<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Exlibrary &#187; Ali Riza Esin</title>
	<atom:link href="http://www.exlibrary.com/author/aresin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.exlibrary.com</link>
	<description>Çokça sanat, evvela edebiyat ve illa ki felsefe...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 06 Oct 2009 12:56:23 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.5</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Suskun</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/suskun/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/suskun/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Sep 2009 20:03:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Riza Esin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[konuşmak]]></category>
		<category><![CDATA[susmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=2812</guid>
		<description><![CDATA[birleri eksik çarpım tablosu kadar eksik
birileri olmayan yoklama defteri kadar tamamız
biliyorum
sözüm çok susuyorum
hayır hayır
uyumuyorum
ben sadece
sözlerimi dinlendiriyorum
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="right"><em>birleri eksik çarpım tablosu kadar eksik<br />
birileri olmayan yoklama defteri kadar tamamız</em></p>
<p>biliyorum<br />
sözüm çok susuyorum<br />
hayır hayır<br />
uyumuyorum<br />
ben sadece<br />
sözlerimi dinlendiriyorum</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/suskun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hızıra Dağ Dayanmaz</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/hizira-dag-dayanmaz/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/hizira-dag-dayanmaz/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Sep 2009 15:14:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Riza Esin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[bayır]]></category>
		<category><![CDATA[dağ]]></category>
		<category><![CDATA[domates]]></category>
		<category><![CDATA[egzoz gölge]]></category>
		<category><![CDATA[Hızır]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet]]></category>
		<category><![CDATA[istepne]]></category>
		<category><![CDATA[kamyon]]></category>
		<category><![CDATA[kamyoncu]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[köroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[lastik]]></category>
		<category><![CDATA[para]]></category>
		<category><![CDATA[servet]]></category>
		<category><![CDATA[şoför mahalli]]></category>
		<category><![CDATA[vites]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=2806</guid>
		<description><![CDATA[yüklendi
sarı bemecesi hızırın
kasası hınca hınç dolu
kırmızının bini bir paraya
çekecek o yolu
ula hızır
deli hızır
ismete varınca
haber et bana
şu elli lirayı da veriver
kimin derdi kalmış bende
de ki elli daha
gönderirim servetle
kaputu açık et
suyun ısınmasın
ismetin ordan
haber etmeyi unutma
kasalar çürük
bak domatesler bozulmasın
vur beline köroğlunun
varınca dur başına nefeslen
bak şanzuman kara
salma sakın bayır aşâ
üçü varsa ikile
kampanalar cehennem
ula hızır
ulan hızır
kaç kat olmuş bu lastik
istepneynen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>yüklendi<br />
sarı bemecesi hızırın<br />
kasası hınca hınç dolu<br />
kırmızının bini bir paraya<br />
çekecek o yolu</p>
<p>ula hızır<br />
deli hızır<br />
ismete varınca<br />
haber et bana<br />
şu elli lirayı da veriver<br />
kimin derdi kalmış bende<br />
de ki elli daha<br />
gönderirim servetle</p>
<p>kaputu açık et<br />
suyun ısınmasın<br />
ismetin ordan<br />
haber etmeyi unutma<br />
kasalar çürük<br />
bak domatesler bozulmasın</p>
<p>vur beline köroğlunun<br />
varınca dur başına nefeslen<br />
bak şanzuman kara<br />
salma sakın bayır aşâ<br />
üçü varsa ikile<br />
kampanalar cehennem</p>
<p>ula hızır<br />
ulan hızır<br />
kaç kat olmuş bu lastik<br />
istepneynen dönmez bu iş<br />
dönüşe yük et konyaya<br />
selime benden selam söyle<br />
hesaplaşırım ben onla</p>
<p>hızır derler ya buna<br />
kim vurduya gelmişlerden<br />
bakıp bir gideceklerden<br />
herkes tanır hızırı<br />
kamyonun eşgalinden<br />
koltuğunda izi olur<br />
egzozundan damlar teri<br />
teneşirle çizerler mahalline<br />
isimsiz gölgesini</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/hizira-dag-dayanmaz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ayfonumda Saklı Daktilom</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/edebiyat/turler-arasi/ayfonumda-sakli-daktilom/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/edebiyat/turler-arasi/ayfonumda-sakli-daktilom/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Jun 2009 18:17:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Riza Esin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türler Arası]]></category>
		<category><![CDATA[aksesuar]]></category>
		<category><![CDATA[arzuhâlci]]></category>
		<category><![CDATA[bilinçaltı]]></category>
		<category><![CDATA[Cep Telefonu]]></category>
		<category><![CDATA[çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[daktilo]]></category>
		<category><![CDATA[dede]]></category>
		<category><![CDATA[devlet]]></category>
		<category><![CDATA[dilekçe]]></category>
		<category><![CDATA[eşya]]></category>
		<category><![CDATA[F Klavye]]></category>
		<category><![CDATA[ikilik]]></category>
		<category><![CDATA[iPhone]]></category>
		<category><![CDATA[klavye]]></category>
		<category><![CDATA[kulübe]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncak]]></category>
		<category><![CDATA[Q Klavye]]></category>
		<category><![CDATA[siyah]]></category>
		<category><![CDATA[soy]]></category>
		<category><![CDATA[Telefon]]></category>
		<category><![CDATA[yazmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=2749</guid>
		<description><![CDATA[Bizim yazımız bu. Benimle benim.
Bazen ben yerine biz diye yazıyor olmam, her insan gibi sessizce konuşur buluyor olmamdandır kendimi kendimle, yoksa padişah torunu değilim. Düşünürken iki ayrı kişi hesaplaşır insanın içinde ve kararlar alır, kararlar verir; insanın içindeki ikiliğin oy birliğiyle, tereddüt halinde tek oyla yaşanır hayat ve sonuçlarıyla yaşar, öylece katlanır insan zamana; biri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2009/06/daktilom.jpg" alt="Daktilo" title="Daktilo" width="270" height="200" class="alignleft size-full wp-image-2750" />Bizim yazımız bu. Benimle benim.</p>
<p>Bazen ben yerine biz diye yazıyor olmam, her insan gibi sessizce konuşur buluyor olmamdandır kendimi kendimle, yoksa padişah torunu değilim. Düşünürken iki ayrı kişi hesaplaşır insanın içinde ve kararlar alır, kararlar verir; insanın içindeki ikiliğin oy birliğiyle,<span id="more-2749"></span> tereddüt halinde tek oyla yaşanır hayat ve sonuçlarıyla yaşar, öylece katlanır insan zamana; biri yanılmışsa diğerini dost sayarız kendimize.</p>
<p>Yazı başlığıma gelene değin, başka hikâyelerimin, başka meselelerimin içine sokup çıkartacağım konuyu. Geçmişimden konuşacağım, eskilerden bahsedeceğim, benzetmelere başvuracağım, uzun cümleler kuracağım, lafı dolaştıracağım; başladım bile.</p>
<p>Dedemden bana bir daktilo kalmıştı, hiç dokunamadığım bir daktilo. Çok küçükken gördüğüm siyah bir daktilo. Dedem ölmeden önce daktilosunun torununa verilmesini istemiş, özgün iradesi ve âlî rizasıyla; sondan ikinci oğlunun ilk göz ağrısı, ismiyle cismiyle Ali Riza&#8217;sına. Çünkü görünce gözümü ayıramamışım, çok merak etmişim, tuşlarına basmak istemişim; bu da onun çok hoşuna gitmiş, aklında yer etmiş; öyle söylerlerdi.</p>
<p>Adımı da dedem koymuş benim, ben o öldükten çok sonra öğrendim. Bir tek o çağırırdı diye hatırlıyorum beni &#8220;Riza&#8221; diye &#8220;Rıza&#8221; yerine, nikotin telveli sesiyle. O zamanlar önemliymiş o incelik, sonradan kalınlaşmış insanların sesleri. İlk nüfus kâğıdımı bizzat kendisi düzenletmiş nüfus idaresinden, sonra sonra kalkmış kafa kâğıtlarımdan ismimdeki noktası &#8220;i&#8221; harfinin; öyle uygun görmüşler kimseye sormadan.</p>
<p>Ne yazık ki daktilom daha bana ulaşmadan küçük amcam satıvermiş, bunu da daha sonra öğrendim. İkisi de rahat olsunlar yerlerinde, her neredeyseler. Çürümüş gitmişlerdir artık daktilomun parçaları; tek bir harfi bile kalmamıştır.</p>
<p>Soy isim kaynağım dedem, arzuhâlciydi; Arzuhâlci Kâzım Efendi derlermiş, soy ismi olduğu halde. Yaşı yetmeyen bilmez, arzuhâlcilik devletin &#8220;dövlet&#8221; olduğu zamanlardaki vatandaşla, sırrına erilmez o yüce kat arasındaki yazılı iletişimi sağlayan bir çeşit elçilikti. Vatandaşın sorunu çözülür veya çözülmez ama elçiye de zeval olmaz misali, o yazdıklarından üç beş kuruş sebeplenerek kazanırdı ben onu tanıdıktan sonraki hayatını. Yapabileceği en iyi iş olarak benimsediği son mesleğiymiş belli ki arzuhâlcilik dedemin, iç Karadeniz&#8217;in izbe yerlerindeki memuriyetlerinden ve iç güveyliğinden sonra, hafta içi günlerde akşam rakısından hemen önceye değin icra etmeyi sürdürdüğü, hastalanıp ölene kadar.</p>
<p>Vatandaşlığını ilgilendiren bir işi olan vatandaş, adliyeye olsun, kaymakamlığa olsun, belediyeye olsun, o arzusunu yazılı bir dilekçe biçimine kavuşturmak için arzuhâlcilere başvururdu eskiden. Onlar da vatandaşı dinler, öncekilerden edindikleri tecrübeye uygun bir kalıpla, sonradan çok aciz bir dil ve pek nazik bir üslupla yazıldıklarını öğrendiğim dilekçeler, mektuplar döşenirlerdi daktilolarıyla, şimdi bilmem kaçıncı hamur ve harflerin çekiçleri delmesin diye mutlaka kalın ve sarı renkli kâğıtlara.</p>
<p>Onu iş yerinde birkaç kez ziyaret etmişim çocukken, kasaba adliyesinin karşısına kurulu, şimdiki bekçi kulübelerine benzer, onlardan biraz daha geniş, mertekler üstüne döşenmiş tenekelerden bir damı olan, su basmasın diye yerden takozlarla yükseltilmiş tahta kulübesinde. Bir duvarında klasörler içinde evrak, matbuat koyacak iki sıra rafı vardı, küçük bir masası, üzerinde siyah daktilosu ve oturduğu yerin arkasındaki duvara dayalı yüksekçe bir sehpanın üzerinde bir büst gibi duran manivelalı siyah telefonu vardı. Masasının arkasındaki sandalyesi ile halini arz edecekleri buyur ettiği sandalyeleri aynıydı. Ahşap ve ayakları telle bağlı aynı kahvehane sandalyelerinden; belki de akşamları pişpirik oynadığı o kahveden emanettiler.</p>
<p>Yazarken gözlüklerini takardı dedem ama çoğu kez gözlüğünün üstünden bakardı yazdıklarına, çok önemli bir iş yaptığını belli eden bir tavırla. Aceleye gelmezdi yaptığı iş, zaman daha ağır işlerdi o çalışırken, kolay mıydı öyle devlet kapısına elinde bir kâğıtla dayanmak, üzerine yazılanlara dikkat edilmezse. Daktilonun tuşlarına diğer parmakları yumuk ellerinin işaret parmaklarıyla bastığında dedem, yerinden zıplayıp kâğıda yapışan harflerin beni nasıl hayrete düşürdüğünü hiç unutmam bugün bile. Bir çocuk için çok ilginç bir durumdu bu veya ben öyle bir çocuktum.</p>
<p>Beni kucağına aldığında &#8220;prensim&#8221; diye seven dedemden çok uzakta, İstanbul&#8217;da yaşıyorduk. Öldüğünü duyduğumda, babamın doğduğu yere bir dahaki gidişimizde, o kulübede artık dedem olmayacak diye düşündüğümü hatırlarım ve bir de o parmakları olmayacaktı artık, harflere verdiği candan hâl kâğıtları çıkaran.</p>
<p>Sonra dayım öldü. Bana yaşça da hiç olmamış ağabeyim kadar yakın, bugün bile içi gülen kara gözleri gözümün önünden gitmeyen, sürekli bizden uzaktaki babamdan daha çok evimizin erkeği olan dayım. Dayım da daktilo kullanırdı zaman zaman, arkadaşlarından ödünç aldığı gri renkli, daha büyük makinelerdi onlar. Sonra onları teksirle çoğaltırlarmış; bilemezdim elbette ne işe yaradıklarını o zamanlar. Soluk bordo renkli perdelerimizi delip gecenin kör karanlığını gündüze çeviren ışıklar iki göz odalı evimizi aydınlattıktan hemen sonra paldır küldür içeri dalan polislerle yüz yüze geldikten çok sonra öğrendim o kâğıtların ne işe yaradıklarını ya da ben öyle zannettim. Belki de yine bir gece yarısı evimize gelen Anneannemin yeğenlerinden biri, benimle diğer dayım sıfatıyla tanıştırılan, dayımın ilk ismiyle adaş, Hüseyin dayımla ilgiliydi durum. Yurt gibi kullandıkları evden çıkıp bir süre bizde kalmıştı, saklanmıştı bizim evde. Boş bakıyor gibi gelen gözlerini ve düşüncelerini saklamıştık oysa daha çok. Pek öyle saklanacak, saklanabilecek biri gibi değildi, dağ gibi bir adamdı çünkü.</p>
<p>Yaşı yetmişlere yetmemişlerin anlayabileceği şeyler değildir bunlar, benim de çocukluğuma denk geldiğinden hayal meyal hatırladıklarım, adını sonradan koyduklarımdır ve belki bir şeylere karşı içimde besleyip büyüttüğüm nefretin tohumlarının ekildiği zamanlardır onlar. Ben büyümeye yüz tuttuğumda yeşermeye başlamış ve ilk baş gösterdiğinde seksenlerin bastırılmışlığıyla hadım edilen ama kertenkele kuyruğu gibi yeniden uzayan bir kin, bir nefrettir; nedenlerini bana kimse anlatmamışken kendi kendime ve sonra sonra idrak ettiğim.</p>
<p>Dayımın ölmeden bir yıl kadar önce mezun olduğu ticaret lisesine, aynı okula yazıldım ben de; tesadüften öte, sınavını verebilmek için benden beklenmeyecek bir bilgiçlik ve o günlerde sarıldığım bir bilinçle. Aynı okulu bitirmiş olduk dayımla ve daktilo kullanmayı da o okulda öğrendim. En sevdiğim dersti daktilo dersi. Sabırsızdım çok, bir an önce öğrenmek istiyordum ve fakat daktiloyla hakkını vererek yazmak öyle kolay öğrenilebilen bir şey değildi, sabretmek gerekliydi; parmaklar sonradan bir ömür boyu birlikte yaşayacakları harfleri tanıyana, ezberleyene dek. Öyle de oldu ve o gün bugündür her parmağımın kendine ait harfleri var. İşaret parmaklarımınkileri severim en çok, çünkü en çoğunu onlar sahiplenmiştir harflerin. Baş parmaklarım en tembelleridir; ara tuşuna basmakla görevlidir kendileri, işleri hafif ama görevleri ağırdır.</p>
<p>Benim de bir daktilom oldu sonradan. Babamın hediyesi, portakal renkli portatif bir daktilo. Yurt dışından satın alınmış olmasına rağmen &#8220;F&#8221; klavyeliydi.  Türkçe klavye dizilimidir ilk tuşu &#8220;F&#8221; ile başlayan. Bu klavye dizilimi standart olmaktan çıktı, gittikçe ötekileştirilen ve unutulan, sıradan bir seçenek haline geldi sonradan. Fayda öncelikleri ve başarı kriterlerine göre iyilikler ve güzellikler de sadece birer seçenek haline gelmediler mi insan hayatında, işte aynen öyle.</p>
<p>Sonra bilgisayarlar çıktı. Bir çeşit kaldıraç olan daktilo tuşlarına kıyasla çok daha hafif bir dokunuş yetiyordu, bu defa kâğıt yerine ekrana düşen harfleri yan yana dizmek için. Ama ben mekanik daktilo yazmaktan gelen alışkanlıkla bir süre daha aynı hiddet ve şiddetle basmaya devam ettim bilgisayarın tuşlarına. Zamanla rahatladık, alıştık birbirimize, parmaklarımın uzantısı haline geldi klavyelerim.</p>
<p>Yıllar sonra &#8220;F&#8221; klavye mi, &#8220;Q&#8221; klavye mi diye tartışmalar okudum ve güldüm, daha çok acıdım o soruyu soranlara da, hiçbir zaman Türkçeden yana olmamış &#8220;Q&#8221; klavye diye cevap verenlere de. <em>&#8220;Kanmışlıklar, doğruluğun yalanlardan daha tehlikeli düşmanlarıdır.&#8221;</em> diye güzel söylemiş Nietzsche. Alışmak, sorgulamaktan daha kolay değil mi hepimiz için? Sorgulayan, kavga eden, Don Kişot damgası yemiyor mu? Sanki salt kendi varlığıyla ilgili bir sorunu varmış, kendi bokuyla kavga ediyormuş sayılmıyor mu?..</p>
<p>Doğruyla eğrinin ne kadar kolay yer değiştirebildiğini bir kere daha idrak etmemi sağlayan bir sembol gibi görmeme şaşmamalı o daktilo tuşlarını da ve iyi ki görmüşüm derim, o metruk arzuhâlci kulübesinin içindeki dedemi ve hiç olmasa da hep benim olmaya devam edecek daktilomu.</p>
<p>Neyse ki tartışmaların bu topraklarda bir yere varmaktan çok egoların sidik yarıştırmasına yaradığını kavradım sonradan. Kızardım önceleri, bokunu toprakla örten köpeklerde bile olmayan bir utanmazlıkla bilmedikleri şeyler hakkında iddialaşanlara, bilmediklerini biliyormuş gibi kabul ettirmeye çalışan hallerine ve onlara kolayca kanarak, hep birlikte birbirlerinin üstüne binmek suretiyle çoğalıp en üsttekinin bayrak zannettiği bir tüyle taçlandırdığı büyük bir gübre yığını haline gelmelerine.</p>
<p>Bakalım şimdi, nerelerden çıkıp nereye gelmişiz.</p>
<p>Kadınların daha çoktur ama onlarınkiler kadar değerli, önemli aksesuarları, araç-gereçleri, oyuncakları vardır erkeklerin. Bir yere giderken yanlarına almazlarsa kendilerini çıplak hissedebildikleri. Eskilerde kol saati öyle bir şeydi. Şimdilerde herkes için cep telefonu öyle. Sigara içenlerin çakmağı öyledir belki, sigara tabakam öyledir benim için. Cüzdanlar da öyledir, içindekilerden daha önemlidir kimine göre, hangisini önemsediğine bağlı olarak kişinin.</p>
<p>Değerli saydığım diğer eşyalarımın yanısıra, adına ayfon (iPhone) denen eşyama belki hepsinden daha büyük önem yüklememin nedenleri bunlardır diye düşünmemin eseridir bu yazı, <a href="http://www.ifonfan.com">başka bir yerde</a> üzerine methiye düzmem de bundandır muhakkak. Dedemin daktilosunun bilinçaltımda yer etmiş siyah rengi kendine karşılık bulur arkasındaki plastikte, sehpasındaki yine siyah, yandan çevirmeli bakalit büstle birlikte. Küçük ekranına sığdırılabilmiş klavyedir asıl nedeni ve kendisini her an yanımda taşıyabilmek mutlu eder beni içten içe, kalem olmadan yazı yazabilme ihtimalini severim, yeri gelir yazarım da, hiç sahip olamadığım dedemin daktilosunun yerini tutmasa da; belki ona saydığım hem telefonum ama daha çok minik siyah daktilom, çocukken sahip olamadığım oyuncağım.</p>
<p>Bugünü bugünden yazmanın zamanıdır artık. Yazacak, okuyacak adam kalmışsa hâlâ.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/edebiyat/turler-arasi/ayfonumda-sakli-daktilom/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akşam Akşam</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/aksam-aksam/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/aksam-aksam/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Jun 2009 20:28:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Riza Esin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[akşam]]></category>
		<category><![CDATA[alev]]></category>
		<category><![CDATA[ateş]]></category>
		<category><![CDATA[ay]]></category>
		<category><![CDATA[bulut]]></category>
		<category><![CDATA[dalgalar]]></category>
		<category><![CDATA[gök]]></category>
		<category><![CDATA[gökyüzü]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[kıvılcım]]></category>
		<category><![CDATA[kumlar]]></category>
		<category><![CDATA[martı]]></category>
		<category><![CDATA[mutsuz kuş]]></category>
		<category><![CDATA[Özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[sahil]]></category>
		<category><![CDATA[susmak]]></category>
		<category><![CDATA[ufuk]]></category>
		<category><![CDATA[yalı çapkını]]></category>
		<category><![CDATA[yelkenli]]></category>
		<category><![CDATA[yıldızlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=2728</guid>
		<description><![CDATA[sahile vurmuş
dalgaların göz yaşartıcı sesleri
akşamları daha çok seviyor
kumlara değmeyi sular
peşine düşüyorum bir yelkenlinin
ufku çiziyoruz yeniden
selamlıyorum uzakları peşi sıra
bir martı gökyüzünü okşuyor
başka bir kuş daha var
konuyor yanıbaşıma
konuşuyoruz havadan sudan
yalı çapkınıymış yedi sülaleden
öncesini bilmezmiş
soruyorum
kuşlar uçtukları için mi özgür
yan yan bakıyor bir yandan
bir yandan konuşuyor
o sadece uçarmış
bir de dalar çıkarmış
gerisini bilmezmiş
peki diyorum söylesene
mutsuz kuş nasıl öter
yan yan susuyor
dalıyoruz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>sahile vurmuş<br />
dalgaların göz yaşartıcı sesleri<br />
akşamları daha çok seviyor<br />
kumlara değmeyi sular<br />
peşine düşüyorum bir yelkenlinin<br />
ufku çiziyoruz yeniden<br />
selamlıyorum uzakları peşi sıra<br />
bir martı gökyüzünü okşuyor<br />
başka bir kuş daha var<br />
konuyor yanıbaşıma<br />
konuşuyoruz havadan sudan<br />
yalı çapkınıymış yedi sülaleden<br />
öncesini bilmezmiş<br />
soruyorum<br />
kuşlar uçtukları için mi özgür<br />
yan yan bakıyor bir yandan<br />
bir yandan konuşuyor<br />
o sadece uçarmış<br />
bir de dalar çıkarmış<br />
gerisini bilmezmiş<br />
peki diyorum söylesene<br />
mutsuz kuş nasıl öter<br />
yan yan susuyor<br />
dalıyoruz birlikte<br />
o çıkıyor<br />
birileri ateş bırakmış<br />
havayla sevişmiş alevler<br />
göğü döllemiş kıvılcımları<br />
güneşle kardeşmiş şu yıldızlar<br />
duruyormuş gibi yapıyorlar<br />
neler nelerden sonra<br />
ay da katılıyor bize<br />
yarım ağız<br />
tütün tutuyorum<br />
birlikte tütüyoruz<br />
gözü ısırmış beni<br />
buralı mısın diyor<br />
yok diyorum<br />
senin gözün yok ki<br />
kraterlerin var<br />
ama ben seni hep görüyorum<br />
bulut giriyor aramıza<br />
muhabbet koyulaşıyor<br />
sular uyumuş<br />
arada bir berinliyor<br />
duruyormuş gibi yapıyoruz<br />
susuyoruz hep birlikte<br />
dalgalar uyanmasın diye</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/aksam-aksam/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevgiliye Mektup</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/edebiyat/turler-arasi/sevgiliye-mektup/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/edebiyat/turler-arasi/sevgiliye-mektup/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 May 2009 14:01:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Riza Esin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türler Arası]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Sirmen]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>
		<category><![CDATA[okumak]]></category>
		<category><![CDATA[okur]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[sevgili]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçe]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<category><![CDATA[yazmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=2680</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili,
sana bunu niye yazdığımı birkaç satır sonra anlayacaksın; çok sık yazmadığım için beni bağışla. Yazmaya vakit bulamadığımdandır çoklukla; yazmaya değer şeyler dolanıp durmuyor değil kafamda ama kafam olduğu yerde duruyor mu bilmiyorum bazen, bazen de beğenmiyorum kendimi, yazdıklarımı.
Beğendiğim bir şeyin, bir kitabın haberini vermek için yazıyorum bu kez. Ali Sirmen&#8217;in &#8220;Sevgiliye Mektuplar&#8221; isimli kitabını. Kitap [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili,</p>
<p>sana bunu niye yazdığımı birkaç satır sonra anlayacaksın; çok sık yazmadığım için beni bağışla. Yazmaya vakit bulamadığımdandır çoklukla; yazmaya değer şeyler dolanıp durmuyor değil kafamda ama kafam olduğu yerde duruyor mu bilmiyorum bazen, bazen de beğenmiyorum kendimi, yazdıklarımı.<span id="more-2680"></span></p>
<p>Beğendiğim bir şeyin, bir kitabın haberini vermek için yazıyorum bu kez. Ali Sirmen&#8217;in &#8220;Sevgiliye Mektuplar&#8221; isimli kitabını. Kitap kendisinin son on iki yılda günlük sıcak siyaset dışında kalan konu ve kavramlarla ilgili yazılarından oluşuyor, deneme tadında. Hepsini birbirinden değerli ve önemli buldum, kimi zaman gülümsetti beni, keyiflendirdi, kimi zaman hayıflandırdı. Hüzünlendiğim anlar da oldu ama ben en çok giriş yazısını beğendim, seninle paylaşmak istiyorum şimdi:</p>
<blockquote><p><em>Bundan 12 yıl kadar önce, biraz da bizim politik ortamımızın hep aynı kısırdöngü içine hapsedilmiş olmasının sonucu olarak biteviyeleşmiş siyasi yazıların dışında pazar günlerini, günlük politika dışındaki konulara ayırmayı ve bunları &#8220;Sevgiliye Mektuplar&#8221; biçiminde kaleme almayı düşündüm. (&#8230;)</p>
<p>(&#8230;) Bir süre sonra çok kişiden aynı soruyu aldım:</p>
<p>– Kim bu Sevgili?</p>
<p>Ben de bilmiyordum başlangıçta. Somut bir yanıt veremiyor, karşımdakilerde kaçamak oynuyor izlenimi yaratıyordum.</p>
<p>En sonunda bir gün yanıtı bir hanım okurum buldu. İzmir Kitap Fuarı&#8217;nda yanıma yaklaştı ve,</p>
<p>– Merhaba Ali Sirmen, ne güzel her pazar bana mektup yazıyorsunuz, dedi.</p>
<p>Haklıydı.</p>
<p>Bir yazar için diyalog kurabildiği okur en büyük sevgilidir ve kalemi elinden düşmediği sürece, sönmeyecek bir aşk vardır aralarında.</p>
<p>Çeşitli konuları içeren bu kitap biraz da bu aşkın öyküsüdür.</em></p></blockquote>
<p>Böyle demiş Sirmen.</p>
<p>Ben bunu sana bir inceleme yazısı olarak yazmak isterdim aslında ama kabahatimden büyük saymazsan, yukarıda saydığım yazmama ya da yazamama nedenlerimden birini seç ve beni mazur gör lütfen, hem Ali Sirmen kitabı anlatmak için kendimi yeterli hissedebileceğim kadar Ali Sirmen kitabı okumadım henüz, hem de kitabı okuyup bitirdikten sonra duyduğum heyecan soğusun istemedim, taze taze paylaşmak istedim, sen de al ve oku diye.</p>
<p>Yazarının köşesinden takip edebildiğim yazıları ve bu kitap özelinde düşünerek ama, Türkçe&#8217;nin en arı ve en duru haliyle yazıldıkları için bana bambaşka bir haz verdiğini ve kelime dağarıma kimilerini kullanmaya kullanmaya unuttuğum, kimilerini ise ilk kez duyduğum yenilerini eklediğini söyleyebilirim şimdiden; bunu severim, bilirsin.</p>
<p>Yine biliyorsundur ama gölgesinde serinlemek için çokça neden olan yaşayan bir çınar olduğunu ekleyebilirim bir de kendisinin; ülkenin uzak ve yakın geçmişini cefasını da çekerek yaşayan, yaşamakla kalmayıp bir de yazan, hem de bence iyi yazan aydın ve &#8220;zekâsıyla kötümser ama iradesiyle iyimser&#8221;<sup>1</sup> aydınlık insanlarımızdan biri olduğunu.</p>
<p>Madam Kalyopi&#8217;yi tanır mısın sen Sevgili ya da Yaver Bey&#8217;i?.. Sormagir sokağından hiç geçtin mi?</p>
<p>Hani hep istemişizdir ya, bir de bu kitapta Paris&#8217;e gitmek için bir neden daha bulduğumu söylemeliyim. Convention meydanındaki Le Directoire&#8217;a uğranacak ve boş sandalyelere Ali Sirmen ve yakın dostu için birer kadeh Calvados ısmarlanacak. Karşılıklı içmeden dönmeyeceğiz, sakın unutma!</p>
<p>İşte böyle Sevgili, benden şimdilik bu kadar. Durma, sen de yaz.</p>
<p>Sağlıkla,</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2009/05/sevgiliye_mektuplar.jpg" alt="Ali Sirmen, Sevgiliye Mektuplar" title="Ali Sirmen, Sevgiliye Mektuplar" width="170" height="272" class="alignnone size-full wp-image-2681" /></p>
<p><strong><a href="http://kitap.cumhuriyeti.com.tr/DetayliBilgi/135">Sevgiliye Mektuplar</a>, Ali Sirmen, Ekim 2007 (Cumhuriyet Kitapları)</strong><br />
ISBN: 978-9944-150-27-9</p>
<p><small>(1) Antonio Gramschi</small></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/edebiyat/turler-arasi/sevgiliye-mektup/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilmemenin Dayanılmaz Hafifliği</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/e-kitap/bilmemenin-dayanilmaz-hafifligi/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/e-kitap/bilmemenin-dayanilmaz-hafifligi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Apr 2009 19:59:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Riza Esin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Elektronik Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Amazon]]></category>
		<category><![CDATA[Classics]]></category>
		<category><![CDATA[E-Tablet]]></category>
		<category><![CDATA[E-Text]]></category>
		<category><![CDATA[e-yayınevi]]></category>
		<category><![CDATA[ekitap]]></category>
		<category><![CDATA[Google]]></category>
		<category><![CDATA[Kindle]]></category>
		<category><![CDATA[Kindle 2]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Lexcycle]]></category>
		<category><![CDATA[Stanza]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=2652</guid>
		<description><![CDATA[Google, geçtiğimiz aylarda Kitap Projesi&#8216;nin mobil cihazlar için uyarlanmış yeni sürümünü duyurdu; siz duydunuz mu? Kataloğunda bir buçuk milyonu aşkın e-kitap bulunan bu kütüphaneye artık telefon ve diğer portatif cihazlardan da ulaşılıp kitap okunabiliyor.
Ücretsiz yüklenebilen &#8220;Stanza&#8221; (iTunes Bağlantılarıdır) ile &#8220;eReader&#8221; ve üç dolara satılan &#8220;Classics&#8221; yazılımlarıyla Apple&#8217;ın iPhone&#8217;u da, Amazon&#8217;un Elekronik Kitap (E-kitap, E-tablet) cihazı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Google, geçtiğimiz aylarda <a href="http://books.google.com/">Kitap Projesi</a>&#8216;nin mobil cihazlar için uyarlanmış <a href="http://books.google.com/googlebooks/mobile/">yeni sürümünü</a> duyurdu; siz duydunuz mu? Kataloğunda bir buçuk milyonu aşkın e-kitap bulunan bu kütüphaneye artık telefon ve diğer portatif cihazlardan da ulaşılıp kitap okunabiliyor.</p>
<p>Ücretsiz yüklenebilen <a href="http://itunes.apple.com/WebObjects/MZStore.woa/wa/viewSoftware?id=284956128&#038;mt=8">&#8220;Stanza&#8221;</a> (iTunes Bağlantılarıdır) ile <a href="http://itunes.apple.com/WebObjects/MZStore.woa/wa/viewSoftware?id=284499993&#038;mt=8">&#8220;eReader&#8221;</a> ve üç dolara satılan <a href="http://itunes.apple.com/WebObjects/MZStore.woa/wa/viewSoftware?id=294773236&#038;mt=8">&#8220;Classics&#8221;</a> yazılımlarıyla Apple&#8217;ın iPhone&#8217;u da, Amazon&#8217;un Elekronik Kitap (E-kitap, E-tablet) cihazı &#8220;Kindle&#8221;a ciddi bir rakip haline geldiğini göstermişti hani&#8230; Stanza&#8217;yı bugüne değin bir milyondan fazla kişi indirmiş cebine. Kimi kurcalamak içinse, kimi kitap okumak, &#8220;e-kitap&#8221; okumak için.<span id="more-2652"></span></p>
<div id="attachment_2655" class="wp-caption aligncenter" style="width: 488px"><img src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2009/04/stanza_guncel.jpg" alt="Stanza Bestsellers" title="Stanza Bestsellers" width="478" height="299" class="size-full wp-image-2655" /><p class="wp-caption-text">Stanza Bestsellers</p></div>
<p>Amazon, ilk çıktığı günlerde yok satan Kindle&#8217;ın ikinci modeli &#8220;Kindle 2&#8243;yi geçen yılın sonlarında piyasaya sunmuştu. iPhone veya Kindle&#8217;ın elektronik kitap tableti olarak en önemli özellikleri, bir bilgisayar bağlantısına ihtiyaç duymaksızın internet veya kablosuz telefon ağlarından kitap indirebilmeleriydi; biz bilelim veya bilmeyelim halen de öyle&#8230;</p>
<p>Stanza kütüphanesinde 100.000&#8242;in üzerinde, Amazon&#8217;un kütüphanesinde 270.000&#8242;i aşkın e-kitap bulunuyor. <strong>Amazon&#8217;un, sadece iPhone üzerinde çalışan Stanza&#8217;nın sahibi Lexcycle firmasını satın aldığı –bugün– duyuruldu.</strong> Google, saman altından su yürütüyor.</p>
<p>Ya biz ne yapıyoruz?.. Kitapla hatırlı bir ilişki kurabilmişlerden konuya biraz aşina olanlarımız varsa da, onların <em>&#8220;Öyle de kitap okunur muymuş canım&#8230;&#8221;</em> diyerek geçiştirmesiyle bekleşiyoruz. Bekleyelim&#8230; Bekleyelim ki dünya teknoloji ve çevrimiçi perakende devleri gelsinler, öyle kitap okunur muymuş okunmaz mıymış göstersinler. Biz yine bildiğimizi okuyalım.</p>
<p>İnternet üzerinde mevcut ve artık milyonlarla ifade edilen elektronik kitap sayısının yüzde doksan dokuz nokta doksan dokuzu Türkçe dili dışındaki eserler.</p>
<p><em>&#8220;Bu Türkçe bilenler için ne anlam ifade ediyor?&#8221;</em> diye sorulacak olursa, bunun en isabetli yanıtı, <em>&#8220;Matbaanın bu topraklara Avrupa&#8217;dan üç yüz yıl sonra gelmesi ne anlam ifade ediyorsa, o&#8230;&#8221;</em>dur.</p>
<div id="attachment_2497" class="wp-caption alignright" style="width: 310px"><img src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2009/02/rabbit_hole_chapter.jpg" alt="Classics" title="Classics" width="300" height="431" class="size-full wp-image-2497" /><p class="wp-caption-text">Classics</p></div>
<p>İyimser, günümüz gerçeklerine uymasa da güne not düşen başka bir bakış açısı ise okunması yapmasından daha kolay uzun bir cümleyle bize şunu söyler:</p>
<p><em>&#8220;Üniversitelerin kimi kendi içlerinde yürüttükleri, kimi ünvan yükseltme tezlerine konu olmakla kalan çalışmaları artık birleştirmeleri ve genele yayma iradesini göstermeleri, bunun için öncelikle yayınevleri ve yazar örgütlerinin bu çalışmalara dahil edilmesi, sonralıkla halihazırda konuyla ilgilenmekte olan uluslararası organizasyonlara dahil olunması,  sahipsiz metin zenginliklerimizin yasal yoldan nasıl işlenebileceği konusuna telif hakları kapsamında açıklık getirilmesi, bu arada aydınlanma yolunda &#8220;etken&#8221; bir unsur olarak &#8220;okuma&#8221; eyleminin erdemlerini &#8220;edilgen&#8221; topluma anlatma erkini elinde bulunduran &#8220;bir hısım&#8221; medyanın ticari amaç gütmeksizin(!) gündem oluşturmayı kendine heves edinmesi, mevcut ve müstakbel telif hakkı sahiplerinin bu haklarını paraya çevirebilecek mekanizmaların ülkemizde de oluşturulması ve böylelikle kitapların sayısal bilgi haline dönüştürülmesine başlanarak dileyen okurların erişimine açılması için aradan otuz yıl geçmesinin beklenmemesi&#8230;&#8221;</em></p>
<p>- Amiiin!..</p>
<p>Yani insanlığın genel yararının değil, bireyciliğin yüceltildiği, zümrecilikten, taraf(k)ârlıktan çoğu birey bile olamayan bir insan topluluğu için olmayacak duaya idi amin. Bizde bazı şeylerin dank etmesi zaman alabiliyor.</p>
<p>Bu da kendiliğinden gerçekleşmiyor elbette; &#8220;beklenmedik bireycilerin&#8221; atı alıp Üsküdar&#8217;ın hâkim bir tepesinden pis bıyıklı bir gülümsemeyle dank ettirmesi gerekiyor.</p>
<p>Yenilik ve devrimsel nitelikleri toplumca bilinmeyen bir konu, kanıksanması şöyle dursun, henüz hiç irdelenmemişken, &#8220;duble yol devrimcilerimizin<sup>(1)</sup>&#8221; Milli Eğitim Bakanlığı eliyle hangi kapalı kapılar ardında, hangi tepeden inme e-kitap cihazını, hangilerimizin içtiği rakıdan arttırdıkları vergilerle finanse ederek, hangi &#8220;bireyleri&#8221; zengin edeceğini de pek yakında görüp öğreneceğiz. Haberiniz oldu mu?.. Amaçlarını <strong>&#8220;çocukları çantalarındaki kitapların &#8216;ağırlığından&#8217; kurtarmak&#8221;</strong> olarak açıklamışlardı hani&#8230;</p>
<p>Bilmesek daha iyi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><small>(1) Feridun Fikret Baloğlu, 22. Dönem CHP Antalya Milletvekili</small></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/e-kitap/bilmemenin-dayanilmaz-hafifligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İkinci Şahsın Rüyası</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/ikinci-sahsin-ruyasi/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/ikinci-sahsin-ruyasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2009 11:49:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Riza Esin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[ayna]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[hayal]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>
		<category><![CDATA[kardan adam]]></category>
		<category><![CDATA[kış]]></category>
		<category><![CDATA[pencere]]></category>
		<category><![CDATA[rüya]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk]]></category>
		<category><![CDATA[uyanmak]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=2610</guid>
		<description><![CDATA[aşk iki kişilik teşekkül
ikisi de benden müteşekkil
penceremden bakıyorum
dışarda senle karışık kar yağıyor
cama kısaltıyorum bakışlarımı
bir yüzümü orda bırakıyorum
dışarı koşuyorum
merdivenlerden çağlayarak
bir azmış iki yokmuş
kar topluyorum ağlayarak
kardan adam yapıyorum
içine soğuk işlemiş sözcüklerden
hayallerinin tüm haklarını
süpürgesine saklıyorum
çığlıktan bir düğüm atıyorum boynuna
ağzı kömür dili yok
boyuna düşürüyor yüzünü
burnunu tersten takıyorum
kuru kardan adam olmaz
yere yağıyor çığ gibi
yerde kara basanlardan izler
üstünden geçmeye değmez
hırçın kışa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><em>aşk iki kişilik teşekkül<br />
ikisi de benden müteşekkil</em></p>
<p>penceremden bakıyorum<br />
dışarda senle karışık kar yağıyor<br />
cama kısaltıyorum bakışlarımı<br />
bir yüzümü orda bırakıyorum</p>
<p>dışarı koşuyorum<br />
merdivenlerden çağlayarak<br />
bir azmış iki yokmuş<br />
kar topluyorum ağlayarak</p>
<p>kardan adam yapıyorum<br />
içine soğuk işlemiş sözcüklerden<br />
hayallerinin tüm haklarını<br />
süpürgesine saklıyorum</p>
<p>çığlıktan bir düğüm atıyorum boynuna<br />
ağzı kömür dili yok<br />
boyuna düşürüyor yüzünü<br />
burnunu tersten takıyorum</p>
<p>kuru kardan adam olmaz<br />
yere yağıyor çığ gibi<br />
yerde kara basanlardan izler<br />
üstünden geçmeye değmez</p>
<p>hırçın kışa inat<br />
sonbahar kadar sıcak<br />
vefada sahlep içmek kadar saçma<br />
tarçınlı bir şarkı uyduruyorum</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<em>aşk bu yan etkisi ateşten<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;yanıyor zaten daha güzel kıştan<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;yalnızlık iki kişilik biri ben<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;gerçekten kör müyüz şeytan</em></p>
<p>uyan diyor başka bir şarkı<br />
uyanıyorum aranıyorum şaşkın<br />
neye harcarsan harca<br />
zannetmeler para üstü aşkın</p>
<p>fırlıyorum yattığım yerden<br />
bir soğuk demir ustasından<br />
beklenmeyecek çeviklikle<br />
soğuk demir ustası değilim zaten</p>
<p>pencereye koşuyorum<br />
dışarda senle karışık kar<br />
yalnızlık yarı uyanık<br />
camda hâlâ yüzün var</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/ikinci-sahsin-ruyasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Adabımuaşeret-ül Cep Telefonu</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/edebiyat/mizah-hiciv/adabimuaseret-ul-cep-telefonu/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/edebiyat/mizah-hiciv/adabimuaseret-ul-cep-telefonu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 Nov 2008 23:44:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Riza Esin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Mizah-Kara Mizah]]></category>
		<category><![CDATA[Apollon]]></category>
		<category><![CDATA[Atılgan]]></category>
		<category><![CDATA[berber]]></category>
		<category><![CDATA[Cep Telefonu]]></category>
		<category><![CDATA[haberleşme]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[İletişmek]]></category>
		<category><![CDATA[ışınlama]]></category>
		<category><![CDATA[ışınlanmak]]></category>
		<category><![CDATA[Kaptan Kirk]]></category>
		<category><![CDATA[Midas]]></category>
		<category><![CDATA[Midasın kulakları]]></category>
		<category><![CDATA[Mr. Spock]]></category>
		<category><![CDATA[Telefon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=1866</guid>
		<description><![CDATA[Atılgan kaptanı James Tiberius Kirk (MS. 2233-2293, &#8220;Huzur İçinde Doğsun&#8221;), nam-ı diğer Kaptan Körk, Delta Kuadrant&#8217;ını ziyaretleri esnasında Atılgan&#8217;ı yörüngesine yerleştirdikleri bir gezegene çer çöp toplamak göreviyle ışınlanarak inmiş bulunan tayfasını bileğini ağzına götürerek konuşabilecek yerde &#8220;kol telefonu&#8221;na eğilmek suretiyle arar. Allahtan Mistır Spak kapsama alanındadır. Kısa bir cozurtudan selametle sıyrılan pes bir ses &#8220;Emredin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_1868" class="wp-caption alignleft" style="width: 190px"><img src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/11/ex_jameskirktiberious-180x211.jpg" alt="James Tiberious Kirk" title="James Tiberious Kirk" width="180" height="211" class="size-thumbnail wp-image-1868" /><p class="wp-caption-text">James Tiberious Kirk</p></div>
<p>Atılgan kaptanı James Tiberius Kirk <em>(MS. 2233-2293, &#8220;Huzur İçinde Doğsun&#8221;)</em>, nam-ı diğer Kaptan Körk, Delta Kuadrant&#8217;ını ziyaretleri esnasında Atılgan&#8217;ı yörüngesine yerleştirdikleri bir gezegene çer çöp toplamak göreviyle ışınlanarak inmiş bulunan tayfasını bileğini ağzına götürerek konuşabilecek yerde &#8220;kol telefonu&#8221;na eğilmek suretiyle arar. Allahtan Mistır Spak kapsama alanındadır.<span id="more-1866"></span> Kısa bir cozurtudan selametle sıyrılan pes bir ses <em>&#8220;Emredin Kaptan!&#8221;</em> der.</p>
<p><em>– Midas&#8217;ın kulakları eşek kulaklarıysa seninkine ne demeli bilemiyorum Spak&#8230; Elf kulağı desek olur mu?</em><!--more--></p>
<p>Mistır Spak cevap verir.</p>
<p><em>– Mantıklı&#8230;</em></p>
<p>Bay Spak da, henüz doğmamış Kaptan Körk de, –o kadar ileriye gitmeye gerek yok– Midas&#8217;ın kulaklarını eşek kulağına dönüştüren Apollon da, Midas da, Midas&#8217;ın berberi de bilemezdi iletişimin günümüzde ulaşacağı aşamayı.</p>
<p>Herkes birbiriyle iletişmekte şimdi. Bu devirde iletişmemesi zor.</p>
<p>Radyo vardı önceleri. Sonra Televizyon çıktı. Telsiz moda oldu bir ara&#8230; Birek Bireek!!!</p>
<p>Bilgisayar var şimdi; değil mi efendim?.. Cep bilgisayarları var, cep telefonları var&#8230; Daha ne olsun ki?..</p>
<p>Rahmetli Grehım Bel&#8217;den günümüze değin &#8220;konuşmaları ileten ve yansıtan düzenek&#8221; diye tanımlanabilen telefon, kuyruğundan kurtulalı beri artık gerekli gereksiz ve hiçbir kural, adap, adabımuaşeret tanımadan kıpraşmaya devam ediyor.</p>
<p>Nihayetinde bir aletten söz ediyoruz. <em>&#8220;Alet işler, el övünür.&#8221;</em> diye boşuna mı söylemişler? Bunun bir ilgisi yok, kabul ediyorum ama aleti alet gibi kullanmayanlara ne demeli?..</p>
<p>Anlatmak istediğim asıl konuya geleyim.<!--more--></p>
<p>Cep telefonu denen alet midir, illet midir nedir, işte onu kullanmaya daha en başında direnç gösterenlere gösterdiğim hayret ifademi yarından tezi yok geri alıyorum. Yüzümün bugün aldığı hâl, yarına kadar ancak çözülür çünkü.</p>
<p>Neymiş efendim, telefonlara çıkmıyormuşum.</p>
<p>Size mi soracağım telefona çıkıp çıkmayacağımı, kimin telefonunu açıp kiminkini açmayacağımı?.. Efendim?..</p>
<p>Bu hadise çıktığından beri, herkes kendine göre bir telefon kullanma alışkanlığı geliştirdi bana göre. Geliştirmek zorunda. Geliştirmemişseniz de o sizin bileceğiniz iş, benimkine karışma cüretini nasıl gösterirsiniz? Siz kimsiniz? Aloo?.. Hayır, yanlış çevirdiniz.</p>
<p>Cep telefonumuz var ya, her an ulaşılabilir insan haline geldik. Geldik mi?.. Ben gelmedim. Gelmeyeceğim.</p>
<p>Telefonla birisini aradığınızda o telefon açılmıyorsa bunun mantıklı altı açıklaması olabilir. Yedincisini siz geliştirdiyseniz, onu bilemem elbette.</p>
<div id="attachment_1874" class="wp-caption alignleft" style="width: 238px"><img src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/11/ex_mobile_phone1.jpg" alt="Meşgul" title="Meşgul" width="228" height="326" class="size-full wp-image-1874" /><p class="wp-caption-text">Meşgul</p></div>
<p>Bir, meretin ismi cep telefonu olsa da kişinin cebinde, yanında, yöresinde olmayabilir.</p>
<p>İki, telefon kişinin cebinde, hatta elinde bile olabilir ve fakat kişinin bir meşguliyeti, bir dikkat toplaşımı, kısacası bir işi vardır.</p>
<p>Üç, kişinin canı herhangi birisiyle telefonla konuşmak istemiyordur.</p>
<p>Dört, kişi sizinle görüşmek istemiyordur.</p>
<p>Beş, kişi ölmüştür.</p>
<p>Her halükârda, telefonu üç beş defa çaldırır, açılmıyorsa kapatırsınız. Söyleyeceğiniz şey sizin için önemliyse -hadi, karşınızdaki için önemli olup olmadığını da bir tarafa bırakın- bir iki dakika kadar bekler, yeniden ararsınız kişiyi. Hepsi odur. O olmalıdır.</p>
<p>Telefon açılmamışsa, aradığınız numara meşguldür. Bunun için mutlaka dıt dıtlaması gerekmez telefonun.</p>
<p>O değilse, telefonun açılmamış olmasına kızmadan veya üçüncüyü denemeden veya benim aklıma gelmeyen başka akıl evvellikleriyle geliştirilebilecek başka bir şeyi denemeden önce kendinize gelin derim ben. En azından beni aramışsanız öyle yapın.</p>
<p>Farklı bir davranış biçimi, bencilliğin daniskasıdır. Hatta daha da ileri gidilerek karşınızdakini küçümsemek anlamına geldiği dahi söylenebilir. Daha geriye dönerek söyleyeyim; saygısızlıktır.</p>
<p>Öyle ya, o insan her ne ile ilgili olursa olsun sizinle aynı ânı paylaşmak zorunda mı? Her ne söyleyecekseniz, her ne anlatacaksanız anlatın; her ne için iletişmek istiyorsanız isteyin. Özel, kişisel, işle ilgili&#8230; Her ne olursa olsun, o kişinin kendi öncelikleri, kendi ânı, içinde yaşadığı kendi uzayı, farkında olarak veya olmayarak kendi çizdiği bir psikolojik sınırı yok mudur?</p>
<p>Telefonla doğru iletişim kurduğunu söyleyen insan öncelikle kendisine şunu sormalı. Bırakın telefonla iletişimi, bir kere doğru &#8220;iletişim&#8221; kurabiliyor mu?</p>
<p>Örneğin, yüz yüze iletişim kurduğu bir insana bir soru sorduğunda, –salt &#8220;nasılsın?&#8221; diye sormuş bile olsa–, başka bir konuya girmeden veya ilgisini başka bir şeye yöneltmeden önce, bir önce sorduğu sorunun cevabını sonuna kadar dinliyor mu?</p>
<p>Cep telefonu; eşittir, her an ulaşılabilir insan. Bu mudur?..</p>
<p>Bir insana ulaşabilmiş olmanız demek, her keresinde telefonunuza çıkmış olması demek değildir. Hiç telefonla görüşmediğiniz bir insana da çok kolay ulaşabilirsiniz.</p>
<div id="attachment_1871" class="wp-caption alignright" style="width: 280px"><img src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/11/ex_midasin_kulaklari1.jpg" alt="Midasın Kulakları" title="Midasın Kulakları" width="270" height="439" class="size-full wp-image-1871" /><p class="wp-caption-text">Midasın Kulakları - Konya Devlet Tiyatrosu</p></div>
<p>Koskoca hükümdar, dokunduğu her şeyi altına çeviren hükümdar Midas da bilememiş ya ağzında bakla ıslanıp ıslanmadığı hususunun cevabı efsaneler kadar eski bir meslek erbâbına o kulaklar gösterilmez; ben artık bir şeycikler demiyorum.</p>
<p>Bilmemek ayıp değil, dememek ayıp; Midas&#8217;ın berberi, bir sır olan eşek kulağı kadar kulaklarını görünce müşterisinin, bunu birine söylemezse mesleğinden men edileceği korkusuna daha fazla dayanamayacağını bahane eder kendisine, &#8220;bari bir kuyuya eğileyim de içimi boşaltayım&#8221; kabilinden haykırır bunu kuyunun ağzına:</p>
<p><em>– Midas&#8217;ın kulaklarııı&#8230; Eşşek kulaklarııı!..</em></p>
<p>O ses, kuyunun duvarlarında yankılana yankılana suya ulaşır. Su durur mu? Durmaz; o da sazlıklara iletir sesi. Sazlarsa, rüzgârla cilveleşirken kendini hadiseye fazla kaptırınca farkında olmadan fazla ses çıkarmış olur haliyle ve sonunda işte o söz yankılana yankılana Samanyolu&#8217;nun dört bir &#8220;Quadrant&#8221;ına kadar yayılır.</p>
<p>Hay, ya Rabbi&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/edebiyat/mizah-hiciv/adabimuaseret-ul-cep-telefonu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Başka Yerde Şubemiz Yoktur</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/edebiyat/denemeler/baska-yerde-subemiz-yoktur/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/edebiyat/denemeler/baska-yerde-subemiz-yoktur/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Sep 2008 23:37:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Riza Esin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[afiyet olsun]]></category>
		<category><![CDATA[avuntu]]></category>
		<category><![CDATA[bakkal]]></category>
		<category><![CDATA[başka yerde şubemiz yoktur]]></category>
		<category><![CDATA[berber]]></category>
		<category><![CDATA[Beşiktaş]]></category>
		<category><![CDATA[dükkan]]></category>
		<category><![CDATA[emsal]]></category>
		<category><![CDATA[garp]]></category>
		<category><![CDATA[hamam]]></category>
		<category><![CDATA[hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[ihtimam]]></category>
		<category><![CDATA[işletme]]></category>
		<category><![CDATA[Kadıköy]]></category>
		<category><![CDATA[Kahraman Bakkal Süpermarkete Karşı]]></category>
		<category><![CDATA[kahve]]></category>
		<category><![CDATA[Karaköy]]></category>
		<category><![CDATA[kese kâğıdı]]></category>
		<category><![CDATA[küf]]></category>
		<category><![CDATA[kurnazlık]]></category>
		<category><![CDATA[kuru kahve]]></category>
		<category><![CDATA[lokanta]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[muamele]]></category>
		<category><![CDATA[para]]></category>
		<category><![CDATA[şark]]></category>
		<category><![CDATA[sermaye]]></category>
		<category><![CDATA[Şişli]]></category>
		<category><![CDATA[şube]]></category>
		<category><![CDATA[taze]]></category>
		<category><![CDATA[tellak]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Kahvesi]]></category>
		<category><![CDATA[ün]]></category>
		<category><![CDATA[ürün]]></category>
		<category><![CDATA[Üsküdar]]></category>
		<category><![CDATA[vapur]]></category>
		<category><![CDATA[veresiye]]></category>
		<category><![CDATA[yine bekleriz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=1315</guid>
		<description><![CDATA[Kimi köklü, kimi yeni yetme işletmelerden bazılarının duvarlarını süsleyen, dört kelimeden oluşan bir ifadedir; bir eşsizlik manifestosu olarak “Başka Yerde Şubemiz Yoktur” ve yazan için bir gurur nedeni, bir meydan okuma, velinimetlerini sahtelerinden sakınma yüceliği, ilkel bir hak koruma yöntemi sayılabilirken; okuyan muhataplarından bazıları içinse belki o “ürünün&#8221; de hak ettiği bir kabulleniş, belki bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_1375" class="wp-caption aligncenter" style="width: 510px"><img src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/09/ex_bakkal_cakkal1.jpg" alt="Dükkân" title="Dükkân" width="500" height="375" class="size-full wp-image-1375" /><p class="wp-caption-text">Dükkân</p></div>
<p>Kimi köklü, kimi yeni yetme işletmelerden bazılarının duvarlarını süsleyen, dört kelimeden oluşan bir ifadedir; bir eşsizlik manifestosu olarak “Başka Yerde Şubemiz Yoktur” ve yazan için bir gurur nedeni, bir meydan okuma, velinimetlerini sahtelerinden sakınma yüceliği, ilkel bir hak koruma yöntemi sayılabilirken; okuyan muhataplarından bazıları içinse belki o “ürünün&#8221; de hak ettiği bir kabulleniş, belki bir keşif ayrıcalığı, doğru yeri bulmuş olma rahatlaması gibi anlamlara gelebilir.</p>
<p>Şubesi çok bazı kişiler için ise başka anlamlar ifade edebilir bu.</p>
<p>- Burası benim olacaktı, şimdiye kadar yurt sathına yayılmıştık…</p>
<p>- Şu Şişli’deki yer buranın şubesi değil miymiş?</p>
<p>- Başka yer açacak kadar palazlanmamışlar daha…</p>
<p>- Riskli tabii, şimdi git Kadıköy’de şube aç; tutar mı tutmaz mı orda…</p>
<p>- Bunun formülü bir sır, kasada tutuyorlarmış, vermiyorlar kimseye…</p>
<p>- Sahibinin oğlu yokmuş, damatlarına da güvenememiş…</p>
<p>- Başka yerde de varlar aslında ama orası şubeleri değil, merkezleri…</p>
<p>- Ortaklarından yeni ayrılmış, anlaşamamışlar; o da asmış yazıyı…</p>
<p>- Ben ne düşüneceğim, başka yerde şube açanlar düşünsün…</p>
<p>- Burası benim olacaktı, şimdi New York’ta şube açmıştım…</p>
<p>Bu örnekler çoğaltılabilir ama siz, siz olun, başka yerde şubesi olmayan bir yere bunun nedenini sormayın.</p>
<p>“Ürünün” hak ettiği bir ünden bahsetmiş olmamız, ülkemizde hizmet sektöründe bu cümleyi kurabilecek yetenekte, ayırt ettiren bir “hizmet”, bir “sunu” eksikliğine yorulmalı belki… Örneğin başka yerde şubesi bulunmayan lokantalar daha çok yemeklerinin nefaseti ile övünürler, hizmetlerinin değil. Hizmet onlar için kulaklarında kulaklık, ellerinde elektronik sipariş aletleri, kendileriyle göz teması kurmaya çalışan misafirlerden göz kaçırmaya yarayan teknolojik bir şey olsa gerektir yeni yeni. Ya da hesap pusulasının yer aldığı tabağın içine serpiştirilmiş kâğıt kolonyalı bir uğurlama olabilir çok çok. “Afiyet olsun”dur… “Yine bekleriz”dir&#8230; Ve o haliyle başka yerde şubesi olmamanın ağırlığını taşıyabilecek bir ağırlamadan söz etmeyiz bile.</p>
<p>Şubeleri olmayan, yine de bunu yazmayan, ihtimam tastamam yerleri düşünelim bir&#8230;</p>
<p>Mesela, tellakları ne kadar maharetli olursa olsun, şimdiye kadar bir hamamın duvarında görmedim ben böyle bir yazı ya da bir berberin duvarında&#8230; Karaköy’ün küf kokulu bazı dar sokaklarındaki sermaye sahiplerinin duvarlarında da görülmezler. Belki muamelelerini o sözü edebilecek farklılıkta görmezler; her an başka yerde şube açabilme özgürlüğünden muaf tutmamak için kendilerini belki de&#8230; Sattığı şeylerden başka yerlerde de bulunan bir bakkalda da göremezsiniz örneğin&#8230; “Kahraman Bakkal Süpermarkete Karşı” tavrını tercih nedeni saydığınız birinde veya kendisine para öderken bile bir köşedeki televizyonundan gözünü ayırmayan, size “Bu bakkal var ya bu bakkal&#8230; İyi ki var bu bakkal; yoksa halimiz nic’olurdu!” dedirten bir başkasında&#8230;</p>
<p>Yani mutlaka üretilen özgün bir “şey” olmalı, sadece orada satılmalı, “bir tane olsun, benim olsun” bir duvarın “başka-yerde-şubemiz-yoktur” dört pırpırıyla övünebilmesi için. Bunun istisnası da olabiliyor elbette, mesela pişirme yöntemiyle övünen ama ekmek aynı ekmek bir fırının duvarındaki “veresiye veremem, peşin sıra gelemem, gelirsem de bulamam, bulursam da alamam” yazısının hemen altında.</p>
<p>Aslında ticari hak tescili kavramının ülkemize geç girmesi, &#8220;hakkıdır hakka tapan&#8221; hakkı, hakka veya esnaf ve sanatkârlar odası aidatlarına emanet bazıları için hiç girmemesi gibi basit bir temele de dayandırılabilir hakikaten; istisna-kaide ilişkisi de göz ardı edilmeden. Öyle ya, başka yerde şubeleri olduğu varsayılabilecek; hatta, emsalleri bulunan bir işletmenin o ürünle ilgili veya tabelasında yazan ismiyle ilgili bir kaygısı olmasa böyle bir yazı asmasına gerek kalır mıydı? Olmazdı başka benzeri, üretemezdi başkası o ürünü ve o ürün başka yerde de satılmazdı&#8230; Böyle olmuş olsaydı, yani o ürünle ilgili tek söz sahibi olsalardı, başka şube açarlar mıydı duvarlarına o sözü yapıştıranlar? Yoksa “azıcık aşım, ağrısız başım” mı derlerdi, akşam üstü Beşiktaş-Üsküdar vapurunu andıran bir kalabalığa ancak yetişiyor olmanın burnundan kıl aldırmayan rehavetiyle ünlenen ve bununla yetinenler?</p>
<p>Biz kendi kahvemizle kavrulalım mantığı mıdır kuru kahveci mahdumlarından birinin bile başka bir şube açmaya kalkışmamış olmasının nedeni; yoksa “mehmetefendierkil bir aile saadeti” midir ortak çıkarlarını küresel müstevlilerin hain emelleriyle birleştirmekten alıkoyan?..</p>
<p>Hayatın gelişigüzelliklerini birbirinin tıpkısı tekdüzeliklere indirgemiş yapay güzelliklerden haz etmem ben ve her şeye rağmen, severim –farkını kendim teslim ettiğim sürece– başka yerde şubesi yok şeyleri.</p>
<p>Değil mi ki başka yerde şubesi yok; kendilerine vekaleten sattırdıkları plastik içine sandviç alüminyum “garp kurnazlığı”na paketlenmiş “şark kahvesi” yerine, ben yine taze kavrulmuş halis “Türk Kahvesi&#8221; kokusunu içime çeke çeke, sıramın önüne geçme aklıevvelliklerini “benimki seninkinden daha taze olacak” salakça avuntusu eşlikli gülümseyişimle savuşturup, evime ağzı zımbalanmış minik kese kâğıtlarından götürmeyi tercih edeceğim sonuna kadar&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/edebiyat/denemeler/baska-yerde-subemiz-yoktur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beri</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/beri/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/beri/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Sep 2008 01:24:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Riza Esin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[ana]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[arkadaş]]></category>
		<category><![CDATA[berden]]></category>
		<category><![CDATA[beri]]></category>
		<category><![CDATA[boşluk]]></category>
		<category><![CDATA[bulut]]></category>
		<category><![CDATA[çiçek]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[düş]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[karanlık]]></category>
		<category><![CDATA[oyun]]></category>
		<category><![CDATA[ses]]></category>
		<category><![CDATA[sessizlik]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[susmak]]></category>
		<category><![CDATA[yorgan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=1317</guid>
		<description><![CDATA[asıl adı berden
kim koymuş niye koymuş bilmez
çocuk daha zaten sormaz
arkadaşları ona beri der
anasını çok sever
beri arada bir görür anasını
babasını bilmez
çiçek koklamayı bilir
bulut saymayı da
yastığa sarılmayı bilir
dizlerini göğsüne çekip
yorgana sarınmayı da
beri karanlıktan korkmayı bilir
karanlığı sevmez
siyahtır sesinin rengi
konuşmaya gelmez
berinin kolları boşluğu bilir
ayakları üşümeyi
kulakları çekilmeyi bilir
beli eğilmeyi
kanı sızmayı bilir berinin
dudakları büzülmeyi
yatağı da bilir ıslanmayı
yanakları da
berinin anası kokar bazen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>asıl adı berden<br />
kim koymuş niye koymuş bilmez<br />
çocuk daha zaten sormaz<br />
arkadaşları ona beri der<br />
anasını çok sever</p>
<p>beri arada bir görür anasını<br />
babasını bilmez<br />
çiçek koklamayı bilir<br />
bulut saymayı da<br />
yastığa sarılmayı bilir<br />
dizlerini göğsüne çekip<br />
yorgana sarınmayı da</p>
<p>beri karanlıktan korkmayı bilir<br />
karanlığı sevmez<br />
siyahtır sesinin rengi<br />
konuşmaya gelmez</p>
<p>berinin kolları boşluğu bilir<br />
ayakları üşümeyi<br />
kulakları çekilmeyi bilir<br />
beli eğilmeyi<br />
kanı sızmayı bilir berinin<br />
dudakları büzülmeyi<br />
yatağı da bilir ıslanmayı<br />
yanakları da</p>
<p>berinin anası kokar bazen hava<br />
koklamaya koyulur ama<br />
karanlık basar kokuya<br />
bir ışık düşsün ister<br />
ana kokusu ışık arar</p>
<p>beri etrafına bakar<br />
başkalarının anası gelir bazen<br />
o susar<br />
havayı koklar yine<br />
hava karanlık kokar</p>
<p>beri bilir gözlerini sıkıp sıkıp<br />
karanlığa şimşek çaktırmasını<br />
açınca gözlerini<br />
anasını görmeyi de bilir</p>
<p>beri çok susar bazen<br />
arkadaşları sorar<br />
neden sustun beri<br />
çok mu üzdüler seni<br />
iter omuzundan biri<br />
çeker kolundan öteki<br />
çöker yere beri<br />
kafasını dizlerine gömer<br />
çok susmasına döner</p>
<p>biri çıkar arkadaşlarına kızar<br />
iner beriye sorar<br />
hani beri bir şey mi yaptı biri<br />
berinin sesi çıkmaz<br />
etini sökseler bağırmaz<br />
kimse yoktur karanlık vardır<br />
kimse yokken beri vardır</p>
<p>beri düşe koyar bazen kendini<br />
kendisiyle konuşur<br />
anası yine gelse<br />
okşasa başını sevse<br />
sonra göğsüne bassa onu<br />
ve geri çekip içine baksa<br />
hiç gitmese der beri<br />
kimse duymaz onu</p>
<p>berinin arkadaşları oyun oynar<br />
beri de bilir oynamasını<br />
çağırırlar onu da oyuna<br />
beri oynamaz<br />
anası kızar sonra ona<br />
o gelmeden olmaz</p>
<p>beri anasını bekler<br />
son geldiğinden beri<br />
yine gelir mi bilmez<br />
bilmese de farketmez<br />
zaten o görür sadece<br />
başka gören olmamıştır</p>
<p>olmaz</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/beri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gerçek</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/not-panosu/soylenisler/gercek/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/not-panosu/soylenisler/gercek/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Sep 2008 01:11:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Riza Esin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Söylenişler]]></category>
		<category><![CDATA[bilmek]]></category>
		<category><![CDATA[bilmemek]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[ihtiyaç]]></category>
		<category><![CDATA[kanıtlamak]]></category>
		<category><![CDATA[sorun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=1529</guid>
		<description><![CDATA[Gerçeğin kendini kanıtlamaya ihtiyacı yoktur. Bilmek veya bilmemek senin sorunundur.
Ali Rıza Esin
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Gerçeğin kendini kanıtlamaya ihtiyacı yoktur. Bilmek veya bilmemek senin sorunundur.</em><br />
<strong>Ali Rıza Esin</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/not-panosu/soylenisler/gercek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pazarlık</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/not-panosu/soylenisler/pazarlik/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/not-panosu/soylenisler/pazarlik/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Sep 2008 01:10:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Riza Esin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Söylenişler]]></category>
		<category><![CDATA[eğlenmek]]></category>
		<category><![CDATA[kıymet]]></category>
		<category><![CDATA[konuşmak]]></category>
		<category><![CDATA[mal]]></category>
		<category><![CDATA[pazarlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=1555</guid>
		<description><![CDATA[Pazarlığın iyisi, malın kıymetini biliyor olup üzerine konuşurken eğlenmek suretiyle yapılandır.
Ali Riza Esin
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Pazarlığın iyisi, malın kıymetini biliyor olup üzerine konuşurken eğlenmek suretiyle yapılandır.</em><br />
<strong>Ali Riza Esin</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/not-panosu/soylenisler/pazarlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çılgınlık</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/not-panosu/soylenisler/cilginlik/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/not-panosu/soylenisler/cilginlik/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Sep 2008 01:08:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Riza Esin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Söylenişler]]></category>
		<category><![CDATA[çılgınlık]]></category>
		<category><![CDATA[yeğ tutmak]]></category>
		<category><![CDATA[yılgınlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=1552</guid>
		<description><![CDATA[Çılgınlık, farkında olunmayan yılgınlıktan yeğ tutulmalıdır.
Ali Riza Esin
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Çılgınlık, farkında olunmayan yılgınlıktan yeğ tutulmalıdır.</em><br />
<strong>Ali Riza Esin</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/not-panosu/soylenisler/cilginlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sayım Suyum Yok</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/sayim-suyum-yok/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/sayim-suyum-yok/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Sep 2008 01:32:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Riza Esin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[cehennem]]></category>
		<category><![CDATA[cennet]]></category>
		<category><![CDATA[cevaplar]]></category>
		<category><![CDATA[hayal]]></category>
		<category><![CDATA[serap]]></category>
		<category><![CDATA[sorular]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>
		<category><![CDATA[yol]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=1319</guid>
		<description><![CDATA[durduk yolun başına canla başla yürüdük
geriye vurduk çıkmazlarda başka yollara koyulduk
sözler kestirmeydi hep kesildi biletin en uzak mesafeden
ne cennetler sordu bizi ne cehennemler susturduk
durmak ölümdü dur duraksız yürüdük
yalnızlık cepte zaten yedik içtik güzelleştik
hayaller tutuşturduk seraplar kucakladık en gerçeğinden
ne cennetler baktı bize ne cehennemlerle seviştik
durduk durmadık demedik duraklarda kaldık
kızılca kıyametler içtik kana kana hem doymadık
tokatlara çarptık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>durduk yolun başına canla başla yürüdük<br />
geriye vurduk çıkmazlarda başka yollara koyulduk<br />
sözler kestirmeydi hep kesildi biletin en uzak mesafeden<br />
ne cennetler sordu bizi ne cehennemler susturduk</p>
<p>durmak ölümdü dur duraksız yürüdük<br />
yalnızlık cepte zaten yedik içtik güzelleştik<br />
hayaller tutuşturduk seraplar kucakladık en gerçeğinden<br />
ne cennetler baktı bize ne cehennemlerle seviştik</p>
<p>durduk durmadık demedik duraklarda kaldık<br />
kızılca kıyametler içtik kana kana hem doymadık<br />
tokatlara çarptık yardım aldık öbür yanağın yan yollarından<br />
ne cennetten çıkan oldu ne cehenneme haber saldık</p>
<p>yekten seçmeli sorular var şimdi cevaplar peşin<br />
ne işin kalmış buralarda ne düşün<br />
kime sözün yok artık görüp göreceğin yol<br />
ne cennetle işin var ne cehenneme borcun</p>
<p>bir başına kal yalnızlığa demir sal kendinden<br />
yolu boşver dur menzile bak belki gelir özlenen<br />
susa pusa yat çıkmasın sesin susun<br />
ne cennete sayın kalmış ne cehenneme suyun</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/sayim-suyum-yok/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uçurtma</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/ucurtma/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/ucurtma/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Sep 2008 22:20:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Riza Esin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[bulut]]></category>
		<category><![CDATA[çomak]]></category>
		<category><![CDATA[dinlenmek]]></category>
		<category><![CDATA[gökyüzü]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[ip]]></category>
		<category><![CDATA[kendini dinlemek]]></category>
		<category><![CDATA[rüzgar]]></category>
		<category><![CDATA[uçurtma]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>
		<category><![CDATA[yeryüzü]]></category>
		<category><![CDATA[yumak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=1325</guid>
		<description><![CDATA[hadi yine yalnız kalalım
uçurtmanın kuyruğundaki şerit
ipini sardıkları çomak
ne kadar yalnızsa
çıtaları birleştiren ip
yere saldıkları yumak
çimenleri bulutlara değdiren rüzgâr
ne kadar yalnızsa uçurtma uçuran
tam o kadar yalnız olalım
havayla bulutla
rüzgârla bir olup
dinleyelim kendimizi
dinlenelim yine kendi yerimize
ayaklarımız yere değsin
yeryüzüyle bir olalım
gökyüzüne salalım yalnızlığımızı
başımız göğe ersin
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>hadi yine yalnız kalalım<br />
uçurtmanın kuyruğundaki şerit<br />
ipini sardıkları çomak<br />
ne kadar yalnızsa<br />
çıtaları birleştiren ip<br />
yere saldıkları yumak<br />
çimenleri bulutlara değdiren rüzgâr<br />
ne kadar yalnızsa uçurtma uçuran<br />
tam o kadar yalnız olalım<br />
havayla bulutla<br />
rüzgârla bir olup<br />
dinleyelim kendimizi<br />
dinlenelim yine kendi yerimize<br />
ayaklarımız yere değsin<br />
yeryüzüyle bir olalım<br />
gökyüzüne salalım yalnızlığımızı<br />
başımız göğe ersin</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/ucurtma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Buraya gülücük gelecekti</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/edebiyat/turler-arasi/buraya-gulucuk-gelecekti/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/edebiyat/turler-arasi/buraya-gulucuk-gelecekti/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Sep 2008 13:38:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Riza Esin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Türler Arası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=1164</guid>
		<description><![CDATA[içi dışına çıkmış şehirlerin içinde mahsur kalan çığlıkları bastırmaktan sorumlu sevgi bakanlığına emanet orman kuytusu hayallerini iç eden bir komedyanın açık saçık sözlerinden sorunlu soytarısı gibi şen ama uçuk kaçık hastane duvarlarına sıvanan gözler kendinden rol çalan yavuz hırsız rolünde bakacaktı şehrin perdesiz seslerine ki o sesler sessiz azlığın ünsüz nefeslerinden ibaretti bâki kalan bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>içi dışına çıkmış şehirlerin içinde mahsur kalan çığlıkları bastırmaktan sorumlu sevgi bakanlığına emanet orman kuytusu hayallerini iç eden bir komedyanın açık saçık sözlerinden sorunlu soytarısı gibi şen ama uçuk kaçık hastane duvarlarına sıvanan gözler kendinden rol çalan yavuz hırsız rolünde bakacaktı şehrin perdesiz seslerine ki o sesler sessiz azlığın ünsüz nefeslerinden ibaretti bâki kalan bu kubbede hoş bir veda imiş diyen</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/edebiyat/turler-arasi/buraya-gulucuk-gelecekti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Gıdım Aşk</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/bir-gidim-ask/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/bir-gidim-ask/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Sep 2008 09:43:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Riza Esin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Gelidonya]]></category>
		<category><![CDATA[gıdım]]></category>
		<category><![CDATA[öpmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=1127</guid>
		<description><![CDATA[gelidonyadan geldim
giderim şafak sökmeden
dudak payım boş kalsın
öperim seni dökmeden
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>gelidonyadan geldim<br />
giderim şafak sökmeden<br />
dudak payım boş kalsın<br />
öperim seni dökmeden</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/bir-gidim-ask/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Havadan Sudan</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/havadan-sudan/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/havadan-sudan/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 28 Aug 2008 21:13:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Riza Esin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Ağustos]]></category>
		<category><![CDATA[Antalya]]></category>
		<category><![CDATA[balık]]></category>
		<category><![CDATA[cadde]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[genç]]></category>
		<category><![CDATA[hava]]></category>
		<category><![CDATA[ıslak]]></category>
		<category><![CDATA[kız]]></category>
		<category><![CDATA[kızlar]]></category>
		<category><![CDATA[kuşlar]]></category>
		<category><![CDATA[sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=1088</guid>
		<description><![CDATA[iki bin sekiz ağustosunda antalyada
hava sıcak hava ıslak
hava yerle bir hava senle bir
denizdeki balıklar kadar sırılsıklam
şu çocuk kimin çocuğu
üstünde yok başında yok bir kız
kimi kimsesi yok kadar yalnız
yüzü kirli saçları açık renkli
bakışları kısa
arşınlıyor kaldırımları usulca
çömeliyor sonra bir fidanı çeviren taşa
gözlerini havaya dikip geçeni seyrediyor
biraz dinlenip sonra kalkacak
meydan okuyor gibi sanki ya da merak ediyor
akşama neyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>iki bin sekiz ağustosunda antalyada<br />
hava sıcak hava ıslak<br />
hava yerle bir hava senle bir<br />
denizdeki balıklar kadar sırılsıklam</p>
<p>şu çocuk kimin çocuğu<br />
üstünde yok başında yok bir kız<br />
kimi kimsesi yok kadar yalnız<br />
yüzü kirli saçları açık renkli<br />
bakışları kısa<br />
arşınlıyor kaldırımları usulca<br />
çömeliyor sonra bir fidanı çeviren taşa<br />
gözlerini havaya dikip geçeni seyrediyor<br />
biraz dinlenip sonra kalkacak<br />
meydan okuyor gibi sanki ya da merak ediyor<br />
akşama neyle doyacak</p>
<p>kuşlar da kayboldular<br />
kuşluk vakti şen şımarık kuşlar<br />
yoklar şimdi sus pus olmuşlar<br />
nerde tünediler ne yaparlar bilinmez<br />
insan beynini kuş beynine çeviren<br />
cenneti cehennem eden bu sıcaklar nerde geçer<br />
zamanın kuytusunda beden ağır yerden çeken çok<br />
insafa ersin gün diye bekliyorlar<br />
bir çıkıp bir saklanıyorlar çabucak</p>
<p>karşıdan karşıya geçen yaşlı amca<br />
zoru çok zor yürüyor<br />
yolu enine kat etmiş bitmiş bitirmiş<br />
ha düştü ha düşecek<br />
kimsesi de yok yanında<br />
düşerse tutacak</p>
<p>biraz berisinde üç oğlan çocuk<br />
umurlarında değilmiş gibi hava<br />
birinin göbeğinin de umurunda değil<br />
birinin pantolonunun da<br />
ama saçlarının umurunda sanki<br />
bedenlerine yapışan gömleklerinin de</p>
<p>başka kızlar da var caddede<br />
ıslakken bile dökülmeyen makyajlarıyla<br />
yürüyorlar havada yuvarlanır gibi bedenleri<br />
alıp vermedikleri yok gibi havayla pulla<br />
bakışları geniş keyifleri yerinde<br />
o pulları havaya şu çocuklar saçacak</p>
<p>o çocuklar ki kayboldular birden<br />
eridiler buharlaştılar aniden<br />
görünmüyorlar artık<br />
yok oldular tutamadık<br />
avuçlar ıslak eller kaygan<br />
eller çaresiz eller boş<br />
eller bilmiyor artık neyi tutacak</p>
<p>gün insafa gelince havadan yana<br />
arabalar gelmiyor koşuyorlar telaşla<br />
tampon tampona bir yarış<br />
yaşlı amca karşıya geçmiş olsun<br />
selametle gideceği yere varmış<br />
yaya geçidi set olmuş insan seline<br />
karşıyı bekliyorlar salkım saçak<br />
kimi yola bakıyor sabırsız kimi yarım adım derdinde<br />
kimi yandakine bakıyor gözleri kaçak</p>
<p>iki bin sekiz ağustosunda antalyada<br />
hava ağır hava ıslak<br />
hava yerle bir hava senle bir<br />
sıcaktan titriyoruz havada yüzüyor gibi<br />
denizden çıkmış balık gibi nefessiz</p>
<p>bedenin geçiyor kendinden hem zamanı yarıyor<br />
sana yazmaz bu geçiş hep zamana yarıyor<br />
zaman amansız sıcak dumansız<br />
geçiyor ağır ağır ıslak ıslak<br />
ünsüz bir ses tütüyor önce içinden<br />
ünleniyor sonra haykırıyor aniden<br />
soru oluyor hazır cevap<br />
ne var böyle yaşayacak</p>
<p>iki bin sekiz ağustosunda antalyada</p>
<p>hava ağır sıcak ıslak</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/havadan-sudan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Var Olmanın Hafifletici Nedeni Olarak Yazarlık</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/edebiyat/denemeler/varolmanin-hafifletici-nedeni-olarak-yazarlik/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/edebiyat/denemeler/varolmanin-hafifletici-nedeni-olarak-yazarlik/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Aug 2008 21:38:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Riza Esin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[düşünmek]]></category>
		<category><![CDATA[koşullanma]]></category>
		<category><![CDATA[ortak akıl]]></category>
		<category><![CDATA[var olmak]]></category>
		<category><![CDATA[var oluş]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<category><![CDATA[yazarlık]]></category>
		<category><![CDATA[yazı]]></category>
		<category><![CDATA[yazı yazmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=790</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Nefes alıyorum, öyleyse&#8230;&#8221; değil. &#8220;Su içiyorum, öyleyse&#8230;&#8221; değil; &#8220;Yemek yiyorum, öyleyse&#8230;&#8221; de değil&#8230;
&#8220;Tenime rüzgâr değiyor, öyleyse?..&#8221; belki biraz. Biraz da &#8220;sevişiyorum öyleyse&#8230;&#8221;
Tüm bunların tamamı, yaşanıldığını, var olunduğunu hissettiren şeyler belki, ama doğrusunu Descartes (René) söylemiş, &#8220;Düşünüyorum, öyleyse (o halde) varım&#8221; diye ve fakat, devamıyla söylendiğinde benim için varlığımın anlamını pekiştiriyor. Düşüncelerimi ifade ediyorum; düşüncelerimi ifade [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.exlibrary.com/wp-content/uploads/2008/08/ex_engela.jpg" alt="" title="" width="300" height="281" class="picleft" /><em>&#8220;Nefes alıyorum, öyleyse&#8230;&#8221;</em> değil. <em>&#8220;Su içiyorum, öyleyse&#8230;&#8221;</em> değil; <em>&#8220;Yemek yiyorum, öyleyse&#8230;&#8221;</em> de değil&#8230;</p>
<p><em>&#8220;Tenime rüzgâr değiyor, öyleyse?..&#8221;</em> belki biraz. Biraz da <em>&#8220;sevişiyorum öyleyse&#8230;&#8221;</em></p>
<p>Tüm bunların tamamı, yaşanıldığını, var olunduğunu hissettiren şeyler belki, ama doğrusunu Descartes (René) söylemiş, <em>&#8220;Düşünüyorum, öyleyse (o halde) varım&#8221;</em> diye ve fakat, devamıyla söylendiğinde benim için varlığımın anlamını pekiştiriyor. Düşüncelerimi ifade ediyorum; düşüncelerimi ifade etmek için yazı yazıyorum; <strong>&#8220;Yazıyorum, öyleyse varım.&#8221;</strong></p>
<p>Elim neye varmışsa, neye uzanabiliyorsa o kadar biliyorum. Ufkum nereye ermişse, nereleri tarıyorsa o kadarım, o kadar geniş veya dar dünyam. Hayallerim, düşlerim, düşüncelerim zorlayabilir sınırlarımı ancak; delebilir duvarları, dünyamı genişletir; düşünmeye çalışarak, düşündüklerimi yazarak.</p>
<p>Yazıyorum, önce kendimle halleşiyorum. Yazıyorum, kendimle halleşmelerimi, benden gayrı âlemle hesaplaşmalarımı kağıda döküyorum. Ne için?</p>
<p>Bir daha dönüp okumak için ilk elden. Nihayetinde okunmak için de, ama kelimeleri kelimelere vurmanın tadına varmak dahi, tek başına bir neden. Seviyorum çünkü&#8230; Sevgi kapıda belirdiğinde, tüm nedenler önünde eğilmeli saygıyla.</p>
<p>Hayatın bin bir keşmekeşinden her birini, kelimelerin her biri temsil ediyor bir biçimde. Kimi tam anlamlandırabiliyor, kimisi ise ucundan kıyısından dokunuyor, ama değiyor. Kimi kelimeler ise, temsil yetkisi bahşedilerek vekâleten &#8216;adanmış&#8217;, anlama memur edilen özne olarak, <em>&#8220;Al, git&#8230; Bu anlamı çağır uzaklardan, ama sus kimseler duymasın&#8230;&#8221;</em> şeklinde görevlendirilebiliyor; kelime, kendi anlamına mahkumiyetten kurtulmuş, başka bir anlama yelken açabilmenin özgürlüğünü duyumsayarak mutlu, okuyan o anlamı kavrayabildiği anda gizli bir hazineyi keşfetmişçesine heyecanlı ve yüzüne vurması gerekmeyen içten bir sevinç halinde&#8230;</p>
<p>Kelimeler yanyana geldiklerinde, özneleriyle, yüklemleriyle, yüklemeleriyle cümleler, tümceler oluşturuyor. Tümceler bazen kendi başına, bazen de kendinden önceki ve sonraki tümcelerle elele anlamlar yaratıyor; anlamaları buluşturuyor&#8230; Yazının yarattığı dünyanın aktörleri cümleler; yardımcı oyuncusu &#8220;yan tümceler&#8221;.</p>
<p>Paragraflardan örülüyor yazı, tümceler tuğlaları. Yazı, kâğıtlara dökülüyor çoğu zaman, ama suya yazmaktan farksız belki de, kendinle halleşiyorsun herşeyden önce. Kendi kendini çekiştiriyorsun aslında; çünkü, ne yazısı olursa olsun yazılan, öncelikle kendi karın ağrıların bunlar; algılamalarının, algılarından oluşan örgülerin bulundukları yerden nefes aldığın günyüzüne doğuşuna sancılar adanarak ortaya çıkıyor.</p>
<p>Okuyorsun yazını bir daha ve yaptığın işin doyumsuz başka bir safhasına erişiyorsun. Üstünden geçiyorsun bir daha, bazı kelimeler kendilerini rahat hissetmemeli, orada ne işleri var? Ya kelime dağarcığının derinliklerine geri gönderilmeli ya da içinde yer aldıkları, dizildikleri satırın başka bir boncuğu haline dönüşmeli.</p>
<p>Yazının anlamını okurun anlayışına teslim etmeden önce, anlaşılmaz olmakla, anlaşılmaz olmaktan kaçınmak, anlaşılmayı istemek arasında gidip gelmeler yaşanıyor bazen. Ortak akla değebilmek kolay değil. Gerekli de değil belki, seni okuyacak senin kadar olmalı diyorsun; eğitim amaçlı bir yazı yazma eylemi içinde değilsen. Değilmiyor tam da bu nedenle çoğu zaman ve aslında değme kaygısı da taşımadan yazmak değil mi ortak aklı akıldânen kabul edebilmeni sağlayan önduyu&#8230; Aksi halde, ortak akıl değil, &#8220;ortak koşullanmalar&#8221;a öykünmen gerekmez miydi?</p>
<p>Ortak koşullanmalar, hayatın, medeniyetlerin kazanımları, zenginlikleri olarak kabul edilip hayatları şekillendiriyor; hayatlar buna göre kuruluyor, boşalıyor. Eylemine isim koymak gereğini duyduğunda, ortak koşullanmalar değil de ortak akıl ise aklına güvendiğin, o akıl yazı yazana ne der, hangi kisveyi yapıştırır?.. &#8220;Yazan&#8221; der ilkin, eylemi ifade eder bir biçimde çünkü yüklemin sıfat haline dönüşmesi kolay değil, ortak aklın sıfatları değerli, her eylemi gerçekleştirene yakışmaz, bazısına yapışmaz da zaten kayar düşüverir üstünden. Ama genel geçer kabul, medeniyet hafızası ansiklopediler tarafından <em>&#8220;&#8230;aslında yazılı bir iş üreten herkes için kullanılabilmekle birlikte, aslen yaratıcılığını kullanarak profesyonel bir şekilde eser üreten veya farklı formatlarda çok sayıda eseri olan kişiler için kullanılır.&#8221;</em> diye dillendirmekte bunu.</p>
<p>Yazarlık diye bir meslek vardır, biliriz onu. Yukarıdaki tanımlamada <em>&#8220;profesyonel bir şekilde eser üreten&#8221;</em> diye geçiyor; &#8220;ekmeğini yazıdan çıkaran&#8221; denilebilir kısaca, genel anlamıyla &#8220;yazar&#8221; kişisine.</p>
<p>Bu anlamıyla yazar odur ki, tıpkı bir oyuncunun kılıktan kılığa, kişilikten kişiliğe girebilmesi, onu yaşayabilmesi, yaşatabilmesi gibi &#8220;profesyonel&#8221;liğinin gereği olarak kendi düşüncelerinden, sancılarından sıyrılıp başkası gibi de, başkası için de yazabilir, bunun için antrenmanlıdır; yazı, bir üretim süreci olarak ele alındığında, ortaya çıkan &#8220;eser&#8221; daha değerli kabul edilebilir. Yazanı, &#8220;Yazar&#8221;dır.</p>
<p>Ekmeğini yazıdan çıkarmadığı halde yine de düşünerek acıkan, yazarak doyan kimseler olamaz mı demek bu? Yazdıkları okunan, paylaştıkça acıkıp duran&#8230; Tanımlamanın <em>&#8220;yazılı bir iş üreten&#8221;</em> faslına uygun ve o işin ederi kaygısına düşmeden, özgürce, pervasızca yazı yazan&#8230;</p>
<p>Ortak akıl sahnesinin yıldızlarından &#8220;yazar&#8221; Andre Suares, <em>&#8220;Her tanımlama, bir sınırlamadır.&#8221;</em> demiş. Evet, yazarlık da diğer tüm kavramlar gibi, tek bir tanımlamanın kapsadığı anlama indirgenemez. Bunun aksi, yaratıcılığı da, merakı da, bilimin temel amacını da sınırlandırmış olur. Toplumun genel kabulleriyle yaşamak bir seçimdir, onları kabullenmeyip yeniliklere, başka doğru veya yanlışlara yönelmek başka bir seçim ve o seçimi yapanlardır ki ortak kabullenişleri reddedip eylemlerini ortak akla dönüştürüverirler.</p>
<p>Yazar olup olmamak değil yazı yazmanın koşutu. Bunu yapmasının amacı salt hayatını sürdürmek değil, hayata anlam katmak olduğu sürece kişinin; yazı yazmak, var olmanın nedenlerinden biri olarak görülebiliyor tadına varanlarca.</p>
<p>Yazı yazmayı var olmanın hafifletici nedeni olarak görüyorum; bir &#8216;ön vargı&#8217;&#8230;</p>
<p>Evet, ben yazarım!</p>
<p>Veya yazmam&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/edebiyat/denemeler/varolmanin-hafifletici-nedeni-olarak-yazarlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Biçilmemiş Kaftan</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/bicilmemis-kaftan/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/bicilmemis-kaftan/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Jul 2008 03:59:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Riza Esin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[kaftan]]></category>
		<category><![CDATA[kaptan]]></category>
		<category><![CDATA[raf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=735</guid>
		<description><![CDATA[Tam şuracıktan almıştım
İşte şurdaki raftan
Bozuldu diye getirdim geriye
Bunun yaşayanı yok mu kaptan?..
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tam şuracıktan almıştım<br />
İşte şurdaki raftan<br />
Bozuldu diye getirdim geriye<br />
Bunun yaşayanı yok mu kaptan?..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/bicilmemis-kaftan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevda Figân</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/sevda-figan/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/sevda-figan/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Jul 2008 23:20:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Riza Esin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[sevda]]></category>
		<category><![CDATA[yalan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=722</guid>
		<description><![CDATA[Sevdalar ateşe dair
Sevdalar soğuktular
Seni sensiz solumuş
Sana kısmet oyundular
Sevdalar sarhoşluktu
Sessizliğe ses vermiş
–susmuşluktular
Sevdalar dilsizdiler
Sencesi sensizdiler
Sinsiydiler
Sevgisizdiler
Sevdalar sana dair
Sev&#8217;cesi olmamış zahir
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sevdalar ateşe dair<br />
Sevdalar soğuktular<br />
Seni sensiz solumuş<br />
Sana kısmet oyundular</p>
<p>Sevdalar sarhoşluktu<br />
Sessizliğe ses vermiş<br />
–susmuşluktular<br />
Sevdalar dilsizdiler<br />
Sencesi sensizdiler<br />
Sinsiydiler<br />
Sevgisizdiler</p>
<p>Sevdalar sana dair<br />
Sev&#8217;cesi olmamış zahir</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/sevda-figan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Keşkem</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/keskem/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/keskem/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Jun 2008 00:46:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Riza Esin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[benlikler]]></category>
		<category><![CDATA[huzur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=713</guid>
		<description><![CDATA[Söz birliği etmemiş benliklerim
Artık söz birliğine teşne
Hiç sözüm geçmemiş
Arsız bir huzurum var artık
Bir de orda olsam keşke
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Söz birliği etmemiş benliklerim<br />
Artık söz birliğine teşne</p>
<p>Hiç sözüm geçmemiş<br />
Arsız bir huzurum var artık<br />
Bir de orda olsam keşke</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/keskem/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir gerçek ki aslında&#8230;</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/bir-gercek-ki-aslinda/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/bir-gercek-ki-aslinda/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Jun 2008 20:53:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Riza Esin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[gözler]]></category>
		<category><![CDATA[sözler]]></category>
		<category><![CDATA[yalan]]></category>
		<category><![CDATA[yalanlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=712</guid>
		<description><![CDATA[Gözlerin perdeliyor
Sözlerini
Yaptıkların
Yapmayacaklarının
Sözünü veriyor
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gözlerin perdeliyor<br />
Sözlerini<br />
Yaptıkların<br />
Yapmayacaklarının<br />
Sözünü veriyor</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/edebiyat/siirler/bir-gercek-ki-aslinda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Demem o ki</title>
		<link>http://www.exlibrary.com/edebiyat/demem-o-ki/</link>
		<comments>http://www.exlibrary.com/edebiyat/demem-o-ki/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Jun 2008 00:42:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Riza Esin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[anlamak]]></category>
		<category><![CDATA[dinlemek]]></category>
		<category><![CDATA[duyma]]></category>
		<category><![CDATA[duymak]]></category>
		<category><![CDATA[duyumsama]]></category>
		<category><![CDATA[sözler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.exlibrary.com/?p=709</guid>
		<description><![CDATA[Başkaca diyeceklerim var elbette
Ama önce duyduklarını bir dinle
Dinlemediklerin yoldaymış
Bana haber saldılar
Ben onları söylemeden
Kendileri geleceklermiş
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Başkaca diyeceklerim var elbette<br />
Ama önce duyduklarını bir dinle<br />
Dinlemediklerin yoldaymış<br />
Bana haber saldılar<br />
Ben onları söylemeden<br />
Kendileri geleceklermiş</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.exlibrary.com/edebiyat/demem-o-ki/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
