Varlığımdaki Yokluk
14 Mayıs 2008 - 22:31
Bundan ne kadar zaman önceydi bilmiyorum ama çok değildi garip bir fısıltının kulağımda dolaştığını fark ettiğimde. Ne zaman gökyüzünün o hiç ürkütmeyen karanlığının içindeki bir mücevher gibi salınan yıldızlarına baksam içimdeki o garip his dolanmaya başlardı. Duyduğum tüm şarkılardan daha lirik, hissettiğim tüm hazlardan daha doyurucu bir şey hızla bedenime yayılır ve beni ele geçirirdi. Bu ele geçmeden hiç şikâyetçi olmadım ya da olamadım. Çünkü şikâyet etmekten çok ne olduğunu anlamaya verirdim kendimi. Ne olduğunu anlayana kadar, yok olana kadar bir sarhoşluk içinde yüreğim yalpalar, hiç olmadık hislere çarpar, oradan oraya savruluncaya kadar sürerdi bu ne olduğunu anlama süreci. Ama ben hiç o varken anlayamadım. Ve ben hiç bu ne olduğunu bir türlü kavrayamadığım şeyin, bedenimi hızla ele geçiren ve bir o kadar hızla beni deli eden ve yine aynı hızla sökülürcesine benliğimden yiterken hiç anlayamadım neler olduğunu. Sadece yorgun, bitkin ve sarhoş ruhumun telaşını izleyebiliyordum. O yitip gittiğinde bir çöl gibi kurak, bir büyük boşluk gibi karanlık, bir bitki gibi hissiz kalakalırdım olduğum yerde. Düşünmek bile zor zanaat olurdu beynimin kıvrımlarında.
Oysa onun verdiğini o varken kavramak ne güzel olurdu. Ya da onunla olduğum zaman diliminde olmak ne büyük bir haz dalgasıdır ki boğulurcasına kalırsınız nefes alamadan. Yok olduğunda, yittiğinde anlarsınız onunla olduğunuz o eşsiz zaman diliminin ne olduğunu. Karanlıklar size hiç karanlık gelmez, uzaklar size hiç uzak gelmez, barış ve sevgi hep yanı başınızdadır. Hiç olmadığınız ya da olamadığınız kadar güçlü, hiç başaramadığınız kadar sevecen, hiç düşünemediğiniz kadar akıllı olursunuz onun varlığında. Ama bunu o yokken anlarsınız. O varken sadece onu yaşarsınız. Onu yaşamayı tarif etmek için onsuz olmak gerektiğini bir türlü kavrayamazken, onunla olmanın ne olduğunu bilemezsiniz. Bildiğiniz tek şey olmaktır, ışığın içinde ışık saçarken. Ama ne ışık saçtığınızı bilirsiniz ne de ışığın içine ışık olduğunuzu. Bir garip esintidir kokusu an hızıyla geçerken baharın kara bir kışın kapıya dayanması gibi buz kesilirsiniz o yitip gittiğinde.
Çok değildi onunla olduğum geceler. Ama onunla olduğum geceler hep gündüzdü, geceler hep uzaktı. Çünkü kapkaranlık geceyi gündüze çeviren binlerce yıldızın içinde yıldız olmaktı…
25/05/01
Özlem Özen başka ne yazmış?
- Bahir
- Kendime Sorular
- Öylesine Duruyorum
- Kayıp Şehrin Sıkışmış Çocuğu
- Bitişler ve Başlangıçlar
- Ne Dersin?








