
Sessiz harfle biten bir sözcüğün ardından sesli harfle başlayan bir başka sözcük gelince ve bunlar bir çırpıda söylenince ulama olur. Ulama, güzel Türkçemizin bize sunduğu bir olanaktır. İki sözcük birbirine ulanır ve hoş bir ahenk meydana gelir…
Evet ulama, adıyla müsemma olan bir dil oyunudur; işi sözcükleri ulamaktır amma bu ortaya karışık, ulanmış, biraz da birbirine bulanmış hal, her daim kulağa hoş gelmez; kişinin üzerinde hoş durmaz ve gözlerinin rengini ortaya çıkartmaz…
“Dil dile değmeden dil öğrenilmez.” lakırdısında doğruluk payı yok değildir. Buna karşın “dilin kemiği yok” deyişini de yabana atmamakta yarar vardır…
Lisan öğrenme temrinleri esnasında zihin, kemiksiz bir uzvun saçabileceği dehşeti bir köşesinde muhafaza edebilme erdemine nail olsa ne de faideli olurdu öyle değil mi!?!..
Burcu Sevil Şahin
21.10.2005/Bizans







