Exlibrary

Çokça sanat, evvela edebiyat ve illa ki felsefe…

"gece" Etiketli Girdiler

Kara Prens

Deniz Tan • 01 Eylül 2009, Salı • Kategori: Şiir

Cem’e…                                                                                  
Karanlık gecenin kara prensi
Gölgeler dostu
Yalnızlık ailesi
Uyanıverdi bir gece…
Kalktı, soyundu…
Üzerine giydiği hüznü bavula
Dudaklarındaki şarkıyı cebine koydu.
Gözlerindeki gökkuşağı sevgiyi
Sığdıramadı hiçbir yere.
Kapadı gözlerini sımsıkı
İçine akıttı renkleri.
Dışarıda siyah bir meltem esti…
Karanlık gecenin kara prensi
Yürüdü, gitti,
Rüzgara karıştı.
Kara Prens gitti şimdi.
Tüm renkleri kendine kattı,
Kendinde boğdu gitti.
Pembeyi kana
Sarıyı boka
Beyazı pise çevirdi gitti.
Karanlık gecenin kara prensi…
Gündüzü çaldı, gitti.
Karanlık gecenin deli rüzgarı…
Kara Prensi aldı, [...]

Haziranda Ölmek Zor – Hasan Hüseyin

Exlibrary • 06 Haziran 2009, Cumartesi • Kategori: Ustalardan Seçkiler

Haziranda Ölmek Zor
orhan kemal’in güzel anısına
işten çıktım
sokaktayım
elim yüzüm üstümbaşım gazete
sokakta tank paleti
sokakta düdük sesi
sokakta tomson
sokağa çıkmak yasak
sokaktayım
gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
yaralı bir şahin olmuş yüreğim
uy anam anam
haziranda ölmek zor!

Uyku

Burcu Nehir Halaçoğlu • 29 Mayıs 2009, Cuma • Kategori: Öykü

Aydınlık göz kapaklarımdan taşarken uyanıklığımın bilincine vardım. Gözlerimi araladım ağır ağır; ağaçların yeşiline bulanmış ışık, ılık parlaklığıyla görüşümü doldururken, huzurla doldum. Nihayet görüntü netleştiğinde, önümde serili efsunlu manzara, yatıştırıcı bir rüzgârla seslendi bana. “Yardım edin.”

Son Mektup

Dinç Çoban • 27 Mayıs 2009, Çarşamba • Kategori: Şiir

Zor günler için gönderiyorum bu mektubu sana
başucunda sakla,
karanlık gecelerde çıkar, dokun yeter.
Yanına geleceğim,
tutup elinden birlikte yürüyeceğiz ışığa.
Ziyansız bir ömür dile ikimize
bir de kıymetli aşklar…
Zor günler için gönderiyorum bu mektubu sana
yastığının altına koy,
hemen elinin ulaşabildiği bir yere.
Sessiz gecelerde çıkar, korktuğun zaman, öp yeter.
Ses olacağım, içine dolacağım
son gecesi olacak öfkelerinin.
Gün dile ikimize,
bir de ışık…
Zor günler için gönderiyorum [...]

İçinden Konuşamayan Adam

Göksel Bekmezci • 23 Mayıs 2009, Cumartesi • Kategori: Şiir

şimdi ve çoğu zaman olduğu gibi saçmalarım ben myra.
sen üstüne alma.
bazı hayatların konu başlığıdır yalnızlık
ve böylesi kalabalık eder insanı.
mars’ta bulunan su, bir astronotun gözyaşı olabilir.
ilk işçi grevini başlatan şeytan
bir gün sözünden dönebilir.
önemli değil.
belki bir gün yalnızlık da sigortalanabilir.
hiç önemli değil.
her şey mümkün myra.
“geceyse..
eksik, kırık bir tırnak içindeyse..
bir uçak aniden
kalbine yenik
düşebilir.
sen çocukluğuma aldırma.
bir doktorun,
ameliyat masasında âşık [...]

Bir Adam – 1

Emine Sevde Yazıcı • 15 Mayıs 2009, Cuma • Kategori: Öykü

Gözlerini kapattığında üşüyen birinin hikâyesi bu. Açmaya da çoğunlukla cesaret bulamayan. Açtığında bulduklarını beğenmeyen biri. Belki kendini anlama çabasında fazla boğulmuştur bu kişi. Kim bilir belki kendinden başka bir şey görmediğinden, düşüneceği başka şeyi de olmamıştır. Hem canı sıkılınca yanında mısır gevreği. Gerisini de ağzında çiğner ve yutar. Ayrıntıları böylece midesinde saklar.

Neden? Neden Olmasın?

Ali Aydın • 26 Nisan 2009, Pazar • Kategori: Şiir

Sesi kısıldı sözcüklerin
Mısır Çarşısı’nda kayıp küçük bir çocuk gibi ağlamaklı çaresizlikleri.
Hem küçük hem kayıp bir çocuk gibi…
Ya da bir güvercin kadar ürkek ve pervasız bir o kadar.
Bir koşuşturmadır aldı başını gidiyor dilimde.
Hiçbir kelime kendi anlamını beğenmiyor nedense!
İkilem(e)ler istiyor kimisi,
sessiz sessiz otururken ben
kahvehane taburesinde.
Kimisi metafor delisi.
Bazısında bir kişiselleşme telaşı.
Konuşmuyor sözcükler
gelmedikçe keyifleri.
Bir isyan mı desem
yoksa bir grev [...]

Pandora’nın Kukusu

Göksel Bekmezci • 04 Nisan 2009, Cumartesi • Kategori: Şiir

Gonca Vuslateri için…                                 &
 
bir müddet kaç dakikadır, ne kadar sürer..
iyi tecrübeler, kötü olaylar mı taşır içinde..
insan neden ağlar.. göz yaşı nereye kurur…
sözyaşartıcı bomba var mıdır.. varsa nereye atılır ya da
ihanetler söz vermekle mi başlar ve nerede biter..
kağıt tenim, mürekkep kanınsa içime bastırdığın,
ardımıza serptiğimiz millitakımyıldızlarıyla yolunu bulmaya çalışan
birbirinin uydusu iki gezegen gibi kendi eksenimizde dönüyoruz demektir
tek odalı [...]

Ve Yastıkaltı Hâlâ Oyunlarım…

Genco Demirer • 19 Kasım 2008, Çarşamba • Kategori: Şiir

Sensizlik çığlıksız kayıp bir çocukluk
duyarsız ve kontrolsüz rüya bu arzu
gözden kaçmış gelgitlere gebe
kurumuş fısıltılar arasında sessizlik…
Her gün batımı başka bağlanış
ve gecenin varanı karanlık
duygular ufalarken duvarları
dalgalar arasında boğulmuş yalnızlık…
Huzursuz yerlerde eş değer sıcaklık
zarara sebep durmayan zaman
feda edilmiş hapsedilen aklın özgürlüğü
ve yastıkaltı hâlâ oyunlarım…

Yenik Serçe – Yılmaz Odabaşı

Exlibrary • 10 Eylül 2008, Çarşamba • Kategori: Ustalardan Seçkiler

I
yaban
ve asi
dağlara dağılan taylar gibi
ve yangın
gençliğinin alazında ışıltılı bıçaklar gibi
adana’da yollara dizilmiş garlarda
çığlık çığlığa peronlarda
çocuklar gibiydi gözleri
adı nevin
şarap içer, rüzgâr giyerdi geceleyin…
II
o, kanadı kırık bir kuştu
beyaza vurulmuştu
kimseler görmedi bir başka renk sevdiğini
kimseler
görmedi kimseler kirlendiğini…
adı nevin
hüzün kokar ve korkardı geceleyin…
III
“kendini martılarla bir tutma” derdim; “senin kanatların yok. düşersin, yorulursun, beni koyup koyup gitme ne olursun!”
o, kanadı [...]

Affetmeyeceğim…

Genco Demirer • 28 Haziran 2008, Cumartesi • Kategori: Şiir

Eğer yeni bir yaşamda karşılarsak
Hataları görmezden gelen yastıkları
Uykusuz geceleri
Bitmemiş rüyaları affetmeyeceğim
Mutlu anların civarında filizlenmiş
Büyümemiş
Ürkmüş
Bitmemiş hikayeleri affetmeyeceğim
Vücuttan şarkılanan kandırmacaları
Dantelsiz bir İstanbul sabahını
Gelmemiş hatta yazılmamış bir mektubun
Bitmemiş satırlarını affetmeyeceğim
Biliyorum bitişi değil belki ama kendimi
affetmeyeceğim…

Masal – Sezen Aksu, Meral Okay

Exlibrary • 25 Mayıs 2008, Pazar • Kategori: Ustalardan Seçkiler

Geceye açar akşam sefaları,
Ölüme benzer güne vedaları.
Deli dolu bir macera, bir şölen; bir düğün,
Kadere kısmet narin hayatları.
Işığa uçar bütün pervaneler,
Ateşe giderken ne şahaneler;
Dönerek acıyla aşkla şu alemi,
Yana yana rakseder divaneler.
Sora sora; az gidip, uz gidip kafdağına,
Gizini arar saadetin dünyalılar.
Günaha yakın dururken bir yanları,
Ne kadar hazin; hüzünlü; sevdalılar.
Bir varmış; bir yokmuş dünya masalmış,
Her yolcudan bu handa [...]

Günüm Işığım

Ali Riza Esin • 19 Nisan 2008, Cumartesi • Kategori: Şiir

Işığındır kalbin
Gündüzü de geceye
Geceyi de gündüze çevirir
Gölgesi değmeden daha ışığa
Alışmalı gözler geceye
Karanlıkla barışmalı
Söküp atmak çözüm değil
Karanlık hayal sadece
Güne güzel başlamalı

Günün Sonu

Ali Riza Esin • 19 Kasım 2007, Pazartesi • Kategori: Öykü

Gecenin ilerleyen saatleri sabaha ulaşmış, günün ilk ışıkları şehrin karanlık ufkunda belirdiği halde, binaların sokaklar boyu yükselen gölgeleri aydınlığın yükselmesini engelliyordu.

Doğa çoktan uyanmış, kuşlar bina boşluklarının kuytularından ayrılmış, ağaçlar gece karanlığının ziftinden sıyrılarak tekrar yeşiline bürünmeye başlamıştı.

Yollar bomboş, vitrin ve reklam ışıklarının renkleri arada sırada şehrin derin sessizliğini yırtan bir otomobil sesine eşlik ediyor, o sesin başlangıcından yavaş yavaş kayboluşuna kadar bir süre sonra şehrin ıssız havası tekrar kendini buluyordu.

Ilık

Ali Riza Esin • 05 Aralık 2006, Salı • Kategori: Şiir

Geceden sonra
Gün de doğar
Yaz da gelir kışın ardından
Doğmaz yeni güne erse bile güneş
Seni ısıtmaz
Güneşi görse de gözlerin
Buruktur için
Acıtır biraz