Asfalt yakıcı
ayaklarım düşüyor
tuzak dökülmüş yollarıma
ve yanağım paramparça
siz günah keçileri,
elçilerinize selam olsun
dönmem yolundan Kahire’nin
ve kutsal çöller, ormanlar,
denizler şahidimdir ki
sırtımdaki zift dokulu hançerin
kanına bulanan gözlerime
dönüşür doğa
öcüm yasımdır
melekler gördü ve yıldızlar
ve yağmurlar duydu ki
bir daha bensiz göremeyeceksin
iklimlerin yedi rengini
ve esmerliğin ve güçlü kolların
nişanın çatlayacak
kimyasal silahlarla alacaklar
güzelliğini topraktan
çatlayacak tohum
ve ölü doğucak çocuklarınız
ufacık her şey şahidimdir ki
kristaller uçuşan gövdende
yolumu on iki ayna sanacak
gözlerin
gözlerin
gözlerin
doğudan batıya taş köprü
bir gün düşecek yolun
derviş kızını bulmaya
ah, ne yapacaksın
Edesa’nın yolları çıyan dili
uzak ellerini
bir daha tutabilecek miyim
bu kör baykuş
bu yalancı çıyan
bu Kahire iblisleri
melekleri kana
denizleri kızıla boyadı
ve gözlerinden hicret vaktidir
iğne ucundan erk arının
bal aksın
ihtimal ki kovanını örecektir
anaçtır cennet evim
Hicr-i Kahire…
Sinem Koyun
Mart 2005







