Siyasi Otoritenin Nobele Etkisi
Mehmet Gödekli • 19 Temmuz 2007 • Bölüm Başlığı: Deneme
Yazar Orhan Pamuk’un 2006 Nobel edebiyat ödülünü alması, herhangi bir dalda Nobel ödülü almayı başaran ilk Türk olması nedeniyle bir anlamda Türkiye açısından mutluluk verici bir olay olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle her şeyden önce yazarı, Türkiye’ye böylesine değerli bir ödül kazandırarak Nobel nezdinde ilk başarıyı tattırdığı için kutlamalı ve ne olursa olsun eleştiriyi saygı sınırının ötesine geçirmemeliyiz.
Geçmişe şöyle bir göz gezdirecek olursak, Orhan Pamuk’un birtakım sansasyonel açıklamalarla Türkiye’de gündeme geldiğini görürüz. Nitekim yazar, Türkiye’de otuz bin Kürt ile bir milyon Ermeni’nin soykırıma uğratıldığı, katledildiği iddiasını ortaya atarak dikkatleri üzerine çekmiş, tepki toplamıştır. Fakat bizim burada ödülü ve saiklerini irdelerken konuya milli duygularımızla veya yazarı bir vatan haini, Türk düşmanı olarak nitelendiren subjektif bakış açısıyla değil, bilimsel ve edebi kaygılarla ve tamamen toplumsal tepkilerden, çoğunluk psikolojisinin getirdiği kabullenme güdüsünden soyut bir şekilde yaklaşmamız, dünyanın en prestijli ödülü olan Nobel ödülünü çok daha nesnel değerlendirmemizi sağlayacaktır. Çünkü soykırım iddiaları tarihsel ve politik iddialar olması itibariyle tartışma platformu, edebiyat yahut sanat değil; siyaset bilimi, tarih ve uluslararası hukuktur.
Soykırım iddialarından tamamen uzaklaştıktan sonra, ki konuya bakış açımız ister soykırımı kabul yönünde isterse ret yönünde olsun hiç fark etmez, bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan yazarın nitelikleri ve eserleri hakkında fikir beyan etmek hiç şüphesiz en doğru yol olacaktır. Bunu yaparken yazarın edebi geçmişi, yazınsal misyonu, düşünsel anlamda vücuda getirdikleri, eserlerinin rasyonelliği, uluslararası alandaki somut başarısı, insanlığı vicdan ve muhakeme bakımından nasıl etkilediği gibi temalar çıkış noktamızı oluşturmalıdır.









