Exlibrary

Çokça sanat, evvela edebiyat ve illa ki felsefe. Türkiye’nin ilk E-kitap bilgi kaynağı.
Nihal Küçükdönmez

Boş Bardak

Nihal Küçükdönmez
19 Kasım 2008 - 2:31

Yaşam umarsızca akıp gidiyor… İki tinerci çocuk, rezene kokusunu çekiyorlar içlerine. Karınları aç. Kadıköy’ün ara sokaklarında tiner kokusunun dünyasında açlıklarını bastırmaya çalışıyorlar. Biraz domates, peynir ile doldurulmuş yarım ekmekle midelerinin sesini dindiriyorlar. Sadece bir süreliğine… Zihinleri uyuşturucunun kasvetiyle darmadağınık. Susmak bilmiyor sözcükler. ‘‘Açım abla! Bir ekmek parası, - biraz tiner - , bir yudum soluk verin bize de bu dünyada!’’ dercesine bakmak istiyorlar. Ama herkes tedirgin; çantalarını saklıyorlar. Çocukların gözlerini görmüyor kimse. Gözlerindeki umutsuzluk umurlarında değil. Oysa yarım ekmek arasına konulmuş umutla, gözleri parlıyor çocukların. Bugün biraz domates ve peynirdi umut. Avuçlarının arasında, boşluğa asılı yaşamlarındaki sınırsız düşlerinin tiner kokulu hüznünü taşıyorlar.

Bir sigara yakıyorum; yeni söndürdüğüm puronun üzerine. Ters çevrilmiş kahve fincanı, geleceğimin gizini açığa vuruyor telvesinde. Çocukluğumun hüzünlü mutluluğu çağıldıyor Edith Piaf’ın ‘‘Padam Padam’’ şarkısıyla. İnsanların şaşkın bakışları içinde kalkıp, bir başıma dans etmek istiyorum. Şarkı bitiyor. Arka sokaktaki kilisenin çanı çalıyor. Birazdan Ezan okunacak. Dinlerin zamanı Tanrı’yı hatırlatıyor. Kuşlar, ağaçlar, rüzgâr Allah’a secde ediyor. Farkına varabilen var mı? Bilmiyorum. Tinerci çocukların yarı tok midelerinden hayatı sorguluyorum. Yüreğim kazınıyor.

Fincanı açıyorum. İçim sıkıntılı yine. Başkalarına umut verebilirken, kişinin kendi geleceğine dair bir şey görememesi ne kötü. Kendime falcılık yapamıyorum (!) “Psikoloğa mı gitsem acaba?” diye düşünüyorum. Yoksa yanımdaki falcıdan umut mu dilensem. Ne de olsa o bu işin ticaretini yapıyor -dünya kurallarına göre, olması gerektiği gibi–. Ben ise ceplerimde kalan son kırıntı umudu da paylaşarak, çoğalmaya çalışıyorum yalnızca. Kalabalığın içinde yapayalnız kalarak. Bir tek kimsesizliğim var yanımda. Sessizce oturuyoruz yan yana. Bazen bana dönüp bakıyor. Soramıyor. Biliyor cevabını. Ya da bildiğimizi sanıyorum. Sanrılarla tüketiyorum zamanı. Salt kendime ait parçasında. Durmaksızın uyuyorum yine, fırsatını bulduğum her an’da. Ama artık uyurken de farkındayım gerçekliğin. En azından bu huzur katıyor ruhuma. Eskiden bir kaçıştı uyku. Artık uyanışı bekleme hali farkındalığımda.

Bardağımda kalan çeyrek suyu da içerek, hayatın içine boş bir bardakla umarsızca akıyorum. Yeniden doldurabilmek umuduyla…

Nihal Küçükdönmez
09.10.2008 Perşembe

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız
(2 oy, ortalaması: 4.5)
Loading ... Loading ...

Görüşleriniz