Olsa olsa unutmuş gibi yaptırır oyunda biraz daha eğlenmek, galibiyetine çıkacak yolları sağlama almak için.
Sinsi ve kusursuz izleyendir korku; dirençle beslenir. Fazlasıyla kibirlidir, kendini hatırlatmasını bilir! Usta bir kılık değiştirendir; algının dolambaçlı yollarındaki açıkları kollar, tohumlarını serpmek, günü geldiğinde kim bilir hangi paradigmanın mesnetsiz düzlüğünde yeşermek için.
Dallanır, budaklanır, şahlanır. Gürültücü haykırışlarında tatminle zevkten mest olur.
Sana, bana, bize, sisteme bürünür, ödleri titretirken akıl, edep, asap ne varsa yolunda siler süpürür. Bir mercek yerleştirmiştir boş baktığımız yerlere, cüceyi deve, ayakları baş, iyiliği riya, yardımı paranoya, sevmeleri ihanet görelim diye... O hep sömürür!
Bir müşkülü vardır görünmez kılamadığı bu dev’in; nice ‘olmak’lar arasında, bir küçük yamasıdır yalnızca zahiri benliklerin!
Beşer, şaşı bakmasa şaşıracak, tersini düzünü anlayacak, güdülmese şahlanacak, insan olmak kazanacak, kara kara büyücülerin, kara kara korucularının kolladığı karanlık duvarlar bir bir yıkılacak, alaca bulaca işleri bozulacak, hükümsüz kılınacak, her yer pür’ü pak aydınlanacak...