Exlibrary

Çokça sanat, evvela edebiyat ve illa ki felsefe. Türkiye’nin ilk E-kitap bilgi kaynağı.

Anlatı

Boş Bardak

Nihal Küçükdönmez • 19 Kasım 2008, Çarşamba

Yaşam umarsızca akıp gidiyor… İki tinerci çocuk, rezene kokusunu çekiyorlar içlerine. Karınları aç. Kadıköy’ün ara sokaklarında tiner kokusunun dünyasında açlıklarını bastırmaya çalışıyorlar. Biraz domates, peynir ile doldurulmuş yarım ekmekle midelerinin sesini dindiriyorlar. Sadece bir süreliğine… Zihinleri uyuşturucunun kasvetiyle darmadağınık. Susmak bilmiyor sözcükler. ‘‘Açım abla! Bir ekmek parası, - biraz tiner - , bir yudum soluk [...]

Beni Bilmek?

Özlem Özen • 19 Kasım 2008, Çarşamba

Sevimsiz bir dönemim sanırım bu süreç. Kendi kendime kaldığım ender anlardan birinde mutlu olmam gerekirken nedense dev bir boşluğun varlığını bir kez daha duyumsamanın sancısını çekiyorum. Sebepsiz yere irdelerken birçok şeyi kendimi de görüyorum dev bir aynada. Bildim bileli hep bir bakma durumundayım dünyaya; insanlara…
Bugün adını sanını hiç bilmediğim bir çiçeğe bakarken yakaladım kendimi. Çiçek [...]

Nadasa Bırakılmış Yaralarım, Yeniden Kaşınmakta Şimdi

Nihal Küçükdönmez • 29 Eylül 2008, Pazartesi

Yorganı başına çekip, günlerce yataktan çıkmak istemez bazen insan… Hava da uygundur bu duruma; dışarıda dinmek bilmez bir yağmur sürer gider. İnsanlar zamanın ilk kesitinden itibaren koşturmaya başlamışlardır bile hayat deviniminde.
İçinde hüzünlü bir senfoni, gözlerinde uykuyu sürdürme isteği vardır. Çalan alarm da işe yaramaz, yorgun kolunu yavaşça uzatırsın sadece ölüm marşını susturmak için. Ama [...]

Sen de olmasan…

Nihal Küçükdönmez • 15 Eylül 2008, Pazartesi

Güzel yalnızlığım benim!.. Sen de olmasan ne yapardım şimdi!?!

Kimsesizliğimde sen varsın… Kutsal kitaplarda bir ayet gibi, piyanonun ritminden çoğalan anlamsız isyanımsın. İyi ki varsın! Olmasaydın nasıl katlanırdım bunca yokluğa; bitişlere, terk edilişlere, gidişlere. Bir de sensizlik eklenseydi bunca yüke, kim bilir ne olurdu bu halim!?!

Kendime Sorular

Özlem Özen • 28 Temmuz 2008, Pazartesi

Uzun ve yorucu geçen hayat dediğimiz bu karmaşayı yaşarken tadına doyamadığımız ama bir sabun köpüğü gibi kaygan olan anlar için ne çok şey feda ediyoruz diye düşünüyorum bu aralar.
Çevremdeki herkes gibi ben de dünyanın, insanlığın geldiği durumdan elbette ki memnun değilim. Hiç kullanmayı sevmediğim kelime olan ve çok nadir kullandığım “keşke” yi kullanmak istiyorum üzülerek.
Keşke [...]

Bitişler ve Başlangıçlar

Özlem Özen • 18 Mayıs 2008, Pazar

Deniz kenarı ve ay tam karşımda. Biraz mağrur biraz ılımlı. Üç beş yıldız süslüyor çevresini. Diri bir siyahlık da değil bu gece gökyüzü. Hiç bir rüzgara benzemeyen bir ürperti var arada sırada tenimi gıdıklayan, bir de deniz kokusu dalgaların taşıdığı.
Saat hayli geç olmasına rağmen çocuklar bile ayakta. Keşke uyumuş olsalardı diye

Yorgunluk Hormonu

Sertaç Atalay • 11 Mayıs 2008, Pazar

Açıyorum gözlerimi, gün içinde bir saat. Yakın ve uzak geçmişim, doluyor, beynimin içine. Yapılacak, onlarca iş. Aranacak arkadaşlar, seyredilecek filimler, okunacak kitaplar, yatırılacak faturalar ve belki, bir iş bulup çalışmak. Enerji doluyor içime. Atıyorum yorganı üzerimden, bir sigara yakıyorum. Düşünüyorum bir süre, yatağın üstünde.
Odadan dışarıya çıkıyorum, yiyecek bir şeyler ararken dolapta veya giyecek bir şeyler, [...]

Yolsuzluk Tutanağı - 00

Burcu Sevil Şahin • 23 Nisan 2008, Çarşamba

Motordayım… Bir tür deniz taşıtı olan motorda yani… Her zaman olduğu gibi arka tarafa geçip bir sigara yakıyorum. Yüzüm denize dönük her zaman olduğu gibi. Aslında ayrıldığım kıyıya dönük her zaman olduğu gibi yüzüm. Sanki çok uzun bir yolculuğa çıkıyormuşum gibi hayali el sallayanlarım var kıyıda çünkü; konfeti atanlarım, şampanya şişesi kıranlarım, sessizce ağıt yakan [...]