Exlibrary

Çokça sanat, evvela edebiyat ve illa ki felsefe…

Şiir

Suskun

Ali Riza Esin • 23 Eylül 2009, Çarşamba

birleri eksik çarpım tablosu kadar eksik
birileri olmayan yoklama defteri kadar tamamız
biliyorum
sözüm çok susuyorum
hayır hayır
uyumuyorum
ben sadece
sözlerimi dinlendiriyorum

Fırtına

Dinç Çoban • 11 Eylül 2009, Cuma

Fırtına gelcek diyolar
Doğru mu Ramiz,
Gelcek mi sahiden
ayağa kalkmış yılan başı gibi
görcek miyiz biz de celladımızı.
Kaçın diyolar,
Kaçımızı alcakmış ki daha?
Alır mı sahiden Ramiz
Hepimizi aldı ya, daha nemizi alacakmış?
Fırtına gelmiş diyolar Ramiz
Gelmiş de öyle bulmuşlar Naile’yi.
Naile Maviler içinde.
Hepimiz çocukmuşuz Ramiz
He mi, bir o büyükmüş
o da zaten ondan ölmüşmüş…
Fırtına gelcek diyolar Ramiz
Sel alır diyolar
Su diyolar
Çamur
Su mudur bizi kirleten,
telsizden [...]

Hızıra Dağ Dayanmaz

Ali Riza Esin • 07 Eylül 2009, Pazartesi

yüklendi
sarı bemecesi hızırın
kasası hınca hınç dolu
kırmızının bini bir paraya
çekecek o yolu
ula hızır
deli hızır
ismete varınca
haber et bana
şu elli lirayı da veriver
kimin derdi kalmış bende
de ki elli daha
gönderirim servetle
kaputu açık et
suyun ısınmasın
ismetin ordan
haber etmeyi unutma
kasalar çürük
bak domatesler bozulmasın
vur beline köroğlunun
varınca dur başına nefeslen
bak şanzuman kara
salma sakın bayır aşâ
üçü varsa ikile
kampanalar cehennem
ula hızır
ulan hızır
kaç kat olmuş bu lastik
istepneynen [...]

Deli

Dinç Çoban • 01 Eylül 2009, Salı

Sen gittin,
çocukların hepsi öldüler
yandılar, kenarında bir karakolun.
Sen gittin,
yollara düştüm,
çok gittim
kimseye küsmedim
sonra
başımı kaldırdım
deliler gördüm saçını taramış
hepsini öptüm.
Sen gittin,
bittim
söylenmedim
bilinmedim
hep gizli kaldım çocukların bilmecesinde.
Sen gittin,
bir deli öldü penceresinde hareketin.

Kara Prens

Deniz Tan • 01 Eylül 2009, Salı

Cem’e…                                                                                  
Karanlık gecenin kara prensi
Gölgeler dostu
Yalnızlık ailesi
Uyanıverdi bir gece…
Kalktı, soyundu…
Üzerine giydiği hüznü bavula
Dudaklarındaki şarkıyı cebine koydu.
Gözlerindeki gökkuşağı sevgiyi
Sığdıramadı hiçbir yere.
Kapadı gözlerini sımsıkı
İçine akıttı renkleri.
Dışarıda siyah bir meltem esti…
Karanlık gecenin kara prensi
Yürüdü, gitti,
Rüzgara karıştı.
Kara Prens gitti şimdi.
Tüm renkleri kendine kattı,
Kendinde boğdu gitti.
Pembeyi kana
Sarıyı boka
Beyazı pise çevirdi gitti.
Karanlık gecenin kara prensi…
Gündüzü çaldı, gitti.
Karanlık gecenin deli rüzgarı…
Kara Prensi aldı, [...]

Heykel Adam

Deniz Tan • 02 Ağustos 2009, Pazar

Sustu hep heykel adam…
Granit bir kadın
ya da
Mermer bir aşk
Bekleyerek hayattan.
Ne de olsa nesnenin doğasına aykırıydı…
Taş taşla toplanır her zaman.
Bir an olsun düşünmedi ki
Nesne bile bazen sıkılır.
Karışır ateşe kum taneleri
Billur olur, değişir.
Durdu hep heykel adam…
Taş gözlerde mavi-sarı renkler…
Sustuğu sözcüklerde gizli kıvılcımlar…
Saklayarak hayattan.
Ne de olsa nesnenin doğasına aykırıydı…
Kalkıp gidemedi oturduğu yerden.
Bir an olsun düşünmedi ki
Nesne bile bazen [...]

Akşam Akşam

Ali Riza Esin • 18 Haziran 2009, Perşembe

sahile vurmuş
dalgaların göz yaşartıcı sesleri
akşamları daha çok seviyor
kumlara değmeyi sular
peşine düşüyorum bir yelkenlinin
ufku çiziyoruz yeniden
selamlıyorum uzakları peşi sıra
bir martı gökyüzünü okşuyor
başka bir kuş daha var
konuyor yanıbaşıma
konuşuyoruz havadan sudan
yalı çapkınıymış yedi sülaleden
öncesini bilmezmiş
soruyorum
kuşlar uçtukları için mi özgür
yan yan bakıyor bir yandan
bir yandan konuşuyor
o sadece uçarmış
bir de dalar çıkarmış
gerisini bilmezmiş
peki diyorum söylesene
mutsuz kuş nasıl öter
yan yan susuyor
dalıyoruz [...]

Otobüs Durakları

Dinç Çoban • 17 Haziran 2009, Çarşamba

Yapmayın çocuklar, kaçmayın…
Yaklaştığımız kadar çokuz aslında birbirimize…
Yapmayın, zilini çalıp kaçtığınız kapılar kadarız hepimiz
ve
içeridekiler kadar yalnızız…
Yapmayın,
Vurmayın su bidonlarına dan dun
kaçırıp telaşlandırmayın hüzünlerimizi bu yangın akşamında.
Yapmayın çocuklar, yeter…
Sınamayın beni.
Seviyorum başka seçeneğim yok
Karakollar yemin verdirir geceye,
dilencilerin ömürleri yalan,
yolcu yolundadır her sabah,
Hicaz Nihavend kılığında gezer -ki yakalanır en son-
ve
ben seviyorum…
Başka seçeneğim yok…
Yapmayın,
hemen asmayın yüzlerinizi,
karartmayın ellerinizi,
itelemeyin beni..
Değişen ben değilim, [...]

Son Mektup

Dinç Çoban • 27 Mayıs 2009, Çarşamba

Zor günler için gönderiyorum bu mektubu sana
başucunda sakla,
karanlık gecelerde çıkar, dokun yeter.
Yanına geleceğim,
tutup elinden birlikte yürüyeceğiz ışığa.
Ziyansız bir ömür dile ikimize
bir de kıymetli aşklar…
Zor günler için gönderiyorum bu mektubu sana
yastığının altına koy,
hemen elinin ulaşabildiği bir yere.
Sessiz gecelerde çıkar, korktuğun zaman, öp yeter.
Ses olacağım, içine dolacağım
son gecesi olacak öfkelerinin.
Gün dile ikimize,
bir de ışık…
Zor günler için gönderiyorum [...]

İçinden Konuşamayan Adam

Göksel Bekmezci • 23 Mayıs 2009, Cumartesi

şimdi ve çoğu zaman olduğu gibi saçmalarım ben myra.
sen üstüne alma.
bazı hayatların konu başlığıdır yalnızlık
ve böylesi kalabalık eder insanı.
mars’ta bulunan su, bir astronotun gözyaşı olabilir.
ilk işçi grevini başlatan şeytan
bir gün sözünden dönebilir.
önemli değil.
belki bir gün yalnızlık da sigortalanabilir.
hiç önemli değil.
her şey mümkün myra.
“geceyse..
eksik, kırık bir tırnak içindeyse..
bir uçak aniden
kalbine yenik
düşebilir.
sen çocukluğuma aldırma.
bir doktorun,
ameliyat masasında âşık [...]

Neden? Neden Olmasın?

Ali Aydın • 26 Nisan 2009, Pazar

Sesi kısıldı sözcüklerin
Mısır Çarşısı’nda kayıp küçük bir çocuk gibi ağlamaklı çaresizlikleri.
Hem küçük hem kayıp bir çocuk gibi…
Ya da bir güvercin kadar ürkek ve pervasız bir o kadar.
Bir koşuşturmadır aldı başını gidiyor dilimde.
Hiçbir kelime kendi anlamını beğenmiyor nedense!
İkilem(e)ler istiyor kimisi,
sessiz sessiz otururken ben
kahvehane taburesinde.
Kimisi metafor delisi.
Bazısında bir kişiselleşme telaşı.
Konuşmuyor sözcükler
gelmedikçe keyifleri.
Bir isyan mı desem
yoksa bir grev [...]

Herkes Biliyor

Dinç Çoban • 13 Nisan 2009, Pazartesi

Herkes biliyor
seni nasıl sevdiğimi
mesela bütün kavanozları kuruyemişçinin
ve aşkları çırağının
çarşı pazar
boğazda sarı kanat
Beykoz’da yeni rakı
hamamda tellak
İzmir’de Pakizer hala
Ankara’da Bayram dayı
çelik çomak çeteleri
İpsiz Recep
Enver Paşa
Fırtına Vadisi
sabahın körü
gecenin ayazı
hepsi biliyor, tanıyor hepsi seni.
Bir sen bilmiyorsun seni nasıl sevdiğimi.
Hepsi vazgeçiyor yalnızlıktan
Hayyam şaraptan
Napolyon paradan
zangoç çandan
Hoca imandan
siyah beyazdan
bayram sabahtan
hepsi vazgeçiyor da
bir sen vazgeçmiyorsun yalnızlıktan.
Herkes konuşuyor benimle,
duyuyor sesimi bağırmadan da.
Orta yerinde bağırıyorum [...]

Söz!

Mehmet Sözer • 13 Nisan 2009, Pazartesi

Nefesim yettiği kadar koşacağım söz!
Bataklığın ortasında olsam da çırpınacağım
Hem öyle yavaş ölüm yakışmaz bana
Ne olursa olsun insanları seveceğim söz!
Her aldanıştan sonra daha fazla güveneceğim yeni dostlarıma
Her sevgiliye kendimden çok değer vereceğim yine
ve bunu taşıyamıyorlarsa;
Nefesim yettiği kadar koşacağım söz!
Uzaklaşacağım yalandan…

Ayrılık

Dinç Çoban • 05 Nisan 2009, Pazar

Bütün camekânlarına ayrılık yazmışlar kentin
Örselemişler ellerini
Hergelelerini uyutup
Bütün erketelerini yuğmuşlar sabaha karşı kanla,
Sonrası malum.
Yalnızlık…
Sana geldiğimde bozmuştum niyetimi
Çocukluğumu da yakacaktım
İlk gençliğimi de
Ateş soldururken yüzümdeki titremeyi
Az kalsın
Seni de öpecektim gözlerinden.
Yazık, bütün camekânlarına ayrılık yazmışlar kentin
Zayıf halkalarımızı bulmuşlar öyleyse
Kimsenin bilmediği sırlarımızı öğrenmişler
İhtimal festivalde görmüşler.
Sonrası malum.
Yalnızlık…
Eyvah,
Bütün camekânlarında ayrılık yazıyor kentin,
Bütün nehirleri sevişirken coğrafyanın
Küresel bir yangındır ayırıyor çocukları.
Aşklar büyüyor
Raylarda ölüyor
Eyvahhh,
Cerrahlar ameliyata [...]

Masumlar Gibi Ölmeyeceğiz Bak Bunu Bil

Genco Demirer • 04 Nisan 2009, Cumartesi

Öyle saf bir ölüme yollanmışız ki
Plansız ve kansız masumlara niyetli.
Şehvetleri uzatıp kırmalı bu gidişi,
Nedensizlerdeki o zorlar zaten kırılgan.
Durmadan hain bir inşadayız seninle,
Suçu görmezden gelen, gülen ve diğerlerine göre yobazsız.
Korkuyorum yükselecek daha bu yanlış,
Yalanlar büyüyünce gölgesindeki doğrular biz mi olacağız sence?
Safralarda görülmez zayıflardan olacağız.
Cehaletin bağlanmalarında sıkıştık,
Kim onaracak bu suçları.
Masumlar gibi ölmeyeceğiz bak bunu bil,
Yaşam er-geç alacak [...]

Pandora’nın Kukusu

Göksel Bekmezci • 04 Nisan 2009, Cumartesi

Gonca Vuslateri için…                                 &
 
bir müddet kaç dakikadır, ne kadar sürer..
iyi tecrübeler, kötü olaylar mı taşır içinde..
insan neden ağlar.. göz yaşı nereye kurur…
sözyaşartıcı bomba var mıdır.. varsa nereye atılır ya da
ihanetler söz vermekle mi başlar ve nerede biter..
kağıt tenim, mürekkep kanınsa içime bastırdığın,
ardımıza serptiğimiz millitakımyıldızlarıyla yolunu bulmaya çalışan
birbirinin uydusu iki gezegen gibi kendi eksenimizde dönüyoruz demektir
tek odalı [...]

İkinci Şahsın Rüyası

Ali Riza Esin • 04 Nisan 2009, Cumartesi

aşk iki kişilik teşekkül
ikisi de benden müteşekkil
penceremden bakıyorum
dışarda senle karışık kar yağıyor
cama kısaltıyorum bakışlarımı
bir yüzümü orda bırakıyorum
dışarı koşuyorum
merdivenlerden çağlayarak
bir azmış iki yokmuş
kar topluyorum ağlayarak
kardan adam yapıyorum
içine soğuk işlemiş sözcüklerden
hayallerinin tüm haklarını
süpürgesine saklıyorum
çığlıktan bir düğüm atıyorum boynuna
ağzı kömür dili yok
boyuna düşürüyor yüzünü
burnunu tersten takıyorum
kuru kardan adam olmaz
yere yağıyor çığ gibi
yerde kara basanlardan izler
üstünden geçmeye değmez
hırçın kışa [...]

Kul Kedisi

Göksel Bekmezci • 29 Mart 2009, Pazar

alın yazıları okunaksız yazılmışların
temize çekilmiş hallerini taşır,
küçük kağıtlarda büyük anlamlar taşıyan
ve muhtemelen görünmesi olası yerlere
konulan notlar:
“geç gelirim”
“yemek yemeden çıkma”
“özlemeye başladım bile..”
“daha kaç kilometre özleyeceğim”
“çok güzel uyuyordun”.
-bu son not, uğradığım bir ihanetin özeti olarak
sevgilimce diliyle yazılmıştı.
hayatım bir porno film şeridi gibi geçmişti gözlerimin önünden.
sesimin üstünü örttüm.
gölgemin elinden tuttum.
gökyüzü çok yıldızlı bir otel, aşkım ekstraydı.).
küçük hayatlarda büyük [...]

Mavi Ada

Dinç Çoban • 29 Mart 2009, Pazar

Kocaman bir ada olayım istiyorum
şöyle kuzey yamacından iskelesine inilen kocaman bir ada.
Zayıf çelimsiz çocukları balık tutsun
beyzadeleri tek sıra mendil toplasın
kıyıda köşede.
öyle kocaman dediğime bakma
rahat uyunsun
çocuklar oynayabilsin yeter.
öyle bir ada olayım ki bir tek fesleğen kokuları gölgelesin
erguvan morlarını
kimse yırtamasın uçurtmalarımı
kıskanmasın gözlerimi.
Korkak bir ada olayım istiyorum
sen öksürdüğünde canım yansın
sarsılayım
üfleyerek getirelim kışı
hohladığımızda gelsin yaz
sen yine bahar ol.
Yakında bir [...]

M’art

Göksel Bekmezci • 22 Mart 2009, Pazar

-serdar kınacı için..-
artık
çok
geç
diyebilmek için, evet
artık
çok
geç!
meteoroloji haberlerinden
izinli,
çok bulutlu ve
hisli bu sene ilkbahar.
herkesin
tek
tek
öldürüldüğü
çıkan çatışmada
gülen ya da
yaralanan olmazken,
caz değil
cüz dinledi
bir gece odam.
uyanıp kalktı içimdeki
allah,
namaza durdu
çıktığın kapıdan.

Bu Gemi Gider

Ali Aydın • 19 Mart 2009, Perşembe

Cümleler açan bir ağaç gibi bedenin.
Gözlerinde özneler gizli,
eylemlere ayarlı ayakların
ve ellerinle asılıyorsun
mücadeleyi betimleme telaşına.
Dolaylı – dolaysız tümleçlerden geçiyor
içine düşen nesneler
bazen ne idüğü belirli,
çoğu zaman belirsiz.
Dilinde noktalar kusan bir bitirme telaşı.
İçinde zamanı zarflara kapatan bir tekerrür mevsimi.
Pazartesi
Salı
Çarşamba
Perşembe
Cuma
Cumartesi
Pazar
Pazartesi
Yuvarlaktır zaman.
Yürümek ne ki
ayakta durmak marifetken (?)
Bir kere bindin mi gondoluna
döner de döner
döner de döner.
Dökülür anlatım bozuklukların
ya da anlattığın bozukluklar.
Faili [...]

Ruh’un Gemisi

Göksel Bekmezci • 19 Mart 2009, Perşembe

temmuz’a eylül muamelesi yapan 1 ağustos sabahında,
büyük harfi kendine örnek alan bir küçük harf haylazlığında,
belki de kendini kesen terzi gazete başlığında ya da
cenneti üç vakitle de verebileceğini söyleyen ikinci el bir allah edasıyla
yatıyordun ütüsü tenine karışmış yatağımda..
her yanın dağınık, her yanın yanımda..
ayak ucunda, toplama bir rüya,
dil ucunda, sevgilin olacak dostuma zarif repliklerin..
yüz ucunda, yastığa bulaşmış, [...]

Ben asla iyi bir yalancı değildim

Genco Demirer • 19 Mart 2009, Perşembe

Duvarlara tek renk yazasım geliyor hâlâ seni
Beğenilmeyen kokuların soğuk odamda saklı
Kanım durdu önsözde uzun zamandır
Boş şeymiş sensiz sessizlik…
Rüyalar şimdi gerçeğin sığınağı
Ayrıntılar gizlendi aklın kayıplarına
Göz açınca yok olasın var gibi
Boş şeymiş sensiz bilmek…
Denemelerde hâlâ rengini silip unutmak
Mutluluk sanki bir gidişine gebe
Korkum ise bu elvedada demirli
Boş şeymiş sensiz düşünmek…
Hani sen acıda özgür dünya
Ben kapattım her acımı habsime
Ve [...]

Tanrıya Mektup II

Dinç Çoban • 19 Mart 2009, Perşembe

Hadi en soysuzundan bir öykü anlat bana
anlat ta değişsin zaman
şaşırsın ellerim
en çok ta
bir kadın yeniden sevsin yaralarımı.
Çocuklar çeksin saçlarımı
yeniden köprüye sıkışsın babamın bıyıkları
öyle bir öykü anlat ki
bensiz kimse ölmesin.
Hadi baştan başlayalım
anladın di mi
zaman değişsin istiyorum
kimse ölmesin
bir de
bir de yaralarım yeniden sevilsin istiyorum.
Kim, nasıl? diye sorma tanrı sensin
yapamayacaksan söyle babam gelsin…
Elbette niyetim yok kavga çıkarmaya
ama konuşmaktan [...]