Anlamak ve anlaşılmanın tarihi
19 Mart 2007 - 9:15
Peki algılama hızınızın üzerinde veri iletimi olursa neler oluyor? Bir şey anlamamanıza rağmen beynin görme merkezi uyarıldığı için bu hoşunuza gidiyor ve izlemeye devam ediyorsunuz. Bir noktadan sonra merkez sürekli uyarıldığı için uyuşuyor ve verileri yorumlamaya çalışmayı bırakıyor. Şimdi bir kontrol yapın TV’yi açın seyrettiğiniz bir diziyi özellikle tercih etmenizi öneririm. Ve sahnelerin kaç saniyede bir değiştiğini bir ölçün. Şu anda TV’deki dizilerin çoğunda 3 saniyenin altında (en azından 3 sn civarında) sahneler değişir. Bir adamı görürken 3 sn geçmeden bir kadın görürsünüz, 3 sn geçmeden etraf görünür. Bu ilk olarak Amerikalı yapımcıların kullanmaya başladığı birşey. Bu kadar hızlı görüntü değişince siz gerçekte hiçbir şey anlamıyorsunuz. Hatta yalnızca görme merkeziniz uyuşuyor. Ancak yine de izlemeye devam ediyorsunuz. Bu şekilde düzenlenmiş programların dizilerin izlenme oranları hep yüksektir. Ama insan türüne yaptığı katkıları ancak uyuşturucularla karşılaştırabiliriz.
Görsel olarak bir kavram aktarmak çok kolay değildir. TV’de gösterdiğiniz şey ne ise nerdeyse tam olarak o’dur. Beyninizin bir yorum yapmasına gerek yoktur. Ortada bir kavram değil bir olay vardır. Çoğunlukla bu görüntülerin yorumlara kişilerin algılamalarına göre değişmez. Bu bir avantajmış gibi görünebilir ilk başta ancak gerçekte beynin tek bir bölgesinin uyarılıyor olması beynin dinamiğini yavaşlatır ve beyin çok çabuk pes eder. Bu aslında yattığınız yerden parmak kaslarınızı çalıştırmaya benzer. Vücudun diğer kısımları çalışmadığından üstelik gereğinden fazla rahatlık içerisinde olduğundan, kısa sürede çalışmayı bırakıp uyku moduna geçersiniz. Saatlerce televizyon seyredip TV karşısında uyuya kaldığınız zamanları hatırlayın.
Sinema bu anlamda TV’den çok daha iyi durumda ama yinede bu beyni uyuşturma teknikleri Holywood tarafından bilinir ve başarıyla uygulanır. Aksiyon filmlerinin neden bu kadar tutulduğunu hiç düşünmüş müydünüz? O patlamalar, kovalamaca sahneleri neye hizmet ediyor sizce? Ve kaç saniyede bir görüntü değişiyor? Elbette ki bu elektronik uyuşturucu bağımlılığının sonuçlarını insanoğlu görecektir. Elbette ki kurallar işlemeye devam ediyor. İnsan türünün ayırt edici yeteneğini iyi bir şekilde kullanabilen bireyleri yaşayacak. Kalanların soyları yavaş yavaş tükenecek. Şu an yaşadığınız dünyaya bir bakın tüm fiziksel işler ortadan kalkıyor. Makineler tüm fiziksel işleri üstleniyor. Ancak zekanızı kullanmanız gereken işler kalacak. Tasarım yapabilenler aletleri kullanmayı hızla öğrenenler vs.. çok daha rahat iş bulacak. Peki sizce TV bağımlısı, ömrünün yarısını TV karşısında geçiren bireylerin çocukları ne iş yapacak?
İnternet biraz daha farklı bir durumda. Muhtemelen basılı yayın geleneğinin mirasçısı olacak. Kağıt üretimini düşürmesi en büyük faydalarından. İnanılmaz hızı dünyayı çok küçültmüş durumda. Ne olursa olsun bu iki iletişim yönteminin etkilerini zamanla göreceğiz. Ancak şu bir gerçek ki bu iki yöntemde matbaanın bazı etkilerini tersine çevirecek. Örneğin çocukluk kavramı yavaş yavaş yok olmakta. Bu kavramın yetişkin ve çocuk arasındaki pratik bilgi farkından doğduğundan bahsetmiştik. Şimdiki iletişim araçlar çocuk ya da büyük herkese aynı olanakları sunmakta. Bir çocuğun hayattaki bilgileriyle yetişkininki arasındaki fark giderek azalıyor. Şimdiki çocuklar.. diye başlayan konuşmalara giderek daha fazla şahit oluyoruz. Çocuk ve yetişkinin bilgi farkının azalmasının iki sebebi var. Yetişkinin bilgi isteğinin azalması ve çocuğun bilgiye erişim olanaklarının artması. Artık bir çocukta hiçbir şeyi saklama şansınız yok. Ya internetten ya TV’den her bilgiye kolayca erişebiliyorlar. Şahsen ben bazen çocukların çevremdeki pek çok yetişkinden daha çok şey bildiğini ve bu konuda çok daha istekli olduklarını düşünüyorum. Ama onlarda çoğunlukla, büyüdükçe anne ve babalarının yaşam alışkanlıklarını kopyalıyor ve yaşamak yerine beyinlerini farklı yöntemlerle uyuşturmaya başlıyorlar.
Gelecekte neler olduğunu, bazı şeylerin nasıl değiştiğini pek çok insan fark etmeyecek bile. Tıpkı geçmişlerinin bugünlerini nasıl etkilediğini fark etmedikleri gibi.. Yaşamın akışında uyuşup, “hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayacak, hiç yaşamamış gibi ölüp gidecekler.”
Yazımın ikinci bölümünde kişiler arası iletişimin nasıl şekillendiği üzerine konuşmak istiyorum.
Başar Tanrıken imzalı başka neler varmış burada?
- Keyif Adamı
- Anlayamıyorum!
- Karşı olma refleksleri
- Tuzak
- Göreli Şiir
- Böyle değildim
- Ben her sabah
- Şiir > Aşk
- Ödül ve Ceza
- Manifesto
- Şiir > Cevap
- Şiir > Bende








