Hayali Cihan Değer
10 Mart 2008 - 9:20
Türk kültürünün en önemli unsurlarından biri olan Karagöz oyunları gölge oyunu tekniğinin Türk kültürü ile birleşmesi sonucunda ortaya çıkmıştır. Gölge oyunu tekniği Orta Asya’da çok eski zamanlardan beri bilinmektedir, Türkler Orta Asya’dan göç ederken doğal olarak bu tekniği biliyorlardı, Anadolu’ya göç ettikten sonra ise daha önce bu topraklarda yaşayan toplumların kültürleri ile gölge oyunu tekniğini harmanlayarak Karagöz oyunlarının ilk halini ortaya çıkarmışlar ve Osmanlı İmparatorluğunun kurulup genişlemesine paralel olarak imparatorluk içine dahil olan her etnik grup zaman içinde karagöz perdesinde yerini almış ve karagöz tiplemeleri ve oyun dağarcığı giderek büyümüş ve günümüzdeki haline ulaşmıştır.
Bir zamanlar toplumun en önemli eğlence aracı olan karagöz oyunlarının zaman zaman farklı amaçlarla kullanıldığı olmuştur, bir dönem tekkelerde din eğitimi vermek için önemli bir araç olarak kullanılmış, bir dönem ise siyasi eleştirilerin yapıldığı bir araç olarak kullanılmıştır, hatta bazen bu eleştiriler o kadar ağır olmuş ki, bu karagöz oyunlarının yasaklanmasına neden olmuştur.
Tanzimat ile birlikte adına batılılaşma dediğimiz bir kültür değişim sürecine giren Türk toplumu bu süreçten oldukça fazla etkilenerek zaman içinde geleneksel sanatlarında da bir takım yeniden yapılanmalara girmiştir. Bunun el belirgin örneğini ise geleneksel gölge oyunumuz Karagöz’de görüyoruz. O tarihe kadar yazılı bir metne bağlı olmadan doğaçlama oynatılan Karagöz oyunları, Tanzimat’ın etkisi ile batı tarzı tiyatro oyunları gibi yazılı metne bağlı olarak oynatılmaya başlanmıştır. Bunun sonucunda ise o zamana kadar güncel motiflerin sık sık kullanıldığı oyunlar dinamik - canlı özelliğini yitirmiş ve durağan – cansız bir hal almıştır. Bu açıdan baktığımızda aslında karagözün geçmişinden çok geleceğini irdelemek daha zorunlu hâle geliyor.

Karagöz oynatan kişiye “Hayâlî”, yardımcısına ise “Yardak” adı verilir. Eskiden Ahilik geleneğine bağlı bir loncası olan hayaliler artık ustalık yapabilecek yardaklarını loncaya önerir, loncadaki ustaların imtihanına tabi tutulan yardak eğer bütün ustalardan olur alırsa Hayâlî olarak ilan edilirdi. Günümüzde de Hayâlî olabilmek için bir usta yanında uzun yıllar Yardak’lık yapmak ve ustanın oluru ve ilanı ile Hayâlî olma geleneği vardır. Zira Karagöz sanatı oldukça kapsamlı ve derinliği olan bir sanattır, hiç kimse kendi kendine “Ben Hayâlî’yim” diye ortaya çıkamaz, çıkmaması gerekir. Ne yazık ki günümüzde eline bir Karagöz Hacıvat alan kendini Hayâlî ilan ediyor. Özellikle Ramazan aylarında ortaya çıkan bu insanları seyreden kişiler “Amaaan karagöz de bu muymuş” diyerek bir daha Karagöz seyretmeye gitmemektedirler, ne diyelim; “Edep Ya hu”.
Her şeyden önce karagöz sanatımızın eskiden olduğu gibi yaygın ve saygın bir duruma gelebilmesi için Kültür Bakanlığının ve Milli Eğitim Bakanlığının bu sanatımıza sahip çıkması, üniversitelerde bölümler açılması gerekmektedir.
Emin Şenyer
www.karagoz.net
Diğer Editör Yazıları
- Russell-Einstein Manifestosu
- Fütürizm Manifestosu
- Bir İnsani Bilim Olarak Sanat Tarihi
- Platon ve Tiyatro
- Rene Magritte Resimleri
- Max Ernst Resimleri
- Maurits Corneli Escher
- Nietzsche
- Frida Kahlo
- Yılın Öykü Ödülü
- Tiyatro Duası
- TV Yıldızı Eva

Dünyanın en büyük 3 destanından biri olan Kuvayi Milliye Destanı, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Tiyatro topluluğu tarafından 28 Mart Cuma gecesi İzmir'de ilk sahneleme denemesini yapmıştı. 70 kişiden oluşan kadrosuyla, canlı müziğiyle ve içerisinde milli mücadele günlerine ait danslarıyla Kuvayı Milliye Destanı oyunu, 16 Mayıs 2008 tarihinde Gaziantep Üniversitesi'nde sahnelenecektir.







