Exlibrary

Çokça sanat, evvela edebiyat ve illa ki felsefe…
Uluç Karakaş

Ruhu Okşanmayan İnsan: Ruhsuz Beden

Uluç Karakaş
28 Temmuz 2008 - 4:13

Gustav Klimt - Ölüm ve Yaşam

Yine ruhum küstü bu sıralar. Son isyan edişinde mecburen azat ettim onu; çünkü bedenimle ruhum arasındaki köprü yıkılmıştı. Haliyle nereye gidiyorsun bile diyemedim. Öylece izledim. Bir şey demek boşunaydı ya da bir şey diyerek onu yakalayabileceğimi düşünmek boşuna. Bu durumu kabullenmeli miyim? Artık ruhumun okşanmadığını nasıl kendime itiraf edebilirim.

İtiraf? Kendim? Ruh olmadan hangi kendim? Aslında sadece bir bedenim; dolayısıyla girişimim sadece ağzımın hareket etmesinden öteye gidemez. Yeni doğmuş bir bebeğin kendi dilinde gak-guk gibi sesler çıkarışına benzeyecektir. Ne kadar da haksızlık ediyorum ruhuma. İlkin benim okşamam gerek ki onu; bedenimi ruhuma bağlayan, hatta yapıştıran koridor yıkılmasın. Bu koridor bir arabanın benzini gibidir. Ruh da araba. Kaptan sürücü koltuğunda oturmaktadır ve benzinden başka yakıt kullanmaması gerektiğini de bilmektedir. Lakin motorin dener; ama araba çalışmaz. LPG dener; ancak araba yine çalışmaz. Kaptana arabanın sürücüsü olabilecek yetki verilmiş; fakat kaptan bunu bilerek kullanmıyor. Bu ne büyük ahmaklık! Hey kaptan, ne zevk alıyorsun arabayı bozacak denemelerden? Ya bir daha hiç çalışmazsa? Kaptan böyle yaparak ne arabayı çalıştırabilir, ne de bir amacı varsa onu gerçekleştirebilir. Ne de diğer arabalar ve yollarla karşılaşır. Herhangi bir yola çıkılamayınca da hep başlangıçta kalınır. Yola çıkılamaz ve yol bitmez. Bütün bunlar kaptanın kendisine dönememesinde yatmakta galiba.

Kaptan; yani beden, araba; yani ruh, benzin; yani koridor. Ruhunun kaptanı olanlar ve onlardan biri ben, ben olmaya yaklaşan ama tam ben olamayan ben, neden bunca zaman böyle davranmışım? Bunca zamandan özür diliyorum. Önce kendimi anlamalı ve bedenimle ruhumu bütünleştiren yakıtla yola çıkmalıymışım. Dolayısıyla pek yol yapmamış pek de bitirmemişim. Hep yeni başlangıçlarla geçirmişim zamanı. Ve ben önce kendi yoluma bile çıkmamışım ki. Her yıl değişen parke taşlarının güzelim çarşıları mahvetmesi gibi. Yoluma hep yeni taşlar döşemiş ve üstünde gidip gelmemişim. Kendi ruhuna hitap etmeyi öğrenmek gerekli; belki de en uzun yolculuk bu olsa gerek.

1 yıldız2 yıldız3 yıldız4 yıldız5 yıldız
7 kişi oylamış. 5 üzerinden 4.00

Deneme bölümündeki unsur 1,766 kez görüntülendi.

Etiketler: , , ,

Görüşleriniz