Müebbet Ölüm
14 Şubat 2008 - 2:01
Akıl insana yaşamayı emreder, koşullanmalar ölmeyi. Ölmeye koşullanmıştır bazı insanlar, motive edilirler ölüme. Ölecekmiş gibi yaşarlar ki bu dünyaya sonra ölmek için gelmişlerdir. Ölümden sonrası gözetilerek yaşanır, eğer ölümden sonra iyi bir hayat(!) düşleniyorsa, şekil itibariyle ona göre bir duruş sergilenmelidir, genellikle herkes nasıl duruyorsa.
Yaşarken de ölünür. Zaten ölüm odaklı yaşanan hayatlar, yaşam süresince karşılarına çıkabilen ve aslında başa çıkmaları gereken etkileri, teslimiyetçi bir tevekkülle karşılarlar. Karşılayamayanlar için bu zayıflıktır, dirayetsizliktir ve yaşarken ölünür, teslim bayrağı çekilir hayata karşı.
Zaten alınlarında yazılıdır insanların başlarına gelecekler, karşı durmak boşunadır. Onun yerine dünyalar batırılır, rüyalar bitsin istenir kendiliğinden. Zaten öyle gelmiştir başa gelen; başa gelen çekilir.
Kurallar vardır, karşı durulduğunda sonra çekilecek müebbet cezaların kapakları.
Hapseder bazı insanlar kendilerini; Yaşamdan öte köy beklenir. O köy bizim köyümüzdür, gitmesek te kalmasak ta hiç varılamayan ve aslında olmayan.
Diğer Ali Rıza Esin Yazıları
- Erken
- Sessiz Kalma Hakkı
- Sahibine Ait
- Geçiniz
- Günüm, Işığım
- Batılı Gözleri Doğuya Çevirten Sanatçı: Halil Cibran
- Hatırlamanın Estetiği: Kitap Ayraçları
- İnsana Mahsus Yaratıcılık
- İç İçelik
- Senlik Benlik
- Kuvayi Milliye Destanı - Nazım Hikmet
- Siyah Beyaz

Dünyanın en büyük 3 destanından biri olan Kuvayi Milliye Destanı, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Tiyatro topluluğu tarafından 28 Mart Cuma gecesi İzmir'de ilk sahneleme denemesini yapmıştı. 70 kişiden oluşan kadrosuyla, canlı müziğiyle ve içerisinde milli mücadele günlerine ait danslarıyla Kuvayı Milliye Destanı oyunu, 16 Mayıs 2008 tarihinde Gaziantep Üniversitesi'nde sahnelenecektir.







