Mucize
Sertaç Atalay • 27 Ekim 2007 • Bölüm Başlığı: Öykü
Mola yerinden ayrılalı iki saati geçmişti. Otobüs, kıvrılarak uzayan yolda hızla ilerlerken, radyodan yükselen müzik, tatlı bir fısıltı gibi yayılıyordu içeriye. Yolcuların büyük çoğunluğu uykuya dalmıştı. Muavin, zorlu bir gün geçirdiğinden olsa gerek, uykusunda konuşuyordu:
“Acentenin hatası abla, erkek yanı kesmişler. Hep böyle yapıyorlar, bayram arifesi.” Şoför, uykusunda konuşan muavini desteklemekten almadı kendini:
“Sorunlu bir yer orası, bizi de yolcuyla muhatap ediyorlar…”
Yakınması, çarpışmanın gürültüsüyle yarıda kalmıştı. Aniden önünde beliren bir şeye çarpıp, metrelerce kayan otobüs, yolun kenarında zorlukla durabildi. Sarsıntıyla uyanan yolcuların çığlığı, kafasını cama çarpıp sersemleyen muavini, kendine getirdi. Hafifçe şişen kafasını ovuşturan muavin, şoföre dönerek:
“Geçmiş olsun abi, neye çarptık?” dedi.
Şoförün donup kalmış bakışları, otobüsün hemen önüne, yola kilitlenmişti. Konuşmadan, öylece duruyordu. Muavin, yola baktığında gözlerine inanamadı.








