<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Exlibrary &#187; Amerika</title>
	<atom:link href="http://www.exlibrary.com/tag/amerika/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.exlibrary.com</link>
	<description>Çokça sanat, evvela edebiyat ve illa ki felsefe...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 06 Oct 2009 12:56:23 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.5</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Toplu Konutlar ve Mezarlar</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/edebiyat/denemeler/toplu-konutlar-ve-mezarlar/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/edebiyat/denemeler/toplu-konutlar-ve-mezarlar/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2008 23:32:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Göksel Bekmezci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[acı]]></category>
		<category><![CDATA[açılmak]]></category>
		<category><![CDATA[Afganistan]]></category>
		<category><![CDATA[Afrika]]></category>
		<category><![CDATA[AIDS]]></category>
		<category><![CDATA[akıl]]></category>
		<category><![CDATA[alışkanlık]]></category>
		<category><![CDATA[almak]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[âşık olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[bahçe]]></category>
		<category><![CDATA[balkon]]></category>
		<category><![CDATA[beğenmek]]></category>
		<category><![CDATA[beklenti]]></category>
		<category><![CDATA[bina]]></category>
		<category><![CDATA[birey]]></category>
		<category><![CDATA[büyümek]]></category>
		<category><![CDATA[çevre]]></category>
		<category><![CDATA[cinsiyetsizleşme]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[dağıtmak]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[doğru]]></category>
		<category><![CDATA[Dubai]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[emeklemek]]></category>
		<category><![CDATA[fayda]]></category>
		<category><![CDATA[Filistin]]></category>
		<category><![CDATA[gecikmek]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[gömülmek]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[hata]]></category>
		<category><![CDATA[hayaller]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[hayatı akışına bırakmak]]></category>
		<category><![CDATA[haz]]></category>
		<category><![CDATA[hırs]]></category>
		<category><![CDATA[ihanet]]></category>
		<category><![CDATA[ikna olmak]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[intikam]]></category>
		<category><![CDATA[Irak]]></category>
		<category><![CDATA[işleyiş]]></category>
		<category><![CDATA[istemek]]></category>
		<category><![CDATA[Kahire]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kampanya]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kapanmak]]></category>
		<category><![CDATA[karmaşa]]></category>
		<category><![CDATA[kaza]]></category>
		<category><![CDATA[kiralamak]]></category>
		<category><![CDATA[kırmak]]></category>
		<category><![CDATA[kıskançlık]]></category>
		<category><![CDATA[kızmak]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[lüks]]></category>
		<category><![CDATA[mezarlar]]></category>
		<category><![CDATA[mimari]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu olmak]]></category>
		<category><![CDATA[nüfus]]></category>
		<category><![CDATA[oda]]></category>
		<category><![CDATA[ödemek]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenmek]]></category>
		<category><![CDATA[olgunluk]]></category>
		<category><![CDATA[ölmek]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[ömür]]></category>
		<category><![CDATA[oynamak]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[Özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[özür]]></category>
		<category><![CDATA[para]]></category>
		<category><![CDATA[radyasyon]]></category>
		<category><![CDATA[randevu]]></category>
		<category><![CDATA[sahip olmak]]></category>
		<category><![CDATA[saldırı]]></category>
		<category><![CDATA[şaşırmak]]></category>
		<category><![CDATA[satış]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[savaşım]]></category>
		<category><![CDATA[sel]]></category>
		<category><![CDATA[sevinmek]]></category>
		<category><![CDATA[sevişmek]]></category>
		<category><![CDATA[sevmek]]></category>
		<category><![CDATA[sıkıntı]]></category>
		<category><![CDATA[sır]]></category>
		<category><![CDATA[takip etmek]]></category>
		<category><![CDATA[tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[teşhis]]></category>
		<category><![CDATA[toplamak]]></category>
		<category><![CDATA[toplanmak]]></category>
		<category><![CDATA[toplu konutlar]]></category>
		<category><![CDATA[toplu mezarlar]]></category>
		<category><![CDATA[toplu ölümler]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[umutsuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[utanmak]]></category>
		<category><![CDATA[uydu]]></category>
		<category><![CDATA[uymak]]></category>
		<category><![CDATA[vadetmek]]></category>
		<category><![CDATA[vurmak]]></category>
		<category><![CDATA[vurulmak]]></category>
		<category><![CDATA[yabancı dil]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam alanları]]></category>
		<category><![CDATA[yerleşim yerleri]]></category>
		<category><![CDATA[yürümek]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zekâ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=1823</guid>
		<description><![CDATA[
Mutlu bir hayatın olması gerektiğine bizim ikna oluşumuz neden ve nasıl oldu! Kim bizlere iyi bir hayatı vadetti! Kutsal bulunan kitaplarda Tanrı’nın ağzından dahi “Ben özgürüm” cümlesine rastlamamışken, sınırlı hayallerle özgürlük düşüncesi nasıl oldu da bir hayatın çok daha ötesine çıkabildi. Her şeyin pahalı olduğu bir zamanda mutlu olmak bu denli lüks olmuş, neyi seçmemiz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/11/ex_toplu_konutlar_11.jpg"><img src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/11/ex_toplu_konutlar_11.jpg" alt="" title="Toplu Konutlar ve Mezarlar" width="500" height="305" class="aligncenter size-full wp-image-1828" /></a></p>
<p>Mutlu bir hayatın olması gerektiğine bizim ikna oluşumuz neden ve nasıl oldu! Kim bizlere iyi bir hayatı vadetti! Kutsal bulunan kitaplarda Tanrı’nın ağzından dahi “Ben özgürüm” cümlesine rastlamamışken, sınırlı hayallerle özgürlük düşüncesi nasıl oldu da bir hayatın çok daha ötesine çıkabildi. <span id="more-1823"></span>Her şeyin pahalı olduğu bir zamanda mutlu olmak bu denli lüks olmuş, neyi seçmemiz gerekliliğine başkalarınca karar verilmişken, kendimiz olabilmemiz için defalarca başkalaşmadan, gerçekten özgür ve mutlu olunabilir mi!</p>
<p>Yürümeye emekleyerek başlıyoruz; büyüdüğümüzde ise yürümemek için emekli oluyoruz. Seviyoruz vuruyoruz, seviniyoruz vuruyoruz, istiyoruz vuruyoruz, kızıyoruz vuruyoruz, alıyoruz vuruyoruz; hep vuruyor, yaşamda vurulmayacak (!) tek bir alan bırakmıyoruz.</p>
<p>Sahip olduğunuz ya da kiraladığınız eve mi, yoksa bulunduğunuz semte mi para ödüyor veya onları alıyorsunuz? Merkezî bir yerde olmak sizi neden bu kadar ilgilendiriyor ve neden hâlâ insandan uzak yaşam alanlarında aklınız? İnsandan uzak yerleşim yerlerini tercih ederken neden iletişim araçlarının son modellerini tercih ediyorsunuz?</p>
<p>İyi şeyler yapabilmek için yabancı dil öğrenmeye başlıyorlar ve “Derdimi anlatabilecek kadar konuşabiliyorum” diyorlar.. <em><strong>“Bir yabancı dili iyi bildiğimizi söyleyebilirken, Türkçe’yi iyi bildiğimizi iddia edemiyoruz”</strong></em> <em>(1)</em>. Öz dilimizde bir derdi ifade edemeyip içe kapanırken başka bir dilde gerçekten dışa açılabiliyor muyuz?</p>
<p><a href="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/11/ex_toplu_konutlar_21.jpg"><img src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/11/ex_toplu_konutlar_21.jpg" alt="" title="Toplu Konutlar ve Mezarlar" width="381" height="264" class="alignleft size-full wp-image-1829" /></a> 25-30 yıl önce depresyon sözcüğü bu kadar duyulmamışken nasıl oluyor da bugün birçok kişi depresyonda olduğunu rahatlıkla söyleyebiliyor. Doktora görünmekten uzak durup kendi içine gömülen hastayı görenlerin, dinleyenlerin bu durumu rahat karşılaması sizlerde bir rahatsızlık yaratmıyor mu gerçekten! Kanser, AIDS ya da başka bir ölümcül durumla karşılaşıldığında büyük tepkiler verilirken, depresyonda olan birini düşünmekten dahi uzak kalınabiliyor. Oysa <em><strong>“Radyasyondan çok birbirlerinin kalplerini kırmaktan ölüyor insanlar.” </strong></em> <em>(2) </em> Ve insanlar, böylesi ölümcül bir hastalığın teşhisini kendilerine koyabiliyorlar.</p>
<p><em>Hayatı akışına bırakmak </em>ne demek!? Gerçekten de buna hakim olduğumuzu söyleyebilir miyiz?! Bizler kimiz ve dünyanın ekonomik işleyişiyle hırs ve intikam kültürünün her geçen gün biraz daha büyüdüğü bir yerde kim olmaya çalışıyoruz! Hayatlarımızı beğenmediğimiz gibi, ölümleri de beğenmiyor, hiçbir ölüme ikna olmuyor, kabul etmiyoruz.</p>
<p><strong>Geleceği mi bekliyorsunuz yoksa gelecekten bir beklentiyi mi? </strong></p>
<p><em>“Yaşamınızı düşünün!<br />
Nedir yaşadığınız? Uzatmak istediğiniz yaşamınıza gerçekten bakın!<br />
Nedir yaşamınız?<br />
Sürekli bir savaşım, sürekli bir karmaşa, hazzın ara sıra parlayışı, sıkıntı, korku, acı, umutsuzluk, kıskançlık, hırs &#8211; hastalıklarıyla, küçüklüğüyle budur gerçekten de yaşamınız.<br />
Ve siz bu yaşamı ölümden sonraya uzatmak istiyorsunuz! (3)</em></p>
<p><a href="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/11/ex_toplu_konutlar_31.jpg"><img src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/11/ex_toplu_konutlar_3-268x480.jpg" alt="" title="Toplu Konutlar ve Mezarlıklar" width="268" height="480" class="alignleft size-medium wp-image-1830" /></a> Oturdukları binaların balkonlarını odaya çeviriyorlar. Çevreden <em>ne kadar iyi bir şey yaptıklarına</em> dair onay bekliyorlar… Dışarı açılmaktansa içeri toplanıyor, kapanıyor insanlar. Çocuklardan olgunluk bekliyorlar. Kırmamasını, dağıtmamasını, toplamasını, geçim sıkıntılarını anlamalarını istiyorlar. Zamanlarına uymayacak bir gelişimi beklemek elbette randevu özürlü kılacaktır çocukları. Ne kadar zeki, ne kadar akıllı da bulsak bazı kişileri; buluşacağınız bir vakit, çok az insan söz verdiği saatte ve yerde olur. Gecikme için sizi aramaz, siz aradığınızda ya ulaşamazsınız ya da bilmeniz gereken bir mazereti geç öğrenmenin sıkıntısını yaşarsınız. Hiçbir teknolojik gelişim, iletişimlerine fayda sağlamaz bu insanların.  Beklentiler içinde geçirdikleri Zaman, elbette bir gün kendileriyle olan randevularında ömürlerini zorlayacaktır. Biraz da bu sebeple <em>“Her ölüm erken ölüm” (4) </em>olacaktır alışkanlıklarına.</p>
<p>Toplu konutlar…<br />
Satışlardaki kampanyalar…<br />
Her geçen gün artan yaşam alanları&#8230; Göz alıcı ayrıntılar&#8230; Sizler evlerinizdeyken, bahçenizde oynayan çocuğunuzu –güvenlik adı altında– ekrandan izleyip; kimlerle hangi tür oyunları oynadığını, kiminle ilgilendiğini, kime âşık olduğunu, sizlerden utandığı için saklamak istediği şeyleri tüm açıklığıyla takip etme olanakları da sunuluyor.</p>
<p><strong>Bugün son demlerini yaşayan “Sır” sözcüğü, yarın, – güvenlik adı altında – sözlüklerden de kalkabilir.</strong></p>
<p>Bunlar toplu yaşamak için yapılan birer kolaylık. Fakat tüm ölümler de neredeyse toplu artık… Ve -güvenlik adı altında– uydudan izlenebiliyorlar. Deprem, sel, savaş, kazalar, saldırılar, ihanetler… Toplu konutlar arttıkça toplu mezarlar da artıyor&#8230; Topluluklar arttıkça güvensizlikler de, silahlanmalar da artıyor. Ki hemen her şeyin reklamla satıldığı bir dönemde, silahların görsel yayınlarca reklamı yapılmadan böylesi yüksek satışları da yadsınacak gibi değil. Toplu konutların şehir merkezlerine bağlantıları arttırıldıkça, mezarlıklar da yaşam merkezlerinden olabildiğince uzağa alınıyor artık. Bireysel ölümler oldukça azaldı. Ölüme sebebiyet veren şeyler ve ölümün bir cinsiyeti yok. Hiç ölünmemiş bir ölüm biçimiyle kaç kez karşılaştınız? Sizi şaşırtan, bir ölümün biçimi mi, yoksa biçime yön veren hikâyesi mi oldu? Ölmelerimizdeki bu ezber ve cinsiyetsizleşme, her geçen gün biraz daha artacak.</p>
<p><a href="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/11/ex_4_kevin_cappis1.jpg"><img src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/11/ex_4_kevin_cappis1.jpg" alt="" title="Toplu Konutlar ve Mezarlıklar" width="500" height="240" class="aligncenter size-full wp-image-1831" /></a></p>
<p>Önümüzdeki yılların nüfus ortalamaları verilirken neden yeni doğumlar aklımıza geliyor. Ve ortalama bir ömür neye göre değerlendiriliyor. Bugün Amerika’da, Avrupa’da  yaşayanlarla, Afrika’da, Irak, Afganistan ya da Filistin’de yaşayanların ortalama ömürleri neye göre değerlendiriliyor. <strong><em>“Geleceğin şehirleri Dubai’deki mimari harikaların değil, Kahire mezarlıklarında.” </em></strong> <em>(5)</p>
<p></em>Yaşamlarımızın oluşmasına sebep sevişmelerde nasıl bir pozisyonun ürünü olduğumuzu kestirmek hiç de zor değil… Ölmelerimiz de, doğumlarımızdan bağımsız kalmıyor. Hep birbirinin aynı.</p>
<p>Doğrularımız;<br />
hatalarımızın <em>hata</em> oluşuna ya da<br />
doğru bildiklerimizin <em>doğru</em> olduğuna dair bizi ikna etmeli,<br />
diye düşünüyorum…</p>
<p>Bilmiyorum bu nedenli doğru..</p>
<p><strong>Göksel Bekmezci</strong></p>
<p><em>(1) Sabiha Özdemir (2) Saul Bellow (3) J. Krishnamurti (4) Cemal Süreya (5) Gündüz Vassaf</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/edebiyat/denemeler/toplu-konutlar-ve-mezarlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayatlar, Kayıtlar, Sözler&#8230;</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/edebiyat/denemeler/hayatlar-kayitlar-sozler/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/edebiyat/denemeler/hayatlar-kayitlar-sozler/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Sep 2008 22:40:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Göksel Bekmezci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[ambulans]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[asker]]></category>
		<category><![CDATA[askerlik]]></category>
		<category><![CDATA[barış]]></category>
		<category><![CDATA[Başbakan]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Bülent Ersoy]]></category>
		<category><![CDATA[büyümek]]></category>
		<category><![CDATA[çatışma]]></category>
		<category><![CDATA[cenaze]]></category>
		<category><![CDATA[çevreci]]></category>
		<category><![CDATA[cezaevi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu]]></category>
		<category><![CDATA[Ebru Gündeş]]></category>
		<category><![CDATA[Edward Hallet Carr]]></category>
		<category><![CDATA[feda]]></category>
		<category><![CDATA[gazete]]></category>
		<category><![CDATA[gazi]]></category>
		<category><![CDATA[Gelibolu]]></category>
		<category><![CDATA[Gündüz Vassaf]]></category>
		<category><![CDATA[Güneri Civaoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[güven]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[hapishane]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Ian Hamilton]]></category>
		<category><![CDATA[içki]]></category>
		<category><![CDATA[İncirlik]]></category>
		<category><![CDATA[Irak]]></category>
		<category><![CDATA[işgal]]></category>
		<category><![CDATA[Jack Daniel’s]]></category>
		<category><![CDATA[kayıt]]></category>
		<category><![CDATA[kaza]]></category>
		<category><![CDATA[köy]]></category>
		<category><![CDATA[Küçük İskender]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtuluş Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Malatya]]></category>
		<category><![CDATA[Moore Kasabası]]></category>
		<category><![CDATA[nükleer]]></category>
		<category><![CDATA[okuma]]></category>
		<category><![CDATA[ölmek]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[ömür]]></category>
		<category><![CDATA[Osman Pamukoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[oy]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncak]]></category>
		<category><![CDATA[parti]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[reklam]]></category>
		<category><![CDATA[Sabiha Özdemir]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[şehit]]></category>
		<category><![CDATA[sigorta]]></category>
		<category><![CDATA[Sinop]]></category>
		<category><![CDATA[söz]]></category>
		<category><![CDATA[suç]]></category>
		<category><![CDATA[Sunay Akın]]></category>
		<category><![CDATA[Tatvan]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon]]></category>
		<category><![CDATA[Tennessee]]></category>
		<category><![CDATA[terör]]></category>
		<category><![CDATA[Tevfik Fikret]]></category>
		<category><![CDATA[töre]]></category>
		<category><![CDATA[trafik]]></category>
		<category><![CDATA[Tuğrul Cankurt]]></category>
		<category><![CDATA[vatan sağolsun]]></category>
		<category><![CDATA[veda]]></category>
		<category><![CDATA[viski]]></category>
		<category><![CDATA[yazma]]></category>
		<category><![CDATA[zayiat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=1178</guid>
		<description><![CDATA[“Vatan senden hayat umar,/ Sen yaşarsan o canlanır;/
Vatan için ölmek de var,/ Fakat borcun yaşamaktır&#8230;”(1)
Piyasada “asker desenli” çocuk bezlerinin satışlarını gördüğümde, gelecek haber bültenlerini, verilen şehit haberlerinde ekran ve gazetelere yansıyacak kahraman duruşlu fotoğrafları da görür gibi oldum. Donanması, Gelibolu’da başarısızlığa uğradığında generallikten geri hizmete alınan Ian Hamilton’ın “Türklerden başka dini ve vatanı uğruna canını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>“Vatan senden hayat umar,/ Sen yaşarsan o canlanır;/<br />
Vatan için ölmek de var,/ Fakat borcun yaşamaktır&#8230;”<sup>(1)</sup></em></p>
<p><img src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/09/ex_dave_nitsche21.jpg" alt="Dave Nitsche" title="Dave Nitsche" width="300" height="468" class="picleft" />Piyasada “asker desenli” çocuk bezlerinin satışlarını gördüğümde, gelecek haber bültenlerini, verilen şehit haberlerinde ekran<span id="more-1178"></span> ve gazetelere yansıyacak kahraman duruşlu fotoğrafları da görür gibi oldum. Donanması, Gelibolu’da başarısızlığa uğradığında generallikten geri hizmete alınan Ian Hamilton’ın <em>“Türklerden başka dini ve vatanı uğruna canını vermeye hazır asker görmedim” </em>sözüne şaşırmamalı doğrusu.</p>
<p>Bilgisayarlardaki savaş oyunlarıyla geleceğin askerleri çoktan büyümeye başladılar. Şimdi üniformalarını ergenliklerinden sonra değil, bebekliklerinden itibaren taşımaya başlayacaklar. Çünkü burada, bir savaşta hayatta kalanlardan daha çok ilgili gösteriliyor ölenlere. Askerliğini yapmak bir görev, vatan için ölmekse bir onur(!)dur. Ne yazık ki bu onuru, ölenler asla bilemeyeceklerdir. Fakat bugün, bu onurla büyümeyi hedef haline getirttikleri bebekler için, ölmek, büyüdüklerinde yaşamaktan çok daha keyif verecektir.</p>
<p><em>“Bu ülke, teröre, Kurtuluş Savaşı&#8217;ndan daha çok zayiat vermiştir” <sup>(2)</sup>.</em></p>
<p>2007 döneminin haber bültenlerinde maç skorlarına benzemeye başlayan ölen asker ve teröristlerin sayılarıyla, sokaklara dökülen halklar tek bir ağızla bir takımın taraftarları gibiydi ne yazık ki. İnsanlar evlerinde otursalar da, sokak ve caddelerde, şehit ya da gazilerin isimleri dolaşıyor artık. Her şeyi devletten bekleyen halk, çocukları dışında her şeylerini devletten esirgiyor. Cenazelerinde kimi, “Bir oğlum daha olsa yine vatana verirdim” diyor, kimi de “Vatan sağ olsun” diyor. Bu kadar sevdikleri vatan için neler yapıyorlar acaba. Neden bunları söyleyen kişilerin vatana bir katkılarını görmüyoruz! Cenaze görüntüleri olmasa kendilerinin varlığını dahi bilemeyeceğiz. Madem böylesi seviyorlar bu vatanı, en azından olumsuz değişen tabiatta nasıl bir önlemle hayattalar. Daha mı az su kullanıyorlar, düzenli vergi mi veriyorlar! Oy verdikleri partileri neye göre tutuyorlar. Kaçı okuma yazma biliyor! Öğretmen, doktor eksiği olan köy, kasabalara destek mi oluyorlar, çocuklarını bunun için mi yetiştiriyorlar. Hayır. Onların ölmelerini vatana bağlayacak kadar, bilinçsiz bir hayat sürdürerek yaşıyorlar. Neden Doğu’da seyahat yok. İnsanlık tarihine dair zengin bir kültüre sahip o topraklar, neden turist ziyaretleriyle dolup taşmıyor.</p>
<p>2003 yılında kurumsal bir markanın sunuculuğunu yaptığım zamanlar, Malatya’dan Diyarbakır’a yola çıkacağımız günün ortalarında, Emniyet&#8217;ten <em>“Yola gece çıkmayın, tehlikeli olabilir”</em> uyarısı gelmişti. Teşekkür mü etmeliydik yoksa neden kendi ülkemizde tehlike içinde yol alacağımızı mı sorgulamalıydık! Bizim vergilerimizden maaş alan emniyet, bizleri sadece uyardı. Son yıllarda devlete bağlı ya da özel güvenlik birimlerini meslek edinen birçok kişinin, hiçbir iş tutturamamasından dolayı son tercihleri olduğunun herkes farkında. Mersin’de bir karakolun damında yetiştirilen uyuşturucu maddelerden, Hrant Dink cinayetine değin ve daha birçok şeyde adı olumsuz olaylara karışan güvenliğe nasıl güvenebileceğiz.</p>
<p>2007 yılının Ekim ayı sonunda Tatvan’da askerliğimi bitirip Adana’ya dönmek için, Toplanma Merkezi’ne gitmek zorundaydım. Genel güvensizlikten dolayı üç gün de fazla kaldığım birliğimde on iki saatlik yola altı gün önce çıkmam nasıl açıklanabilir! İşini hakkıyla yapan, olması gerekenleri üşenmeden, insanları yormadan söyleyip, kibarlık gösteren devlet memuru ya da özel şirket çalışanlarına dahi şüpheyle bakan bir toplum burası.</p>
<p><em>“Kendinizde en beğenmediğiniz yönünüz nedir? diye sorulduğunda, &#8216;Çok vericiyim&#8217;, &#8216;İnsanlara hemen güveniyorum&#8217;, &#8216;Yalan söylemeyi beceremiyorum&#8217; diyorlar… Çünkü ruhlarımız kirli artık!” <sup>(3)</sup>.</em></p>
<p>NTV kanalının bir programında, <em>“Olması gereken şeylere neden teşekkür ediyorsunuz?”</em> <em>demişti Murathan Mungan. Yine bir TV’nin yarışma programında </em>“Benim oğlum olsa bu vatana vermem” diyen Bülent Ersoy’la aynı programda <em>“Ben oğlumu feda ederim” </em>diyen Ebru Gündeş’i çılgınlar gibi alkışlamadı mı seyirciler! Kimi haklı buldular kimse anlamadı. Çok sevdikleri bu vatan için, çocuklarını feda etmekten başka ne yapıyor bu insanlar.</p>
<p><img src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/09/ex_dave_nitsche61.jpg" alt="Dave Nitsche" title="Dave Nitsche" width="500" height="228" /></p>
<p>Çatışmalarda öyle bir ölüm halini alıyor ki cesediniz, yaşamınızda göremediğiniz çok şeyin imkânları sunuluyor geride bıraktıklarınıza. Her zaman, bir tören mangası olduğu gibi, mezarlıklar da ambulanslardan çok daha önce hazırdır. Türkiye’de hastanelerdeki hazır yatak sayısından daha çoktur mezar sayısı. Her an toplu bir ölüm yaşanabilir bu ülkede. Doğum günlerinde kendilerine yapılan sürprizlere hâlâ şaşırıp, alışık olamasa bile insanlar, doğa ve benzeri afetlere hazırdır bu topraklarda. Elbette sadece felaketlere değil, iyi niyetli dualarının kabulüne de&#8230; Hayatları boyunca bir ambulansa binmek istemeyebilirler. Öyle bir an olur da, gerçekten binmek zorunda kaldıklarında, ambulansın gecikmesinden dolayı binmeye ömürleri yetmediğinde, kabul olan bu duaları için son nefeslerinde teşekkür ediyorlardır muhtemelen.</p>
<p>Zamanında olay yerinde olan sağlık araçları hâlâ haberlere konu olabiliyor televizyonlarda.</p>
<p>Yaşamak için bir işi, bir iş için de maaşa aldırmaksızın sigorta primlerinizin düzenli yatırılmasını yeterli bulup, ortalamanın üzerinde bir yoğunluk ve zamanla çalışıyorsanız eğer, hayatınızı bir şeyler karşılığı değil, yok yere dahi satamıyorsunuz demektir. Hiçbir şeyin garanti olmadığı bir gezegende sigortalı olmak hayatınızda bu denli önemliyse sizler için, <em>“Kendine iyi bak”, “Kendine dikkat et”</em> diye vedalaşanlardansanız bir de, sizler gerçekten hasta ve haklısınız demektir.</p>
<p><img src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/09/ex_dave_nitsche81.jpg" alt="Dave Nitsche" title="Dave Nitsche" width="300" height="522" class="picright" />Bu ülkede karşıdan karşıya geçerken, hayvanlardan daha çok ölüyor insanlar. <em>“Ölüm, doğası gereği eğlendirici” <sup>(4)</sup></em> olsa da, hızla kurulan ve her geçen gün sayısı artan Yaşam Merkezleri de eğlencenin tadını kaçırabiliyor doğrusu. Geçirdiği trafik kazasından sonra boynundan aşağısı felç olan yirmi beş yıllık resim öğretmeni Tuğrul Cankurt, ailesi ve diğer yakın çevresine verdiği zahmete katlanamadığından, <em>“Kendimi ve ailemi kurtarmak istiyorum” </em>diyerek devletten ötenazi hakkı istedi. Yirmi beş yıl düzenli olarak ödediği sigortasından tam anlamıyla faydalanamadığını söyleyen Tuğrul Cankurt,<em> “Ne yaşamama ne de ölmeme izin veriyorlar” </em>(19.03.2008) diyor… Evet, sağlık sistemi sadece hastaya değil, onun yakınlarını da düşünüp, yükü hafifletmek durumunda. Yıllarca ödenilen bedelin olumlu dönüşü olmalı. Bir sağlık kurumu, hastalandıktan sonra iyileştirmek için değil, hiç hasta olmama üzerine kurulmalı.</p>
<p>Durmaksızın silah satışlarının artması, suçluların çoğalması, özel güvenlik sistemlerinin gelişmesi, ilaç sektöründeki olumsuz hareketler ne yaşayanların refahını, ne de o ülkenin büyüdüğünü gösteriyor. Tanıtım reklamlarında sevimli bir görsel şölene dönüşen, <em>“&#8217;Geleceğinizi&#8217;, &#8216;Paranızı&#8217;, &#8216;Yarınlarınızı&#8217;, &#8216;Evinizi&#8217;, &#8216;Sevdiklerinizi&#8217; Güvence Altına Alın!&#8221;</em> sözleri birer tehdit mesajı mı acaba!?! Birçok hastane ve cezaevinde boş yatak yok. Ölecek olanla öldürene yer kalmadı.</p>
<p>Türkiye’de suç oranı en düşük şehirlerden biri olan Sinop’un, hem gardiyanı hem de Cezaevi ünlü. Bir de öncesinde ünlü olup, orada ceza çeken kimi ülke aydınları… Cezaevi bugün müze olarak kullanılıyor. Güneri Civaoğlu’nun, Jack Daniel’s viskisinin üretildiği, nüfusu üç yüzü geçmeyen Moore Kasabası&#8217;nda izlenimlerini kaleme alırken, dünyanın en ünlü viskilerinden birini üretiyorlar ama köyde içkinin yasak olduğunu dile getiriyor. “Bar yok, markette içki satışı yok. Köyde küçücük bir hapishane var ama artık müze olarak kullanılıyor.”</p>
<p>1994 yılında Tennessee Eyalet Meclisi&#8217;nin çıkardığı bir kanunla Jack Daniel&#8217;s, Tennessee Viskisi içeren hediyelik sürahiler satmaya başlıyor ve satılan her üründen Moore Kasabası&#8217;na 3,50 ABD Doları bağış yapılıyor. Evet içkinin yasak olduğu bir kasabanın dünyaca tanınan içkisi, kasabanın sürekli gelir getiren bir üretimi haline dönüşüyor.</p>
<p>Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Rize’de hidroelektrik santrallara karşı çıkan çevrecileri “Boş vakitlerini değerlendirenler” diye nitelemesinin ardından, suç oranının az olduğu Sinop’ta nükleere karşı gençlerce kurulan ekolojik kampa jandarma baskın yaparak gençleri gözaltına aldı.</p>
<p>Bizler gerçekten barışçı mıyız? Her zaman her yerde basitlikle dile getirdiğimiz bu yaklaşım sadece bir söz mü yoksa. Amerika’nın Irak’ı işgalinde İncirlik Havaüssü&#8217;nü kullanıma açanlar, her gün gazetelerde rastladığımız yok yere birbirlerini öldürenler; erkeklerini teröre, kızlarını töreye gönüllü verenler, bu ülkenin insanları değiller mi!?!</p>
<p><img src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/09/ex_oyleyalniziz1.jpg" alt="Haydar Ergülen" title="Haydar Ergülen" width="500" height="443" /></p>
<p>Kahramanlıklarla dolu <em>“tarih kitaplarımızda yoktur kendimize nasıl kıydığımız.” <sup>(5)</sup>.</em> Yıllarca okul sıralarında Osmanlılar saldırdığında fetih, karşı ülkeler saldırdığında işgal diye okuduk tarihi… Ve belki de tarihin kendi başına verdiği en büyük ders <em>“Tarihi tanımadan tarihçiyi tanı” <sup>(6)</sup></em> gerekliliği oldu bizlere.</p>
<p>Sadece Türkiye üzerine oynanan oyunlar değil, eğer varsa Türkiye’nin oynadığı oyunlardan da söz edilmeli. Hiç kimse masum değil. Oyuncaklar bile&#8230; Bunca insan neden yaşadıklarını bilemeden, ne için öleceklerine ikna edilebiliyorlar. Çünkü onlar, bir hayata sahip olduklarının farkında dahi değiller.<br />
Şampiyonların öyküleri ne denli acıklı olursa öylesi kabul görüyor. Bir güreşçinin, bir koşucunun, hatta bir futbol takımının dahi şampiyonluk hikâyesi anlatılırken, onların kendi imkânlarıyla, zor şartlarda çalışmalarının görüntüleriyle gurur duyan bir ülke burası.</p>
<p>Sevgili Sunay Akın’ın, öğrencisi olduğum yıllarda, bir dersinde söylediği söz yetiyor çok şeyi anlatmaya, <em>“Bir ülke düşünün ki, bilim adamlarını felaketlerden sonra tanıyor!” </em></p>
<p>İşte hepsi bu.</p>
<p><strong>Göksel Bekmezci</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>(1) Tevfik Fikret, (2) Osman Pamukoğlu, (3) Sabiha Özdemir, (4) Küçük İskender, (5) Gündüz Vassaf, (6) Edward Hallet Carr</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/edebiyat/denemeler/hayatlar-kayitlar-sozler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
