Exlibrary

Çokça sanat, evvela edebiyat ve illa ki felsefe…

Edebiyat

Okumak

Prof.Dr. Ahmet İnam • 06 Ekim 2009, Salı

Okuyoruz. Okuyarak öğreniyoruz. Siz okurlar, okuyor, anlıyor, yorumluyorsunuz. Okumayı bilirsek, okuruz. Ana dilimizle yazılmışsa elbette anlarız. Küçücükten bize okumayı öğrettiler, öyleyse ne gelirse önümüze bildiğimiz dildense, okur, anlarız.
Okuyamayız. Alfabesini bilmediğimiz bir dilde yazılmış bir metin ise önümüzdeki.

Üç Mektup

Göksel Bekmezci • 24 Eylül 2009, Perşembe

Türkiye’de yaklaşık 90,000 cami var. 3,850’nin üzerinde Kuran kursu…
141 Üniversite, 1,220 Hastane…
60 bin kişiye 1 hastane, 350 kişiye 1 cami düşüyor.
Her yıl yaklaşık 400 bin kişi kalp krizinden ölüyor.

Suskun

Ali Riza Esin • 23 Eylül 2009, Çarşamba

birleri eksik çarpım tablosu kadar eksik
birileri olmayan yoklama defteri kadar tamamız
biliyorum
sözüm çok susuyorum
hayır hayır
uyumuyorum
ben sadece
sözlerimi dinlendiriyorum

Fırtına

Dinç Çoban • 11 Eylül 2009, Cuma

Fırtına gelcek diyolar
Doğru mu Ramiz,
Gelcek mi sahiden
ayağa kalkmış yılan başı gibi
görcek miyiz biz de celladımızı.
Kaçın diyolar,
Kaçımızı alcakmış ki daha?
Alır mı sahiden Ramiz
Hepimizi aldı ya, daha nemizi alacakmış?
Fırtına gelmiş diyolar Ramiz
Gelmiş de öyle bulmuşlar Naile’yi.
Naile Maviler içinde.
Hepimiz çocukmuşuz Ramiz
He mi, bir o büyükmüş
o da zaten ondan ölmüşmüş…
Fırtına gelcek diyolar Ramiz
Sel alır diyolar
Su diyolar
Çamur
Su mudur bizi kirleten,
telsizden [...]

Hızıra Dağ Dayanmaz

Ali Riza Esin • 07 Eylül 2009, Pazartesi

yüklendi
sarı bemecesi hızırın
kasası hınca hınç dolu
kırmızının bini bir paraya
çekecek o yolu
ula hızır
deli hızır
ismete varınca
haber et bana
şu elli lirayı da veriver
kimin derdi kalmış bende
de ki elli daha
gönderirim servetle
kaputu açık et
suyun ısınmasın
ismetin ordan
haber etmeyi unutma
kasalar çürük
bak domatesler bozulmasın
vur beline köroğlunun
varınca dur başına nefeslen
bak şanzuman kara
salma sakın bayır aşâ
üçü varsa ikile
kampanalar cehennem
ula hızır
ulan hızır
kaç kat olmuş bu lastik
istepneynen [...]

Deli

Dinç Çoban • 01 Eylül 2009, Salı

Sen gittin,
çocukların hepsi öldüler
yandılar, kenarında bir karakolun.
Sen gittin,
yollara düştüm,
çok gittim
kimseye küsmedim
sonra
başımı kaldırdım
deliler gördüm saçını taramış
hepsini öptüm.
Sen gittin,
bittim
söylenmedim
bilinmedim
hep gizli kaldım çocukların bilmecesinde.
Sen gittin,
bir deli öldü penceresinde hareketin.

Evrenin Yeni Belleği: Sanal Kitaplık*

Dr. Özgür Uçkan • 01 Eylül 2009, Salı

“Web, ışıkları yanmayan ve bütün kitapların yerde yığılı olduğu bir kitaplığa benziyor…”
Gerry McGovern 1
İskenderiye Kitaplığı’ndan, hatta belki de en başından beri, kitaplıklar bellek ile ilişkilendirilmiştir. “Çok sayıda cilt toplanmalıydı çünkü görkemli kütüphanenin amacı insan bilgisinin tümünü bir yere toplayabilmekti. Aristoteles için kitap toplamak bilim adamının çalışmalarından biriydi ve bir ‘anımsatma aracı olarak’ gerekliydi. Öğrencilerinden biri [...]

Suç Ölenlerin mi?

Göksel Bekmezci • 01 Eylül 2009, Salı

Romalılar, bir kemerin yapımını bitirdiklerinde, sorumlu olan mühendisin, iskele kaldırıldığında o kemerin altında durmasını beklerlermiş. Eğer kemer dayanıklı olmamışsa bunu ilk öğrenecek olan mühendis olurmuş.

Kara Prens

Deniz Tan • 01 Eylül 2009, Salı

Cem’e…                                                                                  
Karanlık gecenin kara prensi
Gölgeler dostu
Yalnızlık ailesi
Uyanıverdi bir gece…
Kalktı, soyundu…
Üzerine giydiği hüznü bavula
Dudaklarındaki şarkıyı cebine koydu.
Gözlerindeki gökkuşağı sevgiyi
Sığdıramadı hiçbir yere.
Kapadı gözlerini sımsıkı
İçine akıttı renkleri.
Dışarıda siyah bir meltem esti…
Karanlık gecenin kara prensi
Yürüdü, gitti,
Rüzgara karıştı.
Kara Prens gitti şimdi.
Tüm renkleri kendine kattı,
Kendinde boğdu gitti.
Pembeyi kana
Sarıyı boka
Beyazı pise çevirdi gitti.
Karanlık gecenin kara prensi…
Gündüzü çaldı, gitti.
Karanlık gecenin deli rüzgarı…
Kara Prensi aldı, [...]

Sanat mı San’at mı?*

Dr. Özgür Uçkan • 23 Ağustos 2009, Pazar

William S. Burroughs, “aslında bütün yazılar, kulak kabartılmış oyunların ve ekonomik davranışların cut-up’larıdırlar.” der1. Bunu yazı ve edebiyat için söyler, ama pekala sanatın geneli için de söylemiş olabilirdi. Burroughs, dili, bir nesnenin veya bir sürecin simgeler, işaretler ve seslerle, yani

Sicim

Emine Sevde Yazıcı • 21 Ağustos 2009, Cuma

Ressam arkadaşım Adnan Dönmez’e…

Gözlerini kısmıştı. Mümkün olsa daha da kısmak istiyordu. Belki de sımsıkı kapatmak. Böylece kapalı perdelerden sızan incecik ışık huzmesi gözlerine ulaşamazdı. Yattığı yerde döndü. Bir kez daha, bir kez daha… Her seferinde aynı tarafa döndüğü hissine kapıldı.

Taşsız Mezarlığın Hanımı

Burcu Nehir Halaçoğlu • 05 Ağustos 2009, Çarşamba

Soğuk, üşütüyor bedenimi. Diz çöküp kaldığım, kök verdiğim toprağın çıplak kucağına dökülmüş, saçlarım… Uzun mu uzun, cansız, gümüş rengi saçlarım. Ancak rüzgârın ziyaret ettiği bu kimsesiz açıklıkta, nefesi olan tek varlığım. Sonsuz uykularını böceklerle paylaşan atalarım, dostlarım, aşklarım ve tanımadıklarım kadar yalnızım.

Bir Kelime Yeterlidir. Gerisi Laftır.

Göksel Bekmezci • 04 Ağustos 2009, Salı

Bazen sizlere de oluyordur mutlaka; ana dilinizi konuşmanın ciddiye alınır bir yabancılaşmasını yaşıyorsunuzdur hayatınızda. Her yer Dil Kursları ve Yaşam Merkezleri’yle dolmaya başlamışken suskunluk ve yaşam kalitesizliği de o denli evrenselleşiyor işin aslı.

Heykel Adam

Deniz Tan • 02 Ağustos 2009, Pazar

Sustu hep heykel adam…
Granit bir kadın
ya da
Mermer bir aşk
Bekleyerek hayattan.
Ne de olsa nesnenin doğasına aykırıydı…
Taş taşla toplanır her zaman.
Bir an olsun düşünmedi ki
Nesne bile bazen sıkılır.
Karışır ateşe kum taneleri
Billur olur, değişir.
Durdu hep heykel adam…
Taş gözlerde mavi-sarı renkler…
Sustuğu sözcüklerde gizli kıvılcımlar…
Saklayarak hayattan.
Ne de olsa nesnenin doğasına aykırıydı…
Kalkıp gidemedi oturduğu yerden.
Bir an olsun düşünmedi ki
Nesne bile bazen [...]

Kitapçı

Emine Sevde Yazıcı • 24 Temmuz 2009, Cuma

“Ece Ayhan’a, Oğuz Atay’a, Pablo Neruda’ya, Dostoyevski’ye ve metni oluşturan temel felsefi düşünceye ilham veren İbn-i Sina’ya…”

Gene başlıyoruz bakalım. Horozlarla uyandık. Hadi hayırlısı, bugün de yaşayacağımız varmış demek ki. Aynaya bakılırsa yüzüm alacalanmış bulacalanmış yine. Bir tıraş olmak lazım.

Ayfonumda Saklı Daktilom

Ali Riza Esin • 28 Haziran 2009, Pazar

Bizim yazımız bu. Benimle benim.
Bazen ben yerine biz diye yazıyor olmam, her insan gibi sessizce konuşur buluyor olmamdandır kendimi kendimle, yoksa padişah torunu değilim. Düşünürken iki ayrı kişi hesaplaşır insanın içinde ve kararlar alır, kararlar verir; insanın içindeki ikiliğin oy birliğiyle,

Akşam Akşam

Ali Riza Esin • 18 Haziran 2009, Perşembe

sahile vurmuş
dalgaların göz yaşartıcı sesleri
akşamları daha çok seviyor
kumlara değmeyi sular
peşine düşüyorum bir yelkenlinin
ufku çiziyoruz yeniden
selamlıyorum uzakları peşi sıra
bir martı gökyüzünü okşuyor
başka bir kuş daha var
konuyor yanıbaşıma
konuşuyoruz havadan sudan
yalı çapkınıymış yedi sülaleden
öncesini bilmezmiş
soruyorum
kuşlar uçtukları için mi özgür
yan yan bakıyor bir yandan
bir yandan konuşuyor
o sadece uçarmış
bir de dalar çıkarmış
gerisini bilmezmiş
peki diyorum söylesene
mutsuz kuş nasıl öter
yan yan susuyor
dalıyoruz [...]

Otobüs Durakları

Dinç Çoban • 17 Haziran 2009, Çarşamba

Yapmayın çocuklar, kaçmayın…
Yaklaştığımız kadar çokuz aslında birbirimize…
Yapmayın, zilini çalıp kaçtığınız kapılar kadarız hepimiz
ve
içeridekiler kadar yalnızız…
Yapmayın,
Vurmayın su bidonlarına dan dun
kaçırıp telaşlandırmayın hüzünlerimizi bu yangın akşamında.
Yapmayın çocuklar, yeter…
Sınamayın beni.
Seviyorum başka seçeneğim yok
Karakollar yemin verdirir geceye,
dilencilerin ömürleri yalan,
yolcu yolundadır her sabah,
Hicaz Nihavend kılığında gezer -ki yakalanır en son-
ve
ben seviyorum…
Başka seçeneğim yok…
Yapmayın,
hemen asmayın yüzlerinizi,
karartmayın ellerinizi,
itelemeyin beni..
Değişen ben değilim, [...]

Köy

Burcu Nehir Halaçoğlu • 16 Haziran 2009, Salı

Ne karanlık gökyüzü, yıldızlar ne kadar sönük… Gözlerimi kapattığımda gördüğüm şekilli ışıltılar dahi, bu dipsiz ve yutucu boşluğun üzerimdeki ağırlığını azaltmaya yetmiyor. Işığı arıyorum çaresizce, gözlerim kamaşsın istiyorum, güneşi görmek…

Bir Adam – 3

Emine Sevde Yazıcı • 03 Haziran 2009, Çarşamba

Büyük bir acı çekerken, etrafta yaralı ve vahşi bir hayvan gibi gezmek isterim ama gururum bunu yapmama asla izin vermedi. Belki de dolaştım ve gururum bunu görmeme asla izin vermedi. Zaten bu itirafı bile nasıl yapabildiğimi bilmiyorum.

Uyku

Burcu Nehir Halaçoğlu • 29 Mayıs 2009, Cuma

Aydınlık göz kapaklarımdan taşarken uyanıklığımın bilincine vardım. Gözlerimi araladım ağır ağır; ağaçların yeşiline bulanmış ışık, ılık parlaklığıyla görüşümü doldururken, huzurla doldum. Nihayet görüntü netleştiğinde, önümde serili efsunlu manzara, yatıştırıcı bir rüzgârla seslendi bana. “Yardım edin.”

Son Mektup

Dinç Çoban • 27 Mayıs 2009, Çarşamba

Zor günler için gönderiyorum bu mektubu sana
başucunda sakla,
karanlık gecelerde çıkar, dokun yeter.
Yanına geleceğim,
tutup elinden birlikte yürüyeceğiz ışığa.
Ziyansız bir ömür dile ikimize
bir de kıymetli aşklar…
Zor günler için gönderiyorum bu mektubu sana
yastığının altına koy,
hemen elinin ulaşabildiği bir yere.
Sessiz gecelerde çıkar, korktuğun zaman, öp yeter.
Ses olacağım, içine dolacağım
son gecesi olacak öfkelerinin.
Gün dile ikimize,
bir de ışık…
Zor günler için gönderiyorum [...]

İçinden Konuşamayan Adam

Göksel Bekmezci • 23 Mayıs 2009, Cumartesi

şimdi ve çoğu zaman olduğu gibi saçmalarım ben myra.
sen üstüne alma.
bazı hayatların konu başlığıdır yalnızlık
ve böylesi kalabalık eder insanı.
mars’ta bulunan su, bir astronotun gözyaşı olabilir.
ilk işçi grevini başlatan şeytan
bir gün sözünden dönebilir.
önemli değil.
belki bir gün yalnızlık da sigortalanabilir.
hiç önemli değil.
her şey mümkün myra.
“geceyse..
eksik, kırık bir tırnak içindeyse..
bir uçak aniden
kalbine yenik
düşebilir.
sen çocukluğuma aldırma.
bir doktorun,
ameliyat masasında âşık [...]

Bir Adam – 2

Emine Sevde Yazıcı • 23 Mayıs 2009, Cumartesi

Bunları yazıyorum, çünkü içimde ona dair herhangi bir kırıntının kalmış olmasından korkuyorum. Onu unutmak, çoğunlukla da tamamen içimden silip atmak istedim. Yine de aklıma geldikçe beni sinirlendirdiğine göre bu silip temizleme işini tamamen bitirememişim. E bu iş, bitene ve sinirim geçene kadar buradayım. Yeter ki öfkem dinsin ve o adamın varlığı benim için sıradanlaşsın.