Exlibrary

Çokça sanat, evvela edebiyat ve illa ki felsefe. Türkiye’nin ilk E-kitap bilgi kaynağı.
Ali Riza Esin

Günün Sonu

Ali Riza Esin
19 Kasım 2007 - 6:12

Gecenin ilerleyen saatleri sabaha ulaşmış, günün ilk ışıkları şehrin karanlık ufkunda belirdiği halde, binaların sokaklar boyu yükselen gölgeleri aydınlığın yükselmesini engelliyordu.

Doğa çoktan uyanmış, kuşlar bina boşluklarının kuytularından ayrılmış, ağaçlar gece karanlığının ziftinden sıyrılarak tekrar yeşiline bürünmeye başlamıştı.

Yollar bomboştu. Vitrin ve reklam ışıklarının renkleri, ara sıra şehrin derin sessizliğini yırtan bir otomobil sesine eşlik ediyor; o sesin başlangıcından yavaş yavaş kayboluşuna kadarlık sürenin sonunda şehrin ıssız havası tekrar kendini buluyordu.

Hava nemliydi. Yağmur yağmadığı halde, gökle yer bir olmuş gibiydi ve aradaki boşlukta ufak su damlacıkları uçuşmaktaydı.

Günün ışımaya başlamasıyla birlikte ıslak yollara yansıyan ışıklar renklerini kaybededursun; hafiften esen rüzgâr, yer yer yola dağılmış minik gölcüklerin yüzeylerine üflüyor, onları titretiyordu.

Evlerin birinde bir çalar saat sesi çınladı. İçeride yarı uykulu bir çift göz saatin zilini durdurmaya çalışan elini izlemekteydi. Elini, yataktan ne kadar zor çıkardıysa, tersine bir çabuklukla geriye çekti. Kalkmaya niyeti yok gibiydi ama aniden kendini yatağın dışına atmasıyla üzerine kazağını geçirmesi bir oldu.

Derin bir nefes çekti oturduğu yerden. Akşam nereye savurduğunu hatırlamadığı çoraplarını ararken, dışarı çıkmadan ne yiyebileceğini düşünmeye başlamıştı. Bir karara varamadı. Ne yaptığının farkında olmayan bir tavırla giyindi ve tuvalete girdi. Elini yıkamak için lavaboya eğilirken aynaya baktı, dağınık saçlarını parmakları arasına alarak geriye itti. Gözlerini kısarak yüzünü dikkatlice incelemeye başladı. Hayır, tıraş olmasına gerek yoktu.

Dışarıya çıkarken odaya şöyle bir göz attı. Görmesi gereken hiçbir şey olmadığını idrak edene kadar gözleri bir noktaya kenetlenmiş bir şekilde dalgın birkaç saniye geçirdi. Sonra dışarı çıkmak üzere kapıya yöneldi. Kalın paltosunu aldı sırtına. Evde kendisinden başkası olmadığı halde, kapıyı kapatırken çıkardığı sesin az olmasına özen gösterdi.

Sabahın kesen serinliği, ellerini ceplerine sokmasını söyledi ona. Az önceki miskinliği yerini, sanki çok önemli birşey yapmaya koşturan birinin hızlı ve emin attığı adımlara bıraktı.

Yollarda arabalar çoğalmaya başlamıştı. Kaldırımlarda sağa sola koşuşturan insanlara karşın otomobiller henüz çok sakindi. Sanki hızlı geçecek bir yarışa hazırlanır gibi, egzozlarından yeri yalayan dumanlar çıkartarak ıslak cadde üzerinde ağır ağır ilerlemekteydiler.

Geceydi. Yatma vakti gelmişti. Her gece yatar uyurdu. Bazen derin bir uyku, kucağına alıverirdi hemen onu. Bazen de uyuyamaz, gözlerini kapayıp uyku tutmayan kafasını aldatmaya çalışırdı. İşte o zaman düşünceler takılırdı aklına. Düşünceleriyle cebelleşirdi. Acaba düşünmesi gerekirken uyuduğu için miydi ki, uyumaya çalışırken düşünüyordu? İşte bir şey daha takılıvermişti aldatmaya çalıştığı kafasına…

Evet, artık uyuyamadığını anlamıştı. Şehri dinledi yattığı yerden. Şehir ne kadar sessizdi. Gündüzleri fark etmediği bir şeyler duydu o sessizliğin içinde. Bu sesler kendinden geliyordu. Kafasının içindeki çok derin bir yerde sanki çanlar çalıyor, değişik sesler ritm tutuyordu. “Acaba bunlar damarlarımdaki kanın sesi mi?” diye geçirdi içinden. Çünkü bu sesler, nabız sesine uyuyordu. Küçükken de böyle sesler duyardı. Ama o zaman bundan çok korkar; o sesleri, annesinin anlattığı öykülerdeki korkunç kahramanların ayak seslerine benzetirdi.

Birden yorgunluğunu fark etti. Şehrin derin sessizliğini bile duyamıyordu artık. Kafasındaki düşünceler yitip gitti. Uykuya dalmıştı. Ve gece ilerlemekteydi…

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
(Oyla)
Loading ... Loading ...

Görüşleriniz


Duyurular

Yayımladığımız yeni çalışmaları E-Posta ile almak ister misiniz?

Bunu, kolay bir işlemle abonemiz olarak yapabilirsiniz. Abonelik için elektronik posta adresinizi aşağıdaki kutucuğa yazınız ve gelecek doğrulama mesajını onaylayınız. Yalnızca yeni çalışmalar yayımladığımız günlerde mesaj alacaksınız. Zira, bizler de, posta kutularının gereksizce işgal edilmesini yararsız ve rahatsız edici buluyoruz.

FeedBurner (Google) desteklidir.