İntro:
e — Üç dört yıldır seninle tanışıyoruz. İnanılmaz ama iki çift laf bile etmedik. Neden böyle olduğu konusunda benim durumumu soracak olursan biraz tarihimle alakalı biraz da patolojik. Kadın ruhundan anlamadığım kesin. Sende çapkın bir kız sayılmazsın. İşin aslı ne biliyor musun; sen bana yabancısın, bana uzaksın. Beni çeken sanırım seninle yeterince uzaktan sevişebileceğimizin umudu. Sen uygun gibi görünüyorsun. Cismin bana uyuyor. Beyaz tenin, orta boyun, ince baldırların, ince belin… Anlıyorsun değil mi?
d — Seninle bir şeyler yaşamak istediğimden pek emin değilim. Ama…
e — Ama?
d — Ama sana hep daha yakın olmak istedim.
e — Ne demek oluyor şimdi bu. Ne saçmalık!
d — Yalan olanı mı hissediyorum şimdi?
e — Neden olmasın.
d — Öyle bir yerden başladın ki sanki bana hep söylemek istediğin ama hiç cesaret edemediğin tuhaf tespitlerini bir anda söyleyip dürüstlük çıkarması yapmaya çalışan biri gibi geldin. Heyecanlanmana hiç gerek yok. Her şey olacağına varır. Gerçekten biraz beceriksizmişsin bu arada.
e — Sende aynı dertten muzdaripsin. Ha?