demirer-resimleri/attachment/genco-demirer_cats/' title='Genco Demirer'><img width="180" height="240" src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/08/genco-demirer_cats-180x240.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="Genco Demirer" title="Genco Demirer" /></a>
<a href='http://www.exlibrary.com/galeri/resim/genco-demirer-resimleri/attachment/genco-demirer_mixed_paintings/' title='Genco Demirer'><img width="180" height="240" src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/08/genco-demirer_mixed_paintings-180x240.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="Genco Demirer" title="Genco Demirer" /></a>
<a href='http://www.exlibrary.com/galeri/resim/genco-demirer-resimleri/attachment/genco-demirer_postes_ottomanes/' title='Genco Demirer'><img width="180" height="240" src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/08/genco-demirer_postes_ottomanes-180x240.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="Genco Demirer" title="Genco Demirer" /></a>
<a href='http://www.exlibrary.com/galeri/resim/genco-demirer-resimleri/attachment/genco-demirer_yezidies/' title='Genco Demirer'><img width="180" height="240" src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/08/genco-demirer_yezidies-180x240.jpg" class="attachment-thumbnail" alt="Genco Demirer" title="Genco Demirer" /></a>

]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/galeri/resim/genco-demirer-resimleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
