Anlatmak
29 Nisan 2008 - 18:20
Kelimelerin objektif değerleri yoktur. İnsan sayısı kadar çok anlama gelir bir teki. Ne çok insan ve ne çok kelime.
Algı kapılarında bekleşen harf kalabalıklarıdır kelimeler. Her birimize başka şeyler söylerler. Ne duymak istiyorsak onu söyledikleri için dostturlar.
‘Çiçek’ deyince mesela, ben lale derim, sen nergis, beriki papatya diye atılır. Ve bu lale, nergis, papatya da her birimize ayrı duyumsamalar yaşatır.
Halleşiriz kelimelerimizle, gerisi kolay iştir. Yaşamı anlamlandırmayı yüklemişizdir sırtlarına, cebelleşiriz. Ve ne çok insan, ne çok kelime, ne çok anlam… Tanımlayıp nitelendiririz ‘olan’ı kelimelerle. Birbirine ekleyip, süsleyip, ulayıp, ayırıp cümleler ediniriz.
Büyük laflar ederiz…
Yaşamı kelimelere dökmeye uğraştıkça köşeye sıkışırız bir yerinde muhakkak. Yaşam kelimelerden çok! Köşeye sıkışmadan önceki halimize dönüp bakınca o daha vahimdir. Ya kelimeler, ya yaşamdır ‘ben’ e sığan. Ya kelimeler, ya yaşam yalan söylüyordur. ‘Cümle kazığı’ çok yemişizdir. Yaşama yakıştıramayız, ya da yaşam hepten kazıktır zaten. Biz yine cümlelere kıyamayız.
İmgeleri sözcüklerle doldurup
Cümlelerin içine düşüyoruz
Yüklediğimiz anlamlarda kaybolup
Anlamalarla boğuluyoruz.
Kimi kolay harcıyor
Kimi biriktirip duruyoruz
Aynı deryadan farklı kaplara doldurduğumuz öteberimiz
Fikrimiz
Biz
Kimiz?
…
Bir bilip bir unutuyoruz
Oyunlar hakikat
Hakikatler oyun tadında
İtişiyoruz…
Doğru sorulara yanlış cevaplar
Doğru cevaplara bitmez kuşkular
Yitirmişiz bir yerlerde ipin ucunu
Aranıyoruz…
…
Çıtasını fark etmeden yükselttiğimiz;
İkna eşiğimiz,
Acı eşiğimiz,
Utanç eşiğimiz,
Denge eşiğimiz,
Yetişemiyoruz…
Diğer Emel Yuna Yazıları
- "Kendi" Aranıyor
- Karşılaşmalar -4-
- Karşılaşmalar -3-
- Karşılaşmalar -2-
- Karşılaşmalar -1-
- Yarımyamalak Bir Deneyimin Yarımyamalak Denemesi
- Merdiven
- Gerçek-Sahte-Algı
- Sözcüklerden Hayata
- Uğur Mumcu
- Çürük Ömür Anketi
- Korku unutturur mu?

Dünyanın en büyük 3 destanından biri olan Kuvayi Milliye Destanı, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Tiyatro topluluğu tarafından 28 Mart Cuma gecesi İzmir'de ilk sahneleme denemesini yapmıştı. 70 kişiden oluşan kadrosuyla, canlı müziğiyle ve içerisinde milli mücadele günlerine ait danslarıyla Kuvayı Milliye Destanı oyunu, 16 Mayıs 2008 tarihinde Gaziantep Üniversitesi'nde sahnelenecektir.








Yediğim dondurmanın tadında iken ,okudugum yazının tadına daldım.Yazının giriş bölümü nüfus sureti ve ikametgah gibi,ardından yuvarlanan harfler biribirine yaslandıgında ise anlatılan bir hayatın nefesi cümleler ,neler anlatmıyorki kullanıldıgında zorlamadan kelimeler ,bazen keskin bir kılıç ,bazen ışığa koşan bir filizin yüregine damlayan bir su ,bazende kendine sıkılan bir kurşun işte cümleler .herkes biir başka anlasada birşeyler anlatır kendinden ,herkese birşeyler anlatırsın ama bir tek kendine anlatamazsın kendini ne kadar yazsanda hep bir yanın vardır karşı çıkar diger yarına belkide bu olaki güzel olan, öyle ise nedendir hep degiştirmeye çalışmak bir başkalarını ,kendimize benzetmeye çalışmak öyle bile olsa hangi yarımıza ki?yaa dondurmam bittiii tadın burda kaldı bir dondurma borçlusunuz kim ısmarlar bilme ona göre .Ben yeniyim bu sitede yorum degil ama yazının altına bu şekilde katıldım okuduktan sonra bu kusurum oldu ise affola tşkler.
Gerçekten çok güzel anlatmışsın algı anlayışımızı ve yaşam içinde varoluşumuzu,kutlarım.
Eminim ki daha neler vardır yazıp anlatacağın paylaşacağın,bekliyorum.