<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Exlibrary &#187; okur</title>
	<atom:link href="http://www.exlibrary.com/tag/okur/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.exlibrary.com</link>
	<description>Çokça sanat, evvela edebiyat ve illa ki felsefe...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 06 Oct 2009 12:56:23 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.5</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Okumak</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/edebiyat/denemeler/okumak/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/edebiyat/denemeler/okumak/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Oct 2009 12:50:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Prof.Dr. Ahmet İnam</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[alfabe]]></category>
		<category><![CDATA[anlamak]]></category>
		<category><![CDATA[anlamamak]]></category>
		<category><![CDATA[anlatmak]]></category>
		<category><![CDATA[bilmek]]></category>
		<category><![CDATA[comprehensio-phobia]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[dize]]></category>
		<category><![CDATA[iyi]]></category>
		<category><![CDATA[kötü]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenmek]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmek]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>
		<category><![CDATA[okumak]]></category>
		<category><![CDATA[okur]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[sormak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=2825</guid>
		<description><![CDATA[Okuyoruz. Okuyarak öğreniyoruz. Siz okurlar, okuyor, anlıyor, yorumluyorsunuz. Okumayı bilirsek, okuruz. Ana dilimizle yazılmışsa elbette anlarız. Küçücükten bize okumayı öğrettiler, öyleyse ne gelirse önümüze bildiğimiz dildense, okur, anlarız.
Okuyamayız. Alfabesini bilmediğimiz bir dilde yazılmış bir metin ise önümüzdeki.
Okuruz anlayamayız, alfabesini bilsek de, bilmediğimiz bir dilin.
Okuruz anlayamayız, dilini bildiğimiz halde konusu hakkında bilgimiz olmayan bir metni. (Örneğin, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Okuyoruz. Okuyarak öğreniyoruz. Siz okurlar, okuyor, anlıyor, yorumluyorsunuz. Okumayı bilirsek, okuruz. Ana dilimizle yazılmışsa elbette anlarız. Küçücükten bize okumayı öğrettiler, öyleyse ne gelirse önümüze bildiğimiz dildense, okur, anlarız.</p>
<p>Okuyamayız. Alfabesini bilmediğimiz bir dilde yazılmış bir metin ise önümüzdeki.<span id="more-2825"></span></p>
<p>Okuruz anlayamayız, alfabesini bilsek de, bilmediğimiz bir dilin.</p>
<p>Okuruz anlayamayız, dilini bildiğimiz halde konusu hakkında bilgimiz olmayan bir metni. (Örneğin, katı hal fiziğini bilmiyorsak, bu konuda yazılmış  bir teknik yazı, ana dilimizle de anlatılmış olsa, bizim için anlaşılmaz olur.)</p>
<p>Okuruz, anlayamayız bir şiiri. Şiirdeki tüm sözcüklerin tek tek anlamlarını biliriz de, bir araya geldiğinde ne anlam ifade ettiğini bir türlü anlayamayız. Daha hazini, dizelerin düz anlamları bize açık gelir de, onların birlikte ne demek istediğini, o sözlerin neden şiir sayıldığını kavramakta zorlanabiliriz. &#8220;Ben şiirden anlarım&#8221; deriz, ezbere şiirler de okuyabiliriz. Oysa öyle şiirlere rastlayabiliriz  ki, bize hiç tat vermez, uzağımızda kalır hep, ona bir türlü yaklaşamayız. Böyle durumlarda çoğunlukla &#8220;anlamadım&#8221; demek zorumuza gider, &#8220;bu şiir saçma&#8221; ya da &#8220;bu şiir çok kötü&#8221; deyiveririz.</p>
<h3>Anlamadığımızı gizleyen anlama</h3>
<p>Okuruz anlamayız. &#8220;Anlamadım&#8221; demek, çoğunlukla gücümüze gider. &#8220;Bunca okumuş, üstelik şiir yazmış bir adam olarak, nasıl anlamazmışım bu şiiri, anlıyorum elbette&#8221; der, anlamadığımız ya da anladığımız anlam içimize sinmediği halde, anladığımızı sanmakta ısrar ederiz. Anlamadığımızı gizleyen anlama, en tehlikeli anlayamamalardan biridir. Sahtedir. Bizi anlıyormuş rolü yapmaya zorlar. Ezberciliğe, iki yüzlülüğe iter. Bilgi ve düşünme ufkumuzu karartır, darlaştırır. Eğitimden bir örnek vermek gerekiyorsa, anlamadığımız bir konuyu tekrar tekrar anlatan öğretmenimiz, &#8220;anladın mı?&#8221; diye sorduğunda; bizi aptal sanmasın, kızıp azarlamasın düşüncesiyle, anlamadığımız halde &#8220;anladım&#8221; diyebiliriz. Bu yanıt bizi ağır bir sorumluluk altında bırakır. Örneğin, öğretmenimiz &#8220;madem ki anladın, şunu sınıftaki arkadaşlarına anlat&#8221; derse ne yapacaksınız?</p>
<p>Konu anlamaktan açıldığına göre, anlama korkusu diyebileceğim, belki Batı dillerinde karşılığının <em>comprehensio-phobia</em> olabileceği bir duygudan, bu duygunun yaşandığı durumdan söz etmeliyim. Karşı çıktığımız, beğenmediğimiz görüşleri anlamaktan korkabiliriz. Anlarsak, karşı çıktığımız düşünceyi kabul edeceğimiz korkusudur bu. Düşmanımızı anlamaktan korkabiliriz: Anlarsak ona hak vermek zorunda kalacağımızı düşünürüz. Anlama korkusu da, bizi daraltan, sığlaştıran bir duygudur. Anlama cesareti, anlama yiğitliği, şu düşmanlıklarla dolu dünyamızı daha yaşanır hale getirmede büyük bir güç olabilirdi, yine de olabilir.</p>
<p>Okuruz. &#8220;Ne yazıyor?&#8221; Sorarlar. Anlatırız. İşte sorun, gözümüzün satırlarda gezinmesiyle anladığımızı düşünmememiz arasındaki zamandır. Kimimiz bu anlama süreci üzerinde hiç durmadan, hemen yazıda anlatıldığını düşündüğü konu hakkında yargılamaya geçer. Yargılama başlamışsa, büyük olasılıkla, okunulanın anlaşıldığı varsayılmaktadır. Birbirimizle ilişkimizde de benzer durumlar yaşarız. Birbirimizi anlayıp anlamadığımızı düşünmeden hemen yargılamaya başlarız.</p>
<p>Öğretmenlerimiz bize &#8220;kitap okuyun&#8221; der dururlar. Peki, hangi kitabı nasıl okuyacağız? Okumak o denli kolay mıdır? Hayatı, dünyayı, kendini yorumlama gücünden yoksun biri kitapları nasıl okuyabilir? Son zamanlarda sık sık söylenen &#8220;Bir kitap okudum hayatım değişti&#8221; sloganı, okuma denen etkinliği çok az anladığımızı gösteriyor: Okumak, anlayabilme, anladığını yorumlayabilme gücüyle anlam kazanır. Hayatımızı değiştiren kitap değil, kitapla girdiğimiz ilişkidir. Anlayıp yorumlayabilme gücüdür, okuduğumuzu. Bu gücümüz, kitaptan önce gelir: Yaşadıklarımızı anlamlandırıp, yorumlayabilme yeteneğimizden.</p>
<p>Gazeteler sadece haber verip, haberler üzerine yorumların yapıldığı  yazılardan oluşmazlar. Gazeteler günlük koşuşturmalar içinde de, haberler ve yorumlarıyla birlikte düşündürebilir bizi, yaşamın sıkıştığımız daracık alanlarından, basma kalıp duyup düşünme alışkanlıklarından çıkmamıza yarayacak kapılar pencereler açabilir önümüze. Yoksa, belli bir siyasal görüş pompalayarak, yandaşlar ele geçirmek amacıyla cambazca haberler oluşturmaya çabalamanın doğru bir gazetecilik olduğu savıyla davranmak, bu ülkenin insanına, onun kültürüne çok zarar verir.</p>
<p>Bu yazım da okurunu arıyor. Okurunun anlama isteğine ya da isteksizliğine kendini teslim ediyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Prof. Dr. Ahmet İnam</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Akşam Gazetesi, Sn. Prof. Dr. Ahmet İnam&#8217;ın 06.10.2009 tarihli yazılı oluruyla alıntılanmıştır.</p>
<p>Bu yazının orijinali, 19.02.2009 tarihinde Akşam Gazetesi&#8217;nde yayımlanmıştır.<br />[<a href="http://www.aksam.com.tr/2009/09/24/yazar/11701/ahmet_inam/okumak.html">Orijinal Yazı Bağlantısı</a>]</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/edebiyat/denemeler/okumak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevgiliye Mektup</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/edebiyat/turler-arasi/sevgiliye-mektup/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/edebiyat/turler-arasi/sevgiliye-mektup/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 May 2009 14:01:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Riza Esin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türler Arası]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Sirmen]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>
		<category><![CDATA[okumak]]></category>
		<category><![CDATA[okur]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[sevgili]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<category><![CDATA[yazmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=2680</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili,
sana bunu niye yazdığımı birkaç satır sonra anlayacaksın; çok sık yazmadığım için beni bağışla. Yazmaya vakit bulamadığımdandır çoklukla; yazmaya değer şeyler dolanıp durmuyor değil kafamda ama kafam olduğu yerde duruyor mu bilmiyorum bazen, bazen de beğenmiyorum kendimi, yazdıklarımı.
Beğendiğim bir şeyin, bir kitabın haberini vermek için yazıyorum bu kez. Ali Sirmen&#8217;in &#8220;Sevgiliye Mektuplar&#8221; isimli kitabını. Kitap [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili,</p>
<p>sana bunu niye yazdığımı birkaç satır sonra anlayacaksın; çok sık yazmadığım için beni bağışla. Yazmaya vakit bulamadığımdandır çoklukla; yazmaya değer şeyler dolanıp durmuyor değil kafamda ama kafam olduğu yerde duruyor mu bilmiyorum bazen, bazen de beğenmiyorum kendimi, yazdıklarımı.<span id="more-2680"></span></p>
<p>Beğendiğim bir şeyin, bir kitabın haberini vermek için yazıyorum bu kez. Ali Sirmen&#8217;in &#8220;Sevgiliye Mektuplar&#8221; isimli kitabını. Kitap kendisinin son on iki yılda günlük sıcak siyaset dışında kalan konu ve kavramlarla ilgili yazılarından oluşuyor, deneme tadında. Hepsini birbirinden değerli ve önemli buldum, kimi zaman gülümsetti beni, keyiflendirdi, kimi zaman hayıflandırdı. Hüzünlendiğim anlar da oldu ama ben en çok giriş yazısını beğendim, seninle paylaşmak istiyorum şimdi:</p>
<blockquote><p><em>Bundan 12 yıl kadar önce, biraz da bizim politik ortamımızın hep aynı kısırdöngü içine hapsedilmiş olmasının sonucu olarak biteviyeleşmiş siyasi yazıların dışında pazar günlerini, günlük politika dışındaki konulara ayırmayı ve bunları &#8220;Sevgiliye Mektuplar&#8221; biçiminde kaleme almayı düşündüm. (&#8230;)</p>
<p>(&#8230;) Bir süre sonra çok kişiden aynı soruyu aldım:</p>
<p>– Kim bu Sevgili?</p>
<p>Ben de bilmiyordum başlangıçta. Somut bir yanıt veremiyor, karşımdakilerde kaçamak oynuyor izlenimi yaratıyordum.</p>
<p>En sonunda bir gün yanıtı bir hanım okurum buldu. İzmir Kitap Fuarı&#8217;nda yanıma yaklaştı ve,</p>
<p>– Merhaba Ali Sirmen, ne güzel her pazar bana mektup yazıyorsunuz, dedi.</p>
<p>Haklıydı.</p>
<p>Bir yazar için diyalog kurabildiği okur en büyük sevgilidir ve kalemi elinden düşmediği sürece, sönmeyecek bir aşk vardır aralarında.</p>
<p>Çeşitli konuları içeren bu kitap biraz da bu aşkın öyküsüdür.</em></p></blockquote>
<p>Böyle demiş Sirmen.</p>
<p>Ben bunu sana bir inceleme yazısı olarak yazmak isterdim aslında ama kabahatimden büyük saymazsan, yukarıda saydığım yazmama ya da yazamama nedenlerimden birini seç ve beni mazur gör lütfen, hem Ali Sirmen kitabı anlatmak için kendimi yeterli hissedebileceğim kadar Ali Sirmen kitabı okumadım henüz, hem de kitabı okuyup bitirdikten sonra duyduğum heyecan soğusun istemedim, taze taze paylaşmak istedim, sen de al ve oku diye.</p>
<p>Yazarının köşesinden takip edebildiğim yazıları ve bu kitap özelinde düşünerek ama, Türkçe&#8217;nin en arı ve en duru haliyle yazıldıkları için bana bambaşka bir haz verdiğini ve kelime dağarıma kimilerini kullanmaya kullanmaya unuttuğum, kimilerini ise ilk kez duyduğum yenilerini eklediğini söyleyebilirim şimdiden; bunu severim, bilirsin.</p>
<p>Yine biliyorsundur ama gölgesinde serinlemek için çokça neden olan yaşayan bir çınar olduğunu ekleyebilirim bir de kendisinin; ülkenin uzak ve yakın geçmişini cefasını da çekerek yaşayan, yaşamakla kalmayıp bir de yazan, hem de bence iyi yazan aydın ve &#8220;zekâsıyla kötümser ama iradesiyle iyimser&#8221;<sup>1</sup> aydınlık insanlarımızdan biri olduğunu.</p>
<p>Madam Kalyopi&#8217;yi tanır mısın sen Sevgili ya da Yaver Bey&#8217;i?.. Sormagir sokağından hiç geçtin mi?</p>
<p>Hani hep istemişizdir ya, bir de bu kitapta Paris&#8217;e gitmek için bir neden daha bulduğumu söylemeliyim. Convention meydanındaki Le Directoire&#8217;a uğranacak ve boş sandalyelere Ali Sirmen ve yakın dostu için birer kadeh Calvados ısmarlanacak. Karşılıklı içmeden dönmeyeceğiz, sakın unutma!</p>
<p>İşte böyle Sevgili, benden şimdilik bu kadar. Durma, sen de yaz.</p>
<p>Sağlıkla,</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2009/05/sevgiliye_mektuplar.jpg" alt="Ali Sirmen, Sevgiliye Mektuplar" title="Ali Sirmen, Sevgiliye Mektuplar" width="170" height="272" class="alignnone size-full wp-image-2681" /></p>
<p><strong><a href="http://kitap.cumhuriyeti.com.tr/DetayliBilgi/135">Sevgiliye Mektuplar</a>, Ali Sirmen, Ekim 2007 (Cumhuriyet Kitapları)</strong><br />
ISBN: 978-9944-150-27-9</p>
<p><small>(1) Antonio Gramschi</small></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/edebiyat/turler-arasi/sevgiliye-mektup/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
