şimdi sularında
yağlı kızaklarla denize salınmış
canavar gemiler yerine
kâğıttan oyuncakları olan bir çocuksun
annenin amonyak kokan elleri
senin oyuncaklarını buruşturup
çöpe atacak
“nasıl olsa yapar yenisini, oğluma renkli kâğıtlar alırım,
hem de o en parlak olanlarından”…
ocak dökümünde
mavi leğene soğuk sular doldurup
ıslatıyorsun kağıt gemilerini
ellerini, yüzünü, ayaklarını
ateşlere salıyorsun, ya başını?
sanrılar bir bir dalgalanıyorken
görüyorsun denizi ilk kez
ilk kez canavarlar gemi olup
yollara çıkıyorlar
yağlı kocaman kızaklardan kayarak
mavi lağenlerden dökülen sular
denizi bulduğunda
batacak gemilerin
su içinde yüzüşen
rüzgâr gülü
sevgi kutusu
uçak
kâğıt adam
kâğıt çocuk
kâğıt gemi yok….
onları yapmayı bilmiyor çocuk
bilmiyor anne
öğretememiş
uçak suda uçamaz
rüzgârsız gül
ıslak ve çürümüştür
dönemez artık avucumda
ve denizlerde batabilir gemiler
Keşif ve fetih yolunda
çelişkiyi tanı
Sen hiç vurgun yedin mi?
vurgun yemeyi trajik sayma
annen
kâğıt gemi yapmayı
öğrenmediği için
öğretememişti sana
ve yazgınla barış
ve yazgına sahip olma
balıkları çalarken
balıkçının kovasından
denize
çok vurgun yedim
şaşkın balık
suya tekrar kavuştuğunda
can çekişip ölüverince
mavi leğenden taşan suları
ben de döktüm
ateşlere salınmıştı başım
yangın mahaline
sudaki balıklar
düşüyordu…..
ölüyorlardı
evimizin balkonundan
sardunya salkımlarının içinden
oluk oluk balık krakerler
döküyordu ellerim
leğen leğen
mavi mavi
balık krakerler……………………………………………..
gemilerden bihaber……..GEMİCİ DÜĞÜMÜNDEKİ BALIK…………………..







