Exlibrary

E-Kitap, Edebiyat, Kültür, Sanat, Felsefe ve güncel konular içeren yazılar. E-Kitap konusunda Türkiye’nin ilk ve en geniş kaynağı.
 
Exlibrary, E-Kitap yayıncılığı yapan, E-Kitap teknolojileri hakkında bilgi sunan ve Edebiyat, Kültür, Sanat, Felsefe içerikli günlük yazılar yayınlayan anonim bir web sitesidir. Ücretsiz yayınlanan kitaplarımızı ve yazarlarımızın deneme, şiir, öykü, mizah başlıklı edebî eserlerini, kitap, resim, sinema, tiyatro ve diğer kültürel konulardaki yazıları okuyabilir, bunlar hakkındaki görüşlerinizle katkı sağlayabilirsiniz. Kitaplarını ve yazılarını İnternet'te yayınlamak isteyen herkese açık olan bu paylaşım ortamı, sizlerin katkısıyla gelişmeye devam ediyor.

Yarımyamalak Bir Deneyimin Yarımyamalak Denemesi

Emel Yuna  Emel Yuna
18 Mart 2008 - 23:47

1.

Gün yine ağarıyor. Ağaracak tabii, beni bekleyecek hali yok. Uyku bastırdı hafiften. Çokça bastırmışımdır evvelki gün ben ona ondandır. Başımın ağrısı da bu sebeple, kesin. Nereden düştüyse aklıma, aklıma düşen hiçbir düşünceyi kaçırmadan, tüm ayrıntılarıyla yazmaya vakfetmiştim o günü. Dün değil, evvelsi gün. Kâbusa dönüşen bir deneyim oldu. Şimdi denemiyorum. Bitti deney. Sonuçlanmadı, sonlandırdım. Öylesi bilinçli bir eylemde insan şizofreninin sınırlarını zorluyor. Kaotik dönence. Bir süre sonra anlamakla anlatmanın arasındaki tüm bağlar yitiveriyor. Düşünceler, bağlantılar, cümleler, kelimeler, harfler, eller, sonra bir anda hepsi.. Donakalıp bilgisayar ekranındaki boş kalabalığa bakakalıyor insan. Ellerimi yeniden edinmem bayağı sürdü.

Başlaması zor oldu. ‘Nasıl yani’. Nasıl yaniden başkaca hiçbir tümce geçmedi aklımdan dakikalarca. Başımı çevirip çevirip kütüphaneme baktım. Salak gibi.. Okuduğum herhangi bir kitaptan bir şeyler, yahut yazarı hakkında filan… Böyle salakça cümleleri geçirdim beynimden kasten. Aynen böyle. ‘Okuduğum herhangi bir kitaptan bir şeyler, yahut yazarı hakkında filan’. Cümle buydu. Tık yok. Oysa normalde sürekli karalıyorum bir şeyler. Günü gününe olmayan bir güncem, internet, sitelerinde blog yazılarım. Onlar için yazmıyorum. Yazdıkça onlara da yolluyorum. Birkaç tane var, hepsine aynı yazıları gönderiyorum. Kaç küsür site için ayrı ayrı yazacak halim yok. Vaktim de yok. Şu yeni roman var bir de. Onla halleşiyorum. Bu sıralar aramız bozuk biraz. Karakterler arsız çıktı. Çekiştirip duruyorlar. Hiç fikrimde olmayan işler açtılar başıma. Onlar mı benim düşümde yaşıyor, ben mi onların, bu aralar muğlak. Kalkıyorum. Kahve yapmalıyım, yoksa uyuyacağım. Bir de ağrı kesici ilaç. Beynim hala cenderede. Hemen dönerim.

2.

Biraz açıldım gibi. Uyumamam lazım. Kitabı bitirmeliyim. Rudolf Steiner. Çok etkilendim. Daha ortalarındayım. İmge birikintileri. Anlam oluşmadı. Ama etkilendim… Neden? Bilmiyorum. Belki de biliyorum. Onama ve yadsımalarda hemfikir olduğum kısımlar var. Hemfikir yanlış kelime. Duyumsal bir durum gibi bu. Fikren hala tarafsızım. Aslında bu işte! Bunu sevdim. Bir taraf olunması gerekmiyor. İkilikten bağımsız sunuşu var. Okuyorum, üzerinde düşünürken, düşünmüyorum. Düşünmek gerekmiyor. Sezmek doğru tanımlama olur mu? Bilmiyorum. Ama böyle bir şey. Ne demek istediği yerleşiyor bir yere. Fikrime diyemiyorum. Fikir taraflı, dualitik olur. Dünyaca da paradigma. Yeter bu kadar. Bitirmediğim bir kitabı anlatmaya çalışmak salakça. İyi geldi, çünkü her şey birbirinin etrafında dönmeye başlamıştı. Toplum. Siyaset. Birey. Hermetik felsefe. Ezoterizm. Zen. Paganlar. Objektivizm. Nietzsche. Adamım Nietzsche! Her basamakta yeni bir Nietzsche. Şuur geliştikçe, genleşdikçe yeni bir Nietzsche. Bakış açısına göre sayısız mercek. Gittikçe netleşen manzaralar. 16 yaşımda tanıdığım Nietzsche’yle şimdiki arasında epey fark var. 16 yaşımla benim aramda da epey fark var zaten. O zaman da gerçekti, şimdi de. İlelebet gerçek Nietzsche! Muazzam. Bulantısı da aynı ölçüde muazzamdır. Bu yüzden kuyruk kovalarken iyi gelmiyor. Steiner kuyruk kovalarken iyi.

3.

Evvelki günü anlatıyordum. 65. sayfada pes ettim. Pes ettim yanlış tanımlama. Bittim diyelim. Kayboldum. İrade işi değildi çünkü. Başlaması zor, bırakması istençdışı olan bir deney. Bir şey düşüneyim, ya da ne düşünüyorum ben’e başlayınca, orda takılıp kalınıyor. Bir araya geldiğinde anlam oluşturmayan bir dizi kelime geçiyor; “Ne, nasıl, tamam, sustum, rahatım, bakma, cildi sıyrılmış Deleuz’ün, yapıştırsam mı, otur, saçmalama, olmayacak, düşünemiyorum, şiir, renk, mavi, Nietzsche gülme! Offff……”

Neden kitapları, yazarları düşünerek başlama meylim var? Düpedüz gösteriş bu. Neyi göstereceksin? Gösterme! Bırak aksın. Aksın ki çıkalım vorteksten. Dönüp okuyunca bulacağız. Öyle umuyoruz. Umuyorum yani. Ben ve ben. Evet şimdi anımsadım. Amaç buydu. Kus ve rahatla. Yaz ve rahatla değil. Kus ve rahatla. Ne varsa çıkart. Arındırır mı diye merak etmiştim. Zihin çınlaması yapıyor. En belirgin yan etkisi bu. Ne kadar sürüyor şimdilik söyleyemem. Hala sürüyor.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
(10 oy, ortalaması: 5)
Loading ... Loading ...
Deneme bölümündeki yazı 264 kez görüntülendi. Yazıya ilk yorumu siz yapın! Sizin Fikriniz?
Etiketler:

Diğer Emel Yuna Yazıları

 

İlgili Sayılabilecek Yazılar

Yazıyla ilgili yorumlarınız


Duyurular

'Ex Dergi' çıkıyor!..

Exlibrary, iddialı bir dergi çıkarmaya hazırlanıyor. İlk kez yayınlanacak yazılar ve başka sürprizlerle karşınızda olacak Ex Dergi'nin ilk sayısını sadece üye olan dostlarımız indirebilecek.
Nazım Hikmet Kuvayı Milliye DestanıDünyanın en büyük 3 destanından biri olan Kuvayi Milliye Destanı, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Tiyatro topluluğu tarafından 28 Mart Cuma gecesi İzmir'de ilk sahneleme denemesini yapmıştı. 70 kişiden oluşan kadrosuyla, canlı müziğiyle ve içerisinde milli mücadele günlerine ait danslarıyla Kuvayı Milliye Destanı oyunu, 16 Mayıs 2008 tarihinde Gaziantep Üniversitesi'nde sahnelenecektir.

Yeni yazılarımızı E-Posta ile almak ister misiniz? Abonelik için E-Posta adresinizi aşağıdaki formla gönderip gelecek ilk mesaja onay vermeniz yeterli. Sadece yeni yazı yayınlanan günlerde bir kez mesaj gönderilmektedir.

 

FeedBurner desteklidir. (Bir Google hizmetidir)