Exlibrary

Çokça sanat, evvela edebiyat ve illa ki felsefe. Türkiye’nin ilk E-kitap bilgi kaynağı.
Cem Çınar

Belgesel Sinema Üzerine Bir Deneme

Cem Çınar
10 Mart 2008 - 1:26
Montaj

Montaj

Belgesel sinemanın neliğini anlamaya girişen biri, dikkatli bir içebakış sonucunda, zihnindeki şu kavramların birbirine karıştığını kavrayacaktır. Doğruluk, gerçek, gerçeklik ve gerçekçilik. Bu kavramlar birçok yerde birbirlerinin yerine kullanılırlar ve sanki tek bir anlamı işaret eden farklı sözcüklermiş gibi görünürler.

Bir belgesel sinema izleyicisinin filmden beklediği ilk şey onun doğruları yansıttığına yönelik güven duygusudur. Bir film, eğer, kişisel bir kurmaca, bir mit ya da doğrudan bir fantezi üzerine kuruluysa o bir belgesel olamaz. “Doğruluk” bir mantıksal kategoridir. “Doğruluk”; insanın akıl yürütmelerinde, bilgi ortaya koyma durumlarında, sağduyuyla birlikte, gerçekliğe bağlı ve gerçekle bağıntılı olarak üretilmiş önermeleri denetler.

Bu durumda bir filmin doğru olup olmadığı ya da doğruları ortaya koyup koymadığı ne demektir?

Örneğin köylerinden göç edenleri konu alan bir filmde anlamsal ya da göstergebilimsel veya doğrudan çıkan anlam, bütün bu köylülerin hepsinin, işsizlik sebebiyle köylerinden göç ettikleri yönündeyse ve eğer bu sebep dışında da köylerini bırakıp başka memleketlere gidenler varsa, bu durumda, film doğruları yansıtmıyor olacaktır.

Gerçeğin karşıtı yanlış değildir. Gerçekdışının karşıtının doğru olmadığı gibi. Bir film hiçbir zaman mutlak olarak gerçek olamaz. Sadece gerçeğe yaklaşabilir. Filmin en gerçek hali kutusunda makara olarak durduğu haldir.

İki boyutlu (zaman boyutunu saymazsak) film görüntüsü, ontolojik olarak bakıldığında bir yanılsama ya da simülasyondan başka bir şey değildir. Ama belgesel izleyicisi her zaman onun “gerçek” olmasını ister. Fakat bir film nasıl gerçek olabilir? Böyle bir şeyi talep etmek bir pipo resminin piponun kendisi olmasını istemekle hemen hemen aynı şeydir. Ama böyle bir durum mümkün değildir.

Genellikle film özelde ise belgesel film ve belgesel sinema, kendi varlık alnında, yani kutuda sarılı bir film rulosu olarak ya da beyaz bir perdenin üzerindeki ışık demetleri olarak, bu haliyle onu algılayanlar için elbette gerçektir. Ama bu materyaller (ışık, film, perde, tv, vs.) yardımıyla bize gösterilenler ise birçok kişinin kişisel inisiyatifinden ve birçok araç ve gerecin süzgecinden geçmiş, varlık tarzı açısından kendi olmaktan çıkmış, dönüşmüş materyallerle kurulu, bizim dışımızdaki bir gerçekliğe ve onun gerçeğine bakılarak yaratılmış bir simülasyondur.

“Gerçek” kavramıyla karşılanmak istenen düşünce çoğunlukla yukarıda kullandığımız anlamda olmamaktadır. Bir belgesel film izleyicisinin “gerçek”ten kastettiği çoğunlukla filmin konusu olan olayın gerçekten yaşanıp yaşanmadığı ya da böyle bir olayın meydana gelip gelmediğidir. Bunu şu şekilde de ifade edebiliriz: bir belgeselde geçen olay gerçeklikte yaşanan bir olaya ne kadar yakınsa ya da denk düşüyorsa o kadar gerçektir. Ama dikkat edilecek olursa burada sorun gerçek olup olmama değil, nesnel olup olmama sorunudur. Belgesel film yapan kişi nesnel olmak zorundadır. Aksi halde belgesel filmin ödevlerinden biri olan belgeleme işinin yapmamış sayılır. Bu durumda şöyle bir sonuca varıyoruz: “Belgesel film yapan kişi gerçek olayları nesnel bir şekilde vermelidir.” Problem burada çözülmüş gibi görünse de şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki asıl sorunlar bu noktadan sonra başlamaktadır.

Çekilen film bir haber filmi dahi olsa mutlak bir nesnellik hiçbir zaman mümkün olamamaktadır. Bu konuda nihai olarak şu söylenebilir: En nesnel filmler gizli kameralarla çekilmiş görüntülerdir. Ama bu görüntüler bütünlükten ve anlatımdan yoksun olduklarından dolayı en fazla “haber” olabilirler, bazı özel durumlar dışında hiçbir estetik ya da sanatsal değerleri yoktur.

Bu konuda ki bir diğer sıkıntı da şudur: Belgesel sinema özel bir belgesel film türüdür. Belgesel sinemada yönetmen sanatçı dokunuşunu, kendi estetik tavrıyla esere vermelidir. Bu olmadığı takdirde film bir belgesel olabilir ama belgesel sinema olmaz. Lakin belgesel bir filme estetik kaygılarla yapılan böylesine bir temas ya da müdahale onu nesnellikten çıkarıp subjektif kılmaz mı?

Evet kılar! Ama belgesel sinemanın katı bir şekilde objektif olmak gibi bir kaygısı yoktur. Belgesel sinemanın gerçeklikle yani dış dünyayla ilgili tavrı bu yöndedir. Belgesel sinemanın ağırbaşlı bir şekilde kabul ettiği düşünce şunu söyler: “Bir insanın bir başka insana sunduğu her şey -bu bir fincan kahve bile olsa- onu hazırlayanın yorumlarını ve etkilerini zorunlu olarak içerir.”

Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz: Belgesel sinema doğruları söylemeyi ödev bilmelidir. Doğruları söylemek gerçekliğe hiç dokunmamak anlamına gelmemektedir ki böyle bir durum filmin hiçbir türü için mümkün olamamaktadır. “Gerçek” kavramı ait olmadığı yerlerde kullanıldığı zaman çok yalın bir kavramdır. “Gerçek” kavramına denk düşebilecek bir başka kavramdan bahsedilecekse o “hakiki” kavramı olmalı, “doğruluk” ya da hakikat” gibi kavramlar olmamalıdır. Belgesel sinemada filmin yapıldığı yer olan mekâna yani gerçekliğe yapılan her müdahale “belgesel sinema” türünün “belgesel” olan yanının ağırlığını düşürür. Belgesel sinema yapan kişi filmin yapıldığı mekânı yani gerçekliği filmin “yapıldığı” yer olarak değil; filmin “doğduğu” yer olarak algılaması ve buna göre davranması gerekir. Belgesel sinemada estetik kaygılarla yapılan müdahaleler gerçeğe ihanet olarak algılanmamalı, tarihsel süreç içinde toplumsal bellek adına, yapıtı koruyacak olan bir zırh gibi algılanmalıdır.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
(5 oy, ortalaması: 5)
Loading ... Loading ...

Sinema bölümündeki unsur 816 kez görüntülendi.

Etiketler: , ,

Kendisine dair 2 görüş var. — Sizin görüşleriniz? »

  1. Merhabalar,

    Benim sormak istediğim bir soru vardı. Belgeselde kurgu yoktur deniyor ancak merakım şu yönde.

    Misal şehrin ortasına bir uzay gemisi indi, 2-3 kişiyi kaçırdı, ve bu olay gerçekmiş gibi farklı kişilerin ağzından, gördü tanıklarından, saçma da olsa bilimsel kanıtlar eşliğinde bir sunum yapsak, bu belgesel film tanımına uyar mı ?

  2. Bu bir kurgu sayılmaz; insanların sanıları üzerinden de olsa yaşanmış birşey vardır ve belgesel insanların bu düşüncelerini ya da sanılarını aktarmaya çalışır; çünkü insanların bu sanıları yaşadıkları bir gerçektir ve belgesel de bunu yansıtır; yani gördüğünüz halüsinasyonlar gerçekdışı olabilir, ama halüsinasyon görme durumunuz gerçektir. Belgeseller felsefi sorgulamalar yapmaz; olgusal olanı ya da olgusal olarak görüleni yansıtmaya çalışır.

Görüşlerin RSS Bildirimi

Görüşleriniz


Duyurular

Yayımladığımız yeni çalışmaları E-Posta ile almak ister misiniz?

Bunu, kolay bir işlemle abonemiz olarak yapabilirsiniz. Abonelik için elektronik posta adresinizi aşağıdaki kutucuğa yazınız ve gelecek doğrulama mesajını onaylayınız. Yalnızca yeni çalışmalar yayımladığımız günlerde mesaj alacaksınız. Zira, bizler de, posta kutularının gereksizce işgal edilmesini yararsız ve rahatsız edici buluyoruz.

FeedBurner (Google) desteklidir.