Dünyanın en güzel, en tatlı, en haklı uykusu nedir bilir misiniz? Antalya'nın kuzeyine denk gelen muhitlerindeki yataklarından yarı uykulu kalkıp, kendilerini gün boyu kafa sallayacakları otellere götüren servislerin geçeceği ana yollara koşuşturan insanların, kör sabah serinliğinde otobüslerini beklerken yüzlerine çarpan rüzgârdan, otobüse bindikleri anda kapıda karşılayan ucuz deodorant kokusunun ılıklığına terfi ve idrakla daldıkları, yolcu koltuklarındaki kimbilir kaçıncı uykuları...
Gelinliklerinde herkese tepeden bakan mavi çizgili bir mağrurlukla Anadolu'nun bir ucundan öbür ucuna nice hasretleri taşımış otobüslerin kocayan gururu, Antalya-Kemer izafi kısalığına teslim, yolcuları şöyle dursun, hemen yanından geçtiği şarampollerin bile umursamadığı bir gocunmaya bırakmıştır şimdi yerini.
Oturma düzeni seyrek, modası geçmiş otobüslerin nasır tutmuş koltukları üzerinde cam kenarı lüksünü yersiz yaşayan insanların, turizm işçilerinin, camları önünden akıp giden ve baksalar da farketme mecalini bulamadıkları vakî, eşsiz ve anlık değişen Beydağları manzaraları eşliğinde, varacakları yere kadar geçen sürede uyudukları, muhtaç oldukları loşluğu güneşten rengi solmuş ama inadına mor, kendinden desenli otobüs perdelerinde aradıkları uyku.