Exlibrary

Çokça sanat, evvela edebiyat ve illa ki felsefe. Türkiye’nin ilk E-kitap bilgi kaynağı.
Nihal Küçükdönmez

Nadasa Bırakılmış Yaralarım, Yeniden Kaşınmakta Şimdi

Nihal Küçükdönmez
29 Eylül 2008 - 2:33

Yorganı başına çekip, günlerce yataktan çıkmak istemez bazen insan… Hava da uygundur bu duruma; dışarıda dinmek bilmez bir yağmur sürer gider. İnsanlar zamanın ilk kesitinden itibaren koşturmaya başlamışlardır bile hayat deviniminde.

İçinde hüzünlü bir senfoni, gözlerinde uykuyu sürdürme isteği vardır. Çalan alarm da işe yaramaz, yorgun kolunu yavaşça uzatırsın sadece ölüm marşını susturmak için. Ama içindeki merasim bitmek bilmez. “Ayışığı Sonatı”nda güneşle birlikte uykuya kaçmak istersin.

Elini kımıldatıp da tek satır yazacak gücün yoktur. Ama içinden bir güç seni yazmaya zorlar. Yorgandan başını çıkarıp, ayağa kalkabilmek o kadar güç gelir ki… Hiçbir şeyi yapmanın anlamı yoktur. Yine de son bir çabayla anlamsızca yazarsın.

Geceyi beklersin, yaşamı az da olsa anlamlandırabilmek için. Güneşin seheri parçaladığı ana kadar, parçalar durursun kendini. Müziğin de rengini yitirir. Turgut, Edip, Oğuz ile konuşursun delirişinin orta yerinde. Sözcükler şiire, şiirler acıya dönüşür. Susturamazsın!

Nefes almak bile zor gelir. Son soluğunu içine çekiyormuşçasına, zorlanarak ciğerlerine doldurursun havanın puslu ve nemli hüznünü. Yokluğun gerçekliğinde, var olmanın getirdiği kaçınılmaz ağırlığı taşırsın bedeninde. Benliğinden ruhuna doğru dinmez bir sancı yayılır. İç organların lime lime olmuştur sanki. Zamanı olmayan saatli bir bomba, her an patlayacakmış gibi yüreğinde atıp durur…

Nadasa Bırakılmış Yaralarım, Yeniden Kaşınmakta Şimdi

Nadasa Bırakılmış Yaralarım, Yeniden Kaşınmakta Şimdi

Anlamsızlığını bildiğin halde, anlamsızca anlamlandırmaya çalışırsın hayatı. İnsanları anlamaya çalışırsın. Ama nafile. Kendi iç yolculuğunda bir bebek emeklemesinde yol alırken, anlam veremezsin bir türlü olup bitene. İnsanoğlunun ve insanhatununun bunca çatışmasını, çelişkisini çözemezsin. Bunca savaş, gözyaşı, önce zihinlerde oluşturulan katil fikirler ve sonucunda fikirleri ve dünya barışı uğruna mücadele eden kişilerin katledilmesi nedendir bilemezsin. Bildiğin sadece, dengelerinin paramparça olduğu bir ruh halidir.

Aynı düşünceler paralelinde, kalemleri uğruna haince vurulmuş iki yazar arasında bile ayrım yapabilmekte bu insanlık. Salt ırkları ve dinleri farklı olduğu için… Hangi mantıkla, yüreklerini körelten hangi bilinçdışıyla oluşmakta bunca kin? Kimiz biz? Sen-ben ayrımı neden? Yaşam adına daha umutlu bir gelecek için kalemleriyle mücadele ederken öldürülmüş aydın yürekleri ayırabilmek nasıl bir akıl işidir? Zihninin ince gelgitlerinde anlamlandıramazsın. Oysa yaşamdır asıl olan. Barış içinde, kardeşçe yaşamak dururken… Ne ırk, ne din ayrımı; her şeyin tek bir özde olduğunu anlatamazsın. Ve bu kaos içinde kendi karmanda kaybolursun…

Aşkın özlemiyle yanarken yüreğin, onu düşlersin. Düşlerinin şehvetiyle, gerçeğin girdabında debelenirsin. Bedenini okşarken yokluğunda, geceler boyu sevişirsin yalnızlığınla. Bacaklarının arasından akan ılık şarabın buruk tadı kalır, hafızanın silik mastürbasyonunda. Oysa istediğin başını omzuna usulca yaslayacağın bir tutam huzurdur yalnızca.

Yaşamı paylaşırsın, zamanın onulmaz sancılanmalarında. Güvenirsin, seversin, dost bilirsin. Ruhunun taşlı yollarında, yüreğinin kapılarını açarsın ardına kadar. Umutlarını, mutluluklarını savurursun. Gün gelir ceplerini yoklarsın; tek bir kırıntı umudun kalmamıştır ceplerinde. Sonsuz sandığın okyanustaki, dost bildiğin gemiye sığınmak istersin. O anda fark edersin gemideki maskeli baloyu.

“Maskeli balonun çıplak kralıyım/ dost sandıklarımın içi boşaldı/ çocukluğumu gömdüm/ küçük bir papatyanın yanına/ üzeri kır çiçekleriyle örtülü/ ruhum soluksuz mumya kalıntısı/ yaşsız bir yürekte uyuyan/ ölü bir çocuğum şimdi ben/ kimsesizliğiyle yıkanıp/ sessizliğinin tabutunda gömülü olan”

Repliklerinde yine anlamsızca paylaşımı sorgularsın. Ya çemberin içindesindir ya da dışında… Çemberi teğet geçen doğrunun simetrik düzleminde, milimetrik ölçümlerini kavrayamadığım tozlu sahnenin figüran oyuncusuyum sadece…

Nadasa bırakılmış yaralarım, yeniden kaşınmakta şimdi. Bir limana sığınır gibi yorganımı başıma çekip, günlerce yataktan çıkmak istemiyorum işte…

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
(5 oy, ortalaması: 5)
Loading ... Loading ...

Kendisine dair tek görüş var. — Sizin görüşleriniz? »

  1. UZANIP UYUMAK İSTİYORUM GÖLGEME…

    bu aralar bu söz ağzımdan hiç düşmüyordu,
    yazınızla da bütünleşti,
    teşekkürler,

Görüşlerin RSS Bildirimi

Görüşleriniz