Fazıl Hüsnü Dağlarca Şiiri
Admin24 Nisan 2008 - 18:05
Fazıl Hüsnü Dağlarca hakkındaki şu sözler Cemal Süreya’ya ait:
“Şiire getirdiği değerler kendine özgüdür. Öyle ki Fazıl Hüsnü diye bir şair gelmeseydi o değerler de gelmeyecekti…”
Dağlarca, kendi sanat anlayışını şöyle özetler:
“Sanat eseri hem bir saat gibi içinde bulunduğumuz zamanı, hem de bir pusula gibi gidilmesi gereken yönü işaret etmelidir.”
Bu sözüyle edebiyatı ebediyete emanet eder Dağlarca; biz de bazı şiirlerini sunuyoruz sevgiyle…
Geceye Karşı Müdafaa
Bu adam ölmüştür ama,
Düşmedi toprağa henüz vakit.
Hayatını devrettik ağaçlara
Kalbi kimlere ait.
Bu adam ölmüştür ama,
Başucundan ayrılamadık.
Sonsuz kederinde gecelerimizin
Nedendir hala bu beyazlık.
Bu adam ölmüştür ama,
Henüz durmadı nehir.
Ve nasibi muhteşem kuşlar gibi
Onu götürebilir.
Karanlık Yapı
Vurmuş dağlara dağlara ışığı
Belli olmuş uzağı yitmişliğinden
Düşünür bizi
Gece aşağıda
Üstlerden büyür samanyolu
Bir sevgiye benzer
Başka bir sevgiye benzerken
Gece aşağıda
Bağışlar öldürmüşü
Çalanı yalan söyleyeni kaçanı
Toprağa çiğ düşmeden
Gece aşağıda
Bir eski savaş alanında korkunç
Bir ayrılıkta upuzun
Neler soyunur neler
Gece aşağıda
Nice yorgun olursa olsun yercek
Yükünden yeşilinden
Uyutur böceği otu
Gece aşağıda
Gün Ağarırken
Öyle seviştiler ki
Kadın erkekte kaldı
Erkek
Kadında
Seni Sevmek
Kişi seni severse
Soyunur aya karşı
Sever
Ölüşüne dek
Seni…
Seni
Öyle uzun seviyorum ki seni
Ya yaradılışta doğmuşum
Ya ölümsüzün biriyim ben…
Nereye?
Nereye sevdiğim benim, inandığım nereye,
Rüyaların yarasalar gibi uçuştuğu geceler içinden.
Dalgınlığımla hareketlerini seçemiyorum,
Varlığının altın kafiyesini arıyorken ben.
Hangi dünyaları dolaştıktı bilmiyorum,
O nasıl bir adaydı, nasıl bir deniz.
Gök, bir söğüt dalı gibi eğilmişti sulara doğru,
Ve eğilmiştik o dal gibi hayata doğru ikimiz.
Kim ellerini alnımda gezdirirken o ten, ses ile,
Bana kalbin musikisini verecek, haberi olmadan.
Geceyi avuçlarımda siyah bir gül gibi duyuyorum,
Ve sen misin bilmiyorum bu gülü bırakan.
Nereye, ey göz yaşlarımın sıcaklığı,
Ki başka birisi yok beni duyan.
Rüyalar nereye gidiyor, anlamıyorum;
Ve sen nereye gidiyorsun, hatıralardan.
Hasret
Sevgimi unutmak için seyrederim bir tabloyu, bir mermeri,
Ki ne kadar dalsa ruhum yeniden döner geriye:
Okurum düşüne düşüne okuduğun şiirleri,
Senin düşüncen geçerken üzerlerinde bir sıcaklık kalmıştır
diye
Diğer Admin Yazıları
- Evrensel Bilgi
- Kitap Ayraçları
- Çatışan Feminizmler
- Gerçekler Üzerine Düşünceler
- Arif Nihat Dursun - Mezat
- Kitap Sevgisi(!)
- Altın Portakal Şiir Ödülü
- Necatigil Şiir Ödülü
- İlk'in İlk'i...
- Cemal Süreya ve Ötekilerin Şiirleri
- Mutlu Yıllar!
- Amazon, E-Kitap Piyasasında

Dünyanın en büyük 3 destanından biri olan Kuvayi Milliye Destanı, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Tiyatro topluluğu tarafından 28 Mart Cuma gecesi İzmir'de ilk sahneleme denemesini yapmıştı. 70 kişiden oluşan kadrosuyla, canlı müziğiyle ve içerisinde milli mücadele günlerine ait danslarıyla Kuvayı Milliye Destanı oyunu, 16 Mayıs 2008 tarihinde Gaziantep Üniversitesi'nde sahnelenecektir.







