Şeytan, terk edilmiş bir köstebek deliğinden çıkarıp kafasını, tükürdü, kurak toprakların üzerine. Bu ne yalnızlık, Anadolu’da. Ayaklarını sürüyerek, birkaç adım atıp, büyük bir kayanın üzerine oturdu. Şatafatlı renklerinden eser kalmamıştı. Yorgun ve hırpalanmıştı vücudu. Donuk gözleri, alabildiğine kurak toprakların ufkuna daldı. Başlangıcı düşünüyordu, canlılığı, neşeyi, ama son, olmazsa olmazdı.
Toprağın üzerine, gelişigüzel bırakılmış cesetlerin arasındaki bir delikten, dışarı fırladı, iki çocuk. Gürültülü bir şekilde koşarak, başka bir delikte kayboldular. Şeytan, isteksizce çevirdi kafasını o yöne. Genç, yaşlı, kadın, erkek cesetleriyle doluydu etrafı; kâğıt üzerine çizilen, sanal çizgilerin, gerçek diyetleriyle. Yaşayanlar ise toprağın altındaydı, tek yaşam alanları olan sığınaklarda.
Yaşlı bir adam belirdi ufukta, toz bulutlarının ardından. Elinde asası, güçlü, kendinden emin, ağır adımlarla yaklaşıyordu, insanlığın son temsilcilerine. Şeytan, rahatsızca kıpırdandı, kayanın üzerinde. Yaşlı adam, insanların, havasız sığınaklarına misafir oldu ve anlattı kurtuluşun yolunu. Çok uzaklardaki bir ağaçtan bahsetti, uzun uzun. Yeşil yapraklarının arasına gizlediği, parlak kırmızı meyvesinden ve kurtuluşun, onda olduğundan.
Son umut, acınası insanları, tekrar bir araya getirdi. Yüzlerce kafile, sihirli ağacı bulmak için yollara düştü. Farklı yönlerde ilerlerken, zorlu şartlara dayanmak zorundaydılar. Her adımlarında, biri yere düşüyordu, bir daha kalkmamak üzere.
Aylarca süren yürüyüşün ardından, farklı kafilelerden, iki insan varabildi ağaca. Bir kadın ve bir erkek. Yorgun şeytan, ağacın altında, onları bekliyordu. Gri, kirli beyaz kuraklığın ortasında, yeşil bir çığlık gibiydi ağaç. Şeytan, bir an için onları uyarmayı düşündü, içgüdüsüyle ters düşerek; var olduğundan beri süren bu oyunun hep aynı sonla bittiğini söylemek istedi.
Kadın, uzanıp, elmayı kopardı dalından. Bir ısırık alıp, erkeğe uzattı. Tek yönlü bilet, kesilmişti artık. Bir köz kırpması zamanda; bakir doğası, soğuk suları ve bereketli topraklarıyla, yeni bir dünyada buldular kendilerini. Şeytan, hemen arkalarında belirdi, ateşten gözleri ve gökkuşağı renkleriyle. Fısıldadı kulaklarına, “Her şey, sadece sizin için yaratıldı.”









okumaya başladığımda sonunun böle biteceğini hiç tahmin etmemiştim.eline sağlık….