Exlibrary

Çokça sanat, evvela edebiyat ve illa ki felsefe…

"Doğa" Etiketli Girdiler

Taşsız Mezarlığın Hanımı

Burcu Nehir Halaçoğlu • 05 Ağustos 2009, Çarşamba • Kategori: Öykü

Soğuk, üşütüyor bedenimi. Diz çöküp kaldığım, kök verdiğim toprağın çıplak kucağına dökülmüş, saçlarım… Uzun mu uzun, cansız, gümüş rengi saçlarım. Ancak rüzgârın ziyaret ettiği bu kimsesiz açıklıkta, nefesi olan tek varlığım. Sonsuz uykularını böceklerle paylaşan atalarım, dostlarım, aşklarım ve tanımadıklarım kadar yalnızım.

Heykel Adam

Deniz Tan • 02 Ağustos 2009, Pazar • Kategori: Şiir

Sustu hep heykel adam…
Granit bir kadın
ya da
Mermer bir aşk
Bekleyerek hayattan.
Ne de olsa nesnenin doğasına aykırıydı…
Taş taşla toplanır her zaman.
Bir an olsun düşünmedi ki
Nesne bile bazen sıkılır.
Karışır ateşe kum taneleri
Billur olur, değişir.
Durdu hep heykel adam…
Taş gözlerde mavi-sarı renkler…
Sustuğu sözcüklerde gizli kıvılcımlar…
Saklayarak hayattan.
Ne de olsa nesnenin doğasına aykırıydı…
Kalkıp gidemedi oturduğu yerden.
Bir an olsun düşünmedi ki
Nesne bile bazen [...]

Sanat – Sanatçı

Exlibrary • 29 Eylül 2008, Pazartesi • Kategori: Deyişler

Sanatın amacı nesnelerin dış görünüşünü değil, taşıdığı anlamı yansıtmaktır.
Aristoteles
Sanat doğanın içindedir; sanatçı onu oradan çıkarabilendir.
Albrecht Dürer
Gerçek sanat, yaratıcı sanatçının gem vurulamayan tutkusundan anlaşılır.
Albert Einstein
Sanat hakikatten daha değerlidir.
F. Nietzsche
Tüm çocuklar sanatçıdır. Asıl sorun, büyüdüklerinde nasıl sanatçı olarak kalabilecekleridir.
Pablo Picasso
Bir sanat ürünü gerçekleşip de gün yüzüne çıkmışsa, dünyada bir şeyler değişmiştir.
Prof. Dr. Neriman Samurçay

4 Lastik Tekerlek ve 42 Numara Ayakkabı

Işık Sapmaz • 04 Mayıs 2008, Pazar • Kategori: Patafizik

Dün akşam bir film izlemedim.
Güzel miydi bilmiyorum.
Papatyalar var mıydı?
Her birinden ikişer yaprak eksik miydi?
Bilmiyorum, izlemedim.
O filmde eşsiz güzellikte bir manzara var mıydı?

Günün Sonu

Ali Riza Esin • 19 Kasım 2007, Pazartesi • Kategori: Öykü

Gecenin ilerleyen saatleri sabaha ulaşmış, günün ilk ışıkları şehrin karanlık ufkunda belirdiği halde, binaların sokaklar boyu yükselen gölgeleri aydınlığın yükselmesini engelliyordu.

Doğa çoktan uyanmış, kuşlar bina boşluklarının kuytularından ayrılmış, ağaçlar gece karanlığının ziftinden sıyrılarak tekrar yeşiline bürünmeye başlamıştı.

Yollar bomboş, vitrin ve reklam ışıklarının renkleri arada sırada şehrin derin sessizliğini yırtan bir otomobil sesine eşlik ediyor, o sesin başlangıcından yavaş yavaş kayboluşuna kadar bir süre sonra şehrin ıssız havası tekrar kendini buluyordu.