Cemal Süreya’nın şiir hakkında, öteki şairlerimiz hakkındaki düşünceleri… “Yitirişimizin 18. yılında Cemal Süreya‘nın değerli anısına…” notuyla, Cumhuriyet Kitap ekinde bulunan “Feklavye” karikatür bandını hazırlayan Semih Poroy’un çizgileriyle konuşturduğu bir çiftin masa başı sohbetinden alınmıştır.
Orhan Veli
“Orhan Veli’nin kavgası şiirimizin en büyük kavgasıdır.”
Nâzım Hikmet
“Onun çıkışını kendinden önceki bir Türk şairine bağlamak oldukça güç…”
Oktay Rifat
“O eski büyükşehirlinin sevinç çığlığı, bir ara dünyalının kahkahasına dönüştükten sonra, şimdi de, bilgece bir gülümseme haline geliyor…”
Ziya Osman Saba
“Şiiri, küçük dayının şiiridir…”
Ahmed Arif
“Ahmed Arif dağları söylüyor… Cesareti söylüyor. Yiğitliği… Bir pınar gibi; ‘dostuna yarasını gösterir gibi’…”
Ceyhun Atuf Kansu
“Anadolu insanını, olduğu haliyle değil, evrensel yönleriyle değerlendirecek biçimde şiirleştirir…”
Behçet Necatigil
“Necatigil’in şiirleri, eski bir ahşap evin önce sokağa, sonra İstanbul’a, daha sonra da yeryüzüne açılan bir penceresine konmuş saksı çiçekleri gibidir…”
Fazıl Hüsnü Dağlarca
“Şiire getirdiği değerler kendine özgüdür. Öyle ki Fazıl Hüsnü diye bir şair gelmeseydi o değerler de gelmeyecekti…”
Cahit Külebi
“Hiç bir şair bir şiiri bitirmeyi Cahit Külebi gibi bilmez…”








Değerli şair Cemal Süreya’yı özlemle anıyorum. Şiirbilime (Poetika)biraz olsun yaklaştıysam, onun öğretici olmadan öğreten, yukarıdan bakmayan, kuramsal olmadan bir ana yapı kuran, teknik olmak kaygısı gütmeden kuramını oluşturan denemeleri sayesinde bunu gerçekleştirebildim. “Her ölüm erken ölümdür.” demişti son şiirlerinden birinde; ölümü en erken şairlerden birisi olarak, “şairin hayatı şiire dahil” diyor, büyük şair ve deneme ustasını sevgiyle anıyorum.