Halka Tatlı
05 Ekim 2007 - 18:13
Ülkemizin, en çok tanınan sivil toplum örgütü, “Bağımsız Bağımlılar Topluluğu” on yedinci, olağan toplantılarını yapıp, yıllık planlarının açıkladılar. Merakla beklenen, bu manifestoyu, sizlerle paylaşmaktan gurur duyardık, ancak; manifestoyu alması için, gazete bayisine gönderdiğimiz çaycı Zekeriya, derin devlet tarafından, yönetildiğini sandığımız bir saldırıya maruz kaldı. Şu anda, kaldırımın kenarına oturmuş, kendisini dövüp kaçan adamların arkasından, küfür etmekte. Binamıza, korku dolu, uzun bir bekleyiş hakim. Kimse, odasından dışarıya adım atamıyor. Çay-kahve servisinin de olmaması, sinirlerimizi iyice yıprattı.
Sakinleşmiş gözüken Zekeriya, yardıma gelen, mahalle kasabının tekliflerini, mağrur bir şekilde reddediyor. Yarım kilo yağsız, köftelik kıyma istiyor. Olay yerinde giderek artan kalabalık, yaşananlara beklenilenden duyarlı. Yağsız kıymayla güzel yemek olacağını, ancak köfte yapmak için, yağlı kıyma almak gerektiğini söylüyorlar. Kasap karasız kalıyor, Zekeriya yağsız kıymada ısrarcı. Önü alınamayan bir kamplaşmaya yol açıyor bu. Bir kısım halk, Zekeriya’yı desteklerken, diğerleri, yağlı kıymadan vazgeçmiyor. Tartışmalar, çatışmaya dönüşmek üzereyken, olay yerine gelen emniyet müdürlüğü basın sözcüsü ve vali, beraber açıklama yapıyorlar. Halkımızı duyarlı olmaya çağırıyorlar. Olaylar yatışıncaya kadar, yemeklerinde kıyma yerine, kuşbaşı et kullanmalarını tavsiye ediyorlar.
Köftenin, böyle bir tartışmaya malzeme olmasından rahatsız, Tekirdağ, İnegöl ve Kadınbudu esnafı, yürüyüş düzenliyor. Yakılan barikat ateşinde pişirilen köfteler, halka ve olayı izleyen polis memurlarına dağıtılıyor. Halaylar çekiliyor, şarkılar söyleniyor. Piknik havasında süren gösteri, bir grup provokatörün, barikat ateşinde, kuşbaşı etten yahni pişirmesi ile çatışmaya dönüşüyor. Güvenlik güçlerinin göz yaşartıcı bomba kullandığı olaylarda, sekiz aşçı ve on bir komi, gözaltına alınıyor. Boşalan sokaklar, harabeye dönüyor. Olay yeri inceleme ekipleri, barikat ateşinin içinde, sekiz adet, termal tabanlı, paslanmaz çelik yahni tenceresi buluyor. Gösteri alanına nasıl sokuluğu kamera görüntülerinden araştırılan tencerelerdeki yahnilerin tadına bakması için, ülkenin dört bir yanından gurmeler çağrılıyor. Özellikle, soğan ve salça miktarları üzerinde duran gurmeler, yahninin, kesinlikle Türk yapımı olmadığı kanaatinde birleşiyorlar. Kuşkular, Rusya ve İsrail üzerinde yoğunlaşıyor.
Başkan, yaşananlar üzerine, beklenen programını, beklenmedik bir şekilde değiştirerek, canlı yayında, halka sesleniyor. Halka tatlısındaki şerbet miktarının aniden düşmesi konusunda halka bilgi verirken, elindeki kalemi düşürüyor. Kalem, masanın kenarına doğru yuvarlanıyor, başkan, onu yakalamak için hamle yapmak ile yapmamak arasında kararsız kalıyor. Aklına, çocukluğunda, apış arasından yediği gol geliyor, avuç içleri terliyor. Başarısız olursa, muhalefetin bunu bir koz olarak kullanacağını biliyor. Hiçbir şey olmamış gibi kameraya dönüp, konuşmasına devam ediyor. Bütün ülke, kalemin yere düşerken çıkaracağı sese kitlenmiş, “nerden çıktı bu halka tatlısı?” diye düşünüyor.
Başkan, konuşmasını sürdürürken, bir yandan da çaktırmadan, yerdeki kalemi görmeye çalışıyor. Bir hamlede uzanıp alacağı mesafedeyse, almak ve halka, olumlu bir mesaj vermek istiyor. Tam bu anda, soğuk terler dökmesine neden olan bir olasılık geliyor aklına; kalemin ucu, kırılmış olabilir. Böyle bir durumda; oluşacak güvensizlik ortamının farkında, masaya kalemtıraş koymayan danışmalarını, nasıl azarlayacağını düşünerek, rahatlamaya çalışıyor.
Tüm ülke, ekrana kitlenmiş, kalemin akıbetini merak ediyor. Diğer kanallar, kamuoyu yoklaması yapmaya başlıyor. Ülkenin, güney kesimleri, kalemin ucunun kırıldığını düşünüyor, batı ve kuzey kesimleri ucu kırılmasa bile, içinde kırıklar oluştuğunda hemfikir. İç ve doğu kısımlar ise, şöyle, bol şerbetli bir halka tatlısı olsa da yesek demekten kendini alamıyor.
Tüm bunlar yaşanırken, olaylarda, derin devlet ve provokatörlerin, parmağı olduğundan şüphelenen içişleri bakanlığı ve halkın sevgisini kısa sürede kazanan Zekeriya, beraber açıklama yapıyor. Siyasi çevrelerde, bu beraberliğin uzun sürmeyeceği dedikoduları alıp başını yürüyor.
Bakanlar kurulu, çok hızlı bir şekilde toplanıp; halka tatlısı ve kurşun kalem satışlarının yasaklanması konusunda meclise soru kitapçığı veriyor. Meclis başkanı, cep telefonlarının kapatılmasını, zamanı göstermekten başka marifeti olan saatlerin kullanılmamasını anons edip, herkese başarılar diliyor. İşgüzar bir katip, muhalefet başkanının masasında kopya yazılı olduğunu meclis başkanına söyleyince, muhalefet başkanın yeri değiştiriliyor. Derin devletin bir oyunu olduğundan şüphelenilen bu olay, muhalefet üyelerinin, sıralara vurmasıyla protesto ediliyor. Salondaki sessizlik, meclis başkanın “son on dakika” anonsuyla bozuluyor. Salondan, homurtular yükseliyor. Yirmi vekil, sınav sürelerinin uzatılması konusunda, teklif veriyor. Teklif, oy birliği ile kabul ediliyor. Çaylar söyleniyor, sigaralar yakılıyor.
En büyük başkan, sınav sonunda, grup toplantısı yapıp, “Ben hiç çalışmadım, ama sınav çok iyi geçti.” diyor. Salondan, “zehir başkan” sloganları yükseliyor. Puanlar açıklanıyor, tercihler yapılıyor. Başkan, güzel sanatlar akademisini, ana muhalefet lideri ise spor akademisini kazanıyor. Bir an için, şüphelere dalıyor herkes.
Sertaç Atalay başka ne yazmış?








