<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Exlibrary &#187; gece</title>
	<atom:link href="http://www.exlibrary.com/tag/gece/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.exlibrary.com</link>
	<description>Çokça sanat, evvela edebiyat ve illa ki felsefe...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 06 Oct 2009 12:56:23 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.5</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Kara Prens</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/kara-prens/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/kara-prens/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 31 Aug 2009 22:27:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Deniz Tan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[arkadaş]]></category>
		<category><![CDATA[dost]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[kara]]></category>
		<category><![CDATA[karanlık]]></category>
		<category><![CDATA[meltem]]></category>
		<category><![CDATA[prens]]></category>
		<category><![CDATA[rüzgar]]></category>
		<category><![CDATA[şarkı]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=2801</guid>
		<description><![CDATA[Cem’e&#8230;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;
Karanlık gecenin kara prensi
Gölgeler dostu
Yalnızlık ailesi
Uyanıverdi bir gece&#8230;
Kalktı, soyundu&#8230;
Üzerine giydiği hüznü bavula
Dudaklarındaki şarkıyı cebine koydu.
Gözlerindeki gökkuşağı sevgiyi
Sığdıramadı hiçbir yere.
Kapadı gözlerini sımsıkı
İçine akıttı renkleri.
Dışarıda siyah bir meltem esti&#8230;
Karanlık gecenin kara prensi
Yürüdü, gitti,
Rüzgara karıştı.
Kara Prens gitti şimdi.
Tüm renkleri kendine kattı,
Kendinde boğdu gitti.
Pembeyi kana
Sarıyı boka
Beyazı pise çevirdi gitti.
Karanlık gecenin kara prensi&#8230;
Gündüzü çaldı, gitti.
Karanlık gecenin deli rüzgarı&#8230;
Kara Prensi aldı, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="right"><em>Cem’e&#8230;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</em></p>
<p>Karanlık gecenin kara prensi<br />
Gölgeler dostu<br />
Yalnızlık ailesi<br />
Uyanıverdi bir gece&#8230;<br />
Kalktı, soyundu&#8230;<br />
Üzerine giydiği hüznü bavula<br />
Dudaklarındaki şarkıyı cebine koydu.<br />
Gözlerindeki gökkuşağı sevgiyi<br />
Sığdıramadı hiçbir yere.<br />
Kapadı gözlerini sımsıkı<br />
İçine akıttı renkleri.<br />
Dışarıda siyah bir meltem esti&#8230;<br />
Karanlık gecenin kara prensi<br />
Yürüdü, gitti,<br />
Rüzgara karıştı.</p>
<p>Kara Prens gitti şimdi.<br />
Tüm renkleri kendine kattı,<br />
Kendinde boğdu gitti.<br />
Pembeyi kana<br />
Sarıyı boka<br />
Beyazı pise çevirdi gitti.<br />
Karanlık gecenin kara prensi&#8230;<br />
Gündüzü çaldı, gitti.<br />
Karanlık gecenin deli rüzgarı&#8230;<br />
Kara Prensi aldı, gitti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/kara-prens/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Haziranda Ölmek Zor &#8211; Hasan Hüseyin</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/exlibrary-kitapligi/ustalardan/haziranda-olmek-zor-hasan-huseyin/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/exlibrary-kitapligi/ustalardan/haziranda-olmek-zor-hasan-huseyin/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2009 21:15:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Exlibrary</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ustalardan Seçkiler]]></category>
		<category><![CDATA[acı]]></category>
		<category><![CDATA[ağaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[asmak]]></category>
		<category><![CDATA[bahar]]></category>
		<category><![CDATA[gazete]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[haziran]]></category>
		<category><![CDATA[insanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[koku]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[kuş sesleri]]></category>
		<category><![CDATA[öldürmek]]></category>
		<category><![CDATA[ölmek]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[sokak]]></category>
		<category><![CDATA[tank]]></category>
		<category><![CDATA[ülke]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<category><![CDATA[uzaklar]]></category>
		<category><![CDATA[yapraklar]]></category>
		<category><![CDATA[yaşamak]]></category>
		<category><![CDATA[yaşatmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=2640</guid>
		<description><![CDATA[Haziranda Ölmek Zor
orhan kemal&#8217;in güzel anısına
işten çıktım
sokaktayım
        elim yüzüm üstümbaşım gazete
sokakta tank paleti
sokakta düdük sesi
sokakta tomson
        sokağa çıkmak yasak
sokaktayım
gece leylâk
       ve tomurcuk kokuyor
yaralı bir şahin olmuş yüreğim
uy anam anam
haziranda ölmek zor!
havada tüy
havada kuş
havada kuş soluğu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Haziranda Ölmek Zor</strong></p>
<p align="center"><em>orhan kemal&#8217;in güzel anısına</em></p>
<p>işten çıktım<br />
sokaktayım<br />
        elim yüzüm üstümbaşım gazete</p>
<p>sokakta tank paleti<br />
sokakta düdük sesi<br />
sokakta tomson<br />
        sokağa çıkmak yasak</p>
<p>sokaktayım<br />
gece leylâk<br />
       ve tomurcuk kokuyor<br />
yaralı bir şahin olmuş yüreğim<br />
uy anam anam<br />
haziranda ölmek zor!<span id="more-2640"></span></p>
<p>havada tüy<br />
havada kuş<br />
havada kuş soluğu kokusu<br />
hava leylâk<br />
       ve tomurcuk kokuyor<br />
ne anlar acılardan/güzel haziran<br />
ne anlar güzel bahar!<br />
kopuk bir kol sokakta<br />
              çırpınıp durur</p>
<p>çalışmışım onbeş saat<br />
tükenmişim onbeş saat<br />
acıkmışım yorulmuşum uykusamışım<br />
anama sövmüş patron<br />
       ter döktüğüm gazetede<br />
sıkmışım dişlerimi<br />
ıslıkla söylemişim umutlarımı<br />
             susarak söylemişim<br />
sıcak bir ev özlemişim<br />
sıcak bir yemek<br />
ve sıcacık bir yatakta<br />
             unutturan öpücükler<br />
çıkmışım bir kavgadan<br />
                    vurmuşum sokaklara</p>
<p>sokakta tank paleti<br />
sokakta düdük sesi<br />
sarı sarı yapraklarla birlikte sanki<br />
             dallarda insan iskeletleri</p>
<p>asacaklar aydemir&#8217;i<br />
asacaklar gürcan&#8217;ı<br />
       belki başkalarını<br />
pis bir ota değmiş gibi sızlıyor genzim<br />
dökülüyor etlerim<br />
               sarı yapraklar gibi</p>
<p>asmak neyi kurtarır<br />
       sarı sarı yaprakları kuru dallara?<br />
yolunmuş yaprakları<br />
kırılmış dallarıyla<br />
               ne anlatır bir ağaç<br />
hani rüzgâr<br />
hani kuş<br />
        hani nerde rüzgârlı kuş sesleri?</p>
<p>asılmak sorun değil<br />
        asılmamak da değil<br />
kimin kimi astığı<br />
kimin kimi neden niçin astığı<br />
               budur işte asıl sorun!</p>
<p>sevdim gelin morunu<br />
sevdim şiir morunu<br />
moru sevdim tomurcukta<br />
moru sevdim memede<br />
             ve öptüğüm dudakta<br />
ama sevmedim, hayır<br />
iğrendim insanoğlunun<br />
        yağlı ipte sallanan morluğundan!</p>
<p>neden böyle acılıyım<br />
neden böyle ağrılı<br />
neden niçin bu sokaklar böyle boş<br />
niçin neden bu evler böyle dolu?<br />
sokaklarla solur evler<br />
sokaklarla atar nabzı<br />
                               kentlerin<br />
sokaksız kent<br />
kentsiz ülke<br />
kahkahanın yanıbaşı gözyaşı</p>
<p>işten çıktım<br />
elim yüzüm üstümbaşım gazete<br />
karanlıkta akan bir su<br />
        gibi vurdum kendimi caddelere<br />
hava leylâk<br />
              ve tomurcuk kokusu<br />
havada köryoluna<br />
havada suçsuz günahsız<br />
                    gitme korkusu<br />
ah desem<br />
       eriyecek demirleri bu korkuluğun<br />
oh desem<br />
       tutuşacak soluğum</p>
<p>asmak neyi kurtarır<br />
       öldürmek neyi<br />
yaşatmaktır önemlisi<br />
               güzel yaşatmak<br />
abeceden geçirmek kıracın çekirgesini<br />
       ekmeksiz yuvasız hekimsiz bırakmamak</p>
<p>ah yavrum<br />
ah güzelim<br />
canım benim / sevdiceğim<br />
                     bitanem<br />
kısa sürdü bu yolculuk<br />
       n&#8217;eylersin ki sonu yok!<br />
gece leylâk<br />
              ve tomurcuk kokuyor<br />
uy anam anam<br />
haziranda ölmek zor!</p>
<p>nerdeyim ben<br />
nerdeyim ben<br />
       nerdeyim?<br />
kimsiniz siz<br />
kimsiniz siz<br />
        kimsiniz?<br />
ne söyler bu radyolar<br />
gazeteler ne yazar<br />
kim ölmüş uzaklarda<br />
            göçen kim dünyamızdan?</p>
<p>asmak neyi kurtarır<br />
       öldürmek neyi?<br />
yolunmuş yaprakları<br />
       ve kırılmış dallarıyla bir ağaç<br />
              söyler hangi güzelliği?</p>
<p>kökü burda<br />
        yüreğimde<br />
yaprakları uzaklarda bir çınar<br />
ıslık çala çala göçtü bir çınar<br />
       göçtü memet diye diye<br />
              şafak vakti bir çınar<br />
           silkeledi kuşlarını<br />
                         güneşlerini:<br />
&#8220;oğlum sana sesleniyorum işitiyor musun, memet,<br />
                                                                      memet!&#8221;</p>
<p>gece leylâk<br />
       ve tomurcuk kokuyor<br />
üstümbaşım elim yüzüm gazete<br />
vurmuşum sokaklara<br />
vurmuşum karanlığa<br />
       uy anam anam<br />
       haziranda ölmek zor!</p>
<p>bu acılar<br />
bu ağrılar<br />
              bu yürek<br />
neyi kimden esirgiyor bu buz gibi sokaklar<br />
bu ağaçlar niçin böyle yapraksız<br />
bu geceler niçin böyle insansız<br />
bu insanlar niçin böyle yarınsız<br />
bu niçinler niçin böyle yanıtsız?</p>
<p>kim bu korku<br />
        kim bu umut<br />
ne adına<br />
              kim için? </p>
<p>&#8220;uyarına gelirse<br />
       tepemde bir de çınar&#8221;<br />
             demişti on yıl önce<br />
demek ki on yıl sonra<br />
demek ki sabah sabah<br />
demek ki &#8220;manda gönü&#8221;<br />
demek ki &#8220;şile bezi&#8221;<br />
demek ki &#8220;yeşil biber&#8221;<br />
bir de memet&#8217;in yüzü<br />
bir de güzel istanbul<br />
bir de &#8220;saman sarısı&#8221;<br />
bir de özlem kırmızısı<br />
demek ki göçtü usta<br />
kaldı yürek sızısı<br />
              geride kalanlara</p>
<p>nerdeyim ben<br />
        nerdeyim?<br />
kimsiniz siz<br />
        kimsiniz?</p>
<p>yıllar var ki ter içinde<br />
       taşıdım ben bu yükü<br />
bıraktım acının alkışlarına<br />
                      3 haziran &#8216;63&#8242;ü</p>
<p>bir kırmızı gül dalı<br />
                    şimdi uzakta<br />
bir kırmızı gül dalı<br />
                    iğilmiş üzerine<br />
yatıyor oralarda<br />
bir eski gömütlükte<br />
       yatıyor usta<br />
bir kırmızı gül dalı<br />
              iğilmiş üzerine<br />
okşar yanan alnını<br />
bir kırmızı gül dalı<br />
                      nâzım ustanın</p>
<p>gece leylâk<br />
       ve tomurcuk kokuyor<br />
bir basın işçisiyim<br />
elim yüzüm üstümbaşım gazete<br />
geçsem de gölgesinden tankların tomsonların<br />
              şuramda bir çalıkuşu ötüyor<br />
uy anam anam<br />
haziranda ölmek zor!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Hasan Hüseyin Korkmazgil</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/exlibrary-kitapligi/ustalardan/haziranda-olmek-zor-hasan-huseyin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uyku</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/edebiyat/oykuler/uyku/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/edebiyat/oykuler/uyku/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 28 May 2009 21:06:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Burcu Nehir Halaçoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[akarsu]]></category>
		<category><![CDATA[bilinç]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[dordora]]></category>
		<category><![CDATA[FRP]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[gök]]></category>
		<category><![CDATA[gölge]]></category>
		<category><![CDATA[gündüz]]></category>
		<category><![CDATA[hayal]]></category>
		<category><![CDATA[iksir]]></category>
		<category><![CDATA[ışık]]></category>
		<category><![CDATA[ıslak]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kaza]]></category>
		<category><![CDATA[kuğu]]></category>
		<category><![CDATA[nehir]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[orman]]></category>
		<category><![CDATA[patlama]]></category>
		<category><![CDATA[rüya]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[uyanıklık]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[vagon]]></category>
		<category><![CDATA[yara]]></category>
		<category><![CDATA[yaratık]]></category>
		<category><![CDATA[yardım]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yatak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=2698</guid>
		<description><![CDATA[Aydınlık göz kapaklarımdan taşarken uyanıklığımın bilincine vardım. Gözlerimi araladım ağır ağır; ağaçların yeşiline bulanmış ışık, ılık parlaklığıyla görüşümü doldururken, huzurla doldum. Nihayet görüntü netleştiğinde, önümde serili efsunlu manzara, yatıştırıcı bir rüzgârla seslendi bana. &#8220;Yardım edin.&#8221;
Rahatça ayağa kalktım, yumuşak adımlarla, görkemli ağaçlardan dökülmüş, üzerine bakır tozu serpilmişçesine ışıldayan kuru yaprakların oluşturduğu zeminde yürümeye başladım. Ne hissediyorum? [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aydınlık göz kapaklarımdan taşarken uyanıklığımın bilincine vardım. Gözlerimi araladım ağır ağır; ağaçların yeşiline bulanmış ışık, ılık parlaklığıyla görüşümü doldururken, huzurla doldum. Nihayet görüntü netleştiğinde, önümde serili efsunlu manzara, yatıştırıcı bir rüzgârla seslendi bana. <em>&#8220;Yardım edin.&#8221;</em><span id="more-2698"></span></p>
<p>Rahatça ayağa kalktım, yumuşak adımlarla, görkemli ağaçlardan dökülmüş, üzerine bakır tozu serpilmişçesine ışıldayan kuru yaprakların oluşturduğu zeminde yürümeye başladım. Ne hissediyorum? Boşluk; anlamsız ve derinliksiz. <img src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2009/05/swans.jpg" alt="Kuğular" title="Kuğular" width="280" height="205" class="alignright size-full wp-image-2702" />Kül renkli mantarlar tarafından çılgınca sahiplenilmiş bir ağacın gövdesine dokunmak istedim, ancak boşluğu tuttu elim. Anlamsız ve derinliksiz. Rüyadayım. Rüyada olduğumun bilinciyle ilerlemeye devam ettim ve dalgalanarak yere dökülen sarmaşıkların oluşturduğu bir perdeye vardım; elimi uzattım ve hafifçe araladım perdeyi. Orta kısımları göğün mavisine, kenarlara doğru ağaçların yeşiline, kıyı kesimi ise huzurlu taşların gölgesine boyanmış tertemiz bir gölcük. İki kuğu, göle taşan kaynak sularının oluşturduğu ak köpüklere doğru yüzüyor ve zerafet, bu iki canlının biçimli boyunlarında ifadesini buluyor. Cennet gibi&#8230;</p>
<p><em>– Yardım edin&#8230;</em></p>
<p>Zihnimde yankılanan ses, ıstırap dolu. Etrafıma kimin çağırdığını bulmak için bakınırken, yüreğimin atışları hızlandı. Karşı kıyıda, yerde uzanan bir karaltı&#8230; Kıyıdan, suya bata çıka, karaltıyı gördüğüm yere doğru ilerlemeye başladım.</p>
<p><em>– Yardım edin&#8230;</em></p>
<p>Karşı kıyıya ulaştığımda, paçalarım sırılsıklam olmuştu. Rüyada olmama rağmen ıslaklığı hissediyor olmak tüylerimi ürpetiyordu. Ancak esas huzursuzluğu, biraz ötede yatan, çevredeki ağaçların gölgelerini üzerine topladığı için gizemli bir ağırlık yüklenmiş karaltıya yaklaştığımda yaşadım. Bu bir insan mıydı?</p>
<p><em>&#8220;Merhaba..?&#8221;</em> diye seslendim titrek, kısık bir sesle.</p>
<p>Karaltı kıpırdamadı. Bunun üzerine birkaç cesur adımla ulaştım biçimsiz kütlenin yanıbaşına ve dizlerimin üstüne çöküp, bu karanlık şeyin ne olduğuna karar verebilmek için eğildim. Yüz üstü yatıyordu. Siyah saçlarında kızıl bir ıslaklık&#8230;</p>
<p><em>– Yaralı mısın?</em></p>
<p>Elimi uzatıp saçları aralamak, yarayı görmek istedim.</p>
<p><em>– Yardım edin&#8230;</em></p>
<p>Uzattığım elim havada asılı kaldı. <em>&#8220;Ya..yanındayım.&#8221;</em> Saçları araladım, ve bir anda duygularım aklımı ele geçirdi; çığlık atarak, panik içinde geriye attım kendimi. Ne gördüğümü tam olarak bilemiyorum ama, karaltının gövdesi hareketsiz uzanırken ve ben geri geri çekilerek ondan hızla kaçarken, kopuk baş, benimle birlikte yuvarlandı ve ikimiz birden, aynı anda suya düştük.</p>
<p>Suyun altında zaman yavaştı; dakikalar, saaatler, günler yoktu; köpükler yüzeye doğru binbir şekle bürünerek yükseliyor, yüzey, benden ağır ağır uzaklaşırken, kopuk başın yüzündeki iğrenç, vazgeçmiş ifade bana yaklaşıyordu. Hareket etmek istedim, ancak gözlerimi kapattığımda karşılaştığım mutlak karanlığın tahakkümü altında eziliverdim. Ve vazgeçtim&#8230;</p>
<p>Gözlerimi yeniden açtığımda, derin bir nefes aldım. Yatağımdayım. Ne rüyaydı ama&#8230; Sağıma baktım, her zaman görmeye alıştığım kişi var yanımda. Kumral saçları pencereden sızan günışığıyla parıldıyor. Hafifçe kıpırdandım sıcacık yatakta. Kıpırdanınca farkettim; bacaklarım ıslak mıydı? Belki de bu nedenle rüyamda bacaklarımın ıslandığını görmüştüm. Islak mı? Hey, altıma işemiş olamam değil mi? Biraz utanç, biraz korkuyla yorganı kaldırıp baktım; ıslak. Hayır, yatağın içi tümden ıslak! Su mu bastı evi? Altıma işemişsem bile tüm yatağı ıslatacak kapasitem olamaz herhalde! Oturduğum yerde doğruldum, üstümü açıp vaziyete baktım, hafifçe kokladım ıslaklığı. Yok, çiş değil bu. Su olmalı. Bacaklarımı yataktan aşağı indirdim; tuhaf, belimden aşağısı biraz uyuşuk. Bacaklarımın karıncalanmış olmasına aldırmadan kalktım ayağa. Evet, evi su basmış.. Yerlerde küçük gölcükler oluşmuştu ve içerideki odadan şıpır şıpır bir ses geliyordu. Oflayarak, sesin geldiği odaya doğru yöneldim.</p>
<p><em>– Patlayacak..</em></p>
<p>Anlamayarak döndüm yatağa doğru. <em>&#8220;Uyandın mı?&#8221;</em> Aceleyle açıkladım yataktaki arkadaşıma. <em>&#8220;Hey, evi su basmış, işediğimi zannetme!&#8221;</em></p>
<p><em>– Elini ver!</em></p>
<p>Gözlerimi kırpıştırdım. Uykusunda mı konuşuyordu? Kumral saçları yüzündeki ifadeyi gizliyordu; şaka yapıp yapmadığını anlayamadım bu nedenle. <em>&#8220;Ne saçmalıyorsun?&#8221;</em></p>
<p><em>– Patla..</em></p>
<p><img src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2009/05/bloodtrain.jpg" alt="Vagon" title="Vagon" width="280" height="370" class="alignright size-full wp-image-2701" />Pencereler korkunç bir patlamayla dağıldı aynı anda ve kızıl ateş bedenimi yalarken yere attım kendimi. Patlamanın gücü beni içerideki odaya doğru savurmuştu. Doğalgaz mı patladı? O an için, olanlara bulabileceğim tek açıklama buydu. Bir sarsıntı daha oldu, bedenimin her noktası titreşti; her yanım sızlıyor. Birden, görüş alanımı sonsuz bir hızla kaplayıp, kayboldu dehşetli manzara. Dehşetliydi, çünkü farkındalık eşiğime ulaşır ulaşmaz, bilincimde ağır bir ritme kavuşmuştu; sağa sola devrilmiş tren koltukları gördüm; parçalanmış insan bedenleriyle kanlanmış duvarlar&#8230;</p>
<p>Yüreğimdeki korku gözlerimden taşıyordu. Bulanık da olsa anılarım var; biraz sakinleşsem gözümde canlanacaklar. Uyandım mı? Sol tarafımda, ki bu yukarıya tekabül ediyordu, ateş, sağ tarafımda, aşağıda, su vardı. Tiz yardım çığlıkları geldi kulaklarıma. Bir karaltı gördüm, insan parçalarını, olduklarından daha da tanımlanamaz hale sokarak, bana doğru yaklaşan bir karaltı. Ağır ağır.. Ayak sesleri vagonu dolduruyor, vagonu sarsıyor, sarsılan vagon sızlayan bedenimi titretiyor. Yaklaşıyor, gözleri yok, bakışları yok. Karanlık bir şey. İnsan değil, başka bir şey. Bizimle beslenmeye geldi. Gecenin içinden, ben elimdeki tostu yerken. Yardım edin! dedi içimden bir ses ve haykırarak doğruldum.</p>
<p><em>&#8220;Lanet..&#8221;</em> karanlık basmıştı ve havuz kenarında yalnız başınaydım. Doğru ya, tatildeydim. Kaşlarım çatıldı. Ne tatili ya? Gözlerimi ovuşturdum, beni kendime getirmeye yetmedi. Havuzun çevresi büyük otel binalarıyla çevriliydi. Binaların soğuk yüksekliği üzerime üzerime geliyordu; kendimi devler tarafından çepeçevre sarılmış zavallı bir mahluk gibi hissettim. Burada olmamam gerekirdi. Az önceki sahneyi olduğu gibi hatırlıyor, yüreğim hâlâ korkuyla gümlüyordu. Bana ne olduğunu anımsamaya çalıştım. Bu bir rüyaydı değil mi? Uyanıkken ne yapıyordum, neredeydim? Tren koltukları görmüştüm değil mi? Tost yiyordum. Tosttan önce gazete okumuştum. Tatil yapmayı düşünmüştüm, hayaller kurmuştum. Sonra? Gecenin içinden birşey gelmişti. Birşey trene saldırmıştı. Az önceki rüyamda gördüğüm şey mi? İmkansız. O rüyaydı. Trende değilim. Neredeyim? Uyuyan bedenim, gerçek bedenim nerede? Kaybolmuş hissediyorum, korkuyorum. Ayağa kalkmak istedim. Bacaklarımı kıpırdatmakta o kadar zorlanmıştım ki! Islak.. Bacaklarım ıslaktı. Gerçek bedenim bu mu? Belki de öldüm. Ölmek istemiyorum. Yüzümü ovuşturdum. Burada olmamam gerekirdi. Koluma sıkı bir çimdik attım ve acı, beni bambaşka bir aleme taşıdı&#8230;</p>
<p><em>– Hey&#8230; İyi misin?</em> dedi merakla birisi.</p>
<p>Bir inleme duydum, yo, bu benim sesim. Canım yanıyordu; kıpırdandım hafifçe. Neredeyim? Gözlerimi, göreceklerimden korkarak açtım, yanıbaşımda dikilen kızı ana hatlarıyla seçtim ancak dikkatimin daha büyük bir kısmını ona ayırmadan önce, doğrulmaya çalıştım. Neredeyim?</p>
<p><em>– İyi misin dedim?</em></p>
<p>Yüzümü ovuşturdum. Belim ağrıyordu, bacaklarımdaki garip uyuşukluk devam ediyordu. Havuz kenarında hissettiğimden çok daha fazla.</p>
<p><em>– Hey, dedim!</em></p>
<p>Meraklı kıza baktım ilgisizce. Kırmızı gözleri vardı! İlgim bir anda üçe katlanmıştı.</p>
<p><em>– Sen..</em></p>
<p><em>– Bir dordorayı yere serdin!</em></p>
<p>Etrafıma bakındım, gördüklerimi algılamayı başaramayınca kırmızı gözlü kıza döndüm sessizce.</p>
<p><em>– Hayatımı kurtardın! Adın ne?</em></p>
<p>Rahatsızca bacaklarımı oynattım. <em>&#8220;Rüyalarda isimlerin önemi olmaz.&#8221;</em> diye mırıldandım kendi kendime fakat rüya görüp görmediğimden emin olamıyordum, zira kendimi olabildiğince uyanık hissediyordum.</p>
<p><em>– Bir dordorayı yere serdin! Bir adın olmalı!</em></p>
<p>Omuz silktim. <em>&#8220;Duman..&#8221;</em> diye uydurdum. Neden bu ismi seçtim, bilmiyorum, belki de gerçekten ismim budur, ancak o an için gerçekten umurumda değildi. <em>&#8220;Dordora da kim?&#8221;</em></p>
<p>Kız şaşırmış göründü. <em>&#8220;Hafızanı mı yitirdin? Dordora diyorum! Dordorayı kim bilmez!&#8221;</em></p>
<p><em>&#8220;Şey, ben bilmiyorum.&#8221;</em> derken, biraz ötede yatan devasa, cansız kütle, kaşlarımın çatılmasına neden oldu. Dordorayı özel isim zannetmiştim ama bu.. bir çeşit yaratık mıydı? Aklıma, gölün kenarında gördüğüm kopuk başlı ceset ve tren koltukları arasında yürüyen karanlık canlı gelince, içimden enteresan bir ürperti geçti gitti.</p>
<p>Kız kıkırdadı. <em>&#8220;Benimle dalga geçiyorsun!&#8221;</em> Ayağa kalktı heyecanla ve yerden bir kılıç aldı. <em>&#8220;Onu hakladın ama sonuçta bir dordoradan bahsediyoruz. Sana son anda bir vurdu, yere düştün ve öylece kaldın! Öldüğünü düşünmüştüm.&#8221;</em> Kız, kılıcı bana uzattı. <em>&#8220;Büyükannem ülkede işgale karşı koyan savaşçılardan bahsetmişti ama onlardan biriyle karşılaşacağımı hiç düşünmezdim! Duman!</em></p>
<p>Duman.. Kedi köpek ismine benzese de, adım şimdilik buydu, değil mi? Tutuk hareketlerle, bana uzatılan kılıcı aldım. FRP oyunu gibi&#8230; Bu şekilde düşününce şevk geldi bedenime ve kılıcı kabzasından sıkıca kavrayıp ayaklandım. Ah! Ne oldu? Dizim boşanmıştı birden, yere öylece oturuvermiştim!</p>
<p><em>&#8220;Bacakların yaralanmış.&#8221;</em> dedi kız. <em>&#8220;Sana yardım etmeme izin ver.&#8221;</em></p>
<p>Kıza baktım, sevimliydi. Eh, bu fena bir rüyaya benzemiyor. <em>&#8220;Olur..&#8221;</em></p>
<p><em>– İsmim Acil&#8230;</em></p>
<p>Yüzümü buruşturdum; hayatımda duyduğum en saçma isimdi bu. Nasıl bir bilinçaltım varsa artık. Kız koluma girip, yavaş yavaş yürümeye başladıktan sonra, konuştum. <em>&#8220;İşgalden bahset.&#8221;</em></p>
<p>Acil, işgal kelimesinde ifade bulan korkuyu yansıtan gözlerini kocaman kocaman açtı. <em>&#8220;Dordoralar iki hafta önce görünmeye başladı buralarda. Bir sürü şehrin düştüğünü duyuyorduk, hatta köyden bazıları savunma planları yapıyordu.&#8221;</em></p>
<p><em>– Köyünüzü işgal mi ettiler?</em></p>
<p><em>&#8220;Henüz değil.&#8221;</em> Umutla gülümsedi. <em>&#8220;Artık sen varken edemezler!&#8221;</em></p>
<p>Mahçup bir edayla sırıttım, ben, kendime o kadar güvenmiyordum. Elimdeki kılıcı, kızdan uzak tutmaya gayret ederek sağa sola salladım deneme için. Bu mereti kullanabilir miyim gerçekten?</p>
<p><em>– Çatalşehir buraya çok uzak değil. İki gün önce o taraftan duman yükseldiğini söyledi korucular.</em></p>
<p><img src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2009/05/hc1.jpg" alt="Uyku" title="Uyku" width="280" height="340" class="alignleft size-full wp-image-2700" />Korucu lafını duyunca, ilk defa etrafımla ilgilendim. Derin, gizemli bir ormanın ortasındaydık. Yakınlardan bir yerden coşkulu bir akarsuyun sesi geliyor. Vahşice büyüyüp, ölçüsüzce etrafa yayılmış otlar, sarmaşıklar ve mantarlar, sabırlı, irfan sahibi kadim ağaçlarla amansız bir hakimiyet mücadelesi içinde. Bacaklarıma baktım. Kan. Dizlerimin altı baştan aşağı kanla kaplıydı! Güm güm atmaya başladı yüreğim. </p>
<p>Kız, endişemi hissetmiş olacaktı ki, teselli etti beni. <em>&#8220;Dordora yüzünden ama büyükannem seni hemen iyileştirir. Özel iksirleri var.&#8221;</em></p>
<p>Nedense bunu duymak beni biraz rahatlatmıştı. İksirlere güvendiğimden değil de&#8230; Hani, FRP oyunu gibi düşününce, mantıklı geliyor. Uzun müddet yürüdük; attığım her adım, bacaklarımı daha ağır hissetmeme neden oluyor; ayaklarım, başka birisinin ayakları, dizlerimde de birer deniz kestanesi gizli sanki; dikenlerini kıpırdatan, ama diz kapaklarımın içinde olduğu için, her kıpırdanışında etimi paralayan bir deniz kestanesi&#8230; Bitkin fakat uyanık hissediyorum, nasıl bir ikilem bu? Ölecek miyim?</p>
<p><em>&#8220;Böyle hissetmem doğal mı?&#8221;</em> Kızın anlamamış bakışlarını görünce omuz silktim. <em>&#8220;Sonuçta, hepsi bir rüya.&#8221;</em></p>
<p>Kız endişelenmişti. <em>&#8220;Ateşin yükselmiş olmalı.. Sayıklıyor musun?&#8221;</em></p>
<p><em>– Sayıkladığım falan yok, sadece.. her neyse.. boşver.</em></p>
<p>Uyanıklığı uyanınca hatırlamak, bu yeni uyanıklığın da aslında bir rüya olduğunu bilmek&#8230; Kafa karıştırıcı.. O halde rüyaların, gerçek hayattan fazla bir farkı olmamalı. Akıl, rüyaları uyanıkken hatırlayabiliyor, hatta rüyanın içinde görülen rüyaları dahi hatırlayabiliyor. Ölüm, farklı türden bir uyanmaysa, yaşadığımız hayatın öldükten sonra hatırlanma ihtimali var mı? Bu durumda, korkacak bir şey yok mu, yoksa esas korkulması gereken şey bu mu? Aah, dizlerim.. Dizlerimin acısı bana ölümlü olduğumu hatırlatıyor. Bacaklarım vücudumu daha fazla taşıyabilecek gibi değil.</p>
<p>Kız, <em>&#8220;İşte geldiiik!&#8221;</em> diye ciyakladığı vakit, gerçekten sevinçli hissettim bu nedenle.</p>
<p>Dev bir ağacı aştığımızda karşıma çıkacak görüntünün, sevimli bir orman köyü olacağını düşünürken, yakıp yıkılmış, acı içinde çatırdayan, odundan bir harabe gördüğümde yaşadığım hayal kırıklığı, hissetmekte acele ettiğim sevinç duygusu yüzünden iki kat yoğunlaşmıştı. Acil, beni bırakıp, hüzünlü haykırışlarla, paramparça olmuş köyün içine dalarken, ben, dayanağım olmadan uzun süre ayakta kalamayacağımı hissedip yere bıraktım kendimi. Onu teselli edemezdim, rüyadaydım. Peşinden de koşamazdım, bitkindim. Ee, iksirle şifa bulma olayı nasıl olacak şimdi? Fakat şifa bulma meselesini düşünmekte de erken davranmıştım; Acil’in uzaklaştığı yerden yükselen acı çığlığa karışan korkunç böğürtü, nefesimi tutmama, bacaklarımı unutmama neden oldu. Menfur bir yaratık, namıdiğer dordora, çıkageldi yıkıntıların arkasından bir yerlerden. Ne cüsseli, ne dehşetli bir varlık! Boynuzlarının sivriliği ve parlaklığı gözlerimi deliyor. Vücudundaki kahverengi tüyler öğürten bir oynaklığa sahip. Yaratık, sanki cehennemden firar etmiş, on binlerce yılın can sıkıntısını üzerinden atmaya çalışıyordu. Tiksindirici bir merakla etrafı araştırırken, yerde oturan varlığımı farketti ve saf dehşet saçan kızıl gözlerini hevesle yeni avına, bana odakladı. Bense, onun elinde mıncıkladığı et parçasının Acil olduğunun idrakına varamayacak kadar şok içindeydim. Ayağa kalkıp kaçmam gerektiğini düşündüm. Düşündüm ama beceremedim. Bacaklarım tutmuyordu! Dizlerime attım ellerimi, toparlansınlar diye; dizlerimden daha önce de mi bu şekilde kan fışkırıyordu? Bacaklarımı çok sevdiğimi düşündüm, onları kaybetmek istemediğimi. Panik içinde başımı kaldırdım, güm güm yaklaşan kızıl gözlü şeytana. Ölmek istemiyorum! Burada değil, bu şekilde değil! Yaşamak istiyorum! Yaşamak istiyorum!</p>
<p><img src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2009/05/hc.gif" alt="..." title="..." width="280" height="383" class="alignleft size-full wp-image-2703" />Bacaklarımda zonklayan keskin bir acı hissettim; ancak daha önce hissettiklerimden daha gerçek değildi. Gözlerimin önünden akıp giden ışıklar vardı. Tavan mı baktığım duvar? Yanımda biri var, koşturuyor. Anlam veremedim. Birşeyler söyledim ancak ne ben kendi sesimi duydum, ne de yanımdaki. Yine de, yanımda koşturan kişi mırıldandığımı farketmişti ki, yüzünü yaklaştırdı söylediklerimi duymak için.</p>
<p><em>&#8220;Bir savaşçıydım..&#8221;</em> diye tekrarladım bu nedenle.</p>
<p>Adam öylece baktı bana. <em>&#8220;Kurtulacaksın..&#8221;</em></p>
<p>Ne saçmalıyordu? <em>&#8220;Rüyadayım?&#8221;</em></p>
<p><em>– Uyanıksın. Bu iyi bir şey.</em></p>
<p>Tavanda akan ışıklara çevirdim bakışlarımı yeniden. <em>&#8220;Uyanık mıyım?&#8221;</em></p>
<p>Bir yere ulaşmıştık ki, tavanın şekli değişmişti. Oramı buramı yokladı bir takım eller. Dit dit bir ses duyuyorum. Başıma doluşan insanları izledim bir müddet, sessizce. Rüyadayım. Aralarında birşeyler konuşuyorlar; benimle ilgili, belli, ne var ki, söylediklerini anlamlandırmakta zorluk çekiyorum. Bulunduğum yerden çok uzaktalarmış gibi&#8230;</p>
<p><em>&#8220;Bacaklardan kaynaklı..&#8221;</em> dedi birisi.</p>
<p><em>&#8220;Dordora yüzünden&#8230;&#8221;</em> diye cevap verdim ona ama, duymuş muydu bilmiyorum. Işıklı tavandan geçerken benimle konuşan adam, –bir doktor mu?– baş ucuma yaklaşınca, gücümü toplayıp nefes verdim. <em>&#8220;Ne oldu?&#8221;</em> Dilim zor dönüyor. Düşünebiliyorum ama konuşamıyorum.</p>
<p>Adam bana baktı çabucak. <em>&#8220;Nehre devrilen vagonun içindeydin. Kurtulacaksın.&#8221;</em></p>
<p><em>– Patlama oldu..?</em></p>
<p><em>– O, başka bir vagon.</em></p>
<p><em>– Kopmuş kafa vardı..</em></p>
<p>Adam kaşlarını çattı. <em>&#8220;En iyi durumdakilerden biri sensin.&#8221;</em></p>
<p><em>– Kaza değildi, bir yaratık vardı.. Karanlık..</em></p>
<p><em>– Kazaydı, halüsinasyon görmüşsün.</em></p>
<p><em>Değildi.. Saldırdı, karanlıktı..&#8221;</em> onunla tartışacak gücüm yoktu. <em>&#8220;Bacaklarım..?</em></p>
<p>Bu bakışı biliyorum. Güldüm. Rüya.. Anlamsız ve derinliksiz. Gülünce, doktor, belki de asistandı, benimle biraz ilgilendi; en azından, bacaklarım tarafına bakmaktan, bir süreliğine vazgeçmişti. Ağzımı burnumu örten bir şey kapattılar yüzüme.</p>
<p><em>&#8220;Rüyada mıyım?&#8221;</em> diye sordum boğuk boğuk.</p>
<p><em>– Biraz uyuyacaksın.</em></p>
<p>İtiraz etmedim. Bu uyanıklığı da hatırlayacağım bir uyanma halinin mümkün olduğunu umarak, gözlerimi kapattım&#8230; Yanılmamıştım, karanlıktı&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/edebiyat/oykuler/uyku/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Son Mektup</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/son-mektup/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/son-mektup/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 May 2009 18:12:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Dinç Çoban</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[sessizlik]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[son]]></category>
		<category><![CDATA[umut]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>
		<category><![CDATA[zor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=2696</guid>
		<description><![CDATA[Zor günler için gönderiyorum bu mektubu sana
başucunda sakla,
karanlık gecelerde çıkar, dokun yeter.
Yanına geleceğim,
tutup elinden birlikte yürüyeceğiz ışığa.
Ziyansız bir ömür dile ikimize
bir de kıymetli aşklar&#8230;
Zor günler için gönderiyorum bu mektubu sana
yastığının altına koy,
hemen elinin ulaşabildiği bir yere.
Sessiz gecelerde çıkar, korktuğun zaman, öp yeter.
Ses olacağım, içine dolacağım
son gecesi olacak öfkelerinin.
Gün dile ikimize,
bir de ışık&#8230;
Zor günler için gönderiyorum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Zor günler için gönderiyorum bu mektubu sana<br />
başucunda sakla,<br />
karanlık gecelerde çıkar, dokun yeter.<br />
Yanına geleceğim,<br />
tutup elinden birlikte yürüyeceğiz ışığa.<br />
Ziyansız bir ömür dile ikimize<br />
bir de kıymetli aşklar&#8230;</p>
<p>Zor günler için gönderiyorum bu mektubu sana<br />
yastığının altına koy,<br />
hemen elinin ulaşabildiği bir yere.<br />
Sessiz gecelerde çıkar, korktuğun zaman, öp yeter.<br />
Ses olacağım, içine dolacağım<br />
son gecesi olacak öfkelerinin.<br />
Gün dile ikimize,<br />
bir de ışık&#8230;</p>
<p>Zor günler için gönderiyorum bu mektubu sana<br />
aklında tut,<br />
sıkıldığında çıkar, hatırla yeter.<br />
Bütün masallarıyla geleceğim La Fontaine&#8217;in,<br />
tutup elinden parklarına götüreceğim İstanbul&#8217;un<br />
salıncaklar dile ikimize, bir de uzun ömür.</p>
<p>Zor günler için gönderiyorum bu mektubu sana<br />
istersen saklama<br />
yakmak istersen eğer<br />
unut yeter.<br />
Ama lütfen aşk dile ikimiz için<br />
bir de,<br />
bir de umut benim için&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/son-mektup/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İçinden Konuşamayan Adam</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/icinden-konusamayan-adam/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/icinden-konusamayan-adam/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 May 2009 20:06:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Göksel Bekmezci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[âşık]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[eksik]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[gözyaşı]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kalabalık]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[mars]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>
		<category><![CDATA[tamam]]></category>
		<category><![CDATA[tırnak]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=2686</guid>
		<description><![CDATA[şimdi ve çoğu zaman olduğu gibi saçmalarım ben myra.
sen üstüne alma.
bazı hayatların konu başlığıdır yalnızlık
ve böylesi kalabalık eder insanı.
mars’ta bulunan su, bir astronotun gözyaşı olabilir.
ilk işçi grevini başlatan şeytan
bir gün sözünden dönebilir.
önemli değil.
belki bir gün yalnızlık da sigortalanabilir.
hiç önemli değil.
her şey mümkün myra.
&#8220;geceyse..
eksik, kırık bir tırnak içindeyse..
bir uçak aniden
kalbine yenik
düşebilir.
sen çocukluğuma aldırma.
bir doktorun,
ameliyat masasında âşık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>şimdi ve çoğu zaman olduğu gibi saçmalarım ben myra.<br />
sen üstüne alma.<br />
bazı hayatların konu başlığıdır yalnızlık<br />
ve böylesi kalabalık eder insanı.</p>
<p>mars’ta bulunan su, bir astronotun gözyaşı olabilir.<br />
ilk işçi grevini başlatan şeytan<br />
bir gün sözünden dönebilir.<br />
önemli değil.<br />
belki bir gün yalnızlık da sigortalanabilir.<br />
hiç önemli değil.<br />
her şey mümkün myra.<br />
&#8220;geceyse..<br />
eksik, kırık bir tırnak içindeyse..<br />
bir uçak aniden<br />
kalbine yenik<br />
düşebilir.<br />
sen çocukluğuma aldırma.<br />
bir doktorun,<br />
ameliyat masasında âşık olduğu hastasının kalbine iliştirip,<br />
alelacele diktiği bir not niyetine<br />
al bu mektubu sadece..</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em><a href="http://www.pandora.com.tr/urun.aspx?id=141951">&#8220;Gri Hikâyeler&#8221;</a> kitabından alıntıdır.<br />
Yitik Ülke Yayınları/ Say Dağıtım</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/icinden-konusamayan-adam/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Adam &#8211; 1</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/edebiyat/oykuler/bir-adam-1/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/edebiyat/oykuler/bir-adam-1/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 May 2009 18:40:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emine Sevde Yazıcı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[adam]]></category>
		<category><![CDATA[akşam]]></category>
		<category><![CDATA[arkadaşlık]]></category>
		<category><![CDATA[askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[cafe]]></category>
		<category><![CDATA[davranış]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[erkeklik]]></category>
		<category><![CDATA[farklılık]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[içki]]></category>
		<category><![CDATA[iddia]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlık]]></category>
		<category><![CDATA[kafe]]></category>
		<category><![CDATA[kedi]]></category>
		<category><![CDATA[kız]]></category>
		<category><![CDATA[kızmak]]></category>
		<category><![CDATA[masa]]></category>
		<category><![CDATA[rol]]></category>
		<category><![CDATA[samimiyet]]></category>
		<category><![CDATA[sandalye]]></category>
		<category><![CDATA[sevmek]]></category>
		<category><![CDATA[tuvalet]]></category>
		<category><![CDATA[yakınlaşmak]]></category>
		<category><![CDATA[yaklaşmak]]></category>
		<category><![CDATA[yalan]]></category>
		<category><![CDATA[yemek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=2676</guid>
		<description><![CDATA[Gözlerini kapattığında üşüyen birinin hikâyesi bu. Açmaya da çoğunlukla cesaret bulamayan. Açtığında bulduklarını beğenmeyen biri. Belki kendini anlama çabasında fazla boğulmuştur bu kişi. Kim bilir belki kendinden başka bir şey görmediğinden, düşüneceği başka şeyi de olmamıştır. Hem canı sıkılınca yanında mısır gevreği. Gerisini de ağzında çiğner ve yutar. Ayrıntıları böylece midesinde saklar. Azimlidir bu konuda. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gözlerini kapattığında üşüyen birinin hikâyesi bu. Açmaya da çoğunlukla cesaret bulamayan. Açtığında bulduklarını beğenmeyen biri. Belki kendini anlama çabasında fazla boğulmuştur bu kişi. Kim bilir belki kendinden başka bir şey görmediğinden, düşüneceği başka şeyi de olmamıştır. Hem canı sıkılınca yanında mısır gevreği. Gerisini de ağzında çiğner ve yutar. Ayrıntıları böylece midesinde saklar.<span id="more-2676"></span> Azimlidir bu konuda. Defalarca düşüncelerini ağzında geveleyip midesine indirir. Zaten serbest çağrışımları oldu olası sevmemiştir ya. Neden kurcalayacaktır ve dile getirecektir ki ayrıntıları!</p>
<div id="attachment_2678" class="wp-caption alignleft" style="width: 261px"><a href="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2009/05/van_gogh-cafe_terrace.jpg" rel="lightbox[2676]"><img src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2009/05/van_gogh-cafe_terrace-251x320.jpg" alt="Vincent Van Gogh - Café Terrace" title="Vincent Van Gogh - Café Terrace" width="251" height="320" class="size-medium wp-image-2678" /></a><p class="wp-caption-text">Vincent Van Gogh - Café Terrace</p></div>
<p>Gözlerini tekrar kapadığında, dünyanın hâlâ orada olup olmadığını merak eder. Bazen başkalarını da düşündüğünü, onlara önem verdiğini iddia eder. Hem bunda çok ciddi ve samimi olduğu üzerine saatlerce nutuklar atar. Samimi midir bu nutukları? Bilmem ona sormak lazım bence. Ben kendisiyle bir tesadüf sonucunda tanıştım. Kendisiyle pek içli dışlı olmamayı yeğledim. Fakat o üstüme geldikçe geldi. Ne vardı anlamadım. Aslında anladım. Bir kadın olarak en başından en sonuna, ne yapmaya çalıştığının fazlasıyla farkındaydım. Ancak o göz süzmelerinden, aktarmak istediğinden fazla bir anlam çıkarmamam konusunda ısrarcıydı. Pek de ciddiye almadım onu. Aslında diğer birçok erkek gibi, onun da saygı duyulacak fazla bir tarafını görmedim. İki eşeleyince içi dışına çıktı, tıpkı diğerleri gibi. Göreceklerimi tahmin etmem zor değildi, aslında eşelemeye ihtiyaç da duymamıştım. Ama o yanıma geldi, benimle uğraştı ve karşılığında onunla uğraşmam için yalvardı. Pardon, onun deyimiyle düzeltelim hemen &#8220;bana karşı hislerini göstermeye çalıştı&#8221;. Bence, bana yalvarmıştı ya, hadi neyse diyelim.</p>
<p>Bir gün evde oturuyorum. Telefon çaldı. <em>&#8220;Aman da en sevdiğim arkadaşım nerdeymiş bakalım&#8221;</em> diyen bir ses. Aa, ne bu münasebet, nereden senin en sevdiğin arkadaşın oluyor muşum diyecektim, sonra &#8220;yine tersinden mi kalktın sen?&#8221; diye bir cevapla karşılaşacaktım. Vazgeçtim düşündüğümü söylemekten. <em>&#8220;Evet, benim en sevilen arkadaş, evdeyim, sen nerdesin bakalım&#8221;</em> deyiverdim. Aslında ağzımdan çıkanları kulağım duydu duymasına ama kalbim inanmadı, inanamadı. Neyse dedim ikisine de. Ne var, ne oldu, ne bu telaş? diye hızlı soruları sıralayarak, durumu gizlemeye çalıştım. <em>&#8220;Ya, biz dışarıdayız da, gelmek ister misin?&#8221; &#8220;Siz kimsiniz?&#8221; &#8220;Benle Barış.&#8221; &#8220;Barış kim?&#8221; &#8220;Tanımıyorsun, okuldan arkadaşım.&#8221; &#8220;Hangi okuldan?&#8221; &#8220;Uff ne çok soru sordun, müsait misin onu söyle bana?&#8221; &#8220;Bilmem aslında pek değilim.&#8221; &#8220;Neden ne işin var?&#8221; &#8220;Bir şeyler okuyordum. Yarına yetişmesi gerekiyor da.&#8221; &#8220;Boş ver onları şimdi, bir iki saatliğine ertele olmaz mı?&#8221; &#8220;İyi bir sebebin vardır umarım.&#8221; &#8220;Var var&#8230;&#8221;</em> dedi karşımdaki neşeli bir tavırla. Hayır, Özlem&#8217;i tanımasam inanacaktım, ama az çok tanıyorum. Aslında senelerdir tanıyorum ama çoğunlukla daha az tanımış olmayı diliyorum.</p>
<p>Dışarı çıktım ve kafeye, Barış&#8217;la Özlem&#8217;in yanına gittim. İşte bu bencil ve kendini beğenmiş herifle orada tanıştım. Tanışmak yetmiyormuş gibi bir de üç haftamı verdim. Aslında verdiğim pek söylenemez. O burnumun dibine girerek zorla aldı. Beni uğraştırdı ve kızdırdı. Ama ben şimdi onun hikâyesini anlatıyorum. Kendimin hikâyesine şimdilik yer yok burada.</p>
<p>Ben girer girmez içeri, kendine güvenmeye çalışan bir adamın bakışlarıyla karşılaştım. Güvenmeye çalışan diyorum çünkü o kendine güvendiğini iddia etse de, gözlerinin içinde bu güvenin samimiyetsiz olduğu açıkça görünüyordu. Ama siz benim yerimde olsanız ne yapardınız? İnsanların gizlemek için yıllarını verdiği küçük ayrıntıları net bir şekilde daha ilk saniye de görebilseydiniz, nasıl davranırdınız? Girdim ve normal bir şekilde selam verdim. Belki de benden beklenenden daha normal olduğu için arkadaşım Özlem tarafından tuhaf karşılandı bu durum. Çünkü benim onu terslememi bekliyordu. Plansız ve ani bir şekilde işimden ve gücümden koparılmış olmak beni sinirlendirirdi, bunu o bilirdi ama yanındaki için aynı şeyi söyleyemem. Daha yeni tanışmıştık, adam bana dair ne düşünebilirdi ki?</p>
<p>Canımı sıkan türden birkaç soğuk sırıtma yaşandı karşılıklı. Ardından konuya ilk girenin ben olması gerektiğini düşündüm. Sonra sırf gıcıklığına bunu yapmaktan vazgeçtim. Karşılarında bekledim, birkaç dakika daha kasılmalarını. Aslında oldukça eğlendim ama yüzlerine bunu da belli edemezdim değil mi? Ah bu toplumsallık! Ah bu &#8220;başkalık&#8221;. Yine de dayanamadım, insanlık ben de kalsın deyip konuya girdim.</p>
<p><em>&#8220;Evde sıkılmışım doğrusu.&#8221;</em> Özlem sevinerek atladı <em>&#8220;Doğru zamanda aradığımı hissetmiştim.&#8221;</em> Neyi hissetmiştin ki? Ben öyle olduğunu söyleyene kadar korkudan resmen titriyordun, tepkim ne olacak diye. Neyse asıl meseleye gelelim. Özlem&#8217;in beni neden çağırdığı gayet belliydi. Bu kendini bilmez ama çok bildiğini iddia eden adam, Özlem&#8217;e yakınlaşmaya çalışıyordu. Özlem o sıralar eski sevgilisini unutamadığından, her hangi yakın bir temastan kaçınıyordu. Beni koruyucu poşet olmam için çağırmıştı. Ama ben aradaki karbon kâğıdı olmayı diliyordum. Tabii bunu da söyleyemezdim en yakın arkadaşımın yüzüne. Ahh, her şey şu yakınlıktan ileri gelmiyor muydu? Ne zaman birisi yakınlaşsa, hemen sınırlarını aşıp beni rahatsız etmiyor muydu? Sinirlerimi dişlerimi sıkarak içime boşalttım ama karşımdaki dangalak bunu hissetti. Aslında bir şey hissetmedi. Sadece benim derin nefes alışımı duydu. Yoksa his namına onun içinde kurumuş bir dal parçasından başka bir şey olduğunu zannetmiyorum.</p>
<p><em>&#8220;Canınızı sıktıysak kusura bakmayın. Özlem çok ısrar edince, ben de sizi aramasına müsaade ettim.&#8221;</em> Şuna bak hele, kim oluyor da bu, arkadaşımın beni aramasına müsaade ediyor. N&#8217;oluyordu burada? Adam ters bakışlarımdan işkillenince lafı çevirmeye çalıştı. <em>&#8220;Yani ben doğru olmadığını düşünmüştüm, akşamın bu saatinde, sizi rahatsız etmemek için&#8221;</em> diye açıkladı. Bu şaşkın bakışlarla tamamlanmış konuşma, beni çok eğlendirince, yüzüme kocaman bir gülümseme yerleşti. Adam bundan cesaret aldı. <em>&#8220;Neyse ki sizi çok da fazla zahmete sokmamışız&#8221;</em> dedi. Adam çabuk karar veriyor ve kararları kesinlikle kendisi almaktan hoşlanıyor. Tamam, bunları ben anlıyorum da, Bu Barış mıdır nedir, o anlıyor mu? Sanırım çok da önemli değil.</p>
<p>Ellerini çırptı ve garsonu erkekçe çağırdı. Sanki erkekliğini vurgulamasa biz onun erkek olacağını unutacak gibiydik. Garson yanı başımda bitince Barış sordu, <em>&#8220;Ne içersiniz?&#8221;</em> Bir anda garsonu çağıran kaba adam kendisi değilmiş gibi değişti yüzündeki ifade; dünyanın en sevimli, en kibar insanı kesildi başıma. Dayanamadım kendim oldum yine! Ters bakışlarla Barış&#8217;ı ezdikten sonra, <em>&#8220;Açık bir çay alayım&#8221;</em> dedim sadece garsonun yüzüne bakarak. Barış muhatap olarak alınmadığı için oldukça sinirlendi. Aman, dedim kendi içimden, nasılsa bir daha görmeyeceğim birisi. Beni sevse ne olur, sevmese ne olur?</p>
<p>Üstümden kedi tüylerini temizledim. O sırada Özlem, <em>&#8220;pisicik nasıl?&#8221;</em> dedi. <em>&#8220;Nasıl olsun, yiyip içip mobilyaları parçalıyor&#8221;</em> dedim. Özlem güldü, Barış gülümsedi. Bu kesinlikle önemli bir ayırımdı. Tabi bence! Barış gülümseyerek diğer tarafa çevirdi kafasını, yan masayı süzdü. Gözlerini sıkça kırpıştırıp dudaklarını yaladı, boğazını temizledi. Kendini beklemeye almıştı. Biz iki kadın arka fonda, kediler ve kediliğe dair Barış&#8217;ın çok da ilgisini çekmeyen kısa bir muhabbete koyulmuştuk. Barış bunun kısa süreceğine emindi. O yüzden hafif bir sessizlik sırasında başını bana çevirdi. Tam bir şey diyecek oldu, ben de görmemiş gibi yapıp, Timmy geçen gün dolabın üstüne bıraktığım yumağı bulmuş, onu ortalığa dağıtmış ben evde yokken, dedim. Barış&#8217;ın söyleyecekleri ağzında tükendi gitti, tıpkı dikkati gibi. Biraz akıllıydı aslında. Özlem&#8217;in ne yapmaya çalıştığını anlamıştı. Ama benim ne kadar ince düşünebileceğimin farkında değildi sanırım. En azından o gün için bu durum geçerli gibi görünüyordu.</p>
<p><em>&#8220;Neyse işte Timmy&#8217;ye ben de yapay mama vermemeye karar verdim. Hayvancağızın genç yaşında kanser olmasını istemiyorum. Bu nedenle de kasaptan ona bir şeyler alıp evde kendim pişiriyorum.&#8221;</em> dedim. Özlem&#8217;in <em>&#8220;hı hı, ahaha, hııı&#8221;</em>larının ardından izin isteyip tuvalete kaçtım. Daha fazla kedimle ilgili bir şeyler anlatsaydım; Barış kalkmaya yeltenecekti. Kalkmasını amaçlamıyordum. Sonuçta benim arkadaşım değildi. Ne yapacağı çok da umurumda değildi ama Özlem&#8217;i zor bir durumda da bırakamazdım. Tuvalete gitmemin sebebini zaten anlamışsınızdır. Ben gidince, Barış unuttuğu ya da hatırladığı her hangi bir konuya dair kendisinden daha korkak olan Özlem&#8217;e yeni bir sohbet açabilecekti. Ben varken dengeler değişiyordu. Çünkü ben Özlem&#8217;in arkadaşıydım. Barış ise, yeni bir &#8220;hiç kimse&#8221;!</p>
<p>Geldiğimde onları oldukça eğlenirken buldum. Aman ne kadar komikti kim bilir. Barış askerdeyken komutanı ona tokat atmış, buna gülen arkadaşlarına da kendisi özel anları kollayıp bir bir tokat atmıştı. Bu erkekler askerlik anılarını hem de daha erkek olduklarını kanıtlamak için anlatmaktan bıkmıyorlar mıydı? Erkeklerin sıkıcı olduklarına dair düşüncem bir kez daha aklımdan geçmeye başladı ki, Barış akıllıca bir laf etti. <em>&#8220;Karnınız aç mı?&#8221; &#8220;Aslında oldukça açım&#8221;</em> dedim. Karnım gurulduyordu. Erken bir saatte kahvaltı ettikten sonra azıcık meyve yiyerek günü geçiştirmiştim. Akşamın sekizinde acıkmış olmam çok normaldi. <em>&#8220;Haydi yemeğe gidelim&#8221;</em> dedi. Özlem de, ben de gülücükler saçmaya başladık hemen. Özlem de benim kadar acıkmıştı belli ki.</p>
<p>Neyse ki yemek gibi doğal ihtiyaçlar herkese olumlu hisler veriyordu. En azından çoğu insana veriyordu değil mi? Olumsuz düşünen varsa, bunu kendine saklasın canım. Şimdi Barış&#8217;ın hödüklükleriyle alakası yok toplumdaki zıp çıktıların. Her neyse. Barış bizi bildiği bir lokantaya götürdü. Evet, o lokanta adamıydı, restoran değil. Halktan biriydi. Herkese yakın olmayı isterdi. Kendinin herkesi anladığını iddia ederdi. Aslında bütün bunları kendisiyle konuşmadım. Ama birinin ne olduğunu anlamak için kendisinden harfi harfine düşüncelerimi kanıtlayan itiraflar duymama gerek yoktur. O neşeli ve babacan tavırlarıyla karşımızda, biz kadınları bütünleyen &#8220;erkek&#8221; olmaya çalışıyordu. Özlem de bunu gayet güzel kabul edip anın tadını çıkarıyordu. Oradaki sivri kafa bendim. Bana ne gerek vardı zaten hiçbir zaman anlamadım. Ama hayat işte, böyle gereksizlikler ve saçmalıklar yüzünden başımıza çorap örmüyor mu?</p>
<p>Barış yemekleri bize &#8220;ısmarlayacağının&#8221; işaretini Özlem&#8217;in sandalyesine kolunu atarak verdi. Tabi bunu anladığımızı belli eden bir rahatlama gelmişti yüzümüze. Yani parayı vermeyecek olmamızın rahatlaması değil; bir erkeğin tıpkı bir erkek gibi davranması sonucunda kendiliğini kanıtlamasından dolayı ortaya çıkan bir rahatlamaydı bu. Evet, Barış bilindik erkeklik kalıplarından bir kaçına uyuyordu. Bu anlamda, bize &#8220;bilindik&#8221; görünüyordu. Daha doğrusu Özlem&#8217;e bilindik görünüyordu ama bana sıkıcı geliyordu. Bunu da kendisine kesinlikle gösteremezdim!</p>
<p>Yemeğimizi yedik. Yemeğimizi yerken Özlem Barış&#8217;a biraz yaklaşmak istedi. Sözleriyle biraz yaklaşır gibi oldu, sonra kalbi sancıdı. Sıcak sözlerinin arkasından soğuk bir sessizlik geldi. Ben de Özlem&#8217;i odak noktasından kurtarmak için, Barış&#8217;a okuluyla ilgili sorular sordum. Hmm, inşaat mühendisliği okumuş, okulu vaktinde bitirmiş, şimdi bir şirkette çalışıyormuş, fena da para kazanmıyormuş, bizim gibi daha çok kafa dengi arkadaşı olsun istiyormuş. Ne zaman bizim kafa dengi olduğumuz kanısına kapıldıysa artık; ne siz sorun ne ben söyleyeyim!</p>
<p>Yemekleri yiyip çayları da içtikten sonra, Barış içki içmek isteyip istemediğimizi sordu. Gerçi ertesi gün hafta sonu falan değildi ama yine de bir iki tek atsak fena gelmezdi değil mi? Ben pek istekli değildim ancak Özlem&#8217;in Barış gibi rahatlamaya ihtiyacı vardı. <em>&#8220;E hadi kalkalım gidelim o zaman&#8221;</em> dedim. Gürültülü ve dumanlı bir bara girdik. Masaya oturduk; ben karanlık bir köşede diğer sandalyelere uzak duran bir sandalye seçtim. Ee, birisi av birisi de avcı olmak istiyordu bu gece. En azından açıkça istemeseler bile az sonra içki içince isteyeceklerdi. Bana burada ne gerek vardı! Neden beni de küçük oyunlarınıza alet ediyorsunuz?</p>
<p>Bir soda içtim. Hızlı içtiğimden tam tadına varamadım. Aslında tadına varmayı istemedim. Karşımdakilerin ilk içkileri neredeyse yarılanmıştı. Barış özellikle hızlı gidiyordu. Kendisi hızlı içerek bizi sarhoş edeceğini sanıyordu. Gerçi ben biraz karanlıkta ve ayık kalmıştım ama onun içkiyle değişen algısı, benim üzerimde gezinen bu durumları görmesine engel oluyordu. Önce beni çok umursamadı. Sonra Özlem bir süreliğine kendi içine kapanmaya karar verince, <em>&#8220;karanlıkta kaldın. Hem sen neden içmiyorsun?&#8221;</em> diyerek en can alıcı soruları sordu. Üzerimdeki sis perdesini tamamen kaldırmayı planlıyordu herhalde. Benim bu plana dahil olmaya niyetim yoktu. Bir yalan savurmayı düşündüm önce. Sonra o yalanın çok kuyruklu olacağını düşününce daha az kuyruklusunu seçtim. <em>&#8220;İlaç içtim bugün. İçki içersem zehirlenirim şimdi.&#8221; &#8220;Hmm peki bakalım&#8221;</em> dedi sakince. Bu cevap onu fazlasıyla tatmin ettiğinden neden karanlıkta kaldığım sorusunun cevabını beklemedi bile. Hasta ve karanlıkta olması doğal diye düşündü. Daha doğrusu düşünmedi, böyle hissetti ama o bunun farkında değildi elbette. Benim farkında olduğumunsa hiç farkında değildi. Ama bunların bir önemi yoktu. Özlem ve Barış ikilisinin arasında bulunan &#8220;bir fazlalık&#8221; olarak ne Özlem&#8217;in ne de Barış&#8217;ın arzularına cevap veriyordum. Özlem içine kapanmaktan sıkılmış olacak ki, <em>&#8220;Ne diye saklandın oraya ya?&#8221;</em> deyip kolumdan çekiştirdi. Sandalyemi düşmemek için düzelttim ve Özlem&#8217;e yaklaştım. Yüzüme vuran ışıktan mıdır nedir, Barış da Özlem de gülümsedi bana. İçkilerine baktığımda ikisininkinin de çoktan bittiğini gördüm. Işık falan benim uydurmamdı anlaşılan. Bu iki salak içkinin etkisine girmişti. Az ya da çok ne fark eder. Girmişlerdi işte.</p>
<p>Özlem tuvalete gitti. Korktuğum şey başıma gelmek üzereydi. Özlem&#8217;den yakınlık göremeyen Barış, içkinin verdiği cesaretle yanımdaki sandalyeye, az önce Özlem&#8217;in oturduğu yere yerleşti. Aman ne güzel! İçki kokan ağzı ve yarım bakan boş gözleriyle beni etkileyebileceğini sanıyordu. Ben içki kokusunu düşünmekten onun gözlerine bile odaklanamıyordum. Ama tabi o benim rahatsızlığımı, &#8220;kızsal bir durum&#8221; diye kafasında kodlamış olacak ki, bana <em>&#8220;korkma&#8221;</em> dedi. Neyden korkmayacaktım. Senden mi? Erkekliğinden mi? İçki kokusundan mı? Dayanamadım yüzüne aslında bir cevap olan şu soruyu yapıştırdım: <em>&#8220;Neden?&#8221;</em> Gülümsemesi yavaşça soldu. Belli ki bana bir cevap vermek için düşünceleri hızlıca yer değiştiriyordu. <em>&#8220;Korkacak bir şey yok da ondan&#8221;</em> dedi. Tabii kendisini az öncekinden daha aptal bir konuma düşürdüğünün farkında değildi. Ben de bunu ona açıklayacak değildim. <em>&#8220;Öyle diyorsan öyledir&#8221;</em> dedim pişkince. Bunu bir &#8220;evet&#8221; olarak mı aldı nedir, sandalyesini iyice yanıma yaklaştırdı. <em>&#8220;Sen ne iş yaparsın?&#8221;</em>, bok yaparım bok dememek için kendimi zor tuttum. Zaten bok falan yaptığım da yoktu. Bana göre gayet erdemli bir işle uğraşıyordum. Ben bir yazardım. Öyle bildiğin yazarlardan değil. Ama hangi yazarları biliyorsun ki? Bunu söylemek de pek anlamsızmış canım. Cevap verdim bu düşüncelerin üzerine: <em>&#8220;Öğrenciyim, 4. sınıf.&#8221;</em> Bu halk tarafından kabul edilebilir bir kimlikti. Tartışılacak ya da konuşulacak tarafı yoktu. Şimdi yazarlığımı dile getirip uzun uzadıya bir tartışmaya girmenin, sorular silsilesiyle debelenmenin ne alemi vardı?</p>
<p>Ve en can alıcı soru geldi: <em>&#8220;Hangi bölüm?&#8221;</em> Eşeğin örekesi bölümü. Ama biz ona kısaca sakatatçılık diyoruz. Özlem de nerede kaldı bilmem ki! <em>&#8220;Edebiyat&#8221; &#8220;Oo çok güzel bölümmüş. Sen de bir şeyler yazıyor musun?&#8221; &#8220;Yok daha çok okuyorum şimdilik.&#8221; &#8220;İlla yazdığın bir şeyler vardır.&#8221; &#8220;Elbette var ama kayda değer bir şey yok.&#8221; &#8220;En çok kimleri okursun?&#8221; &#8220;En çok okuduğum kimse yok. Herkesi en fazla bir kere okudum.&#8221; &#8220;Hmm dile hâkimsin ha?&#8221; &#8220;Sen de demek ki!&#8221;</em> İltifat etmeye, olumlu yönlerimi bulmaya ve ortak noktalar çıkarmaya çalışıyordu. Bu insanlar neden hep aynı şekilde iletişim kurmaya çalışıyorlardı? İletişim kurmanın başka bir yolu yok muydu?</p>
<p>Özlem sonunda gelmişti. Biraz şaşkınlıkla Barış&#8217;ın az önce oturduğu sandalyeye oturdu. Barış bir şey söyleme ihtiyacıyla, <em>&#8220;Böylece ikinize de laf yetiştirebilirim!&#8221;</em> dedi rahatça. Hafifçe gülümsedik. Erkeğin erkekliğini yıkmadan, kendisine laf sokan bu cümlesini kabul ettik. Laf yetiştiren kişi olarak sandalyesini değiştirmiş olmayı kabul etmiş ve bu hatayı kendini yererek telafi etmeye çalışmıştı. Oturduğu yeni sandalyeyi de ikimize birden yetişebileceği yeni konum olarak tanımlamıştı. Aman ne güzel! Biz de sanki yemiştik. En azından ben pek yemiş gibi bakmıyordum. Ama karşımdakilerin bu ayrıntıları fark edemediği çok açıktı.</p>
<p>Hemen birer içki daha söylediler. Bana da güzel bir meyve suyu; bol buzlu. Çünkü buzları dişlerimin arasında kırmayı severim. Ayrıca buzun eridikçe verdiği sulu tat da hoşuma gider. Sevdiğim bir şarkı çalmaya başladı. Şarkıyı dinlerken huzurum yerine gelmiş olacak ki gözlerimi kapamışım. Gözlerimi açtığımda Barış bana bakıyordu. Özlem de Barış&#8217;a. Sonra ikisine de gülümsedim. <em>&#8220;Çok severim bu şarkıyı&#8221;</em> dedim. Barış <em>&#8220;zevk almayı biliyorsun&#8221;</em> dedi. Ben de diyecektim, <em>&#8220;insanları idare etmeyi hiç bilmiyorsun&#8221;.</em> Özlem kendini dışlanmış hissetti. Hayır, dışlanan ben olsam umursamayacaktım ama Özlem böyle şeylere alınırdı. Hem beni o çağırmıştı. Kalkmak istedim o an. Kaçmak! Tüm toplumdan, tüm uygarlıktan uzağa, insanın asla ayak basmadığı bir kara parçasına uçmak istedim. Çünkü en yakın arkadaşım bir hödük yüzünden bana kızmak üzereydi.</p>
<p>Kalktım ve Özlem&#8217;in saçlarını ördüm. Barış ile değil de Özlem ile ilgilendiğimi, Barış&#8217;ı umursamadığımı göstermek için. Ne salak bir davranıştı Allah&#8217;ım! İki çocuk gibi neşelendik bir anda. <em>&#8220;Saçların uzamış iyice&#8221;</em> dedim. <em>&#8220;Karışmasın ve kırılmasın&#8221;</em>. Bu açıklamanın ardından daha az mı salak göründüm bilmiyorum. Ama en azından birkaç söz sarf ederek içimi rahatlatmıştım. Özlem&#8217;in saçını örünce, tuvalete gittim. Döndüğümde ikisini konuşurken buldum. Muhabbete pek karışmamaya ve az sonra da kalkmaya karar verdim. Ama saate bir baktım ki, oldukça geç olmuş. Eve dönebileceğim bir otobüs kalmamış. Barış da aynı problemle karşılaşınca, Özlem bizi evine davet etti. Bu gecenin en bitmemesi gereken son bu şekilde olsa gerekti. Yüreği yaralı Özlem. Ne yaptığı ve ne düşündüğü belli olmayan bir hödük. Eve gitmek ve ders çalışmak ya da yazı yazmak isteyen ben. Bir arada, aynı evde. Dünyanın en saçma nedeni yüzünden bir araya gelen, en gereksiz üçlü.</p>
<p>Özlem&#8217;in evine gitmekle hata mı ettim bilmiyorum. Belki taksi tutmalıydım ve cebimdeki bütün parayı taksiye vermeliydim. Belki Barış&#8217;ın ısrarlarını susturup daha çok içki almalarına engel olmalıydım. Ama beni pek dinleyecek gibi durmuyorlardı. Özlem Barış&#8217;la ilgilenmiyordu. Ancak Barış veya her hangi bir erkeğin onunla ilgilenmesi hoşuna gidecek gibiydi. En azından içkili kafasıyla etrafa saçtığı gülücüklerden ben bunları anlıyordum. Barış ise, ikimizden birine mümkün mertebe yakınlaşmak ve hatta sokulmak derdindeydi. Tabi Özlem için geçerli olan planının bende işlemeyeceğini pek tahmin edemezdi. Umursamaz tavırlarımı anlamadı. Bana ve Özlem&#8217;e sıcak bakışlar atmaya devam etti.</p>
<p>Eve geldiğimizde, çakır keyif iki insanın ortasında, Özlem&#8217;in öğrenci evinin salonundaki oturulacak tek yerde buldum kendimi: Eski bir tek kişilik yatak. Aman ne hoş, ne hoş! İçki kokuları buram buram burnuma gelerek midemi bulandırıyordu. Tabi ki ben onlara bir açıklama yapmadan kalkmaya yeltendiğim anda bana bulaşacaklardı. Ben de su içme gibi meşru bir bahaneyle kalkıp önce su içtim sonra içerden bir yastık alıp salonun diğer köşesine oturdum. Her ne halt yiyeceklerdiyse, buna kesinlikle alet olmak istemiyordum. Özlem beni yanına çağırdı. Gitmedim. Barış çağırdı, gitmedim. Gülümsemeye ve saçma konulardan bahsetmeye devam ettim. Sonunda Özlem yorgun düştü. Ben de yatmak istediğimi söyledim. Yataklar açıldı. Barış hala içmek istiyordu ve beni ayık gördüğünden benimle biraz daha konuşmaya çalıştı. Sarhoşların alıngan olacağını hesaba katarak yumuşak davranmaya çalıştım. Ama o bunu ters anladı. Yanıma yaklaştı ve bana sarılmaya ya da başka bir haltlar yemeye çalıştı. Ne olduğunu anlamadım ama <em>&#8220;sağol sağol, çok iyisin gerçekten ama ben artık uyumak istiyorum&#8221;</em> dedim. O ana kadar edebiyattan ve okulumdan biraz bahsettik, yazdığım bir iki şeyi de anlatınca Barış&#8217;ın bayâ bir hoşuna gittim anlaşılan. Aslında ben kaçmaya çalışıyordum. Çok yüzeysel cevaplar vermiştim. Nasıl bu şekilde anlaşıldım, nasıl beni kollarına alma isteğiyle doldu içi, anlamadım.</p>
<p>Benim için hazırlanan yatağa attım kendimi. İçimde bir tiksintiyle hem de. Bu tiksintinin kendime mi, yoksa az önce kendi benzerlerini temsil etmesi nedeniyle Barış&#8217;a ve bütün insanlığa karşı mı olduğunu pek bilemiyordum. Belki daha sert davranmalıydım diye düşünerek suçladım kendimi. Sonra da bütün bunların anlamsız bir ayrıntı, hayatın bir parçasından gereksiz bir vurgu olduğuna karar verdim. Bu düşünce beni biraz rahatlatınca, daha fazla düşünmeden kendimi uykunun kollarına bıraktım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/edebiyat/oykuler/bir-adam-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Neden? Neden Olmasın?</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/neden-neden-olmasin/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/neden-neden-olmasin/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Apr 2009 17:23:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Aydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[ağlamak]]></category>
		<category><![CDATA[anlam]]></category>
		<category><![CDATA[beden]]></category>
		<category><![CDATA[boşluk]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[ikilem]]></category>
		<category><![CDATA[kelimeler]]></category>
		<category><![CDATA[konuşmak]]></category>
		<category><![CDATA[koşuşturma]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır Çarşısı]]></category>
		<category><![CDATA[ölmek]]></category>
		<category><![CDATA[ruh]]></category>
		<category><![CDATA[saklanmak]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[sözcük]]></category>
		<category><![CDATA[suskunluk]]></category>
		<category><![CDATA[yorgunluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=2648</guid>
		<description><![CDATA[Sesi kısıldı sözcüklerin
Mısır Çarşısı&#8217;nda kayıp küçük bir çocuk gibi ağlamaklı çaresizlikleri.
Hem küçük hem kayıp bir çocuk gibi&#8230;
Ya da bir güvercin kadar ürkek ve pervasız bir o kadar.
Bir koşuşturmadır aldı başını gidiyor dilimde.
Hiçbir kelime kendi anlamını beğenmiyor nedense!
İkilem(e)ler istiyor kimisi,
sessiz sessiz otururken ben
kahvehane taburesinde.
Kimisi metafor delisi.
Bazısında bir kişiselleşme telaşı.
Konuşmuyor sözcükler
gelmedikçe keyifleri.
Bir isyan mı desem
yoksa bir grev [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sesi kısıldı sözcüklerin<br />
Mısır Çarşısı&#8217;nda kayıp küçük bir çocuk gibi ağlamaklı çaresizlikleri.<br />
Hem küçük hem kayıp bir çocuk gibi&#8230;<br />
Ya da bir güvercin kadar ürkek ve pervasız bir o kadar.<br />
Bir koşuşturmadır aldı başını gidiyor dilimde.<br />
Hiçbir kelime kendi anlamını beğenmiyor nedense!<br />
İkilem(e)ler istiyor kimisi,<br />
sessiz sessiz otururken ben<br />
kahvehane taburesinde.<br />
Kimisi metafor delisi.<br />
Bazısında bir kişiselleşme telaşı.<br />
Konuşmuyor sözcükler<br />
gelmedikçe keyifleri.<br />
Bir isyan mı desem<br />
yoksa bir grev mi(?)<br />
Ne desem bilemiyorum<br />
bu çetrefil muammanın tam ortasında.<br />
Çözülmüyor düğümler,<br />
hep bir kelime eksik çıkıyor hesaplar.<br />
Virgüllere takılıyor meramım,<br />
anlamım tepe taklak.<br />
Her sözcük başka bir sözcükten alacaklı sanıyor kendini.<br />
Bundan sebep susuyorlar kendilerini avazları yettiğince.<br />
Pis bir sessizliğin tam ortasında<br />
ağlıyorum zırıl zırıl.<br />
Kanımdan geliyor ses.<br />
Bu suskunluk<br />
besbelli<br />
ağrıttı kanımı.<br />
Kelimelerini ver bana<br />
anlamlarıma sarmak için.<br />
Sana gelmek istiyorum bir akşamüstü<br />
tüm sesimle.<br />
Yıkıntına sığınmak istiyorum.<br />
Anlıyor musun?<br />
Bir manzarana asmak istiyorum kendimi<br />
donakalmak için ölesiye.<br />
Öldüresiye bir de tüm yaşanacakları.<br />
Zira, ağır bir suçüstü baskın vermiş<br />
gecenin bir yarısı.<br />
(S)aklanamıyorum ne etsem.<br />
Nafile bir koşuşturmanın en yorgun kıvrımında<br />
takılıyorum bedenime.<br />
Ruhum tepe taklak bu kez.<br />
Her şey birbirine karıştı işte.<br />
Koştum, açtım nefesi sonuna kadar,<br />
biraz çilek yedim,<br />
ve yıkadım bedenimi.<br />
Ölebilirim artık<br />
en kuytu köşesinde ruhumun,<br />
sökerken şafak kendini geceden.<br />
Havalandırmaya çıkardım kendimi bir de.<br />
Bin bir anlam devşirdim evvela bin bir heceden.<br />
Bir boşluk ki tıka basa doldurdu içimdeki başka bir boşluğu.<br />
(H)akladım kendimi kendime sürterek<br />
kimsecikler görmeden.<br />
Şşşşşşşşşşşşşşş<br />
Hadi öldüm ben<br />
kimsecikler duymadan.<br />
Sen sabah ol yine e mi ey güzel şehir(?)<br />
Giderayak bir soru işareti daha taktım iki yakana:<br />
İyi mi(?)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/neden-neden-olmasin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pandora&#8217;nın Kukusu</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/pandoranin-kukusu/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/pandoranin-kukusu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2009 11:52:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Göksel Bekmezci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[alkol]]></category>
		<category><![CDATA[ateş]]></category>
		<category><![CDATA[cehennem]]></category>
		<category><![CDATA[cennet]]></category>
		<category><![CDATA[dudaklar]]></category>
		<category><![CDATA[Ekim]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[hastane]]></category>
		<category><![CDATA[ihanet]]></category>
		<category><![CDATA[kağıt]]></category>
		<category><![CDATA[kutsal kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[melekler]]></category>
		<category><![CDATA[mürekkep]]></category>
		<category><![CDATA[Nisan]]></category>
		<category><![CDATA[ocak]]></category>
		<category><![CDATA[pandora]]></category>
		<category><![CDATA[piyango]]></category>
		<category><![CDATA[sabah]]></category>
		<category><![CDATA[şarkı]]></category>
		<category><![CDATA[şeytan]]></category>
		<category><![CDATA[Sindrella]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[sosyete]]></category>
		<category><![CDATA[şubat]]></category>
		<category><![CDATA[tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>
		<category><![CDATA[yatak]]></category>
		<category><![CDATA[yıldızlar]]></category>
		<category><![CDATA[yorgun]]></category>
		<category><![CDATA[ziyaret]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=2520</guid>
		<description><![CDATA[Gonca Vuslateri için&#8230;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#038;
&#160;
bir müddet kaç dakikadır, ne kadar sürer..
iyi tecrübeler, kötü olaylar mı taşır içinde..
insan neden ağlar.. göz yaşı nereye kurur&#8230;
sözyaşartıcı bomba var mıdır.. varsa nereye atılır ya da
ihanetler söz vermekle mi başlar ve nerede biter..
kağıt tenim, mürekkep kanınsa içime bastırdığın,
ardımıza serptiğimiz millitakımyıldızlarıyla yolunu bulmaya çalışan
birbirinin uydusu iki gezegen gibi kendi eksenimizde dönüyoruz demektir
tek odalı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="right"><em>Gonca Vuslateri için&#8230;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&#038;</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>bir müddet kaç dakikadır, ne kadar sürer..<br />
iyi tecrübeler, kötü olaylar mı taşır içinde..<br />
insan neden ağlar.. göz yaşı nereye kurur&#8230;<br />
sözyaşartıcı bomba var mıdır.. varsa nereye atılır ya da<br />
ihanetler söz vermekle mi başlar ve nerede biter..<br />
kağıt tenim, mürekkep kanınsa içime bastırdığın,<br />
ardımıza serptiğimiz millitakımyıldızlarıyla yolunu bulmaya çalışan<br />
birbirinin uydusu iki gezegen gibi kendi eksenimizde dönüyoruz demektir<br />
tek odalı hastanemizin darmadağınık yatağında.. </p>
<p>sen dudaklarınla ziyaretime geliyorsun geceleri..<br />
ve tüm geceleri,<br />
gündüz tarifesiyle yaşayan taksiciler caddelere refakatçi..<br />
dudakların bir virüs taşır gibi yorgun, aç ve<br />
uzak dudaklarıma..<br />
sonra ben sinemaya gidip<br />
röntgen filmi için tek kişiliksiz bilet alıyorum<br />
yer göstericiyle aram açık,<br />
sağım solum boş<br />
önüm arkam.. saklanmayan, neyse..</p>
<p>tüm mevsimlerin toplandığı bir zombahar partisinde<br />
mayıs, haziranın derecesini ölçerken,<br />
alkolü fazla kaçırmış, acıyı fazla kaçırmış, ihaneti fazla<br />
son model bir ekimin, tüm yazı istifra edişi ve<br />
kasımın kollarında sendeleyerek yıkılışı..<br />
nisan’da esen herhangi bir yelken,<br />
ocakta çıkardığı yangınlarla fırtınaya terfi edişinden söz eden bir rüzgar..<br />
hiç sevişmemiş kız kulesi..<br />
bu tatillerinde marta gitmeyi planlayan temmuz-ağutos..<br />
ve şubat’ın otuz bir çekme projeleri..<br />
dedikodular dedikodular..<br />
kötü aşkların hesabını ödeyen şiirler..<br />
sürmanşetlerde:<br />
batan gemide boğulan önce çocuklar sonra kadınlar..<br />
sosyete falcıların uyandıklarında gözlerinin falçataya dönüşü..<br />
tartışma programlarına konuk lorca’nın<br />
“kanlı düğün, gelinin regl olmasıdır” iddiası.. ya da<br />
üç kulhu’yla bir elham’ın yasa dışı uhrevi şirketler zinciri..</p>
<p>tanrı bu filmi çoktan izleyip meleklerine anlatmış olmalı..</p>
<p>sıkılıp çıkıyorum sinemadan<br />
giriyorum bir bara ve çıkamıyorum bir daha..<br />
belki exit music ♪, belki a song for the lovers.. ♪<br />
belki this is a film.. ♪ belki de utopia.. ♪<br />
teninden tenime terinle geçebileceğin bu çıkmaz yolda<br />
sinderella ayakkabı dünyasında sanki aklın<br />
ve bir tembel reis edasıyla<br />
bakıp, seçip, bırakıp bir türlü giyemediğin..<br />
bir türlü üzerime geçiremediğim bir üniforma bedeninle<br />
sağım, solum, önüm, arkam fuckrepden burçlar..<br />
yüzyıllar önce sönmüş yıldızlı fallar..<br />
meteoroloji raporlarında<br />
içim dışım param parçalı bulutlu,<br />
dumanlı ve her metrekareme düşen,<br />
düşüp kırılan bakışların büyük ihtimal yüksek alkollü&#8230; </p>
<p>cehennemde,<br />
yanık kremleri satacağım süper bir iş tezgahlıyorum sonra birden..<br />
öldükten sonra köşeyi dönebileceğiz demektir..<br />
ahretin katalogları, tüm kutsal kitaplarda yer bakıyorum,<br />
ateşe sıfır..<br />
peygamberler sitesi dolu..<br />
kampanyalı tükenişleri arttırmışlar hayata.. </p>
<p>ıslatıp kepeğe çok karşı devrimci saçlarımı<br />
çocuklara cehennemi tarif ediyorum içimden&#8230;<br />
gitsinler ve gönüllerince ateşle oynasınlar.. üşümesinler..<br />
evlatların en hayırlısı,<br />
terkeden babalarını kapıya kadar uğurlayanlardır biraz da..<br />
onlara anlattığım masalın gizli öznesini aleni tuttum..<br />
çünkü cennete giden yol şeytandan geçer<br />
bilsinler istedim..</p>
<p>bugün bir dişimi dolgu yaptırdım;<br />
adını söylerken eksilen bir şeyler vardı sanki ağzımda..<br />
ve pek müstehzi bir hal aldım bu akşamüstü..<br />
ağzıma oturan en kullanışlı sözcüğün çekip alınmasından korktum bir an..<br />
çünkü çekingen ve alıngandır adın ağzımda..<br />
çıkarken akşamın üstünü bahşiş bıraktım<br />
üzerime zimmetli ömrüme..<br />
iyileştim mi hatırlamıyorum. 	</p>
<p>ama böyle giderse dudaklarından çürüyerek<br />
iyi bir leş olacağım.<br />
iyi birleşerek bütün ölümlere saygılı, kibar bir leş olacağım..<br />
ben çürümeye senden başlayacağım çünkü..<br />
otopsimde sana bir piyango gibi çıkacak notumda<br />
bileceksin bunu ve<br />
dört odacıklı kalbimin giriş katındaki yalnızlığınla<br />
desen desen işleyeceksin bir gece..<br />
bir gece sabaha karşı..<br />
sabaha çok karşı bir gece yazacağın ve<br />
pusunu bir tek senin dağıtacağın kitabın sonuna..</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Göksel Bekmezci</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em><a href="http://www.pandora.com.tr/urun.aspx?id=141951">&#8220;Gri Hikâyeler&#8221;</a> kitabından alıntıdır.<br />
Yitik Ülke Yayınları/ Say Dağıtım</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/pandoranin-kukusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ve Yastıkaltı Hâlâ Oyunlarım&#8230;</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/ve-yastikalti-hala-oyunlarim/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/ve-yastikalti-hala-oyunlarim/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2008 23:30:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Genco Demirer</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[bağlanmak]]></category>
		<category><![CDATA[çığlık]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[duvar]]></category>
		<category><![CDATA[feda etmek]]></category>
		<category><![CDATA[fısıltı]]></category>
		<category><![CDATA[gebe]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[gelgit]]></category>
		<category><![CDATA[gün batımı]]></category>
		<category><![CDATA[hapsedilmek]]></category>
		<category><![CDATA[huzur]]></category>
		<category><![CDATA[karanlık]]></category>
		<category><![CDATA[kayıp]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[Özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[rüya]]></category>
		<category><![CDATA[sıcaklık]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>
		<category><![CDATA[yastıkaltı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=1848</guid>
		<description><![CDATA[Sensizlik çığlıksız kayıp bir çocukluk
duyarsız ve kontrolsüz rüya bu arzu
gözden kaçmış gelgitlere gebe
kurumuş fısıltılar arasında sessizlik&#8230;
Her gün batımı başka bağlanış
ve gecenin varanı karanlık
duygular ufalarken duvarları
dalgalar arasında boğulmuş yalnızlık&#8230;
Huzursuz yerlerde eş değer sıcaklık
zarara sebep durmayan zaman
feda edilmiş hapsedilen aklın özgürlüğü
ve yastıkaltı hâlâ oyunlarım&#8230;
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sensizlik çığlıksız kayıp bir çocukluk<br />
duyarsız ve kontrolsüz rüya bu arzu<br />
gözden kaçmış gelgitlere gebe<br />
kurumuş fısıltılar arasında sessizlik&#8230;</p>
<p>Her gün batımı başka bağlanış<br />
ve gecenin varanı karanlık<br />
duygular ufalarken duvarları<br />
dalgalar arasında boğulmuş yalnızlık&#8230;</p>
<p>Huzursuz yerlerde eş değer sıcaklık<br />
zarara sebep durmayan zaman<br />
feda edilmiş hapsedilen aklın özgürlüğü<br />
ve yastıkaltı hâlâ oyunlarım&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/ve-yastikalti-hala-oyunlarim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yenik Serçe &#8211; Yılmaz Odabaşı</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/exlibrary-kitapligi/ustalardan/yenik-serce-yilmaz-odabasi/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/exlibrary-kitapligi/ustalardan/yenik-serce-yilmaz-odabasi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Sep 2008 00:01:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Exlibrary</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ustalardan Seçkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[hükümsüzdür]]></category>
		<category><![CDATA[hüzün]]></category>
		<category><![CDATA[insanlar]]></category>
		<category><![CDATA[kanatlar]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>
		<category><![CDATA[kuş]]></category>
		<category><![CDATA[Nevin]]></category>
		<category><![CDATA[özlem]]></category>
		<category><![CDATA[renk]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[sokaklar]]></category>
		<category><![CDATA[yaban]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=1105</guid>
		<description><![CDATA[I
yaban
ve asi
dağlara dağılan taylar gibi
ve yangın
gençliğinin alazında ışıltılı bıçaklar gibi
adana&#8217;da yollara dizilmiş garlarda
çığlık çığlığa peronlarda
çocuklar gibiydi gözleri
adı nevin
şarap içer, rüzgâr giyerdi geceleyin&#8230;
II
o, kanadı kırık bir kuştu
beyaza vurulmuştu
kimseler görmedi bir başka renk sevdiğini
kimseler
görmedi kimseler kirlendiğini&#8230;
adı nevin
hüzün kokar ve korkardı geceleyin&#8230;
III
&#8220;kendini martılarla bir tutma&#8221; derdim; &#8220;senin kanatların yok. düşersin, yorulursun, beni koyup koyup gitme ne olursun!&#8221;
o, kanadı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>I<br />
yaban<br />
ve asi<br />
dağlara dağılan taylar gibi<br />
ve yangın<br />
gençliğinin alazında ışıltılı bıçaklar gibi</p>
<p>adana&#8217;da yollara dizilmiş garlarda<br />
çığlık çığlığa peronlarda<br />
çocuklar gibiydi gözleri</p>
<p>adı nevin<br />
şarap içer, rüzgâr giyerdi geceleyin&#8230;</p>
<p>II<br />
o, kanadı kırık bir kuştu<br />
beyaza vurulmuştu<br />
kimseler görmedi bir başka renk sevdiğini<br />
kimseler<br />
görmedi kimseler kirlendiğini&#8230;</p>
<p>adı nevin<br />
hüzün kokar ve korkardı geceleyin&#8230;</p>
<p>III<br />
&#8220;kendini martılarla bir tutma&#8221; derdim; &#8220;senin kanatların yok. düşersin, yorulursun, beni koyup koyup gitme ne olursun!&#8221;</p>
<p>o, kanadı kırık bir kuştu<br />
gülümserken vurulmuştu<br />
kimseler görmedi uçtuğunu<br />
kimseler<br />
görmedi kimseler öpüştüğünü&#8230;</p>
<p>adı nevin<br />
özlem tüter ve ç(ağlardı) geceleyin.</p>
<p>IV<br />
&#8220;ışığın&#8221; diyordu: kırılıp düştüğü yerlerden geliyorum;<br />
karanlık kördü<br />
ve acımasız&#8230;<br />
ellerimle kırdım ben de kalan kanatlarımı;<br />
kanatlarımı kanatmaktan geliyorum&#8230;</p>
<p>V<br />
o bir yenik serçeydi sıkılınca ağlamaya çıkardı.<br />
sonra da çift çıkardık; kar yağardı, biz dinlemez, çıkardık!<br />
o kentte bütün sokaklar biz yan yana yürümeyelim diye dar yapılmıştı,<br />
insanlar dar yapılmıştı, çıkardık!</p>
<p>kar durmazdı, üşüşürdü saçlarına ve hep bir şeylere ağlardı o karlı havalarda&#8230;<br />
avurtlarına çarpan kar taneleri, gözyaşlarının sıcaklığına çarpıp erirdi&#8230; erirdi&#8230;<br />
biz yan yana, yana yana&#8230; yana yana!</p>
<p>o bir yenik serçeydi sıkılınca ağlamaya çıkardı<br />
ben yürüsem bütün yollar ona çıkardı&#8230;</p>
<p>VI<br />
gitti&#8230; kanatları yüreğimdeydi<br />
kalan, elimde minyatür bir kuş şimdi<br />
yitirdim o aşkın kimliğini<br />
hükümsüzdür&#8230;</p>
<p>adı nevin,<br />
ihaneti tutuşturduk bir sabahleyin!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Yılmaz Odabaşı</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/exlibrary-kitapligi/ustalardan/yenik-serce-yilmaz-odabasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Affetmeyeceğim&#8230;</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/affetmeyecegim/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/affetmeyecegim/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Jun 2008 20:46:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Genco Demirer</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[bitmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[dantel]]></category>
		<category><![CDATA[eğer]]></category>
		<category><![CDATA[filiz]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[hatalar]]></category>
		<category><![CDATA[hikâye]]></category>
		<category><![CDATA[hikâyeler]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>
		<category><![CDATA[rüyalar]]></category>
		<category><![CDATA[şarkı]]></category>
		<category><![CDATA[uykusuz geceler]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yeni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=711</guid>
		<description><![CDATA[Eğer yeni bir yaşamda karşılarsak
Hataları görmezden gelen yastıkları
Uykusuz geceleri
Bitmemiş rüyaları affetmeyeceğim
Mutlu anların civarında filizlenmiş
Büyümemiş
Ürkmüş
Bitmemiş hikayeleri affetmeyeceğim
Vücuttan şarkılanan kandırmacaları
Dantelsiz bir İstanbul sabahını
Gelmemiş hatta yazılmamış bir mektubun
Bitmemiş satırlarını affetmeyeceğim
Biliyorum bitişi değil belki ama kendimi
affetmeyeceğim&#8230;
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eğer yeni bir yaşamda karşılarsak<br />
Hataları görmezden gelen yastıkları<br />
Uykusuz geceleri<br />
Bitmemiş rüyaları affetmeyeceğim</p>
<p>Mutlu anların civarında filizlenmiş<br />
Büyümemiş<br />
Ürkmüş<br />
Bitmemiş hikayeleri affetmeyeceğim</p>
<p>Vücuttan şarkılanan kandırmacaları<br />
Dantelsiz bir İstanbul sabahını<br />
Gelmemiş hatta yazılmamış bir mektubun<br />
Bitmemiş satırlarını affetmeyeceğim</p>
<p>Biliyorum bitişi değil belki ama kendimi<br />
affetmeyeceğim&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/affetmeyecegim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Masal &#8211; Sezen Aksu, Meral Okay</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/exlibrary-kitapligi/ustalardan/mis/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/exlibrary-kitapligi/ustalardan/mis/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 May 2008 23:22:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Exlibrary</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ustalardan Seçkiler]]></category>
		<category><![CDATA[akşam sefası]]></category>
		<category><![CDATA[ateş]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[elma]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[ışık]]></category>
		<category><![CDATA[kafdağı]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[pervane]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=668</guid>
		<description><![CDATA[Geceye açar akşam sefaları,
Ölüme benzer güne vedaları.
Deli dolu bir macera, bir şölen; bir düğün,
Kadere kısmet narin hayatları.
Işığa uçar bütün pervaneler,
Ateşe giderken ne şahaneler;
Dönerek acıyla aşkla şu alemi,
Yana yana rakseder divaneler.
Sora sora; az gidip, uz gidip kafdağına,
Gizini arar saadetin dünyalılar.
Günaha yakın dururken bir yanları,
Ne kadar hazin; hüzünlü; sevdalılar.
Bir varmış; bir yokmuş dünya masalmış,
Her yolcudan bu handa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geceye açar akşam sefaları,<br />
Ölüme benzer güne vedaları.<br />
Deli dolu bir macera, bir şölen; bir düğün,<br />
Kadere kısmet narin hayatları.</p>
<p>Işığa uçar bütün pervaneler,<br />
Ateşe giderken ne şahaneler;<br />
Dönerek acıyla aşkla şu alemi,<br />
Yana yana rakseder divaneler.</p>
<p>Sora sora; az gidip, uz gidip kafdağına,<br />
Gizini arar saadetin dünyalılar.<br />
Günaha yakın dururken bir yanları,<br />
Ne kadar hazin; hüzünlü; sevdalılar.</p>
<p>Bir varmış; bir yokmuş dünya masalmış,<br />
Her yolcudan bu handa hoş seda kalmış,<br />
Gökten üç elma düşmüş yuvarlanmış,<br />
Herkes payına düşen elmayı almış.</p>
<p><strong>Sezen Aksu, Meral Okay</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/exlibrary-kitapligi/ustalardan/mis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Günüm Işığım</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/gunum-isigim/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/gunum-isigim/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Apr 2008 14:29:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Riza Esin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[aydınlık]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[gölge]]></category>
		<category><![CDATA[gündüz]]></category>
		<category><![CDATA[ışık]]></category>
		<category><![CDATA[karanlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/gunum-isigim/</guid>
		<description><![CDATA[Işığındır kalbin
Gündüzü de geceye
Geceyi de gündüze çevirir
Gölgesi değmeden daha ışığa
Alışmalı gözler geceye
Karanlıkla barışmalı
Söküp atmak çözüm değil
Karanlık hayal sadece
Güne güzel başlamalı
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Işığındır kalbin<br />
Gündüzü de geceye<br />
Geceyi de gündüze çevirir</p>
<p>Gölgesi değmeden daha ışığa<br />
Alışmalı gözler geceye<br />
Karanlıkla barışmalı</p>
<p>Söküp atmak çözüm değil<br />
Karanlık hayal sadece<br />
Güne güzel başlamalı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/gunum-isigim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Günün Sonu</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/edebiyat/oykuler/gunun-sonu/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/edebiyat/oykuler/gunun-sonu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Nov 2007 04:12:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Riza Esin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[aydınlık]]></category>
		<category><![CDATA[çan]]></category>
		<category><![CDATA[cep]]></category>
		<category><![CDATA[damar]]></category>
		<category><![CDATA[derin]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa]]></category>
		<category><![CDATA[düşünce]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[gök]]></category>
		<category><![CDATA[gölge]]></category>
		<category><![CDATA[gündüz]]></category>
		<category><![CDATA[günün ilk ışıkları]]></category>
		<category><![CDATA[günün sonu]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[hız]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[karanlık]]></category>
		<category><![CDATA[miskinlik]]></category>
		<category><![CDATA[nabız]]></category>
		<category><![CDATA[nefes]]></category>
		<category><![CDATA[nem]]></category>
		<category><![CDATA[otomobil]]></category>
		<category><![CDATA[ritm]]></category>
		<category><![CDATA[rüzgar]]></category>
		<category><![CDATA[saat]]></category>
		<category><![CDATA[sabah]]></category>
		<category><![CDATA[şehir]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[tıraş]]></category>
		<category><![CDATA[ufuk]]></category>
		<category><![CDATA[uyku]]></category>
		<category><![CDATA[vitrin]]></category>
		<category><![CDATA[yağmur]]></category>
		<category><![CDATA[yatak]]></category>
		<category><![CDATA[yatma vakti]]></category>
		<category><![CDATA[yer]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>
		<category><![CDATA[yorgunluk]]></category>
		<category><![CDATA[zift]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/serbest/gunun-sonu/</guid>
		<description><![CDATA[Gecenin ilerleyen saatleri sabaha ulaşmış, günün ilk ışıkları şehrin karanlık ufkunda belirdiği halde, binaların sokaklar boyu yükselen gölgeleri aydınlığın yükselmesini engelliyordu.

Doğa çoktan uyanmış, kuşlar bina boşluklarının kuytularından ayrılmış, ağaçlar gece karanlığının ziftinden sıyrılarak tekrar yeşiline bürünmeye başlamıştı.

Yollar bomboş, vitrin ve reklam ışıklarının renkleri arada sırada şehrin derin sessizliğini yırtan bir otomobil sesine eşlik ediyor, o sesin başlangıcından yavaş yavaş kayboluşuna kadar bir süre sonra şehrin ıssız havası tekrar kendini buluyordu.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gecenin ilerleyen saatleri sabaha ulaşmış, günün ilk ışıkları şehrin karanlık ufkunda belirdiği halde, binaların sokaklar boyu yükselen gölgeleri aydınlığın yükselmesini engelliyordu.</p>
<p>Doğa çoktan uyanmış, kuşlar bina boşluklarının kuytularından ayrılmış, ağaçlar gece karanlığının ziftinden sıyrılarak tekrar yeşiline bürünmeye başlamıştı.</p>
<p>Yollar bomboştu. Vitrin ve reklam ışıklarının renkleri, ara sıra şehrin derin sessizliğini yırtan bir otomobil sesine eşlik ediyor; o sesin başlangıcından yavaş yavaş kayboluşuna kadarlık sürenin sonunda şehrin ıssız havası tekrar kendini buluyordu.</p>
<p>Hava nemliydi. Yağmur yağmadığı halde, gökle yer bir olmuş gibiydi ve aradaki boşlukta ufak su damlacıkları uçuşmaktaydı.</p>
<p>Günün ışımaya başlamasıyla birlikte ıslak yollara yansıyan ışıklar renklerini kaybededursun; hafiften esen rüzgâr, yer yer yola dağılmış minik gölcüklerin yüzeylerine üflüyor, onları titretiyordu.</p>
<p>Evlerin birinde bir çalar saat sesi çınladı. İçeride yarı uykulu bir çift göz saatin zilini durdurmaya çalışan elini izlemekteydi. Elini, yataktan ne kadar zor çıkardıysa, tersine bir çabuklukla geriye çekti. Kalkmaya niyeti yok gibiydi ama aniden kendini yatağın dışına atmasıyla üzerine kazağını geçirmesi bir oldu.</p>
<p>Derin bir nefes çekti oturduğu yerden. Akşam nereye savurduğunu hatırlamadığı çoraplarını ararken, dışarı çıkmadan ne yiyebileceğini düşünmeye başlamıştı. Bir karara varamadı. Ne yaptığının farkında olmayan bir tavırla giyindi ve tuvalete girdi. Elini yıkamak için lavaboya eğilirken aynaya baktı, dağınık saçlarını parmakları arasına alarak geriye itti. Gözlerini kısarak yüzünü dikkatlice incelemeye başladı. Hayır, tıraş olmasına gerek yoktu.</p>
<p>Dışarıya çıkarken odaya şöyle bir göz attı. Görmesi gereken hiçbir şey olmadığını idrak edene kadar gözleri bir noktaya kenetlenmiş bir şekilde dalgın birkaç saniye geçirdi. Sonra dışarı çıkmak üzere kapıya yöneldi. Kalın paltosunu aldı sırtına. Evde kendisinden başkası olmadığı halde, kapıyı kapatırken çıkardığı sesin az olmasına özen gösterdi.</p>
<p>Sabahın kesen serinliği, ellerini ceplerine sokmasını söyledi ona. Az önceki miskinliği yerini, sanki çok önemli birşey yapmaya koşturan birinin hızlı ve emin attığı adımlara bıraktı.</p>
<p>Yollarda arabalar çoğalmaya başlamıştı. Kaldırımlarda sağa sola koşuşturan insanlara karşın otomobiller henüz çok sakindi. Sanki hızlı geçecek bir yarışa hazırlanır gibi, egzozlarından yeri yalayan dumanlar çıkartarak ıslak cadde üzerinde ağır ağır ilerlemekteydiler.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Geceydi. Yatma vakti gelmişti. Her gece yatar uyurdu. Bazen derin bir uyku, kucağına alıverirdi hemen onu. Bazen de uyuyamaz, gözlerini kapayıp uyku tutmayan kafasını aldatmaya çalışırdı. İşte o zaman düşünceler takılırdı aklına. Düşünceleriyle cebelleşirdi. Acaba düşünmesi gerekirken uyuduğu için miydi ki, uyumaya çalışırken düşünüyordu? İşte bir şey daha takılıvermişti aldatmaya çalıştığı kafasına&#8230;</p>
<p>Evet, artık uyuyamadığını anlamıştı. Şehri dinledi yattığı yerden. Şehir ne kadar sessizdi. Gündüzleri fark etmediği bir şeyler duydu o sessizliğin içinde. Bu sesler kendinden geliyordu. Kafasının içindeki çok derin bir yerde sanki çanlar çalıyor, değişik sesler ritm tutuyordu. &#8220;Acaba bunlar damarlarımdaki kanın sesi mi?&#8221; diye geçirdi içinden. Çünkü bu sesler, nabız sesine uyuyordu. Küçükken de böyle sesler duyardı. Ama o zaman bundan çok korkar; o sesleri, annesinin anlattığı öykülerdeki korkunç kahramanların ayak seslerine benzetirdi.</p>
<p>Birden yorgunluğunu fark etti. Şehrin derin sessizliğini bile duyamıyordu artık. Kafasındaki düşünceler yitip gitti. Uykuya dalmıştı. Ve gece ilerlemekteydi&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/edebiyat/oykuler/gunun-sonu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ilık</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/siir-ilik/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/siir-ilik/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Dec 2006 21:00:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Riza Esin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[gece]]></category>
		<category><![CDATA[gündüz]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/2006/12/05/siir-ilik/</guid>
		<description><![CDATA[Geceden sonra
Gün de doğar
Yaz da gelir kışın ardından
Doğmaz yeni güne erse bile güneş
Seni ısıtmaz
Güneşi görse de gözlerin
Buruktur için
Acıtır biraz
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geceden sonra<br />
Gün de doğar<br />
Yaz da gelir kışın ardından</p>
<p>Doğmaz yeni güne erse bile güneş<br />
Seni ısıtmaz</p>
<p>Güneşi görse de gözlerin<br />
Buruktur için<br />
Acıtır biraz</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/siir-ilik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
