Tekerrür
03 Mayıs 2008 - 3:07
Geçmeme sırası bize geldiğinde, yön veren mekanizmanın önündeki koltukta değildim ve önümde de hiç koltuk yoktu. Bulunmadığımız sokaktan yavaşça çıkmayan sistemin yanımızdan geçmeyeceğini anlamadım. Bakaçlarımı örten kaplamaların 1’den çok 3’ten az hareketinde, L şeklindeki zeminimin, yanımızdan geçip gitmeyecek olan sistemin doğrultusunda olduğunu fark ettim. 32 saniye boyunca komşuluk yaptıklarımızın, yapamayacakları birçok şey vardı. Önce alçalıp ardından alçak kalmayan insanlar bile ne yapmayacaklarını bilmiyorlardı. Kırmızı noktacıkların olduğu yerde beklemeyen ışıklar, şimdi 5 adım ilerimdeydi. Bir sokak serserisinin, genç bir bayana kibar davranmadığı anda, yerden bir karış yüksekteki insanlar, biri yavaşlamayan ve diğeri ilerlemeyen iki sistemin iç içe geçişlerini gördü.
Artık bu iç içe geçmiş sistemin parçası olmadığım bir yerde, öksürüklerin arasından titreşerek geçirilen yatağımda rahat değildim. Kıllı hayaletlerin arasında ne aradığımı, insanın içini karıştıran yeşil sümüksü varlıkları görünce biraz anladım. Kıllı hayaletlerin, yeşil sümüksü varlıklara getirdiği bir müşteriydim o an. Kıllı hayaletler, “ameliyathane öylece kalsın” demiyordu. Kanatlarını açtıkları bir kemerin içinden geçirdiler. Beni bırakıp beklemediler. 2003 yılına kadar farklı evleri paylaşmadığımız insanların artık evlerinde olmadığı bir an, tüm vücudumu saran ışık daireleri hücuma geçiverdi. Beyaz büyük ağza sahip yeşil bir adam, kendisine benzeyen eş varlıkların arasındaki koluma, küçük, uzun ve sivri bir musluk sapladı.
Televizyonda çizgi film oynamıyordu ve oturmadığım sandalye boş değildi. Birkaç metre altımda varlığını hissettiğim, içi boş büyük kutu bağırmaya başladığında duvarda benim resmim yoktu ayrıca bulunduğum yere giriş-çıkışı sağlayan düzenek kapalı değildi. Yanımdaki kadının babam olmadığını anlayamayana kadar annem olduğunu düşünmüştüm fakat “annem evde ve babam ise yakında değil” düşüncelerimin bittiği noktayı bir el koymuştu. Gözlerimi taşıyan vücudumu çevirmeden baktığımda, diğer elimi tutamayan kişinin sevgilim olduğunu anladım.
Bir Meksikalı Amerika’ya kaçmak isterken yakalandığında, henüz bir kolumu sokmuştum montumun kol sokma yerine. Ben diğer kolumu diğer bölmeye sokana kadar Meksikalıyı yargılayıp hapse atacaklardı. Birbirinin altına sıralanmış geniş ve dar mermerleri aşağıya doğru takip ettim bir süre. Henüz yolun yarısında olmadığım anda, iki yanımdaki duvarlar arkamda kalmaya başlamıştı bile. Günde birer kez görüştüğümüz sarı-sıcak dostumla karşılaştım tekrardan ve selamlaştık. Kaslarım için oksijen depolayan ciğerlerime aydınlığın zerrecikleri girmeye başlamıştı ki sevgilim “hadi” dedi. Bu şeyi bir yerden hatırlamıyor değildim ama yine de kanadını çekip boşluğundan içeriye önce bir yarımı daha sonra diğer yarımı soktum. Farklı düzenekteki benzer bir sistemdi bu. Hatırlamak istediğimi sanıyor gibi bir durumda değilim. Her ne değilse. Uzun sürmeyen bir yuvarlanmanın ardından, içinde bulunduğumuz sistemin halka şeklindeki taşıyıcıları durdu. Kanatlarını kendisi açamadığından dolayı bunu benim yapmamı bekledi. Tereddütsüz değildim o an. Kalsam mı insem mi kesinleştiremeden kalmamayı tercih ettim. Bana 20 metre, arkamdan bana doğru havlayan köpeğe 10 metre mesafedeki karmaşık yapıya doğru döndüğümde, sahipsiz metal parçaları, televizyon antenleri ve hayat dağıtmış materyaller artık arkamda kalmıştı. Karşımda iç içe geçmiş bir sistem ve hafızamdan seçmece fotoğraflarla bir kez daha baktım dünyaya. Sisteme doğru atmadığım her adım, kaldığım aralığa basınç yapmasaydı, belki muhalefet zeminden kayarak geçecektim. Kirpiklerimi birleşirdim ve hala yaşamıyor olmadığıma şükrettim.
Diğer Işık Sapmaz Yazıları

Dünyanın en büyük 3 destanından biri olan Kuvayi Milliye Destanı, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Tiyatro topluluğu tarafından 28 Mart Cuma gecesi İzmir'de ilk sahneleme denemesini yapmıştı. 70 kişiden oluşan kadrosuyla, canlı müziğiyle ve içerisinde milli mücadele günlerine ait danslarıyla Kuvayı Milliye Destanı oyunu, 16 Mayıs 2008 tarihinde Gaziantep Üniversitesi'nde sahnelenecektir.








Çok iyi…
Sevgili Işık hoşgeldin; bu metni ne kadar sevdiğimi biliyorsun; şimdi burada paylaştığını görmek çok sevindirici; gerçekten çok başarılı bir metin, tekrar tebrikler… Patafizik seninle olsun!