Ödül ve Ceza
15 Kasım 2006 - 15:01
İnsanı birşeyler yapmaya motive eden iki şey vardır: Ödül ve ceza…
Tanrının içimizde kurduğu karmaşık sistemde bunun karşılığı ise haz ve acıdır. Haz aldığımız veya alacağımızı düşündüğümüz şeyleri yapmaya çalışırız. Kimileri buna yakınlaşma davranışı da der. Haz aldığımız davranışları çoğunlukla tekrarlama eğilimindeyizdir. Bize acı vereceğini düşündüğümüz şeylerden ise uzak dururuz. Kaçınmazsak acı çekeceğimizi biliriz. Ama şu kısa ömrümde kavradığım birşey daha var ki; o da hazzın da, acının da öğrenilebildiğidir.
Bir bebek büyümeye çalışırken başına gelenlerden sürekli dersler çıkarır. Bu dersler kontrolü tam gelişmemiş, kendi tanımını yapamamış, sebep sonuç ilişkilerindeki değişkenleri doğru olarak ayırabilecek olgunlukta olmayan bir zihin tarafından çıkarıldığı için ortaya çok garip sonuçlar çıkabilir. Yalnızca hayatımızda gördüğümüz aşırılıklardan söz etmiyorum. Kendine acı vermekten hoşlanan mazoistlerden veya bedenlerine zarar vererek tanrıya yaklaşacaklarını sanan radikallerden değil. Şu normal hayat dediğimiz şeyi oluşturan, normal dediğimiz insanlardan yani senden benden bahsediyorum.
Ben kendi çevremde -ki buna kendim de dahilim- aslında mutlu olması gereken birşeyden acı çeken, veya tam tersi acı çekmesini gerektiren bir durumu mutlulukla kucaklayan öyle çok insanla karşılaştım ki…
Diğer Başar Tanrıken Yazıları
- Not Panosu 2
- Anlayamıyorum!
- Karşı olma refleksleri
- Anlamak ve anlaşılmanın tarihi
- Tuzak
- Göreli Şiir
- Böyle değildim
- Ben her sabah
- Şiir > Aşk
- Başar'ın not panosu
- Manifesto
- Şiir > Cevap

Dünyanın en büyük 3 destanından biri olan Kuvayi Milliye Destanı, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Tiyatro topluluğu tarafından 28 Mart Cuma gecesi İzmir'de ilk sahneleme denemesini yapmıştı. 70 kişiden oluşan kadrosuyla, canlı müziğiyle ve içerisinde milli mücadele günlerine ait danslarıyla Kuvayı Milliye Destanı oyunu, 16 Mayıs 2008 tarihinde Gaziantep Üniversitesi'nde sahnelenecektir.








bravo!