Exlibrary

E-Kitap, Edebiyat, Kültür, Sanat, Felsefe ve güncel konular içeren yazılar. E-Kitap konusunda Türkiye’nin ilk ve en geniş kaynağı.
 
Exlibrary, E-Kitap yayıncılığı yapan, E-Kitap teknolojileri hakkında bilgi sunan ve Edebiyat, Kültür, Sanat, Felsefe içerikli günlük yazılar yayınlayan anonim bir web sitesidir. Ücretsiz yayınlanan kitaplarımızı ve yazarlarımızın deneme, şiir, öykü, mizah başlıklı edebî eserlerini, kitap, resim, sinema, tiyatro ve diğer kültürel konulardaki yazıları okuyabilir, bunlar hakkındaki görüşlerinizle katkı sağlayabilirsiniz. Kitaplarını ve yazılarını İnternet'te yayınlamak isteyen herkese açık olan bu paylaşım ortamı, sizlerin katkısıyla gelişmeye devam ediyor.

Yolsuzluk Tutanağı - 00

Burcu Sevil Şahin  Burcu Sevil Şahin
23 Nisan 2008 - 7:20

Burcu Sevil ŞahinMotordayım… Bir tür deniz taşıtı olan motorda yani… Her zaman olduğu gibi arka tarafa geçip bir sigara yakıyorum. Yüzüm denize dönük her zaman olduğu gibi. Aslında ayrıldığım kıyıya dönük her zaman olduğu gibi yüzüm. Sanki çok uzun bir yolculuğa çıkıyormuşum gibi hayali el sallayanlarım var kıyıda çünkü; konfeti atanlarım, şampanya şişesi kıranlarım, sessizce ağıt yakan kadınlarım var. Şampanya şişesi ile ağıt yakan kadınların arasındaki uçurumun farkındayım elbette. Kavramlarım önce yer değiştirip ardından da birbirine karışıyor. Çünkü zihnim kadar uzun olan bu yolculuk aslında boyum kadar kısa…

Yavaşlıyor, yavaşlıyoruz… Yaklaşık bir yıldır, hemen hemen her gün ve günde iki defa bindiğim motordan artık reflekse dönüşmüş bir alışkanlıkla inmek üzere arkamı döndüğümde şaşırıyor ve gülümsüyorum. Çünkü ilk defa olmam gereken yerde değilim. Bir anlığına bunu düşünce gücümle başardığıma inanmak istiyorum. Sonra gülümsemem, aniden patlayan bir kahkahaya dönüşür ve beni bir yere kapatırlar; bekleyenlerim var şimdi, ayıp olur duygusuyla hemen vazgeçiyorum…

Telefondaki genç adam sesi Valide Çeşme’yi bilip bilmediğimi sorduğunda ne kadar iyi bildiğimi, orada ne kadar çok anım olduğunu söylememin, hatta bu anılardan birkaçını bu hiç tanımadığım adama, üstelik telefonda anlatmamın anlamsız ve dahi yersiz olacağını tahmin ettiğimden yalnızca bahsettiği yeri bildiğimi söylemiştim…

Burcu Sevil Şahin- Şimdi ben ne yapıyorum? Mütemadiyen devinerek; ayaklarımla çiğneyerek, iterek ilerlettiğim bu yol şimdi nereye götürüyor beni? Armağan Sokak’ta bir armağan var mı benim için? Yoksa bir yolsuzluk peşinde miyim?

Yol bir tuzak gibi ayaklarıma dolanırken, Armağan Sokak’ı elimle koymuş gibi bulmama rağmen, kimi rüyalardaki gibi tuhaf bir biçimde telefondaki sesin sahibine bir türlü ulaşamıyordum. Üstelik henüz bir armağana da rastlayamamıştım.

- Ayaklarım da sesini yadırgamadığım genç adamın yüzünü görmek konusunda yüzüm kadar kararlılar mıydı? Kayboldum…

Kaybolmuştum… Başlangıçta keyifliydi. Ama sonra sıkıcı bir hâl almaya başladı. Yolumu bulmalıydım. “Biri bana yol göstermeliiiiii!”ydi. Büyük bir gürültüyle “Tanrıların Arabaları” inmeliydi gökten ve içlerinden birinin işaretine kulak vermeliydim.

Oruç Arıoba - Kendin olmayı yeniden öğrenmen gerek — yıllar yılı unuttun onu yalnızca: Bunu da “koşullar”a, “hayatın akışı”na, “sorumluluklar”ına falan bağlamaya kalkışma — bahane bulmaya çalışma: Sendin, sendeki asıl senin anlamını, önemini, değerini göz ardı eden: korkaklıkla işin kolayına kaçan… O işte şimdi hesabını soruyor o sahici senin, senden: ne yaptın sen sana?!…

Göz bağımı çıkartmadım ve telefondaki sesin sıcaklığına tutunup ilerledim. En mahrem yerdi yüzler bana göre ve birazdan herkes gerçek yüzünü gösterecekti birbirine.

- Görününce kapatacak mıydık yüzümüzü ellerimizle?

OA - Bir tedirginlik, huzursuzluk doğacak içinde, onun ile yan yana, yüz yüze olunca — o denli yabancı düşmüş olacaksın ki yaşamının kendi, sahici anlamına, aykırılık duyacaksın ondan…

Burcu Sevil ŞahinOrası olduğuna emin olduğum halde doğru yerde olup olmadığımı soruyorum Birinci Adam’a… Telefondaki sesin sahibi O muydu? Adını yuvarlamıştı bir çırpıda. Ben de aynı hızla zihnimde yuvarlamıştım bu ismi. Anladığımı zannetmiştim. Anladığımı zannetmişti. Adlar, isimler, sıfatlar… Tüm bunlar birini bir diğeriyle karıştırmamak için mi gerçekten? Karıştırmıyorum işte! Bu Birinci Adam!

(Birinci Adam içten ve sakin. Ürkütmek istemiyor gibi temkinli. Ürkmem gereken bir şeyler mi oluyor içeride? Tamam; ben de bir yolsuzluk peşindeyim zaten! Ama Birinci Adam istemiyor yolsuzluğu düşünmemi. Sanırım istediği güven duymam. Öyle bir ses tonuyla doğruluyor olmam gereken yeri…)

İçerideyim; birilerinin içinde, bir şeylerin içinde, bir yerin içinde, bir yolun içinde… Yüzümü de gördüler…

- Peki şimdi ne olacak; ne yapacağım?

OA - Sahicilik —dürüstlük— noktanı çok dikkatle belirlemelisin yeniden: Özgürlüğün de buna bağlı şimdi — amaçlarının gerçekleşmesi —senin gerçekleşmen— de: doğru ve doğruluklu —sadık— olabileceğin nokta— —
—kendine ve yaşamının anlamına…

Bir yolculuk hazırlığı gibi içerisi. “Bir yolculuk hazırlığı var içeride” değil! İçerisi belli ki her zaman bir yolculuk hazırlığı gibi… İşte orada, bir yol nesnesi ve hemen arkasında da İkinci Adam.

(İkinci Adam içten olmayı ister hep belki de. O’nun temkinliliği de işte bu yüzdendir. Karşısındakinin yolsuzluk peşinde olması ürkütebilir O’nu ve ürkmek O’na göre değildir. Çünkü ürktüğü bir şeyin peşine düşmek çelebilir aklını. O, yola düşmek istemektedir; yolsuzluk peşine değil!…)

Amacının yol arkadaşı aramak değil, yolla arkadaş olmak olduğu önce gözlerinden, sonra da aniden aramızda duran şu yol nesnesine atlayan ve duran yol nesnesinin üzerinde giden yolu anlatan bedeninden fışkırdı İkinci Adam’ın…

- İstikamet, güzergâh, ikametgâh?… Nereye gideceğiz ya da sonunda ne olacak diye sormalı mıydım?

OA - Belki, sonunda, önemli olan, boyuna “uzak” olandan daha da uzaklaşmağa; “yakın” olana daha da yakınlaşmağa çalışmak yerine, tersini de -evet, yalnızca “denemiş” olmak için de olsa-, bütün eksikliği ve fazlalığıyla, bütün hafifliği ve ağırlığıyla, denemek… Burada, bu, deneniyor…

Belki de birileri beni üzerinde durmakta olduğum bu yoldan çıkartmalıydı artık…

Burcu Sevil Şahin
14.07.2006 / Bizans

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
(8 oy, ortalaması: 4.25)
Loading ... Loading ...
Günce bölümündeki yazı 165 kez görüntülendi. Yazıya ilk yorumu siz yapın! Sizin Fikriniz?
Etiketler: , , ,

Diğer Burcu Sevil Şahin Yazıları

 

İlgili Sayılabilecek Yazılar

Yazıyla ilgili yorumlarınız


Duyurular

'Ex Dergi' çıkıyor!..

Exlibrary, iddialı bir dergi çıkarmaya hazırlanıyor. İlk kez yayınlanacak yazılar ve başka sürprizlerle karşınızda olacak Ex Dergi'nin ilk sayısını sadece üye olan dostlarımız indirebilecek.
Nazım Hikmet Kuvayı Milliye DestanıDünyanın en büyük 3 destanından biri olan Kuvayi Milliye Destanı, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Tiyatro topluluğu tarafından 28 Mart Cuma gecesi İzmir'de ilk sahneleme denemesini yapmıştı. 70 kişiden oluşan kadrosuyla, canlı müziğiyle ve içerisinde milli mücadele günlerine ait danslarıyla Kuvayı Milliye Destanı oyunu, 16 Mayıs 2008 tarihinde Gaziantep Üniversitesi'nde sahnelenecektir.

Yeni yazılarımızı E-Posta ile almak ister misiniz? Abonelik için E-Posta adresinizi aşağıdaki formla gönderip gelecek ilk mesaja onay vermeniz yeterli. Sadece yeni yazı yayınlanan günlerde bir kez mesaj gönderilmektedir.

 

FeedBurner desteklidir. (Bir Google hizmetidir)