Kuş Evi
02 Ağustos 2008 - 2:19

Alışveriş merkezinin üst katı… Parlak markaların ortasına iliştirilmiş parke alana ahşap basamaklarla geçiliyor…
Beyaz bezden pankartlara çocuk bakım merkezinin ismi yazılmış. Tezgâhlara takılar, yerdeki temiz örtülerin üzerine ahşap boyama eşyalar serilmiş. Gelip geçenlerle çocuklar ilgileniyor. Sokağın kirinden kaçıp, hayata dahil olmaya çalışan çocuklar…
- Ne kadar bu küpeler?
- Ne kadar bu küpeler, hocaya sorsana!
Esmer çocuk, yanındaki daha küçük çocuğu ilerideki masada amatörce satışların hesabını tutan bayana yolluyor.
- İki liraymış.
“İki liraymış” diye küpeleri soran adama cevap veriyor esmer çocuk. “Alalım bunları” diyor adamın eşi; küpelerin sarı helezonlarıyla oynuyor.
Esmer çocuğa verdikleri iki lira Hoca Hanım’a teslim ediliyor. Küpenin kartonunda yazan isim, küpeleri yapan çocuğun ismiymiş. Hoca Hanım küpeyi “satıldı” diye not ediyor.
Bütün takılarda isimler yazılı. Bakım merkezinde kalan çocukların isimleri. Süngerle arabaların camına uzanan, mendil torbasıyla ablaların önüne atlayan çocukların.
Takı tezgâhlarının karşısında, beyaz bir örtünün üzerine ahşap boyama eşyalar yayılmış. Hepsinde umut rengi bir çaba.
Kapakları tam tutmayan takı çekmeceleri, kutular, sabunluklar, CD Rafları… Çiçeklerle, desenlerle bezenmişler.
Sarışın, minik bir ufaklık ilgileniyor ahşap boyamalarla. “Senin yaptığın var mı?” diye soruyor küpeleri alan adam… “Şu kuş evi…” diyor çocuk. Eserinin yerini ezbere bilen minik parmağında pırpır eden bir can.
- Kuş evi… Nerede… Şu CD rafı mı?
- Yok, onun önündeki, kahverengi olan…
Hevesle dolu gözleri, ileri uzanmış parmağının ucunda, kutusunda…
Adam, kutunun kapağındaki kuş evi desenini seçiyor nihayet. İçinden çalılar çıkan bir kuş evi. Altında iki minik kuş, iki dal çiçek. Kapağı oturmuyor kutunun, belli. Ufaklığın gözüne görünmüyor bu; onun aklı kuş evinde.
- Ne kadarmış bu kuş evi?
- On beş.
- Alabilir miyiz kuş evini?
Kuş evini teslim eden ufaklığın elinde acemi bir sevinç…
Adam kutunun parasını vermek için Hoca Hanım’ın yanına gidiyor. Kuş evinin satıldığını gören diğer bayan hoca, “İlyas’ın yaptığı kutu…” diye fısıldıyor. “İlyas’ın mı?” diye seviniyor Hoca Hanım. İlyas, sarışın ufaklık; hocaların çevresinde şeref turları atıyor.
“Gazeteye saralım, arkası çok güzel boyalı, çizilir falan…” diyor Hoca Hanım.
- Tamam, saralım, çizilmesin.
Kutu elbirliğiyle gazeteye sarılıyor.
İlyas, torbasında kuş eviyle yürüyen adamla eşinin önüne çıkıyor.
- Çok teşekkür ederim…
Sarı saçlarına dokunuyor adam.
- Aferin, hepinize aferin!
Eve dönerlerken, arabasında İlyas’ı düşünüyor. Çevredeki reklam panoları, alışveriş merkezinin koca duvarını kaplayan sıra sıra ışıklar, İlyas’ın gözlerindeki pırıltının yanında çok sönük kalıyor.
Oğuz Dinç
2007
Oğuz Dinç başka ne yazmış?








