Bir şeylere karşı olmak, bir şey olma isteğinin doğal sonucudur. Kendinizi bir şey olarak tarif ettiğiniz anda bu tarifin dışında kalan şeylere şüpheyle bakmak da hemen arkasından doğal olarak geliyor. Modern dünya her şeyde olduğu gibi bu isteği karşılayabilecek yapay besin kaynaklarını üretmiş; dünyanın gidişine yön verme niyetlisi aktörleri de bu ihtiyacı yöneterek kitleleri yönlendirmenin yöntemlerini geliştirmekte gecikmemişlerdir. Çünkü nerede bir ihtiyaç varsa bunun tüccarlığını yapıp kendine çıkar sağlayacak birileri de mutlaka vardır.
Hayatın gidişine yön vererek kendi çıkarlarına çekmek isteyenler çoğunlukla yönetilecek toplumu iki ya da daha fazla farklı bakış açısıyla tanımlar (Genelde ikiden fazlası durumu kontrol etmeyi çok güçleştirebileceğinden bu aktörler tarafından pek tercih edilmez). Bireylerin bu tanımları kabullenmesi sağlandığı anda toplum diğerini tehlike gibi algılatılması aşaması gelir. Sonra bu aktörler farklı hedefler göstererek, toplumun yeterince tanımadıklarına karşı duyduğu korkuları kullanarak durumu kimse fark etmeden kendi istedikleri noktaya çekmekte çok zorlanmazlar. Bu konudan çok bahsetmeye de gerek yok bu ülkede biraz olsun yaşamış herkes bunun binlerce örneğini gördü.
Şimdi şu anki durumumuza bir bakın… Ülkenin insanları iki farklı açıdan tarif edilmeye çalışılmıyor mu sizce? Hatta o tutmazsa bunu deneyelim diyorlar. Bu durum şu anki bazı şeylere reaksiyon gösterdiğini düşünen tamamen masum ihtiyaçlarla hareket eden insanların üzerine çok büyük bir sorumluluğu da yüklüyor.
Bu reaksiyonu gösteren insanların birilerine değil de bir zihniyete karşı olduklarını iyi bir şekilde ortaya koymaları gerektiğine şüphe yoktur. Aksi halde yaptıkları, gösterdikleri tüm reaksiyon birilerinin oyuncağı olmaktan öteye gidemeyecektir. Eğer bunlar iyi bir biçimde ifade edilemezse hemen birileri tarafından kullanılacaktır. Elbette yapılacak bir mitingle cumhuriyete bağlılığımızı göstermek ve bağlılığımızı azaltma çabası içindeki kimi çevrelere iyi bir mesaj verecektir.
İnsanların karşı olma reflekslerini kullanmak açısından (Biraz da tersinden) hemen bir örnek vereyim. Benim fikrimce şu anda Başbakanın Cumhurbaşkanı olmasına en çok karşı çıkan parti aslında onun Cumhurbaşkanı olması için en çok çabalayan partidir. Yaptığı pek çok uygulamada bunun izlerini görebiliriz. Çünkü bu sayede genel seçimlerde “oylarınızı bölmeyin, bana verin tehlikeyi görmüyor musunuz?” diye bas bas bağırıp sizin önümüzdeki seçimdeki oylarınızı ipotekleri altına alacaklardır. Kendilerinin geçen seçimdeki taktikleri de bu olmamış mıdır? İstemediğiniz sevmediğiniz halde oylarınızın yönünü bu şekilde aman birileri gelmesin diye değiştirmediniz mi? Bu strateji ülke için gerilim yaratan bir mekanizma olmaktan öteye gitmez. Bu tip gerilimlerin ne noktalara kadar varabildiğini yakın tarihimizden biliyoruz. Hiçbir vakit bu ülkenin insanları birilerini diğeri olarak tanımlamaktan fayda görmemiştir. Bu anlamda yapılacak Cumhuriyet mitinginin yalnızca Türk bayraklarıyla ve slogansız yapılma fikrini çok anlamlı buluyorum. Bu miting “Ne mutlu türküm diyene!” kadar sade olmalıdır. Bu ülkedeki yanlışlarla mücadele ederken bir başka yanlışın oyuncağı olmamanın yolunun, en büyük sorunumuzun eğitim olduğunun bireylerimiz tarafından kavranmasıyla, dünya görüşümüzü ve yetkinliğimizi sürekli arttırmakla ve bunun gerçekleştirilmesinin asla kendi dışımızda birilerinin eline bırakılamayacağını tüm halkımız ve çocuklarımıza çok iyi kavratmakla mümkün olduğunu düşünüyorum.
Şunu unutmamalıdır ki Demokrasiler o ülkenin insanları kalitesindedir. Kaliteli demokrasi diye bağırmak ise yalnızca bunu kullanmaya niyetlilerin işine yarar.







